T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:11/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ Ö…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:11/11/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; taraflar arasında, demir direk, helezon çift teli, kafes teli, galvanizli tel, inşaat demiri gibi inşaat malzemeleri alışverişi için bedeli teminaten düzenlenen ekte sunulan ödeme tarihi ve diğer yasal unsurları boş olan 560.000,00 TL bedelli 22.07.2018 düzenleme tarihli senedin davalı alacaklı tarafından gerçeğe aykırı şekilde doldurulup haksız taleple bakiye 52.650,00 TL alacağı kaldığı iddiasıyla icraya konulduğunu, tarafların 560.000,00 TL'lik mal almak üzere anlaştıklarını ve bu anlaşmanın teminatı olarak aralarında ekte sunulan senedi imzaladıklarını, davalı tarafın 517.742,75 TL mal gönderimi yaptığı iddiasıyla davacı borçluya fatura tanzim ettiğini, buna karşılık müvekkilinin bu mallar için teminaten düzenlenen senet bedeline mahsuben toplam 540.000,00 TL ödeme yaptığını, davalı tarafın aralarında anlaşma olmamasına rağmen 10/07/2018 tarihli faturanın içerisinde 10.000.00 TL fiyat farkının 1,800.00TL KDV'si ile birlikte 11.809.090 TL ve 22/10/2018 tarihli fatura ile 19,600.00 TL fiyat farkının 3,528.00 TL KDV'si ile birlikte toplamda 23,128.00 TL olmak üzere iki kez fiyat farkı uygulayarak toplamda 34.928.00 TL fiyat farkı uyguladığını, aralarında anlaştıkları 560.000,00-TL'lik mal alışverişinde davalı yanın müvekkilinden 540.000,00 TL tahsilat yaptığını ve buna karşılık gerçekte 482.814,75 TL tutarında mal gönderimi yapmasına ve ticari ilişkiye göre aslında 57.185,25 TL davacının borçlu olmasına rağmen boş bırakılmış bonoyu kötü niyetli olarak doldurarak 52.650,00 TL asıl alacak miktarından haksız tahsile kalktığını beyanla takibe konu miktarda borçlu bulunmadıklarının tespiti ve takibin iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; iptali istenen bu senetle ilgili malları davacı tarafa eksiksiz olarak teslim ettiğini, davacının teslim aldığı mallar karşılığında bu bonoyu müvekkiline teslim ettiğini, davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili ile davacı tarafın yıllardan beri ticaret yaptığını, davacı tarafın müvekkil ile cari hesap usulü çalıştığını, müvekkilinin davacı ile ilgili tüm faturaları senetleri, banka havalelerini ve elden aldığı paraları ticari defterlerine işlediğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak sanki sadece 2018 yılında ticaret yapmış gibi 2018 yılındaki ödemeleri belirterek borcu olmadığını iddia ettiğini, davacı tarafından ödenen tüm para ve havalelerin cari hesap ekstresinde gözüktüğünü, davacının borcunun geçmişten gelen tüm cari hesapları nedeniyle oluştuğunu, bu nedenle davacının borcunun sabit olduğunu, fiyat farkı faturalarına davacı tarafça itiraz edilmediğini, bu nedenle taraflar arasında buna ilişkin sözleşme olmasının şart olmadığını belirterek, davanın reddi ile %20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre taraflar arasında 2016 yılından bu yana ticari ilişkinin bulunduğu, ilişkinin cari hesap olarak devam ettiği, her iki tarafça davaya konu bononun aralarındaki ticari ilişki kapsamında verildiğinin kabul edildiği, davacı tarafın bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddiasının yazılı delille ispatlanmadığından bu yöndeki iddiasına itibar edilmeyerek mahkememizce borç ilişkisinin esasının incelenmesine geçildiği, buna göre davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarının ise usulüne uygun tutulduğu; davacı tarafından davalıya ürünler karşılığı banka aracılığı ile yapılan ödemelerin davalı defterlerinde kayıt altına alınmış olduğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına düzenlenen 20.10.2018 tarih ... seri nolu 23.128,00 TL’lik fiyat farkı faturası ile, 10.07.2018 tarih ... seri nolu fatura içeriği kesilen 11.800,00 TL'lik fiyat farkı faturasından kaynaklandığı, davacı tarafın bu faturaları kabul etmediği ve fiyat farkı uygulanamayacağını savunduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporlarının hepsinde de belirtildiği üzere bu uyuşmazlığa konu iki adet fiyat farkı faturası düzenlenmesinden önce, taraflar arasında 30.08.2016 tarih ... seri nolu fatura ile 4.000,20 TL’lik fiyat farkı faturasının davacı yasal defterlerinde davalının alacağında kayıtlı olduğu ancak davalıya ödenmediği; taraflar arasında fiyat farkı uygulamasına ilişkin bir sözleşme bulunmadığı gibi, bu konuda bir teamülün varlığının da kanıtlanamadığı, bu nedenle davalının fiyat farkı faturalarının dayanağının bulunmadığı kanaatine varılmakla; mahkememizce dosyada bulunan aynı yöndeki bilirkişi kök ve ek raporları da hükme esas alınmak suretiyle davacının, cari hesap kayıtlarına göre 55.601,26 TL tutarındaki borcundan fiyat farkına ilişkin 20.10.2018 tarih ... seri no.lu 23.128,00 TL’lik fiyat farkı faturası, 10.07.2018 tarih ... seri nolu 11.800,00 TL lik fiyat farkı faturası ve 30.08.2016 tarih ... seri nolu fatura ile 4.000,20 TL’lik fiyat farkı faturası toplamı olan 38.928,20 TL'nin mahsubu halinde, bakiye 16.673,06 TL davalıya borçlu olduğu, bu miktara ise yine bilirkişi raporlarına göre 1.140,84 TL faiz talep edebileceği, yani tüm icra takip çıkışı bakımından (56.252,56 TL takip çıkışı) davacının davalıya işlemiş faiz ile birlikte toplam 17.813,90 TL borçlu olduğu, bu durumda davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davacının Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıya 38.438,66 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Kötüniyet tazminatı yönünden 2004 sayılı İİK' nun 72/5 maddesi uyarınca, menfi tespit davası açan borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da zorunludur. Bir başka deyişle, takibin kötü niyetle yapıldığının iddia ve ispat edilememesi halinde, sadece takibin haksız olması nedeniyle borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi olanaklı değildir. İcra takibinde bulunan alacaklının da kötü niyetli olup olmadığının somut olaya özgü olarak değerlendirilmesi gerekir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı borçlu’nun üzerindedir. Açıklanan bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; alacaklının takipte kötüniyetli olduğunun dosyadaki bilgi, belge ve delillere göre ispatlanamadığı anlaşılmakla mahkememizce davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile birlikte davalı alacaklı yan ile olan tüm ticari ilişkilerinin açıklandığını ve teminat senedinin gerçeğe ve usulüne aykırı olarak doldurulup icraya konulduğu iddialarının bulunduğunu, davalı yanın ise cari alacak konusu ile fazladan düzenlediği fiyat farkı faturalarının kabulünü talep ettiğini, taraflarınca sunulan ödeme belgelerine göre zaten davalı yanın müvekkilinden 540.000,00 TL'lik tahsilat yaptığını ve buna karşılık gerçekte 482.814,75 TL tutarında mal gönderimi yaptığını, aslında ticari ilişkiye göre fazladan 57.185,25 TL'nin davalı ... firmasına nakit ödendiğini, davalının, borçlu olmamasına rağmen boş bırakılmış bonoyu kötü niyetle doldurarak 52.650,00 TL asıl alacak miktarından haksız tahsile kalktığını, davalının teminat bonosunu gerçeğe aykırı olarak doldurup icraya konu etmesi ile kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi gerekir iken aleyhe bir yorum ile bu kötü niyet tazminatı taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından toplam 517.742,75-TL'lik fatura kesilmesine rağmen yapılan toplam ödemenin 540.000,00 TL olduğunu, bilirkişi raporlarında ödeme belgelerinin dikkate alınmadığını, resmi olarak muhasebe kayıtlarına geçirilmediği ve görünmediği için ele alınmayan ödeme belgelerinin de borçluya yapılan bir ödeme olup, muhasebe kaydına mukayeseli olarak incelenmesini talep etmişler ise de bu taleplerinin incelenmediğini, davanın ve menfi tespit taleplerinin kabulü gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın ticari nitelikli bir iş olup dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığını, arabulucuya başvurulmadan açılan davanın reddi gerektiğini, Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre senedin ticari defterlerde kayıtlı olmasa dahi senede karşı yazılı delille ispat mecburiyeti olduğunu, davacı borçlunun senedin ödediğine dair yazılı delil sunamadığını davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, peşin satış karinesi uyarınca malların teslim edilmediğini iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğini, 6098 sayılı TBK'nın 207. maddesi uyarınca aksine adet ya da sözleşme mevcut değil ise satıcı ve alıcının borçlarını aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğunu, bu itibarla malların teslim alınmadığı ispat yükünün davacı tarafta olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca bonoya dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile davacının Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıya 38.438,66 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... San. ve Tic. Ltd. Şti., borçlusunun ... olduğu, 52.650,00-TL asıl alacak 3.602,56-TL işlemiş faiz olmak üzere 56.252,56-TL alacağın tahsilinin talep edildiği, takip dayanağının 22/07/2018 düzenleme, 31/12/2018 ödeme tarihli 560.000,00-TL