T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/308 KARAR NO : 2026/210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : .../.... Esas - ..../..... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLLERİ : DAVA KONUSU : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 24/10/2024 KARAR TARİHİ…
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/308 KARAR NO : 2026/210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : NUMARASI : .../.... Esas - ..../..... Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : VEKİLLERİ : DAVA KONUSU : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 24/10/2024 KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının proje müellifi makine mühendisi olduğunu, davacının hem emeği hem de sermayesi ile davalı......ile ortaklık kurduğunu, davalı ...'ın yapılan ortaklığın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının ortaklığın borçlarından sorumlu kalıp hakkının teslim edilmediğini, 2021 yılında ... tarafından bu şahıs şirketi kapatılarak yerine adi ortaklı eski adı ............................ Şirketi olan, şimdiki adı ile ........................... Şti.'nin kurulduğunu, müvekkilinin bu ortaklık için sermaye olarak para koyduğunu, müvekkilinin 2021 yılından bu yana proje ürettiğini, müvekkilinin bu şirket ile ortaklığının 2023 yılında sona erdiğini, ancak müvekkilinin bu ortaklıktan çıkarken tarafına şirket karlılığından ve şirket sermayesinden bir ödeme yapılmadığını, bu süreçte şirket üzerindeki proje tahsis ve üretim yetkisini iptal etmesine rağmen adına üretim yapıldığını, bu sebeple meslek odasının ceza uyguladığını, davacının para tahsil etmediğini, işlerin emek kısmını davacının yapsa da tahsilatın ......... tarafından gerçekleştirildiğini, mağdur olduğunu belirterek, davacının davalılar nezdinde müellifi olduğu tüm projelerin ücretinin ve şirket ortaklık payı alacağının kendisine düşen kısmının, davacının proje müellifi olmasından kaynaklı yaptığı işlerden oluşan meslek odası aidatı, SGK ve vergi borçlarının ve son olarak davacının şirket ortaklığı için verdiği sermayenin ayrı ayrı belirsiz alacak olarak davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; talep sonucunun somut ifade edilmediğini, davacının hangi alacağı kimden ne şekilde talep ettiğini beyan etmeyip bu alacakların somut gerekçelerini belirtmediğini, davacının taleplerinin belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak olarak açılamayacağını, arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, davacı ile davalı......... arasında noterde .......... tarihli adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, bu ortaklığın .......'de tasfiye olduğunu, davacı ile davalı.....'ın ...... tarihinde %50'şer hisse ile diğer davalı ........ Şirketini kurduklarını, (Kuruluş ismi .......... Şti.), sonrasında davacınn noterde ....... tarihinde limited şirket pay devri sözleşmesi ile ortaklık payını davalı ......'a devrederek ortaklıktan çıktığını, devir sözleşmesinde davacının şirket hissesini 50.000,00 TL bedelle devredip bedelini de tahsil ettiğini beyan ettiğini, bir şirketten ortak olmayan birinin sermaye alacağı olamayacağını, ortaklık payını ancak ortağın talep edebileceğini, Şirket hissesini bedeli karşılığında devrederek ortaklıktan ayrılan birinin geçmiş dönemden soyut gerekçelerle alacağı olduğunun kabul edilemeyeceğini, davacının SGK, vergi ve meslek odası aidat borçlarından davalıların sorumlu olmadığını belirterek, haksız davanın reddini savunmuştur. B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: "...hem vergi dairesinden gelen kayıtta hem de ticaret odası kayıtlarına göre davacı ....... ile davalı ....... arasında adi ortaklık serbest meslek kazancının söz konusu olduğunun ve diğer davalı şirketin tek ortaklı olup tek ortağının davalı ......... olduğu sabit olup, davacının bir kısım projeler müellifi makine mühendisi olarak iddiası kapsamında adi ortaklık tasfiye alacağının davalı taraftan tahsilini istediği muhakkak görülmüştür. Bu nedenle dosyaya sunulu bilgi, belge ve deliller kapsamında taraflar arasında adi ortaklığın oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada davacı ile davalı gerçek kişi tacir olmadığı gibi TBK'nın m.620 vd. hükümlerinden doğan (genel hükümler) adi ortaklıktan kaynaklanan tasfiye alacağı isteminde bulunulması karşısında yukarıda izah olunan ticari davaların da söz konusu olmadığı, davalılardan birinin ticaret şirketi olmasının davayı ticari hale getirmesinin mümkün bulunmadığı, uyuşmazlığın ticari dava olarak asliye ticaret mahkemesinde görülüp çözülmesinin doğru olmadığı, tarafları ve dava konusu dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümünün genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemelerinin görev alınına girdiği belirlenmiştir...Mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddine, görevli mahkemenin .......... