T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:31/03/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:31/03/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili aleyhine 13.01.2021 tarihinde Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış olup takibin dayanağı olarak 15.10.2019 düzenleme 30.06.2020 vade tarihli 51.500,00 TL bedelli bir adet senediğini gösterildiğini, bu senet üzerinden asıl alacak miktarı 51.500,00 TL, 3.017,69 TL işlemiş faiz , 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 165,50 TL ihtiyati haciz karar harcı olmak üzere toplam 55.747,69 TL tutarında takip başlatıldığını, takibe konu edilen senedin haksız bir kazanç sağlama iradesi ihtiva ettiğini, senedin tanziminin hukuka ve kanuna uygun şekilde gerçekleşmediğini, bu gerekçeyle karşı yan aleyhine ve diğer şüpheliler hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet başvurusunda bulunulduğunu, müvekkili ...'nın kendi adı ve hesabına market işletmekteyken toptan şekilde marketine mal ve ürün satışı yapan dava dışı ...'e olan borcu sebebiyle 70.000,00 TL değerinde bir senet imzalayarak verdiğini, müvekkili ... söz konusu borcu ödeme noktasında zorlanınca ...'in müvekkili ve ailesine markete ortak olarak, borçtan vazgeçeceğini teklif olarak sunduğunu, müvekkili ve ailesinin senede konu olan borcu ödeme imkanlarının düşük olması ve maddi imkansızlıklar nedeniyle bu teklife olumlu cevap vererek davalı ... ile ortaklık kurma noktasında irade gösterdiklerini, müvekkillerine ait bir dairenin müvekkillerinin borçları nedeniyle icra yoluyla satıldığını, müvekkillerinin söz konusu dairenin mülkiyetini bu sebeple kaybettiklerini, müvekkili ... ile kendisini Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtan ...'in öncelikle tanışarak dairenin nasıl alınabileceği hakkında konuştuklarını, müvekkilinin babası ...'yı görüşmek üzere çağırdığını, kendisinin ehliyet ve maliye borçları için toplam 10.300,00 TL istediğini, ...'nın durumunun müsait olmadığı gerekçesiyle bu parayı ödeyemeyeceğini, ama belki ilerleyen günlerde durumu olursa yardım etmeye çalışırım diyerek o anda bu teklifi reddettiğini, davalı ...'in bu taahhütleri yerine getirmediği gibi ... Almanya'ya döndüğünde kızı ...'dan almış olduğu 51.000,00 TL değerindeki senedi icraya koyduğunu, davalının haksız kazanç sağlamak gayesiyle takibe giriştiği senedin hukuken hile ve cebren edinilmiş olup cezai açıdan nitelikli dolandırıcılık suçunun maddi ve manevi şartlarını ihtiva ettiğini, müvekkili aleyhine hukuki mesnetten yoksun olarak başlatılan icra takibine karşı bu menfi tespit davasını ikame etme zorunluluklarının doğduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama süreci boyunca Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin tedbiren durdurulmasına, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişmiş olması nedeniyle takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; müvekkilinin emlak işiyle uğraştığını, davacı taraf ile 2019 yılı ortalarında emlak işi yapan meslektaşı ... vasıtasıyla tanıştığını, zamanla aralarında bir samimiyet oluştuğunu, müvekkilinin avukat çevresi olduğu için davacı tarafın davalı müvekkiline hukuki bir konuda yardımcı olmasını rica ettiğini, davacı tarafın, davalı müvekkili tarafından Av. ...'a yöndendirildiğini, bunun aksi yönündeki davacı tarafın iddialarının soyut ve gerçeklikten uzak olduğunu, davalı müvekkilinin kendisini savcı olarak tanıtması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafından davalı müvekkilinin bilgisi olmaksızın davalı müvekkili üçüncü şahıslara savcı olarak tanıtılmış olup alacaklıların korkutulmaya çalışıldığını, davacı tarafın davalı müvekkilin kendisini savcı olarak tanıtarak icra yolu ile satılan dairenin geri kazanılması için davacı tarafın babasından 6.000,00 Euro ödeme yapmasını istediği yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı