T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/619 KARAR NO : 2025/1616 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2023 NUMARASI : 2022/136 Esas - 2023/1140 Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tesp…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/619 KARAR NO : 2025/1616 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2023 NUMARASI : 2022/136 Esas - 2023/1140 Karar DAVACI : ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/08/2020 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 28/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıdan borç para aldığını, sonrasında ödemiş olmasına rağmen davalının davacıyı kaçırarak, cebir, şiddet ve tehdit kullanarak dava konusu senetleri imzalattığını, senetlerin bir kısmını Gebze İcra Müdürülüğü'nün 2020/26333 Esas sayılı dosyasında icra takibine koyduğunu, kalan senetlerin ise icraya henüz verilmediğini, senetlerin gerçek bir alacağa dayanmadığını, davacının rızası dışında zorla ve baskı ile imzalattırıldığından bonoların bedelsiz kaldığını, davacının davalıdan toplam 67.592,00-TL aldığını, borcun tamamını banka aracılığıyla ödediğini, ancak davalının, davacıya cebir, şiddet ve tehdit kullanarak zorla sekiz adet toplamda 140.000,00-TL tutarında bono imzalattırdığını, davacının polis merkezine şikayette bulunduğunu, söz konusu bonoların ve icra takiplerinin iptal edilmesi gerektiğini belirterek davacının 70.000,00-TL bedelli ve vade ve diğer unsurları boş olan bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile bonoların iptaline, Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/26333 Esas sayılı dosyası ile icraya konulan bonoların ve icra takiplerinin iptaline, söz konusu icra takibindeki bonolar nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalıdan140.000,00-TL borç aldığını, borcunun bir kısmını ödediğini, ödeme yaptığı kısım ile ilgili herhangi bir senet düzenlenmediğini, davalının zorla senet imzalattırmadığını, davalının davacının kendisinden aldığı paraları resmiyete kavuşturmak için senet vermesini istediğini belirterek davanın reddine, davalı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Anayasa'nın ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında vücut bulduğu üzere mahkeme kararlarının gerekçeli olması amir hükmü karşısında sayın mahkemenin kararının gerekçesinin fiili durumun tespitinden ibaret olduğu açık olduğunu, bu itibarla hukuki bir gerekçeye dayanmayan kararın bozulması gerektiğini, sayın mahkemenin kararında davalı tarafın beyanlarının esas alındığı açıkça görüldüğünü, sayın mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun davanın esası ile ilgisi bulunmadığından kabul edilemeyeceğini, yine sayın mahkemece 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/473 sayılı dosyası konusunun tehdit olduğu, dava konusu ile ilgili olmadığı yönündeki gerekçesi de kabul edilemeyeceğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2023 Tarih - 2022/136 Esas - 2023/1140 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davalı tarafından, davacı aleyhine Gebze İcra Dairesi'nin 2020/26333 esas sayılı dosyası ile 22.11.2019 vade ve 14.000,00 TL bedelli, 10.12.2019 vade ve 5.000,00 TL bedelli, 06.01.2020 vade ve 10.000,00 TL bedelli, 01.01.2020 vade ve 10.000,00 TL bedelli, 22.11.2019 vade ve 2.500,00 TL bedelli, 10.11.2019 vade ve 15.000,00 TL bedelli, 06.12.2018 vade ve 12.500,00 TL bedelli bonolara istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmasına üzerine, davacı tarafından eldeki davanın açıldığı ve açılan davada bono nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafından davanın reddinin istenildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan Gebze İcra Dairesi'nin 2020/26333 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklının, davacı borçlu aleyhine keşidecisi ..., lehdarı ... olan 01/10/2018 düzenlenme, 06/12/2018 ödeme tarihli 12.500,00.-TL bedelli bono, 27/10/2019 düzenlenme, 10/11/2019 ödeme tarihli 15.000,00.-TL bedelli bono, 12/11/2019 düzenlenme, 22/11/2019 ödeme tarihli 2.500,00.-TL bedelli bono, 17/08/2019 düzenlenme, 22/11/2019 ödeme tarihli 14.000,00.-TL bedelli bono, 20/09/2019 düzenlenme, 10/12/2019 ödeme tarihli 5.000,00.-TL bedelli bono, 10/06/2019 düzenlenme, 01/01/2020 ödeme tarihli 10.000,00.-TL bedelli bono, 10/11/2019 düzenlenme, 06/01/2020 ödeme tarihli 10.000,00.-TL bedelli bonoya daya 69.000,00-TL asıl alacak, 6.535,02.-TL işlemiş faiz, 138,00.-TL bono komisyonu olmak üzere toplam 75.673,02.-TL alacağın tahsili için kambiyo senedine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan 03.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya içerisinde yer alan mahkeme kasasına alınan tutanak fotokopileri incelendiğinde 5 adet tutanak olduğu ve toplam bedellerinin 56.500,00-TL olduğu ve bu tutanaklara ait 01/10/2018 düzenlenme, 06/12/2018 ödeme tarihli 12.500,00.-TL bedelli bono, 27/10/2019 düzenlenme, 10/11/2019 ödeme tarihli 15.000,00.-TL bedelli bono, 12/11/2019 düzenlenme, 22/11/2019 ödeme tarihli 2.500,00.-TL bedelli bono, 17/08/2019 düzenlenme, 22/11/2019 ödeme tarihli 14.000,00.-TL bedelli bono, 20/09/2019 düzenlenme, 10/12/2019 ödeme tarihli 5.000,00.-TL bedelli bono, 10/06/2019 düzenlenme, 01/01/2020 ödeme tarihli 10.000,00.-TL bedelli bono, 10/11/2019 düzenlenme, 06/01/2020 ödeme tarihli 10.000,00.