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine..." karar verildiği görülmüştür. C-) İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ; Hükme karşı davacı .... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı ...... vekilince sunulan istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen dava dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; davanın, müvekkilinin makine mühendisi proje müellifi olarak hem emeği hem de sermayesiyle davalı ...... ile kurduğu ortaklıkların tasfiyesi, bu ortaklıklardan doğan tasfiye alacağının tahsili, hak ve alacaklarının tespitine ilişkin olduğunu, ortaklıkların üç ayrı dönemde kesintisiz ve aralıksız olarak devam ettiğini, ilk olarak davacı adına ...... şahıs şirketi (gerçek kişi ticari işletmesi), ikinci olarak .......... adi ortaklığı, son olarak da eski unvanı ........................ Şirketi olan ............. Şti. Bu ortaklıkların, aynı müşteri çevresine, aynı faaliyet alanında (mühendislik, proje üretimi, inşaat, elektrik ve makina), aynı ortaklık yapısı ile organik bağlı, birbirinin devamı niteliğinde olup, ticari defterleri aynı muhasebeci tarafından tutulup, çalışanları aynı ve aynı amaç ile aynı merkezde yürütüldüğünü, davalı .....'ın müvekkilini yanıltarak ortaklığı limited şirket formunda devam ettirip ticari faaliyetlerine devam eden şirket üzerinden müvekkilinin emeğinden ve mesleki unvanından faydalandığını, Davalı ...... şirketin, tüzel kişi tacir olduğunu, müvekkilinin serbest meslek erbabı olsa da, adi ortaklık ve limited şirket kapsamında ticari faaliyetlere katıldığını, davalılardan birinin tacir limited şirket olması, uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili olması ve ortaklıkların birbirinin devamı niteliğinde ticari karakter taşımasının, davayı nispi ticari dava haline getireceğini, ticari işletmeyle ilgili adi ortaklık tasfiye davalarının ticaret mahkemelerinde görüleceğinin vurgulandığını, esnaf-tacir ayrımına ilişkin gerekçelerinin yersiz olduğunu, ortaklıkların ticari karakter taşıyıp, tasfiye davalarının ticari mahkemelerde görüleceğinin kabul edildiğini, kamu düzenine ilişkin uzun gerekçelerin, somut olaya uymayıp kararın hukuki temelden yoksun olduğunu gösterdiğini, adi ortaklığın ticari amaç taşıması halinde ticaret mahkemelerin görevli olduğunun içtihat edildiğini, benzer uyuşmazlıklardaki görevsizlik kararlarının bozulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını dosyanın Mahkemeye iadesini talep etmiştir. D-)DELİLLER; ......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... T. ..../.... E. ..../..... K. sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ; Dava; davacının davalı ....... ile adi ortaklıktan, diğer davalı Şirketten ortaklık payı ve sermaye alacağı ile yaptığı işlerden kaynaklı olarak davalılardan meslek odası aidatı, SGK ve vergi borçlarının tespiti ve tahsili talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Davacı proje müellifi makine mühendisi olduğunu, davacının emeği ve sermayesi ile davalı ..... ile ortaklık kurduğunu, sonrasında ....... ile birlikte %50'şer hisse ile ............ Şti. kurduklarını, bu şirkete sermaye olarak para koyduğunu, 2023 yılında ortaklıktan çıkarken ödeme yapılmadığını, davalı ......'ın gerek önceki şirket gerekse davalı şirket adına faaliyet gösterirken davacıya ait projelerden gelirler elde etse de ödene yapmadığını belirterek yukarıda belirtilen 3 kalemde davalılardan ortaklıklardan kaynaklı alacaklarının tahsilini talep etmiş, davalılar ise davacının gerek önceki adi ortaklıktan gerekse kurulan önceki şirketten ayrılırken ortaklık paylarını aldığını, şu anda ortağı olmadığı şirkette ortaklık payı olamayacağından davanın reddini savunmuş, Mahkemece davacının adi ortaklıktan kaynaklı tasfiye alacağını talep ettiğinden görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinafında genel olarak; ortaklıkların niteliği itibariyle ticari kazanç amaçlı olduğundan ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, davalının tacir limited şirket olduğundan davanın nispi ticari davaya dönüştüğünü, tasfiye davalarının niteliği itibariyle ticari olduğundan Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürmüştür. O halde uyuşmazlık davacının talepleri ve davalının savunmaları doğrultusunda görevli mahkeme hususundadır. Mutlak ticari davalar; TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Ayrıca adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını veya emeklerini) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Yargıtay kararlarında adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıkların çözümü için görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. (Yargıtay 20. H.D. 2016/9227 E. 2016/7927 K., Yargıtay 3. H.D. 2014/7550 E. 2014/17429 K.) Dosyadaki belgelerin incelenmesinde; ....... Ticaret ve Sanayi Odası'nın ...... tarihli yazsında; .......'