(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/2402 E. , 2007/2838 K. MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tesbitinden ... dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar tapu kaydı nedeni ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı ... ..., taşınmazları…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/2402 E. , 2007/2838 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tesbitinden ... dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar tapu kaydı nedeni ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı ... ..., taşınmazları borçlanma suretiyle Hazine'den bedeli karşılığı satın aldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388/6. maddesinde “hükmün sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü vaz edildiği gibi; aynı Yasa’nın 389. maddesinde de; “verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahsedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.” ifadeleri yer almış bulunmaktadır. Bu hükümlere göre tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fıkrası bir biri ile çelişmeyeceği gibi her iki kararda da taraflara tahmil ve bahsedilen hak ve vazifeler sıra numaraları altında birer birer belirtilmek zorundadır. Mahkemenin “gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere davanın kısmen kabulüne” şeklindeki 12.02.2001 tarihli kısa kararının yasada öngörülen şartları taşımadığı bu kararın gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile çelişik olduğu açıktır.” Kararlar arasındaki çelişki yargılamanın aleniliği ilkesine aykırı, mahkemelere olan güveni sarsıcı niteliktedir. Bu durumda yasaya uygun olarak düzenlenmiş bir karardan bahsedilemeyeceği gibi, 976 parselin 16.10.2000 tarihli ... bilirkişisi rapor ve krokisinde (B) ile gösterilen kısmına ilişkin hüküm kurulduğu halde, (A) ile gösterilen kısmına ilişkin hüküm kurulmaması da doğru bulunmamaktadır. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına 12.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.