T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/255 Esas KARAR NO : 2026/539 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 14/10/2025 NUMARASI : 2025/132 Esas, 2025/598 Karar DAVANIN KONUSU: ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/255 Esas KARAR NO : 2026/539 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 14/10/2025 NUMARASI : 2025/132 Esas, 2025/598 Karar DAVANIN KONUSU: ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 08/02/2023 tarihli sözleşme imzaladığını, müvekkilinin bu sözleşmeden doğan edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davalının konser ekibinin vize bilgileri ile pasaport bilgilerini müvekkiline bildirilmediğini, bu nedenle işbu konserlerin sözleşmede belirtilen tarih ve yerde gerçekleştirilmediğini, bilet satışlarına rağmen sanatçının gelmemesi üzerine 18/10/2023 tarihli mailde belirtildiği üzere Londra, Berlin ve Viyana'daki konserlerin iptal olduğunu ve müvekkilinin 100.000-Euro zarara uğradığını, davalı tarafça sözleşmeden doğan edimlerin yerine getirilmediğini, sözleşmenin fesih edilmesinin iyi niyet kuralına ve TTK m.18/2'ye aykırı olduğunu belirterek uğramış olduğu zararın giderilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ile sözleşme akdettiğini ancak davada davacı tarafın ... yetkilisi ... olduğunu, şirket yetkilisi sözleşmenin taraf olmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın sunmuş olduğu sözleşmenin imzasız olduğunu ve tarihinin 08/02/2023 olduğunu, sunulan sözleşmede tarafların anlaşamadığını ve konser tarihleri ile şartlarının değiştirilmesinin akabinde taraflar arasında 12/08/2023 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmede belirtilen 11/09/2023 tarihli ödemenin davacı tarafından müvekkiline ödenmediğini, Mahsun Kırmızıgül ve ekibinin vize işlemlerinde herhangi bir sorun olmadığını, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkiline dava açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Huzurdaki dava, haksız fesih nedeniyle oluşan alacak istemine ilişkin olduğu Tensip tutanağının 11. Maddesi ile usuüne uygun vekaletname sunulması için bir sonraki duruşma gününe kadar kesin süre verildiği, Davacı vekilinin davayı şirket adına ikame etiği ancak dosya arasına sunulan vekaletnamenin şirket yetkilisi adına olduğu, duruşma gününe kadar bu eksikliğin tamamlanmadığı, 15.04.2025 tarihli celse 2 no'lu ara kararı ile "Davacı vekilinin 06/03/2025 tarihli dilekçesinde belirttiği evrakların dava dilekçesi ekinde olduğu, fakat davacı şirket adına verilmiş dava açma yetkisine ilişkin avukat vekaletnamesinin olmadığı anlaşıldığından ve davacı vekiline kesin süre verildiğinden davacı asil şirkete HMK 77/1 maddesi kapsamında açılan davayı kabul edip etmediği noktasında beyanda bulunmak için ihtaratlı davetiye çıkarılmasına,'' karar verildiği, davacının sunmuş olduğu beyan dilekçesindeki ekler incelendiğinde noter tercüme evrakının şirket tarafından düzenlendiği içeriğinin ise ...'nun şirketlerin Mahsun Kırmızıgül ile yapılan konser sözleşmeleri dahilinde Almanya'da yapılması gereken konserin sanatçı tarafından iptal edilmesi hususunda vekil tayin edildiğinin belirtildiği, davacı vekili dilekçe ekinde vekaletname sunulduğunun belirtilmesi nedeniyle 2 no'lu celsesi 1 no'lu ara kararı ile ''Davacı vekiline kanunen zorunlu şartları içerir bir vekaletname var ise dosyaya sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davacı asil adına davayı takip edemeyeceği hususunun ihtarına,'' denilmek suretiyle eksikliğin kesin süre içerisinde giderilmesinin istenildiği, ancak verilen sürede eksikliğin tamamlanmadığı davacı adına vekaletname sunmadığı anlaşıldığından davanın HMK'nın 114/1-f ,115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava dilekçelerinde davacı olarak ... ve ... gösterildiğini, dosyaya sunulan ... vekaletnamesinin ekinde şirket tarafından işbu davayı açmaya ...'nin yetkilendirildiği gösterir Stuttgart Başkonsolosluğu tarafından düzenlenmiş belgenin sunulduğunu, ancak mahkemenin sunulan belgeyi kabul etmemesi üzerinde şirketin bulunduğu yer kanunları uyarınca vekaletname düzenlenip dosyaya sunulduğunu, müvekkil şirketin yurt dışında olup yetkilisinin yabancı uyruklu olduğunu, bilindiği üzere yabancı ülkelerde vekaletname için bulunduğu yer konsolosluğuna müracaat etmenin zorunlu olduğunu ve konsoloslukların randevu usulü ile çalıştığını ve müvekkilinin mahkemece verilen ara karardan sonra hemen harekete geçip randevu aldığını, ancak verilen süre içerisinde randevunun gelmemesi yüzünden vekaletnamenin sunulamadığını, bu durumun izah edilmiş olunmasına rağmen mahkemece yeteri kadar süre tanınmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine cevap