T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1329 Esas KARAR NO : 2025/1470 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/06/2025 NUMARASI : 2025/417 Esas, 2025/555 Karar DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1329 Esas KARAR NO : 2025/1470 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/06/2025 NUMARASI : 2025/417 Esas, 2025/555 Karar DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep edenler vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, kauçuk ayakkabı / bot tabanları ve ayakkabı / botların diğer kauçuk parçalarının imalatı ile ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işlerde faaliyette bulunduğunu şirketin mevcut sermayesinin 75.000.000,00 TL olduğunu, şirket ortaklarının sermaye taahhüdünden dolayı 13.200.000,00 TL borcu bulunduğunu, müvekkili şirketi temsil ve ilzama Emre ... ve Bahar ... münferiden şirket kaşesi altında atılacak imzaları ile yetkili olduklarını, Bahar ...- Ateş Dış Ticaret şirketinin ayakkabı tabanı ve diğer ayakkabı imalat ürünleri satışı ithalatı ve ihracatı işleri ile faaliyette bulunduğunu, ticari işletmenin sermayesinin 10.000,00 TL olduğunu ve şirket ortağının sermaye taahhüdünden dolayı borcunun bulunmadığını, şirketin, şirket ortağı Bahar ... tarafından münferiden şirket kaşesi altında atılacak imza ile temsil ve ilzam edildiğini, davacılardan Emre ...'ın ... ... şirketinin ortağı ve müdürlerinden biri olduğunu diğer davacılar Atıf ... ve Yunus ...'ın da şirketin ortaklarından olduğunu, dünyada ve Türkiye’deki ekonomik konjonktürlerin negatif yönde etkileri nedeniyle şirketin özellikle likidite açısından zorluklarla karşılaştığını, şirketin faaliyette bulunduğu sektör ve sektörün içinde bulunduğu ekonomik koşullar ile maliyetlerin her geçen gün enflasyon baskısı nedeniyle büyük artış göstermesi nedeniyle şirketin konkordato talebinde bulunmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketler ve ortakları için hazırlanmış ön projeye göre, müvekkillerinin vadeye dayalı olarak teklif edilen oranın % 100 ve borçların tamamının, bir defaya mahsus olmak üzere % 20 oranında işletilecek faizle birlikte Ocak 2026 dan başlamak üzere 3 yılda aylık taksitler halinde 36 eşit payla ödeneceğini, bu nedenlerle tensip kararı ile birlikte, İİK 287. maddesi gereğince müvekkili şirket ve davacı şirket ortakları hakkında üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, konkordato tekliflerine ilişkin olarak prosedürün işletilmesi kapsamında müvekkili şirketler ve davacı şirket ortaklarına en az bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; borçlulara geçici mühlet verilerek icra ve alacaklı baskısı olmadan teklif ettiği projeyi hayata geçirebilmek adına imkân tanındığı ve komiser gözetim ve denetiminde faaliyetlerine devam etmeleri sağlandığı, haftalık yapılan denetimlerde borçluların faaliyetlerine devam ettikleri anlaşılmakla birlikte son denetimde faaliyetlerini sonlandırarak işyerlerini terkettikleri ve faaliyetlerini durdukları, faaliyeti olmayan bir şirketin konkordato projesini başarıya ulaştırma imkanı olmadığından ve konkordato talebinde bulunan borçluların kötüniyetli olduklarından borçluların konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine, iflasa tâbi şirketlerin borca batık durumda olmamaları nedeniyle de iflaslarına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Karar konkordato talep eden şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dairemizin 2025/185 E-2025/566 K. sayılı 17/04/2025 tarihli kararı ile; somut olayda, borçlu şirket ön projede, konkordato kaynağı olarak 2029 yılı sonuna kadar elde edilmesi hedeflenen kâr tutarına, müşterilerden olan alacakların ve protföydeki çeklerin tahsiline ve şirket ortağının taahhüt ettiği 25.000.000,00 TL sermaye artışına (Ortağın gayrimenkul satışına dayalı) yer verilmiş ise de, konkordato kaynaklarının gerçekleşmesinin konkordatonun başarıya ulaşması için vazgeçilmez unsur olduğu, komiser raporuna göre denetimlerin en sonuncusunda şirketin açık olmadığı ve akabinde de tüm iletişim kanalları dahilinde şirket yetkililerine ulaşılamadığının belirtildiği, yine komiser raporuna göre, borçlunun konkordato komiser heyetinin ihtarlarına uygun davranmazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma maksadı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda mahkemenin kesin mühleti kaldırabileceğini, borçlunun alacaklıların zararına hareket etmesi, tasarruf yetkisinin sınırlarını aşması, iyi niyet ve dürüstlük kurallarını yok sayan davranışlar sergilemesi gibi hususların anlaşılabileceğini, bu nedenlerle davacı lehine verilen geçici mühletin kaldırılmasının uygun olacağının mütalaa edildiği, bu durumda, şirketin ön projesinin başarıya ulaşma ihtimalinden söz edilemeyeceği, ayrıca, davacı şirketin komiser talimatlarına uymadığı gözetildiğinde mahkemece davacı şirketin kesin mühlet talebinin reddine karar verilmesi yerinde olduğu, ancak Mahkemece İİK 292/ a ve c maddeleri kapsamında iflas hükümlerinin tartışılmadan karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece; Mahkemece, borçlu şirkete geçici mühlet verilerek