TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/09/2021 NUMARASI : 2019/419 Esas, 2021/895 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 04/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1603 KARAR NO : 2026/163 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/09/2021 NUMARASI : 2019/419 Esas, 2021/895 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 04/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında iplik boyama hizmetine dayalı ticari bir iş ilişkisi bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında taraflar arasında cari hesap oluştuğunu ve cari hesap ekstresinden davalının müvekkiline borçlu olduğunun açıkça anlaşıldığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 11/02/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya 15/02/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalının borca haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın herhangi bir hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafından Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine yasal süresi içinde itiraz edildiğini, icra dosyasına sunulan 12/02/2019 tarihli cari hesap ekstresi ile müvekkil şirketin gerek kendi ticari kayıtları gerekse taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacıya borçlu olmadığının açıkça görüldüğünü, davacı tarafın müvekkiline karşı edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, buna rağmen haksız ve mesnetsiz şekilde takip ve dava yoluna başvurduğunu ileri sürerek, davanın reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan yargılama sonucunda; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğu, ancak defter kayıtlarının birbirini teyit etmediği, davacı defterlerine göre alacak bulunduğu görülmekle birlikte davalı defterlerine göre davacının borçlu olmadığı, bu nedenle yalnızca davacı defterlerindeki kayıtlara itibar edilemeyeceği, itirazlar üzerine alınan ek bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu faturaların davalı tarafından BA/BS formlarıyla ilgili vergi dairesine bildirilmediğinin tespit edildiği, ancak bu durumun tek başına faturaların davalıya teslim edildiğini ve fatura konusu hizmetin ifa edildiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, davacının fatura ve hizmetin teslim edildiğini somut ve yasal delillerle ispatlayamadığı, bu hususta dosyaya başkaca kesin veya güçlü delil sunulmadığı, bu itibarla “tevehhüme itibar olunmaz” ilkesi gereğince davacı iddialarının soyut beyan düzeyinde kaldığı, ayrıca davalı tarafından davacının icra takibini kötü niyetle başlattığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davanın esastan reddine ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinafında, ilk derece mahkemesince her iki taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmasına rağmen kayıtların birbirini teyit etmediği gerekçesiyle davacının defterlerine itibar edilmeyerek davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından sevk irsaliyesi ve fatura sunulmadığı yönündeki tespitin dosya içeriğiyle örtüşmediği, zira davacı tarafça ticari ilişkiye dayalı sevk irsaliyeleri ve e-faturaların dosyaya sunulduğu, bu faturaların temel fatura niteliğinde olup teknik olarak davalıya iletilmemesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından süresinde iade veya itiraz edilmediğinden faturaların kesinleştiği ve aksini ispat külfetinin davalıya düştüğü, ayrıca dosyada mevcut irsaliye faturalarının mahkemece değerlendirilmediği ve bu hususta eksik inceleme yapıldığı ileri sürülerek, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı , taraflar arasındaki iplik boyama hizmetine dayalı ticari ilişki kapsamında oluşan cari hesap bakiyesine dayanarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali talebinde bulunmuş, davalı ise, borçlu olmadıklarını, defter kayıtlarına göre alacak bulunmadığını ve hizmetin ifasının ispatlanamadığını savunmuştur. Mahkemece, taraf defterlerinin birbirini teyit etmediği, faturaların davalıya teslimi ve hizmetin ifasının davacı tarafından somut ve yasal delillerle ispatlanamadığı, BA/BS bildirimlerinin tek başına ispat gücü taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmayıp, ihtilaf; sözleşmeye konu iplik boyama işinin taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde imal edilerek davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.Eser sözleşmesinde yüklenici, eseri sözleşmeye uygun olarak meydana getirip iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda alacak talebinde bulunan davacı, hizmetin ifa edildiğini ve teslimin gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür.Ticari defterlerin delil niteliği bakımından; karşı taraf defterleriyle karşılıklı teyit bulunmadığı ve davacı defter kayıtlarının davalı defterleriyle doğrulanmadığı hâllerde, yalnızca davacı defter kayıtlarına dayanılarak alacağın varlığının kabulü mümkün değildir.Davacı tarafından dosyaya sunulan sevk irsaliyelerinin bir kısmında teslim alan hanesinin boş olduğu, bir kısmında ise araç plakası belirtilerek “nakliyeci” ibaresi ve imza bulunduğu, ancak bu kişilerin davalı adına teslim almaya yetkili kişiler olduğunun davacı tarafça iddia edilerek, somut ve kesin delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu hâliyle söz konusu irsaliyeler, teslimin davalıya yapıldığını ispatlar nitelikte değildir.Bu durumda, hizmetin ifa edildiği ve teslimin gerçekleştiği hususu davacı tarafından ispatlanamadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/09/2021 tarih ve 2019/419 Esas, 2021/895 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 672,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.