T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1645 - 2026/269 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1645 KARAR NO : 2026/269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2024 NUMARASI : 2023/43 Esas - 2024/347 Karar DAVACI : SİGMA TRADİNG DEMİR VE ÇELİK TİCARET L…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1645 - 2026/269 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1645 KARAR NO : 2026/269 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/06/2024 NUMARASI : 2023/43 Esas - 2024/347 Karar DAVACI : SİGMA TRADİNG DEMİR VE ÇELİK TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... DAVALI : APLUSGEO TEKNİK TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/01/2023 KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 16/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket TMPVC5 kodlu VINNOLIT 68 CF ürününden 90.000KG kadarının satışı üzerine anlaşma sağladıklarını, anlaşmaya istinaden APG... numaralı, 04/10/2022 tarihli ve KDV dahil 2.110.535,65 TL bedelli fatura düzenlenerek 06/10/2022 tarihinde davacı şirkete iletildiğini, davalı tarafın taraflar arasında satışı konusunda anlaşılan ürünleri teslim etmemesine rağmen söz konusu faturanın açıklamasına mallar fabrikada teslim edildiğinden irsaliye düzenlenmiştir irsaliye yerine geçer yazdığı ve teslimini henüz gerçekleşmemiş ürünlerin faturasını davacı şirkete ilettiğini, davacının faturaya ve davalı şirket ile aralarındaki güven ilişkisine istinaden aynı gün fatura bedeli olan 2.110.535,65 TL'yi davalı şirkete ödediğini, ilgili faturanın kendilerine iletilmesini takip eden 6. gün içerisinde davalı şirkete SG... fatura numaralı, 12/10/2022 tarihli ve aynı bedelli iade faturası düzenlediğinini, müvekkilinin yine aynı gün Beyoğlu 52. Noterliğinden davalı şirkete 12/10/2022 tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarname çekerek malların teslim edilmediği halde faturada teslim edilmiş olarak gösterildiğini ve ödenen tutarın iade edilmesi gerektiğini bildirdiğini, davalı şirket ile defalarca telefon da görüşüp malları teslim etmesi veya ödenen paranın iade edilmesi talebinde bulunulduğunu ve davalı şirketin bu taleplerini reddettiğini ve davacı müvekkilinin tüm çabalarının boşa çıktığını, davacının, davalı aleyhine Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/112532 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı borçlunun söz konusu takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ederek icra takibinin durmasına sebep olduğunu belirterek Kocaeli İcra Dairesi'nin 2022/112532 Esas sayılı dosyası dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, icra takibine kötüniyet ile itiraz eden davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; "Kaneka Em235 Pvc" marka model pvc ürününün satışına dair varılan mutabakat dolayısıyla davalının 20/09/2022 tarihli ve APG... fatura numaralı, 7.449.400,77 TL bedelli fatura tanzim ederek ticari fatura senaryo tipli e faturayı e fatura uygulaması marifetiyle davacıya ulaştırdığını, her ne kadar malların satışına dair taraflar arasında mutabakat sağlanmış olsa da faturaya konu malların Singapur menşeli ürünler olduğunu, şirket ihtiyacını karşılamadığını, Fransız menşeli pvc ürüne ihtiyacı olduklarını belirtmek suretiyle e fatura uygulaması marifetiyle davacıya ulaştırılan söz konusu faturayı e fatura sistemi üzerinden kabul etmeyip reddettiğini, bu doğrultuda satış gerçekleşmemiş ve söz konusu faturanın iptal edildiğini, bunun üzerine davacıların talep konusu ettikleri Fransız menşeli pvc ürünü olan "Vinnolit 68 CF" ürünün satışının yaklaşık 15 gün sonra 04/10/2022 tarihinde APG... fatura numaralı, 2.110.535,65-TL bedelli faturaya istinaden davalı tarafından davacı şirkete gerçekleştirildiğini, faturanın davacı şirket tarafından 06/10/2022 tarihinde mali mühür çerçevesinde kendi inisiyatifleriyle elektronik imzalı olarak e fatura sistemi üzerinden kabul edildiğini, "Mallar fabrikada teslim edildiğinden irsaliye düzenlenmemiştir. İrsaliye yerine geçer" şerhini havi iş bu faturanın davacıların malları teslim alması sonrası fatura tarihinden 2 gün sonra 06/10/2022 tarihinde mali mühür çerçevesinde kendi inisiyatifiyleriyle elektronik imzalı olarak e fatura sistemi üzerinden kabul edildiği ve aynı tarihte "APG... fatura ödemesi" açıklamasıyla fatura bedelinin davalı şirkete defaten ödendiğini, davacının fatura konusu malları teslim almadığı beyanını dayanaksız ve haksız olduğunu, Beyoğlu 52. Noterliği'nin 12.10.