9. Hukuk Dairesi 2025/8483 E. , 2026/63 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1963 E., 2025/2089 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/1 E., 2025/253 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinle…
9. Hukuk Dairesi 2025/8483 E. , 2026/63 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1963 E., 2025/2089 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/1 E., 2025/253 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverene ait yurt dışı projelerinde 09.11.2005-09.02.20 06... .04.2012-05.08.2013 tarihleri arasında mekanik sıhhı tesisat ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, yasal haklarının ödenmediğini, son ücretinin net 1.700,00 USD olduğunu, yol, yemek, barınma ile ısınma gibi giderlerin davalı tarafından karşılandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, uyuşmazlıkta çalışılan yer itibarıyla mutad işyeri mevzuatının uygulanması gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının çalıştığı süreye ilişkin davalıdan kıdem ve ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinde görüleceği üzere davalı işyerinde 25.04.2012-25.10.2012 tarihleri arasında belirli süreli iş sözleşmesi ile proje bazlı çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının husumet itirazının reddedildiği, davacının 10.11.2005-01.02.2006 tarihleri arasındaki çalışma döneminde, imzalanan sözleşmede feshe ilişkin olarak iş kanuna atıf yapıldığı ve bu dönemin Türk İş Kanununa göre değerlendirilmesi gerektiği, 25.04.2012-05.08.2013 tarihleri arasındaki ikinci çalışma dönemi için de tarafların imzaladığı sözleşme ile çalışılan ülke mevzuatının (Türkmenistan iş mevzuatı) uygulanması kararlaştırıldığı, her iki dönem için ayrı ayrı uygulanması gereken ülke mevzuatının belirlenmesi gerektiği, davanın açılış tarihi olan 03.06.2021 tarihi ile 10.11.2005-01.02.2006 tarihleri arasındaki dönem yönünden kıdem ve ihbar tazminatı için Türk hukukuna göre 10 yıllık sürenin dolduğu, ikinci çalışma dönemi 25.04.2012-05.08.2013 tarihleri arasındaki dönemde ise, Türkmenistan iş mevzuatının 382. maddesi gereğince, çalışanın kendisinin haklarını ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibarıyla 3 aylık zamanaşımı süresinin, kaçırılması hâlinde ise mahkemece sürenin yeniden tanınabileceği hükmünün davacının ülkeye dönüş itibarıyla ve en fazla bir o kadar sürenin takdiren uzatılabileceği kanaati ile davacının sözleşmenin feshi tarihinden işbu davanın açılış tarihi arasında Türkmenistan iş mevzuatına göre zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının çalıştığı her iki döneme ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, yargılama giderleri hususunda davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İş sözleşmelerinin yanlış yorumlandığını, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı yönünden hukuku seçimini ilişkin madde bulunmadığını, hukuk seçimi olsa bile Türk hukukunun emredici hükümlerinin uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gerektiğini, 2. Anayasa Mahkemesi iptal kararının gerekçesi de esas alınarak sonuca gidilmesi gerektiğini, sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunu ve uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 3. Davacının her iki dönem çalışmasının da Türk hukuku uygulanarak birleştirilmesi, belirlenen hizmet süresi ve ücret üzerinden hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı ... Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir. Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan ... ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine İdare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan hukukundaki 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Türk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, “Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup, söz konusu hüküm “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (... ..., . . , ..., Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; ... ..., ... Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; ..., Türk ... Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s.126; ..., "Yargıtay Kararları Işığında ... Hukukta Zamanaşımı", ... Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914). Somut olayda davacı işçinin davalıya Türkmenistan’daki inşaat işyerinde 10.11.2005-01.02.20 06... .04.2012-05.08.2013 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince Türkmenistan hukukunun uygulanması gereken 25.04.2012-05.08.2013 tarihleri arasındaki döneme ilişkin alacakların Türkmenistan İş Kanunu’nun 382/1 hükmü uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde ise iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için gereken süreler; "1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibariyle bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. ..." şeklinde açıklanmaktadır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temek hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı süresinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkmenistan İş Kanunu'nun 382. maddesinde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir. Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukunun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (..., s.179-180; ..., s.260-261). Somut olayda 25.04.2012-05.08.2013 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin uyuşmazlık Türkmenistan hukukuna tâbidir. Türkmenistan İş Kanunu’nda öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresi Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılama ilkesi kapsamındaki mahkeme erişim hakkını ihlal edici nitelikte olduğundan Türk kamu düzenine açıkça aykırıdır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken 3 aylık zamanaşımı süresinin yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuk olan Türkmenistan hukukunda uygulanan genel zamanaşımı süresi araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süresi, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı süresine öncelik verilmelidir. Ancak Türkmenistan hukukunda öngörülen genel zamanaşımı süresinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse bu durumda, hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Belirtmek gerekir ki, zamanaşımı süresi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6., ve Anayasamızın 36. maddesine düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilgilidir. Bu açıdan zamanaşımının savunma aracı olarak davalı tarafça ileri sürülmemesi hâlinde mahkemenin re’sen dikkate alamaması ile mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken zamanaşımı süresinin kamu düzenine ilişkin yönü farklı hususlardır. Açıklanan nedenlerle 25.04.2012 - 05.08.2013 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından yabancı hukukta yer alan 3 aylık zamanaşımı süresinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz.