9. Hukuk Dairesi 2017/25034 E. , 2017/16554 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Taraflar arasındaki, sosyal sigorta prim teşfikinden yararlanma hakkının bulunduğunun tespiti, bunu reddeden kurum cevabının ortadan kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24/10/2017 Sa
**9. Hukuk Dairesi 2017/25034 E. , 2017/16554 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Taraflar arasındaki, sosyal sigorta prim teşfikinden yararlanma hakkının bulunduğunun tespiti, bunu reddeden kurum cevabının ortadan kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24/10/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ...ı ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkili şirketin tüm sigorta yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 5510 sayılı kanun gereğince 5 puanlık genel hazine indiriminden yararlandığını, bu indirim dışında 4447 sayılı kanunda düzenlenen başkaca teşviklerin de bulunduğunu, 6111 sayılı kanunla yapılan değişiklikle, işverenlerin iki teşvik unsurundan aynı dönem için birlikte yararlanma olanağının getirildiğini, ancak bu hususta yaptığı başvurunun reddedildiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin SGK ... Müdürlüğünce işlem gören iş yerinde çalışan sigortalılar için 2011/06-12 2012-04-12 2013/01-12 2014/01-02 ve 2015/01-09 dönemlerine ilişkin olarak 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi ile getirilen sosyal sigorta prim teşvikinden yararlanma hakkının bulunduğunun tespitini ve bunu reddeden kurum işleminin ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; müvekkili kurum aleyhine açılan davanın esas yönünden reddi gerektiğini, müvekkili kurum tarafından yapılan işlemlerin hukuka ve mevzuata uygun olarak yapıldığını, bu sebeple davacının teşvikten yararlanması durumunun söz konusu olmadığını, müvekkili kurumun yasalara göre hareket ederek davacının taleplerini reddettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkeme ilk kararında, Yargıtay içtihatları ve 5510 sayılı Yasanın 81/1(ı) maddesi ve gerekse dava konusu talebe ilişkin olarak 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun geçici 10. maddesindeki prim desteği uygulamasında, davacı işverenin %5 oranındaki prim teşvikinden yararlandırılıp yararlandırılmama hususunda Hazine'nin hukuki ve mali durumu etkileneceğinden husumetin Hazine'ye yöneltilmesi gerektiği anlaşılmakla, somut uyuşmazlıkta husumetin Sosyal Güvenlik Kurumu'na yöneltilmesi karşısında davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu kararın temyizi üzerine Dairemizin 06.02.2017 tarihli ve 2017/231 E. sayılı ilamı ile “… Davanın T.C Maliye Bakanlığı'na yöneltilmesi gerekirken davalıya yöneltilmesi HMK'nun 124/4 maddesi kapsamında husumette yanılma kabul edilerek davacıya T.C Maliye Bakanlığı'na husumetin tevcihi için süre verilip, dava dilekçesinin tebliği ile işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın husumetten reddi”nin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, davanın 5510 sayılı Yasanın 81/1(ı) maddesi uyarınca Kurum işleminin iptali istemine ilişkin olduğu, 12/05/2017 tarihli duruşmada usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, e 1 nolu ara karar ile bozma ilamında belirtildiği üzere davacı vekiline Maliye Hazinesi' ne karşı davasını yöneltmesi hususunda kesin süre verildiği, davacı vekilinin 04/07/2017 tarihli duruşmada, "Biz davada husumetin SGK' a yöneltilmesi gerektiği yönündeki talebimizi yineliyoruz, bu sebeple Maliye Hazinesine dava yöneltmedik, bizim talebimiz bir eda davası değil, SGK' ya yapmış olduğumuz 4447 sayılı yasanın geçici 10. Maddesi uyarınca teşvikten yararlanma talebimizin kurumca reddine ilişkin kararın iptalidir, ayrıca teşvikten yararlanma hakkı bulunduğumuzun tespitidir, talebimiz kurum tarafından ve kurumca çıkarılan genelge uyarınca reddedilmiş olup, güncel İstinaf kararlarında da teşvik primleri ile ilgili tahakkuk işlemlerinin SGK tarafından yapılacağı belirtilmiş olup, Maliye Hazinesinin bir zarara uğraması söz konusu değildir, biz davanın SGK' ya karşı devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu yöndeki talebimizi yineliyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemizce Yargıtay 9. H.D.'nin 06/02/2017 tarihli ve 2017/231 Esas, 2017/1112 K. Sayılı bozma ilamına uyulması sebebi ile bozma ilamı dışında herhangi bir tasarrufta bulunma yetkisinin olmadığı, dava konusu talepler ile ilgili olarak yüksek yargıda görüş değişikliklerinin olması ve istinaf mahkemeleri tarafından farklı kararlar verilmesinin sonuca etkili olmadığı ve davacı vekilinin davasını Maliye Hazinesi'ne yöneltmediğinin de açık olduğu gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Dosya içeriğine göre, davada taraf teşkilinin açıklığa kavuşturulması gereklidir. Uyuşmazlık, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun geçici 10. maddesindeki prim desteğinden yararlanmak için yaptığı başvurunun reddine ilişkin Kurum işleminden kaynaklanmaktadır. Mahkemece, bozma ilamına uyma gerekliliğinden hareketle hükümde belirtilen gerekçelerle davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanunun 79. maddesinde Kurumun prim alma zorunluluğu ve ilgililerin de prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan prim teşvikinden davacının yararlanıp yararlanmayacağının tespiti sonucunda, primi iade edecek veya primi tahsil edecek olanın Kurum olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, 5510 sayılı Kanun’un 81/1-(ı) bendindeki 5 puanlık genel hazine indiriminden yararlanmaktadır. Dava ise bu teşvik uygulamasına ek olarak 4447 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesi (Ek madde 13.02/2011-6111 S.K. 74.md) ile tanınan uygulamadan faydalanma isteğine ilişkindir. Davacının bu isteğinin davalı Kurumun yayımladığı 18.03.2015 tarihli ve 2015/10 sayılı Genelgeye istinaden reddedildiği görülmüştür. Öte yandan bilindiği üzere usul kuralları (görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hata) kamu düzeni ile doğrudan bağlantılı olup, taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.1972 gün ve 1968/1-277-176, 01.03.1995 gün ve 1995/7-641-117, 23.01.2002 gün ve 2001/1-1010-2002/1, 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı kararları; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-2001 Baskı, cilt 5, sayfa 4771 vd.) Bu durumda, 5510 sayılı Kanunun 79. maddesindeki düzenleme ve dava konusu talebin 4447 sayılı Kanundan kaynaklanması karşısında doğru tarafın davalı Kurum olduğunun, bu nedenle bozma ilamının maddi hataya dayandığının anlaşılmasına göre işin esasına girilerek uyuşmazlığın ele alınması için kararın tekrar bozulması gerekmiştir. Yukarıda yapılan tespit ve açıklamalara göre Mahkemenin davayı 5510 sayılı Yasa’nın 81/1 (ı) maddesi uyarınca kurum işleminin iptali şeklinde nitelendirmesi de yerinde değildir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davacı yararına takdir edilen 1.480.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.