9. Hukuk Dairesi 2025/8551 E. , 2025/10039 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2069 E., 2025/2019 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/84 E., 2025/213 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor …
9. Hukuk Dairesi 2025/8551 E. , 2025/10039 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2069 E., 2025/2019 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/84 E., 2025/213 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Yapı ve Ticaret Anonim Şirketinin (... Yapı Şirketi) işveren olduğu yurt dışı inşaat projelerinde alt işveren nezdinde kalıp ustası olarak 27.01.2017-05.05.2019 tarihlerinde aylık net 2.000,000 USD ücret ile kesintisiz çalıştığını ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiğini, ücretinin çalıştığı süre boyunca her ay 700,00 USD eksik ödendiğini, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız ve bildirimsiz feshedildiğini, haftanın 7 günü 07.00-19.00 arası çalıştığını, iş yoğunluğuna göre 23.00'e kadar çalışmasının da olduğunu, hafta tatilini kullanmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin tamamında çalışmaya devam ettiğini, şantiyede yatılı kaldığını, günde üç öğün yemek ve kahvaltının işveren tarafından karşılandığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile eksik ödenen ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili Şirket arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının ne müvekkili Şirket nezdinde; ne de müvekkili Şirketin taşeronları nezdinde çalışmadığını, davanın öncelikle husumetten reddine karar verilmesi gerektiğni, Türkiye İş Kurumu kayıtlarında davacının ... İnşaat Taahhüt Tesisat Reklam Dış Ticaret Limited Şirketinde (... İnşaat Şirketi) çalıştığının anlaşıldığını bu sebeple davaya konu taleplerinden, davacının işvereni olan ... İnşaat Şirketinde sorumlu olduğundan davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, davalının davacının bu döneme ilişkin işçilik alacaklarından sorumlu tutulabilmesi için davalı ile dava dışı ... İnşaat Şirketi arasında organik bağ veya asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunması ve bu bağ ya da ilişkinin ispatlanması gerektiğini, davacının tüm talepleri bakımından zamanaşımı def'inde bulunduklarını davacı tarafından iddia olunan ücretin, meslek unvanı bakımından oldukça fahiş olduğunu, ücret iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sendika üyesi olmayan işçilerin emsal ücret araştırmalarının ilgili meslek odalarından Türkiye İstatistik Kurumu yahut Çevre ve Şehircilik Bakanlığından yapılabildiğini, talep olunan faiz başlangıç tarihi kabul edilemeyeceğini savunarak davanın öncelikle husumetten reddine, aksi kanaatte olunması hâlinde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli kararıyla davacının 28.01.2017-30.04.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde ihale ile iş alan ihbar olunan ... İnşaat Şirketi işyerinde toplam 2 yıl 1 ay 2 gün çalıştığı, davacı kalıp ustası olarak aylık 2.000,00 USD ücretle çalıştığını iddia etmiş ise de tanık beyanları gerek sözleşmeler ve gerekse banka kayıtları birlikte değerlendirildiğinde davacı ile dava dışı firma arasında TL üzerinden anlaşma yapıldığı ve ödemelerin hep TL olarak yapıldığı tespit edildiğinden davacının kendi ... iradesi ile TL almayı kabul ettiği ve sözleşmeyi imzaladığından davacının net 8.000,00 TL ücret aldığı kabul edilerek, tanık beyanlarında iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdiği ifade edildiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının kullanmadığı 16 gün yıllık izin hakkının bulunduğu, hafta tatilinde çalışmadığı, fazla çalışmanın 270 saate kadar ücret içerisinde ödendiğinden bulunmadığı, çalıştığı hâlde karşılığı ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının ve eksik ödenen ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün taraflar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2025 tarihli kararıyla öncelikle dava konusu çalışmanın Cezayir'de yapıldığı dava dilekçesinde belirtilmesine rağmen süresinde ibraz edilen cevap dilekçesi ve ön inceleme aşamasına değin uygulanacak hukuk yönünden davalının açık beyanı bulunmadığından yerleşik hâle gelen içtihatlar gereği Mahkemece Türk hukuku uygulanmak suretiyle neticeye ulaşılmasının isabetli olduğu; davacı ile ihbar olunan Şirket arasında Cezayir'de tünel kalıp ustası olarak çalışmaya dair 550,00 USD ücret üzerinden yurt dışı sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin 2. maddesinde ayrıca ve açıkça ikinci sözleşme yapılabileceğinin belirtildiği ve fakat işçi lehine olan hükümlerin uygulanacağına dair açık şerh bulunduğu, tarih içermeyen .... ile davacı arasında yapılan imzalı iş sözleşmesinde ise 8.000,00 TL ücret tespitiyle 270 saatlik fazla çalışmanın ücret içerisinde olduğunun belirtildiği görülmüş ise