taraf ile davalı müvekkili arasında bir dönem gönül ilişkisi yaşandığını, davacı tarafından davalı müvekkiline doğum günü hediyesi olarak cep telefonu hediye edildiğini, davacı tarafın davalı müvekkilinin nitelikli dolandırıcılık ve yağma suçu niteliğinde eylemleri olduğu yönündeki iddialarını kabul etmediklerini belirterek davacı tarafın davasının usulden ve esastan reddine, neticeten davacı tarafın haksız, hukuki dayanaktan yoksun, soyut ve dayanaksız davasının tüm talepleri yönünden ayrı ayrı reddine, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, haksız ve kötüniyetli olan davacı taraf aleyhine takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Kambiyo senetlerinden olan bono arkasındaki temel ilişkiden bağımsız, mücerret borç ikrarı içeren senetlerden olup, ödeme vasıtasıdır. Senetle ispat kuralı gereği kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasının kesin delillerle ispat edilmesi gereklidir. HMK 201. maddesine göre; senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin kesin delille ispat edilmesi gerekmektedir. Bononun bağımsız borç ikrarını içermesi, bono üzerinde imzanın keşideciye ait olması ve bedelsizlik iddialarının HMK 201. maddesi gereği yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından dosya kapsamına iddialarını ispatlar nitelikte herhangi bir yazılı belge ibraz edilmediği, davacı tarafın hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla, davacı davasını ispat edemediğinden davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, TCK kapsamında hem senet yağması hem de nitelikli dolandırıcılık suçlarının mağduru konumunda olduğunu, davalının haksız kazanç sağlamak gayesiyle takibe giriştiği senedin hukuken hile ve cebren edinilmiş olduğunu, cezai açıdan nitelikli dolandırıcılık suçunun maddi ve manevi şartlarını ihtiva ettiğini, takibe konu edilen senedin davalı tarafından hile ve cebren elde edildiğini, senedin içeriğini oluşturacak borcun kaynağının bulunmadığını, senedin senet yağması suçu sonucunda tanzim ettirildiğini, bu taleplerini Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’na da şikayet yoluyla ilettiklerini, senedin kanuna ve hukuka uygun olarak tanzim edilen bir senet hüviyetinde bulunmadığını, senedin haksız bir kazanç sağlama gayesiyle müvekkillerin aldatılması suretiyle oluşturulduğunu ısrarla belirttiklerini, usulsüz tebligatlar neticesinde dava konusu icra takibinin haksız şekilde kesinleştiğini, takip konusu senet hukuka aykırı elde edildiği için davalının kesinlikle hak sahibi konumunda olmadığını, dava konusu senede dayanan takibin kesinleşmesinin usulsüz ve hukuka aykırı tebligatlar neticesinde gerçekleştiğini, dolayısıyla müvekkillerinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının zedelendiğini, haksız şekilde takibin kesinleşmesi ve haciz işlemlerinin icra edilmesi neticesinde müvekkilinin mağdur konumunda olduklarını, bu noktada suç teşkil eden dolandırıcılık ve korkutma-tehdit eylemleri neticesinde elde edilen kıymetli evrakların geçerli bir alacak-borç ilişkisi yaratmayacağının Yüksek Mahkeme tarafından da kabul edildiğini, müvekkili aleyhine hukuki mesnetten yoksun olarak başlatılan icra takibine karşı menfi tespit davasını ikame etme zorunluluklarının doğduğunu, haksız bir şekilde Yerel Mahkemede davanın reddedildiğini, davalının, açıkça müvekkilinin güvenini kötüye kullanarak müvekkilinden haksız kazanç sağlamak adına öncelikle senet elde ettiğini, akabinde de bu senedi haksız olarak icraya konu ettiğini, bu eylemleri yaparken de TCK kapsamında nitelikli dolandırıcılık ve yağma suçlarının vücut bulmasına mahal veren eylemler ve ifadelere başvurduğunu, kambiyo senetlerinin de korkutma suretiyle elde edilebileceği ve korkutma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceğini, Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerinde irade bozukluğunu düzenleyen hükümleri