T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/07/2025 DAVANIN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İD…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/07/2025 DAVANIN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Antalya Ticaret Sicil ve Sanayi Odası'na kayıtlı 3 şirkete ait ticari defterlerin kaybolması sebebiyle davanın ikame edildiğini, ilgili defterlerin kayıp olduğunun 26/12/2024 tarihinde öğrenildiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığını, müvekkili şirketlere ait kıymetli evrak niteliğinde olan ortaklar pay defterleri ile karar defterlerinin şirket içerisinde zayi olduğunu, müvekkillerinin tek yetkilisi olan müteveffa ...'in vefat etmesinden sonra aile içerisinde bazı ailevi sorunlar nedeni ile şirket yetkililerinin değiştiğini, şirketin faaliyet adreslerinin farklı yerlere taşındığını, bu süreçte karar defteri ve ortaklar pay defterinin ortadan kaybolduğunu, müvekkillerine ait Fethiye ve çeşitli il ve ilçelerde inşaat şantiyelerinde iş yapıldığından müvekkillerinin ticari defter ve belgelerin kayıp mı yoksa zayi mi olduğunu tespit edemediğini belirterek, halihazırda kayıp olan ticari defterlerin, kaybedilmesi hususunda müvekkillerinin bir kusuru olmaması sebebiyle defterleri ibraz etmenin hukuki ve cezai sonuçlarından korunması maksadıyla davacı müvekkillerine zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava hasımsız olarak açılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... Davacının öne sürdüğü iddialar defterlerin kaybolmasına ilişkin olup, kanunun aradığı yangın, su baskını gibi bir afet veya hırsızlık gibi sebepler olayda bulunmamaktadır. Defterin kayıp mı, zayi mi olduğunun bilinmemesi özen yükümlülüğü ile bağdaşmaz. Basiretli tacirin Fethiye de iş yaptığı için defterlerini yanında götürmesi halinde dahi defterlerin önemine uygun şekilde saklaması gerekir. Şirket yetkilisinin vefatı 2020 yılında gerçekleşmiş, bu tarihten sonra mirasçıları paydaş olmuştur. Öyle ise müteveffa vefat ettiğinde pay defteri ve karar defteri şirkettedir. Sonrasında şirket yetkililerinin değişmiş olması haklı makul sebep kabul edilemez, özen yükümlülüğüne aykırı davranışları davacıya zayi belgesi verilmesini gerektirmez. Davacı bu defterleri kaybetmiş ise de noter kanalıyla yeniden defter çıkartmasına engel bulunmamaktadır. Ret kararı ile zayi belgesinin bağladığı sonuçlardan faydalanılamayacaktır. Anlatılan sebeplerle davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nın 82. maddesi gereğince ''Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir.'' şeklinde düzenlemenin yer aldığını, bu maddenin ''yangın, su baskını, veya hırsızlık gibi bir sebebiyle'' diyerek birkaç örnek saydığını, fakat 'gibi' ibaresinin sayılan örneklerle sınırlı kalınmayıp her türlü zayi halini kapsadığını, sayılanların örnek olduğunu, defterin kaybolmasının da bu kapsamda olduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin varsayıma dayalı olduğunu, mahkeme kararının müvekkilinin yasa ile koruma altına alınan haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu, mahkemenin özen yükümlülüğü değerlendirmesinin de yerinde olmadığını, zayi belgesi olmadan Genel Kurul Defterinin yeniden noter kanalıyla çıkartılmasının mümkün olmadığını, mahkemenin gerekçesinin şirketin kanuni yükümlülüğünü fiilen imkansız kıldığını, ayrıca zayi belgesi verilmemesinin şirketin ileride yapılacak genel kurullarını kanuni deftere kaydetmesini engellediğini, bu durumun hem şirket hem de ortaklar açısından hak kayıplarına yol açtığını, kararın bu yönüyle hakkaniyete ve ticari hayatın gereklerine aykırı olduğunun açık olduğunu, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, TTK’nun 82/7 maddesi uyarınca zayii belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. TTK'nın 82/7. maddesine göre "bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir." Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı 25/05/2016 tarihli ilamında da açıklandığı üzere zayi belgesi istenebilmesi için defterlerin muhafazasında tacirin gereken dikkat ve özeni göstermiş bulunması gereklidir. Davacı tarafça TTK'nın 82. maddesinde sayılı sebeplere dayanılmadığı gibi davacı tarafça yasal defterlerin saklanması için gereken dikkat ve özenin gösterilmediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararı isabetli olup, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgililerine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24/09/2025 ...