T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1204 KARAR NO : 2025/2241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2024 NUMARASI : 2022/1063 Esas - 2024/203 Karar ASIL DAVA DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... DAVALI : ... - ... - ... VEKİLİ : Av. ..…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1204 KARAR NO : 2025/2241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2024 NUMARASI : 2022/1063 Esas - 2024/203 Karar ASIL DAVA DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... DAVALI : ... - ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2022 BİRLEŞEN DAVA : ARAÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'nin (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) 2023/128 Esas DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... DAVALI : ... - ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA TÜRÜ : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 06/03/2023 KARAR TARİHİ : 29/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 23/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı asıl dava dilekçesinde özetle; Sakarya Korkmaz Müh. Ltd. Şti. firmasına iş karşılığı vermiş olduğu Garanti Bankası Kastamonu Şubesi 30.09.2016 Vadeli ... Çek Numaralı 37.500,00 TL bedelli çeki, Sakarya Korkmaz Müh. Ltd. Şti. firmasına hiçbir borcum olmadığı halde ve davalı firma ile sözleşmenin fesih edildiğini bilmesine rağmen kötü niyetli olarak davalı tarafından icra takibine konu edildiğini, İcra Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığını, davalı, tarafımın taşerona borçlu olmadığını ve tarafımdan hiçbir alacağı olmadığını bizzat taşeron firma sahibi ...'ın bildirmesine rağmen kötü niyetli olarak icra takibi ve ceza davalarına devam ettiğini, aynı zamanda taşeron firmanın alacağı olmadığını bildiği halde haksız olarak Sakarya 2. İcra Dairesi'nin 2016/7764 Esas takip dosya alacağının tümünü tahsil ettiğini, Hendek 16 Derslik Kız Öğrenci Yurdu İnşaatı Mekanik Tesisat Anahtar Teslim Yapımı için Anlaşma yaptığı Sakarya Korkmaz Müh. Ltd. Şti. firmasına Taşeronluk sözleşmesi karşılığı vermiş olduğu Garanti Bankası Kastamonu Şubesi 30.09.2016 Vadeli ... Çek Numaralı 37.500,00 TL bedelli avans çekini taşeron firmanın davalı firmaya verdiğini, ana yüklenici ;nceliler İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ile ... arasında bulunan sözleşmenin 10.09.2016 tarihinde feshi nedeni ile Sakarya Korkmaz Mühendislik Ltd. Şti. ile 30.06.2016 tarihinde yapılan sözleşme 12.09.2016 tarihinde imzalanan fesih protokolü ile karşılıklı olarak fesih edildiğini, fesih protokolü gereğince şantiyede işe başlamayan ve imalat yapılmadığından herhangi bir alacağı bulunmayan Sakarya Korkmaz Mühendislik Ltd. Şti. avans olarak verilen çekleri davacıya iade etmediğini, bu sebeple adli yardım talebinin kabulü ile, davalı firmasının iyi niyetli hamil olmadığının, Garanti Bankası Kastamonu Şubesi 30.09.2016 Vadeli ... Çek Numaralı 37.500,00 TL bedelli çek karşılığında davalıya borçlu olmadığının, Garanti Bankası Kastamonu Şubesi ... Nolu çekten dolayı borçlu olmadığının kabulü ile Sakarya 1. İcra Dairesi'nin 2016/7764 Esas icra dosyasının kapatılmasına karar verilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı birleşen 2023/128 Esas sayılı dosyasında, dava dilekçesinde özetle; sözleşme ile iş karşılığı Sakarya Kormaz Müh. Ltd. Şti. firmasına vermiş olduğu, Türkiye Garanti Bankası Kastamonu Şubesi 0011997 seri numaralı 30.09.2016 keşide tarihli 37.500,00 TL bedelli çekin Sakarya Korkmaz Müh. Ltd. Şti. firması tarafından malzeme karşılığı davalya verdiğini, çekleri geri talep etmesine rağmen çeklerin iade edilmediğini, Sakarya Korkmaz Müh. Ltd. Şti. firması ile arasında çeklerin bedelsiz olması sebebiyle Araç Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/136 esas sayılı davasının devam ettiğini, davalının bahse konu çek ile ilgili olarak ilk lehtara borçlu olmadığı halde Sakarya 1. