TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2025 NUMARASI: 2025/374 Esas, 2025/830 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı ol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1781 KARAR NO: 2026/153 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2025 NUMARASI: 2025/374 Esas, 2025/830 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; Ticari Satımdan Kaynaklanan İtirazın İptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında 17.04.2025 tarihli ... alımına ilişkin sözleşme yapıldığını, müvekkilinin davalıya ait ...Bankası ... numaralı hesaba "... alımı" açıklamasıyla 22.04.2024 tarihinde 400.000,00 TL, 22.04.2024 tarihinde 400.000,00 TL, 06.05.2024 tarihinde 750.000,00 TL, 06.05.2024 tarihinde 50.000,00 TL, 16.07.2024 tarihinde 215.000,00 TL ödeme yaptığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre katamaranın 31/07/2024 tarihinde müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini, müvekkilinin son ödemeyi yaptıktan sonra ...../07/2024 tarihinde davalıya ait işyerine gittiğinde katamaranın inşaatının hiçbir şekilde bitmediğini ve satışa hazır olmadığını gördüğünü, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeyi ..../02/2025 tarihli Bakırköy ...... Noterliği.........yevmiye numaralı ihtarname ile feshettiğini, davalıların bu ihtara cevap da vermediklerini, davalıların sözleşmenin feshine rağmen de kendilerine ödenen 1.815.000,00-TL'yi müvekkiline iade etmediklerini, davalıların takibe dayanak belgelere dekontlara sözleşmeye imzaya yetkiye itiraz etmediklerini yalnızca borca itiraz ettiklerini beyan ederek; dava sonuna kadar borçluların borca yeter miktarda menkul, gayrimenkul malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak tedbiren ihtiyaten haczine, davanın kabulü ile davalı borçluların ...... İcra Dairesi....... E. Sayılı takip dosyasında ileri sürdüğü itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalıların asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...Anonim Şirketi vekili; işbu davanın dava konusunun niteliği itibariyle bir ticari ilişki ve eser sözleşmesine dayandığını, müvekkili şirketin merkez adresinin ... ili ..... ilçesi olup burada faaliyet gösterildiğini, diğer davalının ise merkez adresinin ..... ili...ilçesi olduğunu, yetki bakımından da uyuşmazlığın çözüm yerinin davalı şirketlerin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, bu yerin ..... sınırları içerisinde olduğunu, HMK Md.6 uyarınca davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinin kural olarak yetkili olduğunu, sözleşmede ifa yeri hususunda açık bir yetki anlaşması veya kesin tespit bulumadığından davanın yetkisiz mahkemede açıldığı kanaatinde olduklarını, yapılacak tahsilat ve sevkiyat işlemlerinin tamamen diğer davalı ile gerçekleştirileceğini, müvekkili şirketin işbu sözleşme ilişkisi ile hukuken ve fiilen hiçbir ilgisinin dahli ve iradesinin bulunmadığını, müvekkili ve diğer davalının tamamen farklı tüzel kişiler olduğunu, tüzel kişinin yalnızca kendi borçlarından sorumlu olduğunu ve her tüzel kişinin ancak kendi fiilleri ve ilişkileri nedeniyle hak ve borç sahibi olduğunu, müvekkili şirketin işbu durumda davacının iddiaları ile tarafmış gibi gösterilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu beyan ederek; davanın reddine, taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .......... A.Ş vekili; müvekkili ile diğer davalı şirketin ikamet ve yerleşim yerinin . İli ... ilçesi olduğunu, aksine bir hüküm yoksa davanın davalıya ait ikamet yeri mahkemesinde açılması gerekmektedir, taraflarına tebliğ edilen evraklar içinde bulunan ../04/2024 tarihli sözleşme akdinde işveren olarak ..... isminin bulunduğunu, her ne kadar imzanın bulunduğu bölgede davacı .....'ın kaşesi bulunsa bile işveren bölümünde bu şirketin ismi geçmediği için davacının sözleşmede taraf olduğunun kabul edilemeyeceğini, davanın görevsizlik kararı verilerek Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini beyan ederek; mahkememizin görevine ve yetkisine itirazlarının kabulü ile görev itirazının kabul edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesine, sadece yetki itirazının kabul edilmesi halinde dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, bu itirazlarının kabul edilmemesi halinde dosyanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 06/10/2025 tarihli karar ile, Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı HMK'nın 5 ilâ 19. maddeleri arasında düzenlenmiştir. HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir. TMK'nın 19. Maddesine göre gerçek kişilerin yerleşim yeri, sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Aynı Kanunun 51. Maddesine göre tüzel kişilerin yerleşim yeri ise, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. HMK'nın 10. Maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğine dair TBK'nın 89. maddedeki kural salt para alacakları ile ilgili olup, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemleri yönünden uygulanamayacağı Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarıyla da kabul edilmektedir. