T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/65 Esas KARAR NO: 2025/1098 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2021 NUMARASI: 2020/367 Esas, 2021/866 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/65 Esas KARAR NO: 2025/1098 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2021 NUMARASI: 2020/367 Esas, 2021/866 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu ve müvekkilinin karşı tarafa ait olan 66 adet ... Halk otobüslerinin temizlik işini üstlendiğini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüklerinin tamamıyla yerine getirdiğini, davalıya yapılan işin içeriği ve niteliğinin taraflar arasındaki yazışmalardan ayrıntılı bir şekilde görüleceğini, yapılan temizlik işleri nedeniyle faturalandırılan hak edişlerinin davalı tarafından ödenmediğini ve müvekkilini mağdur ettiğini, bu ticari ilişki çerçevesinde müvekkili tarafından 167.094,13 TL tutarında faturanın düzenlendiğini, davalı tarafından 119.404,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, ancak kalan bakiyenin bugüne kadar ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile davalının itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirkete halk otobüslerinin temizlik işini üstlendiğini ancak bedellerinin ödenmediğini iddia ettiğini, davacının bu iddialarının asılsız olduğunu, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, faiz türüne ve oranına itiraz ettiklerini, müvekkilinin davacı ile cari hesaba dayalı bir ilişkisi bulunmadığından cari hesaba dayalı alacaklı olduğu iddiasıyla başlatılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirket hakkında konkordato sürecinin devam ettiğini, müvekkili şirket hakkında devam eden Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/395 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddi ile takibin iptaline, alacağın % 20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında Halk otobüslerin temizlik işi nedeni ile ticari ilişki kurulduğu, 12 adet fatura düzenlendiği ve davacının bu 12 adet faturayı icra takibine koyduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için verilen inceleme gününde davacının ticari defterlerini sunduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, davalının defter sunmadığı, bilirkişi raporunda anılan faturaların davacının ticari defterlerde işlendiği ve davalının da 12 adet faturanın 11 adetinin Vergi Bildiriminin yapıldığını dolayısıyla bu faturalar yönünden hizmetin ifa edildiğini ve davacının fatura alacağına hak kazandığını, son fatura olan 6.533,33-TL lik fatura bakımından ise davacının hizmetin ifasını kanıtlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olması karşısında, kendisine yemin delili hatırlatıldığı, dosyaya sunulan yemin davetiyesinin davalıya tebliğ edildiği, yemin duruşmasında davalı şirket yetkilisinin bu fatura bakımından hizmetin alınmadığı yönündeki beyanının kesin delil niteliğinde olduğundan bu fatura yönünden davanın ispat edilemediği gerekçesi ile açılan davanın kısmen kabulü ile davalının Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın 41.156,80 TL asıl alacak bakımından itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacağın likit olması nedeni ile alacağın %20 si oranında (8.231,36-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; ilk derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirkete ait defterlerin sahibinin delil niteliğine haiz olmadığının değerlendirildiği ve bu hususta nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu yönünde tespitte bulunulduğunu, davacının ticari defterlerinin delil niteliğine haiz olmadığını, bu nedenle davacı tarafından davası ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece Mahkemesi tarafından davacıya ait ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğuna ilişkin tespitlerin açıkça hukuka ve somut duruma aykırı olduğunu, dava konusu faturaların karşı tarafın ticari defterlerinde yer almasının, müvekkilinin karşı tarafa borçlu olduğu anlamına gelmediğini, faturanın her zaman ve tek taraflı olarak düzenlenmesinin mümkün olduğunu, fatura düzenlenmesinin, faturaya konu hizmetin karşı tarafa verildiğini ispat etmediğini, karşı tarafı borçlu hale getirmeyeceğini, davaya konu faturalar incelendiğinde, iş bu faturalara konu hizmetlerin müvekkiline verildiğini gösteren hiç bir yazılı belgenin dosyada bulunmadığını, davacının faturalara konu hizmeti verdiğini ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu faturaların müvekkiline ne şekilde teslim edildiğine ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmadığını, bu hususun açıkça hukuka aykırı olduğunu, davaya konu faturaların müvekkiline teslim edildiğini gösterir hiç bir yazılı belge bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, açık hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.