de, sözleşmelerin hangisinin tarih olarak sonra düzenlendiği anlaşılamadığından iki sözleşmeye ait maddeler kıyaslanmak suretiyle işçi lehine hükümlerin işbu dosyada tatbik edilerek hesaplama yapılması gerektiği, ayrıca emsal dosyalar gözetildiğinde ücretin 2.000,00 USD olduğunun kabulü gerektiği, puantaj kayıtları bulunan dönem kayıtlara göre, olmayan dönem tanık beyanlarına göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemeye iadesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aylık ücreti 2.000,00 USD olarak kabul edilerek davacı aleyhine hükümler getirilemeyeceği gerekçesiyle 270 saat kuralı dikkate alınmaksızın puantajlara göre fazla çalışma ücreti hesaplanarak ve yıllık izin alacağı yönünden sonraki rapor gereği 4 günlük bakiye yıllık izin alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede hukuk seçimi yapıldığından uyuşmazlık yönünden Cezayir hukukunun uygulanması gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, 2. Aylık ücretin 2.000,00 USD olmadığını sözleşmede 550,00 USD olarak kararlaştırıldığını, davacının soyut iddiasına dayalı ücrete itibar edilemeyeceğini, 3. Davacının ihbar tazminatına hak kazandığı düşünülecek olsa bile bu sürenin sözleşmede 15 gün olarak düzenlendiğini, 4. Puantaj kayıtlarına uygun olarak davacının hak ettiği alacakların eksiksiz banka kanalıyla ödendiğini, işyerinde cuma günü hafta tatili olup çalışılmadığını ve ulusal bayram ve genel tatillerin Cezayir ülkesine belirlendiğini ve çalışılmadığını, 5. Davacının eksik ödenen ücret alacağının bulunmadığını, 6. Faiz türü ve başlangıcının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davacının ücreti, yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olup olmadığı, talep edilen alacakların ispatı ve hesabı ile faiz türü ve başlangıcı konularına ilişkindir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasında davacının aylık ücreti uyuşmazlık konusudur. Somut uyuşmazlıkta dosyada iki adet sözleşme mevcut olup yurt dışı hizmet sözleşmesinde aylık ücretin net 550,00 USD olduğu belirtilmiştir. Davacı tanıkları öncesinde ücretin Amerikan doları olarak ödendiğini, kurdaki dalgalanmalar nedeniyle işverence 2017 yılından sonra TL üzerinden anlaşıldığını ifade etmişlerdir. Davacı tarafından imzalanmış bila tarihli iş sözleşmesinde davacının ücreti 8.000.00 TL olarak kararlaştırılmıştır. İmzalı bordro ve puantajlarda aylık ücretin 8.000.00 TL olarak belirtildiği ve banka kayıtlarında ödemenin Türk lirası olarak yapıldığı görüldüğünden taraflarca yeni bir sözleşmeyle davacının aylık ücretinin 8.000.00 TL olarak kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Mahkemece aylık ücretin, iş sözleşmeleri 2017 yılından önce sona eren işçilerin dosyaları dikkate alınarak 2.000,00 USD olduğunun kabulü isabetsizdir. Davacının ücretinin Türk lirası cinsinden belirlenip ödenmesi karşısında, talep edilen alacakların da Türk lirası cinsinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. 3. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğu yönündeki kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre yıllık 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması hâlinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin (aylık 22,5 saat, haftalık 5,2 saat) ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. Taraflarca iş sözleşmesinde, davacının ücretinin 8.000 TL olduğu belirtilmiş ve fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğu kararlaştırılmıştır. Mahkemece, aylık ücretin 550 USD olarak belirtildiği diğer sözleşmede işçi aleyhine düzenleme yapılamayacağının kararlaştırıldığı gerekçesiyle, 270 saate kadar fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmüne değer verilmemiştir. Ancak aylık ücretin 550 USD olduğuna dair sözleşmenin taraflarca uygulanmadığı ve ücretin yeni bir sözleşmeyle 8.000TL olarak kararlaştırıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu nedenle uygulanmayan sözleşme hükmü gerekçe gösterilerek fazla çalışmanın ücrete dahil olduğuna dair kayda değer verilmemesi hatalıdır. Kaldı ki fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna dair hüküm ile işçinin ücretinin 8.000TL olarak kararlaştırıldığı hususları birlikte dikkate alındığında dahi söz konusu sözleşme, aylık ücretin 550 USD olduğuna dair sözleşmeye nazaran işçinin daha lehinedir. Açıklanan nedenlerle fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna dair sözleşme hükmüne değer verilerek aylık ücretin içinde ödendiği anlaşılan fazla çalışmanın ispatlanan fazla çalışmadan mahsubu gerekir. 4. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının bakiye 4 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu ifade edilmesine rağmen, 16 gün yıllık ücretli izin alacağı hesabı yapılan ilk rapordaki tutarın hüküm altına alınması da isabetsiz olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.