9. Hukuk Dairesi 2020/1023 E. , 2020/4745 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, Sendikanın faaliyetinin durdurulması ve kapatılmasına karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ret kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Daires
**9. Hukuk Dairesi 2020/1023 E. , 2020/4745 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, Sendikanın faaliyetinin durdurulması ve kapatılmasına karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ret kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI 1-DAVALI TEMYİZİ AÇISINDAN; Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu yasalarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi, 5235 sayılı Yasa ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından " Temyiz yolu ile " yapılmakta iken 5235 sayılı Yasa ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli hale gelmiştir. Başka bir deyişle İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan temyiz yolu kapatılmıştır. 6100 sayılı HMK. daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolu uygulamasında, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesi' nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması halinde karar kesinleşmektedir. 6100 sayılı HMK'nın yargılama sitemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusu üzerine tarafın istinaf başvurusunun usulden/esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesi' nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesince değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine takılacaktır. Zira istinaf mahkemesinin elinin değmediği bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olmaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır. Kural olarak İlk Derece Mahkemesi'nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacının istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Hal böyle iken davalının artık İlk Derece Mahkemesi kararını doğrudan temyiz etmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle; davalı Sendika’nın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etme hakkı olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin REDDİNE, 2-DAVACI TEMYİZİ AÇISINDAN; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere ve özellikle davalı Sendikaya Tüzüğündeki eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için “yapılacak ilk genel kurulda” şeklinde bir sürenin verildiği ve bu genel kurulun ise Kanun’da belirtilen 1 aylık süreden çok daha sonra yapılıp burada sözkonusu talebin değerlendirildiğinin, yine davanın ikame edildiği tarihte davacının da yapılan bu genel kurul sonucundan haberdar olup davalıya bildirilen gerekli düzenlemelerin yapılmadığı iddiasıyla işbu davayı açtığının anlaşılması karşısında, somut uyuşmazlıkta 6356 sayılı Kanun’un 7. maddesinde öngörülen süre şartının gerçekleştiğinin kabulü gerekmekle, davanın "1 aylık süre yönünden” dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde değil ise de; davacının dava dilekçesinde davalı Sendika’nın Tüzüğündeki kanuna aykırılık ve eksikliklerin neler olduğuna ilişkin somut bir iddia ve açıklama yapmadığı, bu haliyle dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119/e. maddesine aykırı olması hasebiyle davanın usul yönünden reddine karar verilmesinin gerektiğinin, bu nedenle de kararların sonuç itibariyle doğru olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 370. vd. maddeleri uyarınca değişik bu gerekçeyle ONANMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.