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2017/245 esas sayılı dava dosyası ile hapis cezası baskısı altında ödeme yapmaya zorladığını, davalı firma ile arasında ayrıca çeklerden kaynaklı olarak Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1063 esas sayılı menfi tespit davasının devam ettiğini, açıklanan ve mahkemece resen takdir edilecek sebeplerle, adli yardım talebinin kabulüne, yapılan haksız tahsilatın bilirkişilerce hesaplanarak en yüksek faiz oranıyla tarafına ödenmesine, haksız icra dolayısıyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle icra dosyasından 50.000,00 TL manevi tazminata, davalıya yapılmak zorunda kalınan 75.000,00 TL ödemenin ödeme gününden itibaren faizi ile hesaplanarak tarafına ödenmesine, kötü niyetli icra takibi nedeniyle icra dosyalarının tutarının %40'ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, hükmedilmesine karar verilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddia ettiği üzere işbu takibin açılmasında ve alacağın tahsilinde haksız fiil meydana gelmişse davacının Sakarya 2. İcra Dairesi'nin 2016/7764 esas sayılı takip dosyası ile haksız fiilden ve tazminat yükümlüsünden haberdar olduğunu, takibin açılmış olduğu tarih değil de icra dosyasına haricen tahsil bildirimi yapıldığı tarih, yahut Sakarya 1. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2017/245 esas, 2017/812 karar sayılı dosyasında şikayetten vazgeçme dilekçesi gönderildiği 21/12/2018 tarihi haksız fiilin oluştuğu tarih olarak dikkate alındığında dahi 2 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğunun açıkça gözüktüğünü, açıkladıkları bu nedenlerle davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı firmanın söz konusu çekte ciranta konumunda olduğunu, ... tarafından işbu çekin aralarındaki ticari iş ve işlemler neticesinde davalı firmaya ciranta edildiğini, davalı firmanın davacıyla herhangi bir ticari ilişki içerisinde olmadığını, davacının sunmuş olduğu sözleşmede müvekkilinin taraf olmadığı da göz önüne alındığında müvekkilinin iyi niyetli olduğunun ortaya çıktığını, dava dilekçesinde davacı yanın taleplerinin anlaşılabilir olmadığını, dava konusu olarak 150.000,00 TL maddi tazminat, 50.000,00-TL manevi tazminat olarak konu başlığı altında ifade edilmişse de sonuç ve istem kısmında toplam olarak 150.000,00 TL maddi tazminat talebi bulunduğunu, zamanaşımı itirazının kabulüne, davanın esas yönünden de reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Açılan asıl ve birleşen davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl ve birleşen davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl ve birleşen davacı istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinden Lehdara boçlu olmadığım usulüne uygun olarak ispatlanması nedeniyle tanık dahil he türlü delille ispat hakkım olması bu durumda ticari defterlerin incelenmesi ve sonucunda davalının çekleri Sakarya Korkmaz Müh. Ltd. Şti. firmasından ticari bir ilişki sonucu aldığını dava dosyası içerisinde ikrar ettiği ve inceleme sonucunda davalının Sakarya Korkmaz Müh. Ltd. Şti. firmasından ticari olarak bir alacağı bulunmadığı ortaya çıkacağı halde ticari defterler incelenmeksizin ve yine Sakarya Korkmaz Müh. Ltd. Şti. firma sahibi ve müdürü ... tarafından Araç Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiş olduğu beyan dilekçesinde ki çekleri davalıdan geri istediğini ancak davalının çekleri geri vermeye yanaşmadığı beyanları dikkate alınmaksızın davalının iyi niyetli olduğunun kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Asıl ve birleşen davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin kanundan ve hukuktan doğan haklarını kullanmış olması haksız fiil de meydana getiremeyeceğini, birleşen davada davacı yan haksız fiilden kaynaklı tazminat isteminde bulunmuş olup davalı şirketin kanundan ve hukuktan doğan haklarını kullanmış olması haksız fiil de meydana getiremeyeceğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/04/2024 Tarih - 2022/1063 Esas - 2024/203 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, menfi tespit, birleşen dava ise tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş karara karşı asıl ve birleşen davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davalı tarafından, davacı aleyhine Sakarya 2. İcra Dairesi'nin 2016/7764 esas sayılı dosyası ile Garanti Bankası Kastamonu Şubesine ait keşidecisi ... olan, 37.500,00 TL bedelli, 30.09.2016 tarihli, ... seri numaralı, lehtarı