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı, ihtar eden sıfatıyla ... isimli gerçek kişinin göndermiş olduğu ihtarname ihtarnamede yer verdiği beyanlar ile ihtarname ekinde mevcut temel faturanın bir gerçekliğinin olmadığını, davalı şirket tarafından Kartepe 1. Noterliği'nin 14.10.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı "fatura itirazı" konulu ihtarnamesi ile söz konusu fatura ve ihtarnameye açıkça itiraz edildiğini belirterek davanın reddine, davacının takibinde açıkça haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece; salt ödeme yapılmasının bir borca ilişkin olduğunu ve alış-verişin aynı anda yapılması gerektiği ve karşı tarafa yemin metni sunulmamasını red kararına gerekçe yapıldığını, ancak davacı şirketçe malların teslim edilmediği şerhini içeren iade faturası düzenlendiği, aynı gün Noter marifetiyle faturaya itiraz edildiğini ve malların teslim edilmediğinin davalıya bildirildiği, bilirkişi raporlarında davalının mal teslimi iddiasının belge eksikliği ve usule aykırılık dolayısıyla mali mevzuata aykırı olduğu, davacı müvekkilin haklılığının tespit edildiği ve malların teslimi hususunda, ispat yükü kendisine düşmeyen tarafın yemin teklif etmesinin doğru olmadığı, karşı tarafça yemin edilse dahi geçerli olmayacağı gözetilmeden; bilirkişi raporlarının aleyhe neticelenmesine binaen davalı tarafça manidar bir biçimde 1,5 yıl sonra mahkemeye sunulan sahte imza içeren belge hakkında gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan, ticari ilişkinin nasıl geliştiğine şahit olan ilgili kişilerin bilgisine başvurulmadan, bilirkişi raporlarının açıkça aksine olacak şekilde hüküm kurulmasının kanuna ve usule aykırı olduğunu, bir diğer hususun ise, 26/01/2023 tarihli tensip zaptında davacı tarafından tanık bildirilmesi istenmiş ve süresi içinde hangi hususta tanıklık yapacakları da belirtilmek suretiyle usulüne uygun delil dilekçesi sunmamıza rağmen; yargılamaya konu ihtilaflı hususlarda ticari ilişkinin bizzat içerisinde bulunan, nasıl ve hangi şartlarla ilerlediğine vakıf olan tanıkların yerel mahkemece dinlenilmeyip ayrıca yeterli inceleme yapılmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yasal zemin ve yüksek yargı kararları açık olup, ısbat külfetinin davacı yanca olması nedeni ile ilk derece mahkemesi tarafından bu doğrultuda davacı tarafa yemin delili hatırlatıldığını, davacı taraf süresi içerisinde yemin teklifi sunmadığını, bu şekilde davacı yanca dava ispatlanamadığını beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2024 Tarih - 2023/43 Esas - 2024/347 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında PVC hammaddesi niteliğindeki ürünlerin satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davalı şirket tarafından 04/10/2022 tarihli KDV dahil 2.110,535,65-TL bedelli faturanın düzenlenerek e-fatura sistemi üzerinden davacıya gönderildiği, davacı şirket tarafından söz konusu faturanın mali mühür kullanılarak elektronik ortamda kabul edildiği ve akabinde fatura bedelinin davalı şirkete ödendiği, ödenen bedel karşılığı davalı tarafından malların teslim edilmediği iddiasıyla ödenen bedelin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, fatura konusu edilen malların davacıya teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde). İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar). İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı). Eldeki davada; tarafların 2022 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, düzenlenen bilirkişi raporlarında; dava konusu 04/10/2022 ve 2.110.535,65 TL bedelli faturada her ne kadar "mallar fabrikada düzenlenmemiştir, irsaliye yerine geçer" ibaresinin yer aldığı görülmekte ise de faturaya konu malların davacıya teslim edildiğine dair dosya kapsamında irsaliye, teslim tutanağı veya benzeri nitelikte herhangi bir belgenin bulunmadığı ayrıca ithal ürün niteliğindeki malların davacıya antre depodan mı yoksa davalı şirket fabrikasından mı teslim