Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Büyükelçiliğinde 2005 yılı Haziran ayında bahçıvan olarak çalışmaya başlayan müvekkili davacının aynı yıl Kasım ayında danışma bürosunda görevlendirildiğini, iş sözleşmesinin feshedildiği 04.04.2016 tarihine kadar bu görevi yanında bahçe işlerine bakmayı da sürdürdüğünü, son ücretinin net 1.400,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yapmasına, dinî ve millî bay…
Uyuşmazlık, davacının hesaplamalara esas alınan aylık ücretinin miktarı, fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının hesaplanması, alacaklara yürütülen faizin oranı ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına yürütülen faizin başlangıç tarihinin belirlenmesi, alacaklara uygulanan indirimin yerinde olup olmadığı, dava konusu alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı Büyükelçilik nezdinde 2005 yılı Haziran ayında bahçıvan olarak başlayan müvekkili davacının aynı yıl Kasım ayında danışma bürosunda görevlendirildiğini, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar danışmanlık ve bahçe işlerini birlikte gördüğünü, işe başladığı 2005 yılında iki görevli olarak 30 saati aşan nöbetlerle çalıştıklarını, 2013 yılında üçüncü bir kişinin işe alınması üzerine üç kişi kesintisiz görev yaparak iki danışma bürosu ve çevre işlerini yerine getirmeye devam ettiklerini, özellikle iki kişi olarak çalıştıkları dönemde hafta tatili dahi yapmadan çalıştıklarını, üçüncü görevli alındıktan sonra ise ara sıra haftada bir gün izin kullanabildiğini, söz konusu fazla çalışmaları ile hafta tatilindeki çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacağı talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince verilen 25.02.2021 tarihli ilk hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanlarına göre davacının 48 saatlik çalışma diliminde 32 saat nöbet tuttuğu, 16 saat dinlendiği; bu çalışma sistemine göre davacının bir hafta 120 saat, diğer hafta 104 saat çalıştığı; ancak Yargıtay içtihatlarına göre çalışma süresinin 24 saat olması hâlinde fiilî olarak en fazla 14 saat çalışma yapılabileceği kabulü ile davacının ilk hafta 32 saat, ikinci hafta 25 saat, ortalama 28,5 fazla çalışma yaptığı; hafta tatilindeki 7,5 saat olan çalışma süresi mahsup edildiğinde davacının haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.05.2023 tarihli kararda; "... Somut olayda, davacı davalı işveren nezdinde 2005 tarihinden itibaren bahçıvan olarak işe başladığını, aynı yıl Kasım ayında danışma bürosunda görevlendirildiğini iddia etmiştir. Dosya kapsamında dinlenen davacı tanıkları ile davalı tanığı davacının güvenlik görevlisi olarak çalıştığını beyan etmişler, davacının aynı zamanda bahçe işleri ile ilgilendiğine dair herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. O halde ilk derece Mahkemesince fazla çalışma alacağı hesabı yapılırken davacının aynı zamanda bahçe işlerinde çalıştırılıp çalıştırılmadığı tam olarak tespit edilmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Öte yandan, davacı tanığı ... "... haftanın 7 günü çalışma yapılıyordu, 2 vardiya halinde çalışıyorlardı, sabah 07:00- 16:00, 16:00 - 07:00 saatleri arasında vardiyalar yapılıyordu, vardiyalar günlük değişiyordu, bir gün gündüz çalışan diğer gün 16.00-07.00 vardiyasında çalışıyordu... 6 sene 2 kişi çalıştılar, daha sonra 3 kişi oldular..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. Diğer taraftan davacı tanığı ... "...2011 yılına kadar haftanın 7 günü haftanın 7 günü çalışma yapılıyordu, davacı 2 güvenlikçi olduğu için 7/24 büyükelçilikteydi, orada kalıyordu, 2011 yılından sonra 3 güvenlikçi olduğundan günlük 8'er saat mesai olacak şekilde çalışma yapılacak düzenlemeyi güvenlik amirleri yapıyordu..." dediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacı tanıklarının beyanlarından davacının 2011 yılına kadar iki kişi müracaat kısmında güvenlik olarak sabah 07:00-16:00, 16:00-07:00 saatleri arasında vardiyalar halinde görev yaptığı, 2011 yılından sonra 3 güvenlikçi olduğundan günlük 8'er saat mesai olacak şekilde çalıştığı anlaşılmaktadır. İlk derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 48 saatlik zaman dilimi içerisinde 16 saat dinlenmesi ile 32 saat boyunca çalıştığı kabul edilerek sonuca gidilmesi yerinde değildir. Ayrıca, ayrıca hafta tatili alacağı hesabında dikkate alınan günlerin fazla çalışma alacağı hesabında dikkate alınması da hatalı olmuşutur. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen tespitler dikkate alınarak, davacının fazla çalışma alacağının bulunup bulunmadığı belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir." şeklindeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince taraf tanıkları yeniden dinlenmiş olup kapsama alınan bilirkişi E.T. tarafndan hazırlanan 02.05.2024 tarihli rapor doğrultusunda, davacının iki danışma görevlisi olarak çalıştığı 01.03.2006-31.12.2010 tarihleri arasındaki dönemde iki günde bir 07.00 ila ertesi gün 16.00 saatleri arasında toplam 33 saat çalıştığı, ertesi gün 07.00-16.00 saatleri arasında normal mesai yapıp devam eden iki günde yine toplam 33 saat çalıştığı; 01.01.2011 tarihinden sonra ise üç günde bir 07.00 ila ertesi gün 16.00 saatleri arasında toplam 33 saat çalıştığı, ertesi iki gün 07.00-16.00 saatleri arasında normal mesai yapıp takip eden iki günde yine toplam 33 saat çalıştığının kabulü ile fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının 2011 yılına kadar haftanın 7 günü 07.00-16.00, 16.00-07.00 vardiyaları arasında günlük 9 saat çalıştığı, Yargıtay kabulleri gereği 1 saat ara dinlenmesinin tenzili ile günlük fiilî çalışmasının 8 saat, haftalık fiilî çalışma süresinin 56 saat (7x8) olduğu, haftalık fazla çalışma süresinin 3,5 saat (56-45-7,5) olduğu; 2011 yılından itibaren ise davacının haftanın 7 günü 8 saatlik vardiyalarda çalıştığı, her bir vardiyada fiilî çalışmasının 1 saat ara dinlenmesinin mahsubu ile 7 saat olduğu, haftalık fiili çalışma süresinin 49 saat (7x7) olduğu, haftalık fazla çalışmasının olmadığının (49-45-7,5) kabulü ile fazla çalışma ücreti alacağı 13.02.2023 tarihli ek rapor doğrultusunda hüküm altına alınmıştır. Ne var ki dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ve özellikle davacı ile aynı işi yaptığı anlaşılan H.T'nin beyanı ile söz konusu tanık beyanı ile örtüşen diğer tanıkların ifadeleri dikkate alındığında; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.05.2023 tarihli kaldırma kararı sonrasında kapsama alınan bilirkişi E.T. tarafndan hazırlanan 02.05.2024 tarihli rapordaki çalışma şeklinin dosya kapsamına uygun olduğu; yalnızca çalışma saatleri bakımından yanılgılı değerlendirme taşıdığı anlaşılmaktadır. Zira tanık H.T'nin beyanı dikkate alındığında davacının belirtilen şekillerdeki vardiyasında 07.00-16.00 saatleri arasında değil, 08.00-15.00 saatleri arasında çalıştığının kabulünün dosya kapsamına daha uygun düşeceği anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacının çalışmasının ilk dönemlerinde yalnızca bahçıvanlık işi yaptığı dikkate alındığından bu dönem bakımından fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanamayacağı hususunun da ayrıca dikkate alınması gerekmektedir. 3. Davacı tarafça dava dilekçesinde, 2013 yılında üçüncü bir kişinin işi alınması üzerine ara sıra haftada bir gün izin kullanabildiği ifade edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 2013 yılına kadar her hafta tatilinde çalıştığı, 2013 yılından sonra ise ayda iki hafta tatilinde çalıştığı, iki hafta tatilinde ise dinlendiğinin kabulü ile hafta tatili ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak tanık beyanlarına göre işyerinde üçüncü danışma görevlisinin 2011 yılında çalışmaya başladığı anlaşılmış olup davacı vekili dahi temyiz dilekçesinde üçüncü danışma görevlisinin 2011 yılında işe başladığını ikrar etmiştir. Buna göre davacının, 2011 yılına kadar her hafta tatilinde çalıştığı kabul edilip 2011 yılından sonra ayda iki hafta tatilinde çalışmaya devam edip iki hafta tatilinde dinlendiğinin kabulü ile hafta tatili ücreti alacağının hesaplanması gerekir. eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. 4. Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm fıkrasının (B) bendinin (2) numaralı alt bendinde, "Net 4.500,00 USD ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının Devlet Bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmuş ise de alacağa uygulanan faizin başlangıç tarihinin belirtilmemesi hatalı olmuştur. Nitekim İlk Derece Mahkemesince verilen 25.02.2021 ilk kararda ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiş olup davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde söz konusu alacağa yürütülen faizin başlangıç tarihi hususunda herhangi bir itiraz yer almamaktadır. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararı ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken alacağa uygulanacak faizin başlangıç tarihi konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemesi infazda tereddüt yaratır mahiyette olup bozmayı gerektirmiştir.