T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2288 - 2025/2584 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2288 KARAR NO : 2025/2584 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/28 E. - 2023/385 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2288 - 2025/2584 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2288 KARAR NO : 2025/2584 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/28 E. - 2023/385 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2023 tarih ve 2023/28 E. - 2023/385 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 2015 yılında kurulan müvekkilinin hazır giyim ve konfeksiyon alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait “...” markasının Türkiye’de belli bir tanınmışlığa eriştiğini, Türkiye dışında da satışlarının gerçekleştiğini, müvekkilinin 2015 79254, 2020 73747, 2020 167900, 2020 167906 sayılı markalarına dayalı olarak, davalı şahsın 2021/047005 başvuru sayılı markasının 18, 25, 26 ve 35. Sınıflara giren mal ve hizmetlerde tesciline karşı dosyaladığı itirazların kısmen de olsa nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer bulunduğunu, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 18. Sınıftaki “çantalar, cüzdanlar” ve 35. Sınıf altında, 25. Sınıfa giren emtianın tamamı ile “çantalar, cüzdanlar”ın satışı hizmetleri açısından müvekkilinin markasıyla iltibas tehlikesi mevcut olduğundan dava konusu edilen YİDK kararının bu emtia açısından kısmen iptaline karar verilmesi gerektiğini, taraf markaları arasındaki yüksek benzerlik göz önüne alındığında, müvekkilinin markalarının tescili kapsamına giren 25. Sınıftaki emtia ile dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 18. Sınıftaki “çantalar, cüzdanlar” emtiası ile bunların tamamının satışı hizmetlerinin de benzer/türdeş emtia olarak nitelendirilerek taraf markalarının bu emtia özelinde de karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, bu emtianın dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olduğunu ve ortalama tüketicilerin bu emtianın üreticisi konumundaki kişilerin veya işletmelerin bu emtianın hepsini üretip pazarlayabileceğini düşünmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek, 2022-M-15461 sayılı YİDK kararının 18. Sınıfta yer alan; “çantalar ve cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler” ve 35. Sınıfta yer alan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler, ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler, baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden kısmen iptaline ve 2021 047005 sayılı markanın tescil edilmesi halinde aynı emtia yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu edilen markanın kelime ve logodan oluşan bir kombinasyona sahip olduğunu ve markada yer alan unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, bu marka ile davacının itirazlarına mesnet olarak gösterdiği 2020 167906, 2020 73747 ve 2015 79254 sayılı markaların benzer olmadığını, ayrıca davacının 2020 167900 sayılı markası özelinde de, bu markanın dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtia açısından tescilli olmadığını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu emtia açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtianın tamamı açısından, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtianın hitap ettiği tüketicilerin bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen tüm emtia yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, dava konusu markanın karar tarihi itibariyle tescil edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022/M-15461 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin hükmü ile gerekçesinin çelişkili olduğunu, kararın bu haliyle uygulanmasının çelişkili sonuçlara neden olabileceğini, idari süreç içerisinde davacı tarafından davalının marka tescil başvurusuna itiraz edildiğini, Markalar Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda itirazın kısmen kabulüne karar verildiğini, Dairenin 25. Sınıftaki mallar yönünden bu kısmen kabul kararına karşı hem davacı itiraz sahibi hem de diğer davalı marka başvuru sahibi tarafından YİDK nezdinde itiraz edildiğini, YİDK dava konusu 2022-M-15461 sayılı kararla hem davacının hem de davalının itirazlarını değerlendirdiğini, 25. Sınıf yönünden benzerlik ve iltibas durumu yönünden Markalar Dairesi kararını onadığını, davalının bu konudaki itirazlarını reddettiğini, davacının 25. Sınıfa ek olarak 18. Sınıfta yer alan; “çantalar ve cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler” ve 35. Sınıfta yer alan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler, ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler, baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetlerinin başvuru kapsamından çıkarılması yönünden talebini de reddettiğini, görüleceği üzere YİDK kararı sadece davacının dava konusu emtiasıyla sınırlı olmadığını, davalı yönünden de davacının lehine olacak şekilde 25. Sınıftaki mallar açısından karar verildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında "davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtiaların tamamı açısından, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, dava konusu edilen tüm emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu", gerekçesine yer verildiğini, bu yönüyle gerekçenin ve davanın daha önce Kurum tarafından aynı YİDK kararıyla başvuru kapsamından çıkarılan 25. Sınıftaki mallara yönelik olmadığını, oysa, kararda YİDK'nın kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline hükmüne yer verildiğini, YİDK kararında dava konusu olmayan ve davacı lehine olan 25. Sınıftaki malların da yer aldığını, bu haliyle icrası gereken hüküm kısmı incelendiğinde, YİDK kararının tamamen iptal edilerek ortadan kaldırıldığını, bu nedenle davalı aleyhine ve davacı lehine olan mallar yönünden de kararın iptal edildiği sonucu çıktığını, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilecekse dahi bu durumda YİDK kararındaki tüm mal hizmetler yönünden değil, gerekçesine de uygun olacak şekilde dava konusu mal ve hizmetler yönünden YİDK kararının iptaline karar verilmesinin gerektiğini, ayrıca başvuru kapsamında kalan emtia yönünden benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, markaların benzer olmadığını, aralarında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, başvuru kapsamında kalan dava konusu emtia yönünden, tüketicilerin iki farklı marka karşısında olduklarının farkına varabileceklerini, kalan mal ve hizmetler yönünden başta SMK 6/1 hükmü olmak üzere 6’ncı maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça 2022-M-15461 sayılı YİDK kararının 18. Sınıfta yer alan; “çantalar ve cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler” ve 35. Sınıfta yer alan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler, ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler, baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden kısmen iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiş, mahkemenin gerekçe kısmında, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen emtianın tamamı açısından emtia benzerliğinin gerçekleştiği belirlenmiş, ancak hüküm kısmında, "YİDK'nın 2022/M-15461 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline" karar verilmiştir. Bu husus, az yukarıda açıklanan kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Diğer yandan az önce değinildiği üzere davacının talebinin kısmen olmasına rağmen mahkemece "YİDK'nın 2022/M-15461 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline" yönünde hüküm tesis edilmesi talep aşımı olacağı gibi, dava konusu YİDK kararının hem davacı hem de davalı için verilmiş olması karşısında, YİDK kararına yönelik olarak kurulacak hükmün davacının itirazının reddi yönünden verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususların gözardı edilmesi de kabule göre yerinde olmamıştır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2023 tarih ve 2023/28 E. - 2023/385 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalı kuruma iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.