edildiği hususunda taraf beyanlarının çelişkili olduğu, bu nedenle fatura üzerinde yer alan söz konusu ibarenin tek başına malın teslim edildiğin ispata yeterli olmadığı şeklinde görüş belirtildiği, yine, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında dava konusu faturanın banka havalesi ile tahsil edildiğinin kayıtlı olduğu, buna karşılık davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında söz konusu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edildiği ve davalı şirket adına aynı bedelli iade faturası düzenlendiği, yapılan mahsup kayıtları sonucunda davalı şirketin takip tarihi itibarıyla davacı şirkete 2.110.535,65 TL borçlu göründüğü yönünde görüş belirtildiği, ayrıca, davalı şirket tarafından faturaya konu malların davacıya teslim edildiğini gösterir imzalı e-fatura çıktısı, teslim belgesi veya benzeri nitelikte bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, bu nedenle mal tesliminin ispat edilemediği ve davacı tarafından yapılan ödemenin bedelsiz kaldığı yönünde değerlendirmede bulunulduğu, davanın kabulü halinde davalı şirketin davacıya 2.110.535,65 TL borçlu olduğu bulunduğu şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Eldeki davada, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava konusu faturanın "mallar fabrikada teslim edildiğinden irsaliye düzenlenmemiştir, irsaliye yerine geçer" ibaresini içerdiği, faturanın e-fatura sistemi üzerinden davacı şirket tarafından elektronik imza ile kabul edildiği ve fatura bedelinin de davacı tarafından aynı açıklama ile ödendiği görülmektedir. Ticari hayatın gerekleri ve yerleşik yargısal uygulamalar uyarınca, ticari defter ve kayıtlarla uyumlu şekilde düzenlenen ve karşı tarafça süresi içinde itiraz edilmeksizin kabil edilen faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığına ve içeriğine karine teşkil ettiği kabul edilmektedir Nitekim yerleşik uygulamada, faturanın tebliğinden itibaren makul sure içerisinde itiraz edilmemesi veya faturanın elektronik sistem üzerinden kabul edilmesi halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağı, bu durumda faturaya konu işlemin aksini iddia eden tarafın iddiasını güçlü ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir. Eldeki davada, davacı, malların teslim edilmediğini ileri sürmüş ise de bu iddiasını ispatlayabilecek nitelikte yazılı veya teknik bir delili dosya arasına sunabilmiş değildir. Buna karşılık davacı şirketin faturayı e-fatura sistemi üzerinden kabul ettiği ve fatura bedelini aynı açıklama ile davalı sigorta şirketine ödediği sabittir. Davacının daha sonra düzenlediği iade faturası ve gönderdiği ihtarnamenin ise tek başına teslimin gerçekleşmediğini ispata yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, bilindiği üzere havale bur ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun ifasına karine teşkil eder, bu karinenin aksini ileri süren havaleci, yani ödeme yapan taraf, ödemenin başka bir hukuki sebebe dayandığını ispatla yükümlüdür. Bu durumda davacı tarafça yapılan ödemenin ileride teslim alınacak mal karşılığı olarak gönderildiği yönündeki iddianın davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Yine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207. maddesi uyarınca sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça veya aksine bir adet mevcut olmadıkça satıcı ile alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Satım sözleşmelerinde asıl olan peşin satış olup, bu durumda mal ile bedelin aynı anda verilmesi esastır. Bu kuralın aksini ileri süren tarafın iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekmektedir. Eldeki davada, davacı tarafından yapılan ödemenin açıklama kısmında "APG....69" numaralı fatura ödemesi ibaresinin yer aldığı, bu haliyle ödemenin dava konusu faturaya istinaden gerçekleştirildiğinin açık olduğu anlaşılmışsa da yukarıda da değinildiği gibi, aynı anda ifa kuralı gereğince davacının bu kuralın aksini yazılı delille ispat edemediği, bunun üzerine de mahkemece davacıya yemin hakkının hatırlatıldığı, davacının süresi içerisinde yemin hakkını kullanmadığı, böylelikle davacı tarafından ispat yükünün yerine getirilemediği görüldüğünden, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*