bedelli bono olduğu anlaşılmaktadır. Takibe konu bononun incelenmesinde davacı keşideci tarafından davalı adına düzenlendiği, unsurları tam olan bononun malen ya da nakden kaydı ihtiva etmediği, davacı yanca takibe dayanak bononun teminat amacıyla verildiği ancak karşılığında mal teslim edilmediği olgusunun iddia edildiği; davalı yanca tarafların cari hesap ilişkisi olduğu, takip konusu bono karşılığında malların teslim edildiği, davacı yanca sipariş edilip de teslim edilmeyen herhangi bir mal bulunmadığı, bonoların bedelsiz olmadığının savunulduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf iddiasını bonoya dayandırmıştır. Senet üzerine malen veya nakden kaydının düşülmediği tespit edilmiştir. Bedel kaydı kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Dava konusu bononun taraflar arasındaki satım ilişkisi kapsamında mal teslimine ilişkin davacı yanca düzenlenerek davalıya verildiği tarafların kabulündedir. Bu durumda somut olayda davacı ispat yükü altında olup senede karşı ileri sürdüğü iddiayı yazılı delille ispat etmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf istemleri yönünden; 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Bunun dışında elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Davacı taraf senedi boş olarak imzaladığını iddia etmiş ise de açığa atılan imzanın kötüye kullanıldığı iddiasının da yine yazılı delillerle ispat edilebileceği dikkate alınarak, davacı taraf dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini ayrıca mal teslimin yapılmadığını geçerli yazılı delillerle ispatlamalıdır (Aynı yönde Yargıtay 11. HD.'nin 21.04.2021 tarih ve 2020/5900 Esas ve 2021/3916 Karar sayılı ilamı). Buna karşılı davacı tarafça iddiaları ispat edilememiştir. Ayrıca banka havaleleri yoluyla ödemelerin bilirkişi raporunda incelemeye alındığı gibi dava ve takip dayanağının bono olduğu dikkate alınarak davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf istemleri yönünden; davacı tarafça dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiği ayrıca mal teslimin yapılmadığı iddiaları geçerli yazılı delillerle ispatlanamadığı gibi bilirkişi raporunda davalı tarafından kesilen tüm faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı belirlemelerinde bulunulmuştur. Bu durumda davacı taraf defterlerinin aleyhine delil olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, davacı tarafından banka aracılığıyla yapılan ödemeler de fiyat farkı faturalarının düzenlenme tarihlerinden sonrasına tekabül etmektedir. Tüm bu hususlar nazara alınarak davacının davaya konu bononun davalıya teminat olarak verildiği ve mal tesliminin yapılmadığı, senedin bedelsiz olduğu ve borçlu olmadığını usulüne uygun delillerle ispat edememiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Ne var ki anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aşağıdaki şekilde davanın reddine dair karar verilmesi gerekmiştir. İİK'nun 72/4. maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davalı alacaklının alacağını tedbir nedeniyle geç almasını gerektirecek ve infaz olunmuş bir tedbirin mevcut olmadığı gözetildiğinde İİK 72/4. maddesi uyarınca davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi koşulları oluşmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, dosya kapsamına göre delillerin toplanmış olması karşısında dosya İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmeyerek yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ESASTAN KABULÜNE, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Davanın REDDİNE, b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcının peşin yatırılan 899,14 TL harç ile 61,68 TL tamamlama harcı toplamı 960,82 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 228,82 TL harcın talep halinde davacı tarafa İADESİNE, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2023 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince İPTALİNE, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, c-Davalı tarafından İlk Derece Mahkemesi'nde herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, g-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcı ile 575,74 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, b-Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 SAyılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince yazılmasına, c-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 145,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 365,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, d-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.26/03/2026 ...