İstinafa konu uyuşmazlık, takibe konu açık hesap ilişkisinden kaynaklı, davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 35. İcra Dairesinin ... E sayılı takip dosyası ile açık hesap alacağından kaynaklı 47.690,13 TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, davalının süresinde borca, ferilerine ve yetkiye itirazı üzerine, alacaklının yetki itirazını kabul ettiği ve dosyanın yetkisizlikle Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası üzerinden gönderilen ödeme emri üzerine davalının borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, iş bu itirazın iptali davasının İİK 67. Maddesi gereğince bir yıllık süre içerisinde ve dava değeri 47.690,13 TL üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda davacı, davalıya ait 66 adet Halk otobüsünün temizlik işlerini üstlendiği ve bu hizmet gereğince davalıdan açık hesaptan kaynaklı alacağının bulduğunu ileri sürmüş, davalı ise, davacı ile cari hesap sözleşmesine dayalı bir ilişkisi bulunmadığını, davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, hizmetin yerine getirildiğinin ve açık hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat yükü davacı taraftadır.Mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir.12/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamında yapılan incelemede taraflar arasında akdedilen yazılı bir sözleşmeye rastlanmadığı, davacı tarafından sunulan ticari defterlerin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olmadığı ve sunulan ticari defterlere göre davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 47.690,13 TL alacaklı durumda olduğu, Mahkemece HMK 219-222 maddeleri çerçevesinde ihtaratta bulunulmasına rağmen, davalının inceleme katılmadığı ve defter ibrazında bulanmadığı, bu nedenle davalı defterleri üzerinde taraflar arasındaki borç/alacak ilişkisini tespit etmenin mümkün olmadığı, dosya kapsamında yer alan BA/BS formları incelendiğinde; 2019 yılında düzenlenen faturaların tamamının bildiriminin (12 adet 158.533,00 TL) yapıldığı, davalı tarafından ise 2019 yılında 11 adette toplam 152.000 TL tutarındaki faturaların bildirimin yapıldığı ve sadece davacı tarafından düzenlen son fatura 6.533,33 TL tutarlı faturanın bildirimin yapılmadığı, davacı tarafından söz konusu hizmetin davalıya verildiğine ilişkin whatsapp yazışmalarının sunulduğu, bu yazışmalara ilişkin hukuki değerlendirme ve nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, davacının talebinin kabulü halinde takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği tutarın 47.690,13 TL olabileceği belirtilmiştir.Mahkemece, bilirkişi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesinin üst başlığı “ Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması “ dır. 222/2. fıkrada, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, 3. fıkrada ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde ki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğine yer verilmiştir.".. Sözü edilen faturaların davalı şirket tarafından Ba/Bs formlarıyla vergi dairesine bildirilmesi halinde faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğinin ve fatura konusu malların da teslim alındığının kabulü gerekir.."(Yargıtay 15. HD'nin 2014/1727 E- 2014/7418 K sayılı 18.12.2014 tarihli kararı)"...Dava, mal satımı nedeniyle faturalara dayalı bakiye alacağın tahsili istemiyle başlanılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, mal teslim ettiğini iddia ettiğine göre bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek zorunda olup, salt fatura düzenlenmesi malın teslimini göstermez. Ancak icra takibine konu edilen faturalar davalı defterine kayıt edilmiş veya Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne BA formları ile davalı tarafından faturalar bildirilmiş ise faturalar kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunun kabulü gerekir. Bu kapsamda yer almayan faturalar için ise ispat külfeti yani mal teslimini kanıtlama yükü yine davacıdadır..." (Yargıtay 19. HD. 2015/12329 Esas 2016/6138 Karar sayılı ilamı).Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından tarafından davalıya toplam 167.094,13 TL olmak üzere 12 adet fatura düzenlendiği, davalı tarafından davacıya 119.404,00 TL ödeme yapıldığı, her ne kadar davacının defterleri usulüne uygun tutulmamış ve lehine delil vasfında olmayan defterlerinde yapılan incelemeye göre davalının takip tarihi itibariyle bakiye 47.690,13 TL borçlu olduğu tespit edilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan BA/BS formlarına göre, davacı tarafından 2019 yılında düzenlenen 12 adet faturanın tamamının vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından da 2019 yılında 11 adette toplam 152.000,00 TL tutarındaki faturaların bildiriminin yapıldığının ve sadece davacı tarafından düzenlenen son fatura alan 6.533,33 TL tutarlı faturanın bildiriminin yapılmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi incelemesinde, davacının usulüne uygun tutulmadığı tespit edilen ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilen faturaların, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, usulüne uygun verilen sürede davalının ticari defter ve belgelerini ibraz etmemesi nedeniyle incelenemediği anlaşılmıştır. Ancak dosyaya celp edilen Vergi Dairesi kayıtlarından 11 adet fatura davalı tarafından BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirilmiştir. O halde takip konusu faturalar BA formu ile bildirildiğine ve davalı tarafından bu faturalara istinaden bir kısım ödemeler yapıldığına göre davalının faturalara konu hizmeti almış sayılacağı değerlendirilmelidir. Kaldı ki bu durumda taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı da ispatlanmıştır. Artık davalının bakiye fatura alacağı nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre hükmedilen bakiye fatura miktarı yönünden böyle bir ispatın sağlandığından söz edilemez. Mahkemece, davacının defterlerinin usulüne uygun olduğu yönündeki değerlendirmesi hatalı olmuş ise de sonucu itibariyle tesis edilen karar isabetli olup davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/367 Esas, 2021/866 Karar sayılı ve 06/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 702,86 TL harçtan mahsubu ile bakiye 87,46 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.11/09/2025