Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.08.1991 tarihinde Eskişehir 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı fabrikasında uçak montaj teknisyeni olarak çalıştığını, sendikalı olduğunu, toplu iş sözleşmesine göre ücretinin belirlendiğini, Eskişehir Motor Meslek Lisesi mezunu olduğunu, davalı işyerinde işe başlamadan önce başka işyerlerinde aynı işi icra ettiğini, dava dışı Alçın Mobilya San Şti.nde 01.06.1983-01.03.1984 tarihleri arasında, dava dışı Toprak Seramik AŞ'de 15.06.1987- 22.05.
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.08.1991 tarihinde Eskişehir 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı fabrikasında uçak montaj teknisyeni olarak çalıştığını, sendikalı olduğunu, toplu iş sözleşmesine göre ücretinin belirlendiğini, Eskişehir Motor Meslek Lisesi mezunu olduğunu, davalı işyerinde işe başlamadan önce başka işyerlerinde aynı işi icra ettiğini, dava dışı Alçın Mobilya San Şti.nde 01.06.1983-01.03.1984 tarihleri arasında, dava dışı Toprak Seramik AŞ'de 15.06.1987- 22.05.1991 tarihleri arasında çalıştığını, ilgili çalışmalarını bildirmesine rağmen davalı işyeri tarafından derece ve intibakının yapılmadığını, bu mağduriyetler nedeniyle işyeri ve sendika arasında protokol yapıldığını, protokol kapsamında da derece ve intibakının yapılmadığını ileri sürerek davacının 13. dereceden işe başlaması gerektiğine dair tespit ile derece ve intibaktan kaynaklanan fark ücret, ilave tediye ve ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; hükmedilen fark ikramiye ve fark ücret alacaklarında faiz başlangıç tarihi noktalarındadır. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Hüküm altına alınan fark ikramiye alacağında faiz başlangıç tarihi bozma kapsamı dışında kaldığından, usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak fark ikramiye alacağında hükmedilen miktara, bozma öncesinde hükme esas alınan 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda her ay için belirlenen ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalıdır. 3. Bozma sonrasında yapılan yargılamada, Mahkemece toplu iş sözleşmesinde belirli bir ödeme tarihi öngörülmediği gerekçesiyle ücret farkı alacağına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de bu kabul yerinde değildir. Zira davacı dava dilekçesinde ücret alacağına toplu iş sözleşmesi doğrultusunda her ay için ayrı ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faizi ile, aksi kanaat hâlinde ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Dosya kapsamından davacı tarafından intibak ve ödemelerin yapılması için davalı işverene 21.12.2017 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği ve dava açılmadan önce davalının temerrüde düşürüldüğü ancak bu belgenin Dairece yapılan temyiz incelemesi sırasında gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır. İlgili ihtarnamede "..ücret alacağının; iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren derhal müvekkilin bilinen banka hesabına veya vekil olarak tarafımıza derhal ödenmesi.." şeklinde talepte bulunulmuştur. Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür. Açıklanan nedenlerle fark ücret alacağına dava ve ıslah tarihi yerine ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 22.12.2017 tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. 4. Diğer taraftan davanın kısmen kabulüne karar verilmesine ve yargılama giderleri de buna göre paylaştırılmasına rağmen hüküm fıkrasında davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulması da yerinde görülmemiştir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.