ın; ............ Şirketi unvanlı şirketin ......... tarihli kurucu ortağı olup, kurucu ortaklık ve ........... tarihinde yapılan tescil işlemi ile şirket ortaklığından ayrıldığını, Şirketin .......... tarihinde ............... Şirketi unvanı ile kurulup ............ tarihinde yapılan tescil işlemi ile unvanını ............. Şirketi olarak değiştirdiği bildirilmiştir. GİB ........ Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ........... tarihli cevabında; davacı .......'ın ......... ile .............. tarihleri arasında "Mühendislik danışmanlık hizmetleri (bir projeyle bağlantılı olarak yapılanlar hariç)" ve "Bina veya diğer inşaat projelerinde ısıtma, havalandırma, soğutma ve iklimlendirme sistemlerinin kurulumu" faaliyetleri dolayısıyla ........ Adi Ortaklığı'nın bulunduğu ve serbest meslek kazancına göre defter tuttuğunun görüldüğü bildirilmiştir. Yine belgelerden davalı şirketin tek ortaklı olduğu ve tek ortağının davalı ...... olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklama ve bilgiler ışığında somut olayda; 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerektiği ve Kanunun 5.maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu açıktır. TTK'nın 1521.maddesinde ise ortaklar ile ortak veya şirket veya yöneticileri arasındaki davalar da ortaklık ilişkisinden kaynaklı davalar olarak düzenlenmiştir. Kendisine intikal eden bir uyuşmazlıkta Yargıtay 11. H.D.'nin 26/06/2018 T. 2016/11298 E. 2018/4804 K. sayılı ilamında; "...Dava, limited şirket eski ortağının payını devretmesinden sonra, şirket alacağını tahsil etmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Şirket alacağı, davalının ortak olduğu dönemde yapılan iş nedeniyle doğmuş olup davalı tarafça hisse devrinden sonra tahsil edilmiştir. Davacı taraf, davalının diğer şirket ortağı ile yaptığı devir sözleşmesi doğrultusunda alması gereken hisse devir bedelini bu paradan vadesinden önce tahsil ettiğini, yine devir sözleşmesi doğrultusunda şirketin ödemesi gereken SGK borçlarını ödediğini ileri sürmüş ve bakiye kısım ile yoksun kalınan faizi talep etmiştir. Davalı taraf, hisse devir sözleşmesi doğrultusunda şirketin ödemesi gereken giderlere ilişkin harcama yaptığını savunmuştur. Bu durumda, şirket alacağının hisse devrinden önce doğmuş olması ve tarafların kabulünde olan şirketin SGK borcunun ödenmiş olduğunun anlaşılması karşısında, işbu dava şirket ile ortağı arasındaki bir davadır. Dava tarihi olan .........’de yürürlükte olan 6102 TTK’nın 4. ve 5.maddeleri uyarınca, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olup, asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 ve 115.maddelerine göre görev. dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenlerle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..." denilerek, şirket ortağı ile şirket arasındaki davanın, hisse devrinden önceki; yani ortak olunan döneme ilişkinse ticari dava olduğuna işaret edilmiştir. Davacının eldeki davadaki temel talebinin adi ortaklık kurduğu davalı ..........'dan ve kurucu ortağı olduğu davalı Şirket'ten ortaklıktan kaynaklı alacaklar olduğu, adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıkların çözümü Asliye Hukuk Mahkemelerinde olsa da; davacının taleplerinden birisinin davalı Şirketten ortaklık payı ve alacağına ilişkin olduğu, taleplerin birlikte görülmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Mahkemece yapılması gereken; işin esasına girilerek davacının iddia ve talepleri ile davalının savunmalarını dikkate alarak varılacak kanaate göre hüküm kurmaktan ibarettir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(a-6) bendi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı vekilinin ........ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........ T. ....../..... E. ..../..... K. sayılı; ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-(a-6) bendi gereğince KABULÜNE; anılan kararın KALDIRILMASINA; davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının, Hazine'ye irat kaydına, 3-)İstinaf eden tarafından peşin yatırılan istinaf karar harcının, talep halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 4-)İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte İlk Derece Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-)Karar ilamının, 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, 7-)Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a ve 362/1-g maddeleri gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/02/2026 Başkan E-imza Üye E-imza Üye E-imza Katip E-imza * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*