T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1601 KARAR NO : 2025/1931 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2021 NUMARASI : 2018/1133 Esas 2021/796 Karar DAVA : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ : 24/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 24/10/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1601 KARAR NO : 2025/1931 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2021 NUMARASI : 2018/1133 Esas 2021/796 Karar DAVA : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ : 24/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 24/10/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/09/2017 tarihinde davalı ...'nın maliki olduğu, davalı ...'nın sevk ve idaresindeki davalı ... şirketine ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı aracın yaya olan ... ve ...'e çarpması sebebiyle yaralanmalarına sebebiyet verdiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı küçük ... için şimdilik 100 TL maddi, 20.000 TL manevi, davacı ... için 100 TL maddi,10.000 TL manevi, davacı ... için 100 TL maddi, 20.000 TL manevi, davacı ... için 100 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 2918 sayılı yasanın 97 maddesine göre sigorta şirketine başvurunun dava şartı olduğunu, başvuruda belgelerin eksiksiz verilmesi gerektiğini, sigorta şirketine geçerli başvurunun bulunmadığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun motorlu aracın karayollarında işletilmesi aşamasında meydana gelen zararlardan sorumlu olduğunu, karayolu dışındaki alanlarda meydana gelen kazalar sebebiyle sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, davanın reddinin gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti. sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespitinin gerektiğini, davacının iddia ettiği kalıcı sakatlığın tespiti için özürlük oranının dikkate alınarak rapor alınması gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 tablosunun dikkate alınması gerektiğini, kazaya uğrayan çocukların küçük olduğunu, ekonomik kazanç elde edemeyeceklerini, bu sebeple geçici iş göremezlik zararının oluşmayacağını, tedavi giderlerinden sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, tazminat alacağının dava tarihinde muaccel hale geldiğini, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... aracı ile otoparktan çıkarken ... ve ... 'ın hareket eden arabanın arkasına doğru koştuğu, çocukların boylarının kısa olması sebebiyle aracın kör noktasında kaldığını, müvekkilinin göremediğini, kazanın oluşunda sürücü ...'nın kusurunun bulunmadığını, kazadan sonra çocukları hastaneye götürdüğünü, sigorta şirketine geçerli başvuru yapmadığı için dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, çocukların yaşlarının küçük olması sebebiyle geçici iş göremezlik tazminatının oluşmayacağını, tedavi masraflarına ilişkin delillerin sunulmadığını, talep edilen maddi zararın tam olarak açıklanmadığını, talep edilen alacakların ne zaman muaccel hale geldiğinin belli olmadığını, kaza tarihinden itibaren faiz isteminin yerinde olmadığını, uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, manevi tazminat isteminin fahiş olduğunu, davacıların ruhsal çöküntü yaşadıklarına dair beyanlarının yerinde olmadığını, ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. DELİLLER : Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/920 E sayılı dosyası, Bilirkişi raporu, Adli olgu bildirim formu, Davalı sigortaya başvuru evrakı ve eksik evrak bildirimi, Fakirlik belgesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; Maddi tazminat yönünden; davacı ... ve ... için yaralanmaları sebebiyle her birine ayrı ayrı 100-TL maddi tazminatın davalı ... ve ... 21.09.2017 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere, davalı ... 03.10.2018 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ... ve ...'in velisi ... ve ...'e verilmesine, ... ve ...'in subut bulmayan maddi tazminat talebinin reddine, Manevi tazminat yönünden; ... için 10.000 TL, ... için 6.000 TL, ... için 8.000 TL, ... için 8.000 TL olmak üzere toplam 32.000 TL manevi tazminatın 21.09.2017 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (davacı ... ve ...'in alacağının velisi ... ve ...'e) verilmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını, zararın miktarı, muhtemel zararda müvekkillerin kusurlu olup olmadığı incelenmediğini, dosyada ispat edilen hiçbir husus yok iken maddi tazminata ve yüksek miktarda manevi tazminatlara hükmedilmesi yasaya ve usule aykırı olduğunu, manevi tazminat miktarları da oldukça yüksek olup, müvekkilin bu manevi tazminatı ödemede güçlük çekeceği açıkça ortada olduğunu, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamalı iken dosyada hiçbir iddiası ispatlanmayan davacılar, hükmedilen tazminat miktarları ile zenginleştirildiğini, öncelikle maddi- manevi tazminata dair yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla manevi tazminata dair hükmün kaldırılmaması halinde manevi tazminat miktarlarının da düşürülmesini talep ettiğini, zira ekonomik krizin ve geçim sıkıntısının had safhada olduğu bu dönemde müvekkilin bu tazminat miktarlarını ödemede güçlük çekeceği apaçık ortada olduğunu, yasaya aykırı olan, gerekçesi hayatın olağan akışına aykırı olan ve yargılaması eksik ve hatalı olmasına rağmen ispat edilemeyen iddialar üzerinden yüksek miktarlarda manevi tazminata ve ispat edilemeyen maddi zarara ilişkin maddi tazminata hükmedilen yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı taraf istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İDM'nce davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince resen gözetilecekler dışında istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan incelemede; 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 56. maddesine göre, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. Kural olarak, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (mülga 818 Sayılı BK'nun 53. maddesi) gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar). Somut olayda, 21/09/2017 tarihinde davalı ...'ya ait diğer davalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... sokak no:... sayılı apartmanın otopark olarak da kullanılan bahçe kısmında geri manevra yaparken yönetimindeki otomobilin arka kısmıyla bu alanda bulunan davacı ... ile davacı ...'e çarpması sonucu yaralanmaları ile sonuçlanan yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Dava konusu olaya ilişkin Karşıyaka 3. ACM'nin 01/10/2018 tarih 2017/920 Esas , 2018/596 Karar sayılı ilamı ile davalı sürücü ...'nın asli ve tam kusuru ile taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinafta düzeltilerek 06/04/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza dosyasındaki tespit ve değerlendirmeler ile dosya kapsamına göre; ceza kararı ile kesinleşen maddi olguya göre davalı sürücü ...'nın yönetiminde oto ile yaptığı geri manevrasında olay yerinde küçük çocukların olmasına rağmen yeterince dikkatli ve tedbirli davranmadığı, davacılar ... ile ...'in yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasında asli ve tam kusurlu kabul edilerek davalıların maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalılar ... ve ... vekilinin kusura ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Meydana gelen yaralanma nedeniyle davacılardan ...'in basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek hayati tehlike geçirecek şekilde sağ kolda kırıklar, sol femur başında çıkık, kırıkların hayati fonksiyonlara etkisi ağır derecede olacak şekilde yaralandığı, Ege Üniversitesi Adli Sağlık Kurulu'nun 01/11/2019 tarihli raporuna göre sürekli maluliyetinin olmadığı, iyileşme süresinin 2 ay olduğunun rapor edildiği, yine davacılardan ...'in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek hayati tehlike geçirmeyeceği şekilde sağ kol, sağ ayak bileği ile her iki dizinde lezyonlar oluşturacak şekilde yaralandığı, Ege Üniversitesi Adli Sağlık Kurulunun 01/11/2019 tarihli raporuna göre sürekli maluliyetinin olmadığı, iyileşme süresinin 2 hafta olacağının belirlendiği, bu raporlar denetime elverişli ve yeterli olduğundan ; İDM'nce yaralanan davacılar için düzenlenen bu raporların esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır. Maddi tazminat yönünden; davacılara yaralanma nedeniyle herhangi bir sigorta ödemesinin bulunmadığı, davanın yargılamasında verilen kesin süreye rağmen delil avansı yatırılmadığından aktüer bilirkişi incelemesi yapılmamış ise de; İDM'nce yaralanan davacı küçüklerin tedavi süresince tedavi gideri olarak 100'er TL maddi tazminatın makul olacağına ilişkin değerlendirmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalılar vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusu dosya içeriğine uygun ve yerinde bulunmamıştır. Manevi tazminat yönünden; 6098 Sayılı TBK'nun 56.maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu kazanın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davalının asli ve tam kusurlu olması , yaralanan davacı küçüklerde meydana gelen yaralanmanın niteliği ve ağırlığı, olay tarihi, paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, hak ve nesafet kaideleri ile yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde; İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının somut olaya uygun olduğu anlaşıldığından davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurularının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve ... tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 549,89 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 2.199,58 TL'den mahsubuyla, bakiye 1.649,69 TL'nin bu davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 24/10/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.