T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/14 Esas KARAR NO: 2026/65 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 20/06/2025 NUMARASI:2024/169 Esas, 2025/572 Karar DAVANIN KONUSU:ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/14 Esas KARAR NO: 2026/65 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 20/06/2025 NUMARASI:2024/169 Esas, 2025/572 Karar DAVANIN KONUSU:ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalıya hem cari dönem hem de geriye yönelik SGK teşvik hizmeti verildiğini, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen hizmet bedellerini tahsil edemediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan ekstrede davalının borç bakiyesinin göründüğünü, ayrıca alacağın varlığı ve ulaştığı meblağın da ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile sabit olacağını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile, HMK'nun 109. maddesi uyarınca açtıkları kısmi davanın kabulü ile şimdilik 23.079,88 TL'nin işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu ve akdi ilişki çerçevesinde üzerine düşen ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca davacı tarafından sağlanan hizmetlere ilişkin bedellerin de zamanında ödendiğini ve müvekkilinin hiçbir şekilde davacıya borcunun bulunmadığını, müvekkili tarafından yasal süresinde itiraz edilen faturaların iade edildiğini, davacı tarafından verildiği iddia edilen hizmetlerin müvekkili tarafından alınmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece Mahkemesi 20/06/2025 tarihli kararı ile, davalının, ticari defterlerinde davacıya 0,61 TL borçlu göründüğü, davacının 08/07/2020 tarihli, 23.079,27 TL bedelli faturadan kaynaklı alacaklı olduğuna dair ispata yarar yeterli delil sunamadığı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, 0,61 TL'nin 08/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından yasal süresinde istinaf edilmiştir.Dava, sözleşme gereği verildiği ileri sürülen hizmet bedelinin faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir. Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." şeklinde düzenlenmişken 04/06/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.Somut davada, kararın verildiği 20/06/2025 tarihi itibariyle yürürlükte olan 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile getirilen değişiklik gereği parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınması gerekir. Buna göre dava 2024 yılında açılmış olup yeniden değerleme sonucunda 2024 yılı için kesinlik sınırı 28.250,00 TL olmuştur. HMK'nun 352. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda karar verilecek haller sayılmış olup bu hallerden birisi de kararın kesin olması olarak gösterilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre, somut olayda, dava 23.079,88 TL üzerinden kısmi dava olarak açılmış ve mahkemece davanın 0,61 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş olup kısmi davada kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenecek ise de, dava dilekçesi ekinde sunulan muavin defter kaydında borç bakiyesinin 23.079,88 TL olarak göründüğü, yapılan bilirkişi incelemesinde de davacının kendi ticari defterlerine göre bu miktar kadar davalıdan alacaklı olduğunun belirtildiği dikkate alındığında davacının tespit edilen alacak miktarına göre reddedilen miktarın dava tarihi itibariyle kesinlik sınırının (28.250,00 TL) altında kalması sebebiyle ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davacının istinaf hakkının olmadığı anlaşılmakla karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352/1-c maddeleri uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345/1 ve 352/1-c bendi gereğince süre yönünden REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 346/1 ve 352/1.c maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/01/2026