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2019 tarih ve 2019/2763 esas, 2019/3958 karar sayılı kararında "Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığın dan, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HUMK'nın (HMK) hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesinin uygulama imkânı yoktur. Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir." denilmiştir. (Ayrıca bkz. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2015 tarih ve 2015/3705 esas, 2015/4747 karar; 24/03/2015 tarih ve 2014/3179 esas, 2015/1457 karar; 23/02/2015 tarih ve 2014/2485 esas, 2015/922 karar sayılı kararları)" şeklinde belirtilmiştir. Davacının açtığı davada, mahkememizin yetkilili olmadığı anlaşılmakla açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(ç) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin yetkisizliğine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, somut olayda İİK 257. uyarınca ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu, ayrıca bankadan gelen müzekkere gelen müzekkere cevaplarında davalılara ödeme yapıldığı bir kez daha şüpheye mahal vermeyecek şekilde ispatlandığını, vadesi gelmiş bir alacak olduğunun açık olduğunu, Balıkesir Ticaret Müdürlüğünden gelen müzekkere cevaplarında davalıların aslında özdeş oldukları, alacaklılardan mal kaçırmak ve sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulduklarının kanıtlandığını, ihtiyati haciz talebimizin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilim ile davalılar arasında ....04.2025 tarihli ... alımına ilişkin sözleşme yapıldığını, davalıya ait ...Bankası ... numaralı hesaba "..... alımı" açıklamasıyla 22.04.2024 tarihinde 400.000,00 TL 22.04.2024 tarihinde 400.000,00 TL 06.05.2024 tarihinde 750.000,00 TL 06.05.2024 tarihinde 50.000,00 TL 16.07.2024 tarihinde 215.000,00 TL ödeme yaptığını, bu hususun dekontlarla, bankadan gelen yazı cevabıyla sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre katamaranın 31.07.2024 tarihinde müvekkilime teslim edilmesi gerekmekte iken davalı taraflar sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve inşaatı tamamlamadıklarını, müvekkilinin banka havalesi yoluyla toplamda 1.815.000,00-TL ödeme yaptığını, ancak en geç 31.07.2024 tarihinde teslim edilmesi gereken ..... müvekkile teslim edilmediğini, sürekli oyaladıklarını, müvekkilim taraflar arasındaki sözleşmeyi ....02.2025 tarihli Bakırköy ..... Noterliği ...... yevmiye numaralı ihtarname ile fesh ettiğini, davalıların bu ihtara cevap vermediklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, mahkemece verilen karara bir itirazlarının olmadığını, ancak lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı ...sahibi, davalı ise yüklenicidir. Mahkemece, yargılama yapma yetki ve görevinin Balıkesir mahkemeleri olması sebebiyle davayı usulden reddi ile yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde, mahkemece verilen yetkisizlik kararı itibariyle, davalı şirket lehine vekalet ücreti verilmemesi sebebiyle kararın kaldırılması talep edilmiştir. Yetkisizlik kararlarında vekalet ücreti, kararın esasa ilişkin olmaması ve usulden ret niteliği taşıması sebebiyle 6100 sayılı HMK ve Avukatlık Asgari Ücret tarifesi çerçevesinde özel bir rejime tabidir. Yetkisizlik kararı verildiğinde mahkemece derhal vekalet ücretine hükmetmez. HMK 331/2 maddesi gereği, dosya yetkili mahkemeye gönderilirse, yargılama giderleri o mahke hükmeder. Ancak, yetkisizlik kararından sonra süre içinde başvuru yapılmaz ve dosya gönderilmezse, talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden duruma tespit ederek, davalı lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmeder. Somut olayda, mahkemece düzenlenen hüküm gereğince yargılama giderleri ve vekalet ücreti ilişkin kararı dosya gönderilmesi halinde yetkili mahkemece yargılama sonucunda karar verilecek olup, mahkemece yazılı şekilde hükmü doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../10/2025 tarih ve 2025/..... Esas, 2025/.. Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 723,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.