Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Eskişehir 1. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Kalite Güvence Başkanlığı Kimya Laboratuvarında çalıştığını, sendika üyesi olduğunu, kimya laboratuvarında gelen numunelerin son kontrollerini yaptığını, sonrasında uygun/ret, veya faal/gayri faal olarak raporladığını, raporuna mühür, imza ve kaşe basarak sorumluluk yüklendiğini, yaptığı iş gereği idareci primi alacaklarının tahsili nedeniyle daha önce açtığı davanın kabul ile sonuçlanıp kesinleştiğini, ardın
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Eskişehir 1. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Kalite Güvence Başkanlığı Kimya Laboratuvarında çalıştığını, sendika üyesi olduğunu, kimya laboratuvarında gelen numunelerin son kontrollerini yaptığını, sonrasında uygun/ret, veya faal/gayri faal olarak raporladığını, raporuna mühür, imza ve kaşe basarak sorumluluk yüklendiğini, yaptığı iş gereği idareci primi alacaklarının tahsili nedeniyle daha önce açtığı davanın kabul ile sonuçlanıp kesinleştiğini, ardından davacının yaptığı iş aynı olmasına, herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen işverence daha önce verilen Q mührünün alınarak, yerine M mührü verildiğini, mühür adı değişse de yapılan işin değişmediğini, müvekkiline idareci primlerinin ödenmemesinin usul, kanun ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek toplu iş sözleşmesinin 52. maddesinin (d) bendi gereği idareci primi alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davacının idarecilik primine hak kazanmadığı ve talebin reddi gerektiği yönündeki bozma ilâmına uygun karar verilip verilmediği noktasındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.