dikkate alındığında senet tanzim edilirken irade bozukluğu halinde, senetteki iradenin sahibini bağlamadığının veya senede yansıyan iradenin ona ait bir irade olarak kabulünün mümkün olmayacağının ya da senet, borçlu tarafından keşide veya ihraç edilmediği için onun sorumlu tutulamayacağının açıkça belirtildiğini, kambiyo taahhüdünde bulunulmasında iradeyi sakatlayan sebepler varsa borçlunun isnat defilerini her zaman, herkese karşı ileri sürebileceğini, iradeyi sakatlayan ve kambiyo senedinin geçersizliğine sebebiyet veren hallerden birisinin de senedin tehditle düzenlenmesi olduğunu, tehditin bir kimsenin hal ve mevkiine nazaran kendisinin veya yakın akrabasından birinin hayat veya şahıs yahut namus veya mallarının ağır ve derhal vuku bulacak bir tehlikeye maruz kalması olduğunu, böyle bir tehdit altında sözleşme yapmak zorunda kalan kimse için o sözleşmenin hüküm ifade etmeyeceğini, müvekkilinin de maruz kaldığı tehdit dolayısı ile iradesi sakatlanması sonucunda söz konusu senedi zorla düzenlemek zorunda kaldığını, davalı tarafın başlatmış olduğu haksız icra takibinin müvekkili açısından telafisi imkansız zararlar doğurduğunu, müvekkilinin iradesinin sakatlanması sonucunda düzenlemiş olduğu kambiyo senedinin geçersizliğinin tanıkla ispatlanmasının mümkün olduğunu, 03.02.2023 tarihli duruşmada tanık ...'ın "...davacının babasının Almanya'dan bu parayı gönderdiğini duymuştum, fakat sonradan bu senet davalının eline tekrar geçmiş, senedin davalının eline nasıl geçtiğini bilmiyorum, davacıdan duyduğum kadarı ile davalı kendisini savcı olarak tanıtıp fatmanın önceki erkek arkadaşı ... adlı şahsın ...'nın evini sattırması sonucunda bu evi kurtarmak için ...'nın bu senedi davalıya verdiğini duymuştum." şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı tarafın kendisini savcı olarak tanıtarak kamuya duyulan güveni suistimal ederek kendisine haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davalı tarafın kendisini Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtması sonucunda müvekkilinin babası olan ...'ten icra yolu ile satılan dairelerin geri kazanılması için ... marka telefon ve 6.000,00 Euro tutarında haksız ve kötüniyetli ödeme aldığını ve karşılığında senet tanzim edildiğini, davalı tarafın müvekkilinin babasından ehliyet ve maliye borçları için de 10.300,00 TL para istediğini, bu senede ek olarak müvekkilinden 51.000,00 TL değerinde bir senet daha aldığını, tanık beyanı dikkate alındığında bu senetlerin tehditle düzenlenmesi mutlak defi mahiyetinde olduğu için herkese karşı ileri sürülebileceğini ve mahkeme tarafından resen dikkate alması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dava konusu bononun kambiyo senedi niteliğini haiz olup sebepten mücerret olduğu, senedin nakden kaydını içerdiği, senetteki nakden kaydının talil edilmesinin de söz konusu olmadığı, kambiyo senedinden kaynaklı işbu menfi tespit davasında ispat yükünün davacı borçlu üzerinde olduğu, davacı dava konusu senedin davalı tarafından hile ve tehditle imzalatıldığını ileri sürmüş ise de bu hususta dosya kapsamında dinlenen davacı tanığı ...'ın tüm beyanlarının davacıdan duyuma dayalı olduğu, görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, dava konusu iddialar ile ilgili olarak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında davacı ... ve davacının babası ... tarafından yapılan şikayet üzerine şüpheliler ... ve davalı ... hakkında dolandırıcılık suçundan yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, verilen karara itiraz edilmesi üzerine Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 11/08/2022 tarihli ... D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği ve böylece takipsizlik kararının kesinleştiği, sonuç olarak davacı tarafça hile ve tehdit iddiasının usulünce ispat edilemediği anlaşıldığından Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30/12/2025 ...