-TL bedelli bonoların düzenlendiği, takibe konu olan toplam 69.000,00-TL bonoların içerisinde 01.01.2020 vade ve 10.000-TL bedelli, 22.11.2019 vade ve 2.500-TL bedelli bonolara ait tutanakların dosya içerisinde olmadığı, dosya içerisinde yer alan banka dekontları incelendiğinde, davalı tarafın davacı tarafa yapmış olduğu ödemelerin tutarının 44.942,87-TL olduğu, dava dilekçesi ekinde yer alan QNB Finansbank A.Ş. dekontta ... ...’a 13.000,00-TL havale yaptığının görüldüğü, QNB Finansbank A.Ş. tarafından gönderilen banka dekontları arasında yer almadığından yukarıdaki listeye eklenmediği, sayın mahkemenin bu dekontun da eklenmesine karar vermesi halinde, davalı tarafın davacı tarafa yapmış olduğu ödemelerin toplam tutarının 57.942,87-TL olduğu, dosya içerisinde yer alan banka dekontları incelendiğinde, davacı tarafın davalı tarafa yapmış olduğu ödemelerin tutarının 85.750,00-TL olduğu, dosya içerisinde yer alan takibe konu olan bonoların vadesinde ve tutarlarında yapılan herhangi bir ödeme dekontuna rastlanmadığı, davacı tarafın, davalı tarafa 69.000,00-TL anapara 7.244,62-TL faiz olmak üzere toplam borcunun 76.244,62-TL olduğu yönünde görüş belirtilmiş olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının icra takibine konu senetler dolayısıyla davalıya borçlu bulunup bulunmadığı, senetlerin davacıya zorla imzalatılıp imzalatılmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar). İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır. Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. İspat yüküne yönelik bu açıklamaların kambiyo senedi ve bononun hukuki niteliğine ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak bu hususa da kısaca değinilmesinde yarar görülmüştür. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları 6102 sayılı TTK’nın 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konulabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Nihayet, “nakden” ibaresi bulunan bir bonoda paranın verildiği, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının parayı verdiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, paranın verilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. Somut olayda, davacı taraf bonoların davalı tarafça kendisinden zorla ve tehdit suretiyle alındığını bu nedenle bonoların bedelsiz olduğunu davalı taraf ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını ileri sürmüştür. Eldeki davada davacı ile davalı arasında ödünç verme ilişkisi bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç para verildiği, bu ilişkinin her iki tarafın kabulünde bulunduğu ve bu yönden bir ihtilafın taraflar arasında bulunmadığı; ancak davalı tarafından davacıya verilmiş olan borç paranın miktarı ile geri ödenen miktar konusunda tarafların anlaşamadıkları tüm dosya kapsamıyla sabit görülmüştür. Dosya arasına sunulan bilirkişi raporunda dosya kapsamındaki belgeler doğrultusunda davalı tarafından davacıya bir kısım para verildiği ve buna karşın tutanak düzenlendiği, davacının da davalıya banka üzerinden bir kısım para gönderdiği, dosya içerisinde yer alan takibe konu olan bonoların vadesinde ve tutarlarında yapılan herhangi bir ödeme dekontuna rastlanılmadığı belirtilmiştir. Davalı tarafından, davacı aleyhine senetlerin tehdit ile imzalatıldığı belirtilerek yapılan şikayette olayın Türk Ceza Kanunu'nun 106-(1) maddesinde 2 cümlesinde düzenlenen Sair Nitelikte Tehdit suçuna vücut verdiği iddiasıyla açılan kamu davasının, Gebze 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/473 Esas sayılı dosyasında eylemin aynı şekilde kabulü ile davalının sanık sıfatıyla tehdit suçu nedeniyle adli para cezası cezalandırılmasına karar verildiği verilen kararın da kesinleştiği, Gebze 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/473 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, davalının eyleminin tehdit veya cebir ile senetlerin imzalatılmasına ilişkin olarak görülmediği anlaşılmaktadır. Eldeki davada; tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde, senet altındaki imzaların inkar edilmemiş olması, bilirkişi incelemesi sonucu bonolara konu bedellerin ödenmediğinin tespit edilmiş olması, olaya ve senetlerin veriliş şekline ilişkin beyanda bulunan davacı tanıklarının mahkeme huzurunda alınan beyanlarının çelişkili görülmesi ve aynı zamanda tanıkların bu hususta görgüye dayalı bir bilgilerinin de bulunmaması gözetilerek, kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren davacı borçlunun "kambiyo taahhüdü"nde bulunduğu, kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliğinin, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsız olduğu, kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kurallarının uygulanacağı, bononun sebepten mücerret olup, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığının yazılı delille ispat yükü altında olduğu, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun anlaşılması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Gerekçeli karar başlığında dava alt başlığını "Kambiyo Senedinden Kaynaklanan" şeklinde yazılması gerekirken uyuşmazlığa uygun düşmeyecek şekilde "Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan" şeklinde yazılması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/10/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*