TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/09/2025 NUMARASI : 2025/316 Esas, 2025/521 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak DAVA TARİHİ : 30/04/2025 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 25/12/2025 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğunda…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2019 KARAR NO : 2025/2727 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/09/2025 NUMARASI : 2025/316 Esas, 2025/521 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak DAVA TARİHİ : 30/04/2025 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 25/12/2025 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin üniversite ve bünyesinde olan ... ... Üniversitesi Hastanelerinde hem personellerine hem de tedavi gören hastalara ve varsa refakatçilerine günlük yemek verildiğini, bu bağlamda müvekkili üniversite tarafından belirli dönemlerde ihale usulü seçilen tedarikçiler ile imzalanan sözleşmeler kapsamında günlük alınan porsiyon üzerinden yemek tedariği sağlandığını, davalı şirket ile de geçmiş yıllarda ihalede belirtilen süreler cihetinde yemek alım sözleşmelerinin imzalandığını, yemek çeşit ve sayılarının düzgün takip edilmesi amacıyla müvekkili üniversite tarafından dava dışı Monad Bilişim Hizmetleri şirketinden '...' isimli bir yazılım programı alındığını, günlük bazda yemek sayı ve çeşitleri bu program üzerinden takip edildiğini, en çok değişkenlik gösteren yatan hasta/ yemek çeşitleri ile refakatçi yemekleri olduğunu, bunların takibinin de aynı program üzerinden yapıldığını, davalıya yapılan ödemelerde bu programın verilerinin esas alındığını, bahsi geçen ... programında verilerin düzgün girilmesine rağmen gün sonunda girdilerin karar ekranında yanlış çıktığını, daha ötesi aynı filtrelerin uygulanmasına rağmen aynı tarih aralığında farklı saatlerde alınan rapor sonuçlarının dahi farklılık gösterdiğini, sistem ara yüzlerinin karar ekranına verileri doğru aktaramaması nedeniyle davalı şirkete gerçekte alınmayan yemekler için fazla ödemeler yapıldığının anlaşıldığını beyanla fazlaya dair yapılan ödemelerin davalıdan denkleştirme esasına göre sebepsiz zenginleşildiği tarihten itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte alınarak taraflarına iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin huzurdaki davaya bakmakla görevli olmadığını, davanın, tacir sıfatı bulunmayan ... ... Üniversitesi Rektörlüğü ile müvekkili davalı arasındaki akdi ilişkiden kaynaklanan sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olduğunu, davacının tacir sıfatına haiz olmadığını, ... üniversitesi sıfatına haiz bir kamu kurumu olduğunu, taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığını, dolayısıyla olayda nispi ticari dava bulunmadığını, bu durumda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre; olayda nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğunu beyanla mahkemenin görevsiz olduğunun tespiti ile davanın görev dava şartı yönünden reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK 114/1c ve 115/2 maddeleri gereği davanın USULDEN REDDİNE,2-Davaya konu uyuşmazlığı inceleme görevi İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 3-Karara karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde kanun yoluna başvurulmaz ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye talep edenin başvurup talepte bulunması halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemenin davanın esasına girmeyip öncelikle görev yönünden bir değerlendirme yaptığını, gerekçeli kararında belirttiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK da veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir değişle mutlak ticari dava olması gerektiğini, müvekkili Üniversite kazanç amacı olmamak şartı ile mali işler yürütebildiğini ancak huzurdaki davaya konu olay niteliği itibariyle ticari iş tanımına girdiğini, nitekim TTK madde 3'te ticari iş tanımı yapıldığını, bunun dışında ise YHGK kararı uyarınca TTK'da düzenlenen bütün hususlar ticari iş olduğunu, TTK madde 19/2 düzenlemesi uyarınca; ‘Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.’ ilgili kanunun maddesinin uygulanmasında taraflar arasında sözleşme şartı olması esas olup huzurdaki davaya konu olayın da sözleşmeden kaynaklandığını, bu durumda davanın konusunun taraflardan birinin tartışmasız tacir olması sebebiyle ticari ş olduğu ve uyuşmazlıkta görevli mahkeme'nin de Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun kuşkusuz olduğunu, her ne kadar İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/521K. Sayılı kararı ile kanunu dar yorumlayarak mahkemenin görevsizliğine karar vermiş ise de yukarıda izah edildiği üzere huzurdaki dava ticari iş niteliğinde olup Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girdiğini, bu nedenle yerel mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararının kaldırılarak, yasal düzenlemeler ve yüksek Yargı İçtihatları doğrultusunda davanın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yürütülmesine, en nihayetinde ise taraflar arasında imzalanan sözleşmede kararlaştırılan tutarlar üzerinde tahsilat yaparak sebepsiz zenginleşen davalının sebepsiz zenginleştiği tutarların ticari faizi ile birlikte tarafına iadesine karar verilmesi gerektiğini, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/316 E- 2025/521K. sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, ticari iş niteliğinde olan davanın esas yönden incelenerek haklı davanın kabulü ile sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davalıya fazla ödenen paranın ticari faizi ile birlikte iadesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın istinaf kanun yolu başvurusunun reddine, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/316 E. 2025/521 K. Sayılı 09/09/2025 tarihli kararının onanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Değerlendirme:Dava, hizmet sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince; davanın davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " hükmünü içermektedir.Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.6102 Sayılı TTK'nın 16/2.maddesi;" Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. (2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. " hükmünü içermekte olup aynı yasanın 19/2.maddesi ise "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." hükmünü içermektedir.Eldeki dava, davacı tarafından davalıya fazla ödeme yapıldığı iddia edilen bedelin iadesine ilişkin olup davalı tacir ise de davacı ... üniversitesidir. ... üniversiteleri kazanç amacı olmamak şartı ile mali ve idari konular dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları olup tüzel kişiliğe haiz ise de 6102 sayılı Yasanın 16/2. Maddesi uyarınca tacir değildir.6102 sayılı TTK'nın 4/1.maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Nitekim, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.Tüm bu açıklamalar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın niteliği gereği mutlak ticari davadan söz edilmesinin mümkün olmadığı, davalının tacir olmadığı, bu hali ile nispi ticari davanın varlığından bahsedilmesinin de mümkün olmadığı, dava konusunun ticari iş niteliğinde olması, diğer bir ifade ile, ticari iş karinesinin davayı ticari dava haline getirmeyeceği açık olup, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde genel nitelikli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakla, davacı tarafın istinaf istinaf istemi yerinde değildir.Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda, tüm dosya kapsamında toplanan delillere göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 3-Davacı Üniversite harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olamdığına,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına 5-Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 25/12/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.