ve ilk cirantacısı Sakarya Korkmaz Müh. San. Tic. Ltd. Şti. olan, davalı dışı ... ve sonrasında davlıya ciro edilen çeke istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılması üzerine, davacı tarafından eldeki asıl ve birleşen davanın açıldığı ve açılan asıl davada çek nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmesinin, birleşen davada ise davalıya ödenmek zorunda kalınan bir miktar paranın iadesine ve bir miktar manevi tazminatın talep edildiği, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verildiği, verilen karara karşı asıl ve birleşen davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu edilen çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı, davalının çekin yetkili hamili olup olmadığı yetkili hamil ise çek iktisabında kötü niyetli olup olmadığı, çeklerin avans çeki olup olmadığı, icra takibi nedeniyle davacının manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı, takip nedeniyle haksız tahsilat ve çek karşılık tutarlarının davacıya ödenip ödenemeyeceği hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar). 6102 sayılı TTK'nın 790. maddesinde; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır.” hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesi ise, “Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür” hükümlerini içermektedir. Açıklanan kanun hükümleri uyarınca çekin istirdadı davasında davacının, kendisinin yetkili hamil olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu da kanıtlaması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 677. maddesindeki düzenlemeye göre, imzaların istiklali prensibi benimsenmiş olup, ciro imzalarından biri sahte bile olsa, düzgün ciro silsilesine göre çeki iktisap edenin, çeki iktisapta ağır kusurunun bulunduğunun ayrıca kanıtlanması gerekir. İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde; “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır. Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. İspat yüküne yönelik bu açıklamaların kambiyo senedi ve bononun hukuki niteliğine ile birlikte değerlendirildiğinde; senet metninden anlaşılan ve herkese karşı ileri sürülebilen def'iler dışında bir nedenle borçlu olmadığını ileri süren keşidecinin bono nedeniyle borçlu olmadığını yazılı delillerle ispat etmesi gerekir. Somut olayda, dava konusu çekin Garanti Bankası Kastamonu Şubesine ait keşidecisi ... olan, 37.500,00 TL bedelli, 30.09.2016 tarihli, ... seri numaralı, lehtarı ve ilk cirantacısı Sakarya Korkmaz Müh. San. Tic. Ltd. Şti. olan, dava dışı ... ve sonrasında davalıya ciro edilen çek olduğu tespit edilmiştir. Eldeki davada, dosya kapsamı, çek örneği ve icra takibi evrakı incelendiğinde; dava konusu çekin lehtar adına düzenlenip daha sonra usule uygun ciro silsilesiyle davalıya geçtiği, davalının çekte meşru hamil sıfatını taşıdığı anlaşılmaktadır. Somut olayda; asıl ve birleşen dava davacısı ile dava dışı Sakarya Korkmaz Müh. San. Tic. Ltd. Şti. arasında taşeron sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında asıl ve birleşen dava davacısının davaya konu çekleri dava dışı Sakarya Korkmaz Müh. San. Tic. Ltd. Şti.'ne verdiğini, sonrasında dava dışı şirket ile kendisi arasındaki sözleşmenin iptal edildiğini belirterek dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, dava dışı şirket ile arasındaki taşeron sözleşmenin feshedildiğini, feshe ilişkin olarak Sakarya Korkmaz Müh. San. Tic. Ltd. Şti. yetkilisinin verdiği beyanı içerir Sakarya Arabuluculuk Bürosunun 2022/417 numaralı tutanağını dosya arasına sunulduğu görülmüştür. Sözü edilen ve delil olarak sunulan arabuluculuk tutanağına göre; davaya konu çekin taşeron sözleşmesinin devamı esnasında davalı, birleşen dava davalısına ciro edildiği, asıl ve birleşen dava davacısı ile davalı birleşen dava davalısı arasında doğrudan ticari ilişkinin olmadığı görülmektedir. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu çekin keşidecisi olan davacının, çekin lehtarı ve ilk cirantası olan dava dışı Sakarya Korkmaz LTD tarafından davalıya usulüne uygun olarak ciro edildiği, ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı ve davalının yetkili hamil olduğu tespitinin yapıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun çeklere ilişkin hükümleri uyarınca, çekin soyut borç ikrarı niteliğinde olduğu, keşidecinin çek bedelinden kural olarak sorumlu bulunduğu, yetkili hamilin çeke dayalı talepte bulunabilmesi için ayrıca temel ilişkinin ispatına gerek olmadığının değerlendirildiği görülmüştür. Eldeki davada; davacının, çekten doğan sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte ciro silsilesinin geçersizliği, çekin hükümsüzlüğü ya da davalının kötü niyetli olduğu yönünde iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı, yukarıda açıklandığı üzere davacının ancak 6102 sayılı TTK'nın 792. Maddesi uyarınca davalı hamilin ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat ettiği taktirde borçlu olmadığına karar verilebileceği, yukarıda açıklandığı üzere davacının bu yönde delil sunamadığı ve iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla davacının menfi tespit talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince; davalının yetkili hamil sıfatına haiz olduğu, davacının ise keşideci olarak çek bedelinden sorumlu bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde; davalının, davacı ile çek lehtarı arasındaki sözleşmenin feshedildiğini ve çekin bedelsiz kaldığını bildiği halde kambiyo takibine geçtiğini ileri sürmüş ise de, yukarıda açıklandığı üzere davacının, daha çekin davalı hamil tarafından iktisabı anında bu durumu bildiğini, kanundaki ifadesi ile çeki bilerek davacının zararına kötüniyetle veya ağır kusuru ile iktisap ettiği hususlarını ispat etmesi gerekir. Davacının delil olarak dayandığı çek lehtarının Araç Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben verdiği 26/01/2023 tarihli beyan dilekçesinden de anlaşılacağı üzere çek davalıya ciro ile devrediltikten ve davalı yetkili hamil olduktan sonra davacı ile dava dışı lehtar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve lehtarın davalıdan çeki geri istediği görülmektedir. Davalının, çekin bedelsiz kaldığı halde çeki iktisap ettiğine dair bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Kaldı ki aynı dilekçe de lehtar çeki davalıya aldığı malzeme karşılığı verdiğini de söylemekle davalının kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak çeki iktisap etmediği de anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının bu yöndeki iddialarının dinlenme olanağı yoktur. Diğer yandan ticari defterlerin incelenmesi de talep edilmiş ise de; çek sebepten mücerret olup olup davacı ile davalı arasında temel ilişki de bulunmadığına göre ticari defterlerin incelenmesinin davanın esasına bir katkısı olmadığından ilk derece mahkemesince ticari defterlerin incelememesi de yerindedir. Davacının bu yöndeki istinaf istemlerinin reddi gerekir. Öte yandan; Birleşen dava yönünden yapılan incelemede ise; davacının icra takibi kapsamında yaptığı ödemenin, geçerli bir kambiyo senedine ve hukuka uygun bir takibe dayalı olduğu, bu ödemenin haksız veya sebepsiz bir ödeme niteliği taşımadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla eldeki birleşen davada istirdat talebinin de koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi bakımından ise; davalı tarafından hukuka aykırı bir fiilin işlendiği, kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir davranışın bulunduğu ya da davalının kusurlu bir eylemi ile davacının manevi zarara uğradığının ispatlandığı eldeki davada söylenemeyecektir. Yalnızca yasal yollara başvurulması ve kambiyo senedine dayalı takip yapılması tek başına manevi tazminat sorumluluğunu doğurmayacağından, mahkemece birleşen davanın de reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Gerekçeli karar başlığında; davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak asıl ve birleşen davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; asıl ve birleşen davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Adli yardım nedeniyle alınmayan 3.366,20-TL (1.683,10 TL x 2) İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcı ile 1.230,80 -TL (615,40 TL x 2) istinaf karar harcının asıl ve birleşen davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/12/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır. * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*