Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Holding Anonim Şirketine (... Holding Şirketi) bağlı diğer davalılarla birlikte oluşturulan iş organizasyonu kapsamında ...'da altın arama ve çıkarma faaliyeti işinde sosyal güvenlik sistemine tâbi olmaksızın, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, davalılar arasında organik bağ olduğunu, gerek davacının gerekse birlikte aynı işyerinde aynı işi yapan diğer işçilerin tüm işe alım süreçleri, işin yürütülmesinde emir ve talimatl
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Holding Anonim Şirketine (... Holding Şirketi) bağlı diğer davalılarla birlikte oluşturulan iş organizasyonu kapsamında ...'da altın arama ve çıkarma faaliyeti işinde sosyal güvenlik sistemine tâbi olmaksızın, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, davalılar arasında organik bağ olduğunu, gerek davacının gerekse birlikte aynı işyerinde aynı işi yapan diğer işçilerin tüm işe alım süreçleri, işin yürütülmesinde emir ve talimatlar, izin süreleri ve sair çalışma şartlarının belirlenmesi, düzenlenmesi, değiştirilmesi, iş sözleşmesinin sonlandırılması süreçlerinin davalılarca müşterek hâkimiyetle yürütüldüğünü, davacının çalışmasının 10 hafta çalışıp 2 hafta Türkiye'ye dönmesi şeklinde ayarlandığını, çalışmasının haftanın 7 günü ve günlük 12 saat olduğunu, davacıya son ay ücretinin de ödenmediğini, tüm süre boyunca asgari geçim indirimi tutarlarının da ödenmediğini belirterek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi ve bakiye ücret alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma alacağının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.