olarak; davacı tarafça ilk derece yargılaması boyunca şirket adına düzenlenmiş HMK m.114/1-f kapsamında usulüne uygun vekaletname sunulmadığını, mahkemece eksiklerin giderilmesi için kesin süre verildiğini ancak süre içerisinde vekaletname sunulmadığını, aynı eksikliklerin istinaf aşamasında da devam ettiğini, davacı tarafın istinaf dilekçesinde konsolosluk randevusu alınamadığını, yurt dışında bulunduğunu ileri sürmüş ise de kesin süre içerisinde süre uzatım talebinde bulunulmadığını, HMK m.115/2 gereği kesin sürenin sonucunun açık olduğunu, kesin sürenin kamu düzenine ilişkin olup mahkemece uzatılamaz ve sonuçlarının ağır olduğunu, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi kararının hukuka uygun olduğunu bu nedenle davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 Sayılı HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacı, davalı taraf ile yapmış olduğu 08/02/2023 tarihli sözleşmenin hizmetlerini yerine getirmesine rağmen sözleşmenin haksız feshediliğini ileri sürerek fesihten kaynaklı tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme yukarıda yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar vermiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Somut olayda 08/02/20203 tarihli sözleşmede 21-27-28-29-31 Ekim ve 1 Kasım ve 2023 yılı içerisinde eklenecek 2 konserde Sanatçının sahne alacağı mekan, konsere ilişkin tanıtımlar, duyurular, sanatçının ve ekibinin uçak biletlerini temin etme, konaklama hizmetlerinin ... tarafından yapılacağı bunun karşılığında davalı tarafın ücret ödeyeceği kararlaştırılmıştır. İlk derece Mahkemesince ... adına usulüne uygun olarak düzenlenmiş vekaletname sunulmadan dava açıldığı ve bu eksiklik verilen kesin süre içerisinde giderilmediğinden HMK m.114/1-f uyarında davanın usulden reddine karar vermiştir. Ancak somut olayda dava dilekçesinde davacı olarak ... gösterilmiş, yetkilisi olarak ise ... gösterilmiştir. Gerekçeli karar başlığında davacı olarak ... gösterilerek hüküm kurulmuştur. Dosya kapsamında ... tarafından Av. ... adına düzenlenmiş usulüne uygun vekaletname mevcuttur. Yargılama sürecinde Av. ...'na ... adına usulüne uygun olarak düzenlenmiş vekaletname sunması için süre verilmişken davacı olarak ... 'nın taraf gösterilerek hüküm kurulması kanuna ve hukuka ayrılık oluşturmuştur. "...Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Çünkü, sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu(subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim, kendisine sunulan dava malzemesinden(davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen) gözetir..." (Prof.Dr.Baki Kuru, İstinaf Sistemine göre Yazılmış medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, sayfa 174) Somut olayde her ne kadar gerekçeli karar başlığında davacı olarak ... yazılmış ise de, ...'nin vekaletnamesi dosya kapsamında mevcuttur ve yargılama süreci incelendiğinde aslında davacı tarafın ... olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, eldeki davada davacı tarafın ... olduğu anlaşılmasına rağmen gerekçeli karar başlığında ...'nın davacı sıfatıyla isminin yer alması ve şirket isminin yer almaması doğru görülmediğinden yeniden yapılacak yargılamada UYAP üzerinden gerekli düzeltme işlemi yapılıp doğru davacı isminin dosyada ve gerekçeli kararda yer alması sağlanarak karar verilmesi gerekir. "...Kendisine verilen kesin süre içerisinde vekaletnamesini mahkemeye verememiş olan vekil, oturum harcı ile diğer yargılama giderlerini ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkum edilir. Bu halde, yargılama giderleri (öncelikle davalı yararına hükmedilecek vekalet ücreti) davacıya değil, vekaletnamesiz dava açan kişiye yükletilir. Bunu (yani kendisine verilen kesin süre içerisinde vekaletnameyi mahkemeye vermemeyi) kötü niyetle yapan vekil aleyhine ceza takibi yapılmak ve disiplin cezası uygulanmak üzere Cumhuriyet Savcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına yazı gönderilir... (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 2, 6. Baskı, Sf. 1270,1271) İlk derece mahkemesi tarafından davacı avukatına Tensip tutanağının 11.maddesi ve 15.04.2025 tarihli celse 2 no'lu ara kararı ile usulüne uygun olarak düzenlenmiş vekaletname sunması için kesin süre verilmiştir. Ancak bu süre zarfında ... adına düzenlenmiş vekaletname sunulmamıştır. Bu nedenle yargılama giderlerinden usulüne uygun olarak vekaletnamesi olmadan davayı açan ve bu eksikliği verilen sürede gideremeyen avukatın sorumlu olması gerektiği hususu değerlendirilmeden karar verilmesi de isabetli olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/132 Esas, 2025/598 Karar sayılı ve 14/10/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/04/2026