icra ve alacaklı baskısı olmadan teklif ettiği projeyi hayata geçirebilmek adına imkân tanınmış ve komiser gözetim ve denetiminde faaliyetlerine devam etmesi sağlandığı, haftalık yapılan denetimlerde borçlu şirketin faaliyetlerine devam ettiği anlaşılmakla birlikte son denetimde faaliyetini sonlandırarak işyerini terkettiği ve faaliyetini durdurduğu anlaşılmış olup faaliyeti olmayan bir şirketin konkordato projesini başarıya ulaştırma imkanı olmadığından ve konkordato talebinde bulunan borçlunun kötüniyetli olduğu anlaşıldığından borçlu şirketin konkordato talebinin reddine karar verilmesinin gerekli olduğu, İİK’nın 287/5. fıkrasına göre; İİK’nın 291. ve 292. maddelerinin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceğinin düzenlendiği, İİK’nun 292/b bendine göre konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması halinde kesin mühlet talebinin reddi ile 292/1. maddesi gereğince konkordato talebinin reddi ile iflasa res’en karar verilebileceği düzenlenmiş olup borçlu şirketin kesin mühlet talebinin reddi ile emredici nitelikteki İİK'nın 292/1.maddesi uyarınca borçlu şirketin iflasına, diğer borçlular hakkında verilen karar daha önce kesinleştiğinden bu borçlular yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde alacaklı ... ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir.Alacaklı ... ... Anonim Şirketi vekili istinaf nedenleri olarak; borca batık olmayan davacı şirketin iflasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı olarak verilen işbu kararın ivedilikle kaldırılması gerektiğini, Yargıtayın, borca batıklığın tespiti konusunda kesin ispat aradığını ve en ufak bir tereddüt halinde yerel mahkeme kararlarını bozduğunu, borca batıklık iflas sebebi olduğu için bu konuda Yargıtay’ın gerek re’sen araştırma gerekse kesin ispat ilkelerini kabul ettiğini, iflas kararı ile tüm alacaklıkların mağdur olacağını, söz konusu konkordato tasdik taleplerinin reddine ilişkin karar yerinde ise de, hakkında konkordato tasdik talep edilen şirket hakkında verilen iflas kararına katılmadıklarını, işbu nedenle davacı şirket hakkında verilen iflas kararının kaldırılması ve davacı şirketlerin konkordato tasdik taleplerinin reddine yönelik yeniden karar verilmesini talep ettiklerini, eksik ve hatalı inceleme ile verilmiş işbu iflas kararında dahi davacıların iyileştirme projelerinin inandırıcı olmadığı, uygulanabilir olmadığının açıkça görüldüğünü, bilindiği üzere Konkordato kurumu ile borçluya, alacaklıların çoğunluğu ile anlaşarak borçlarını ödeme ve böylelikle iflastan kurtulma imkanının sağlanmak istendiğini, Konkordato sürecinde verilen konkordato kesin mühleti borçlunun mali durumunu iyileştirmesinin bir aracı olarak görüldüğünü, Konkordato talebinin, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığının konkordato projesi yardımıyla inanılır kılınması gerektiğini, ancak sürecin hukuka ve konkordato müessesesinin ruhuna aykırı olacak şekilde yürütüldüğünü belirterek davacı şirket hakkında verilen iflas kararının kaldırılması ve davacı şirketin konkordato projesi tasdik taleplerinin reddine yönelik yeni hüküm tesis edilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Talep, İİK 285 vd. maddelerinde düzenlenen konkordatonun tasdiki istemidir.2004 sayılı İİK‘nun 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada, İflasa tabi olan borçlu için İİK‘nun 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkrasında yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, dava tarihi itibariyle yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesinde açıldığı, yargılamanın yetkili mahkemece gerçekleştirildiği sabittir. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde, vekaletnamede konkordatoya ait özel yetkinin mevcut olduğuda anlaşılmıştır.Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk derece Mahkemesince, İİK’nın 287/5. fıkrasına göre; İİK’nın 291. ve 292. maddelerinin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceğinin düzenlendiği, İİK’nun 292/b bendine göre konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması halinde kesin mühlet talebinin reddi ile 292/1. maddesi gereğince konkordato talebinin reddi ile iflasa res’en karar verilebileceği düzenlenmiş olup borçlu şirketin kesin mühlet talebinin reddi ile emredici nitelikteki İİK'nın 292/1.maddesi uyarınca borçlu şirketin iflasına, diğer borçlular hakkında verilen karar daha önce kesinleştiğinden bu borçlular yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar alacaklı ... ... A.Ş. Vekili tarafından istinaf edilmiştir. Uyuşmazlık, konkordato talep eden şirket hakkında verilen iflas kararının yerinde olup olmadığına ilişkindir. Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir.İİK madde 292/1'de a, b ve c bendinde sayılan hallerde, iflasa tabi borçlu hakkında borca batıklık söz konusu olmasa dahi konkordato talebinin reddi ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesi zorunludur.(Konkordato ve İflas,Mahmut Coşkun 3. Baskı, sayfa 123)Somut davada, ilk derece Mahkemesince borçlu şirketin son denetimde faaliyeti sonlandırarak işyerini terkettiği ve faaliyeti durdurduğunun anlaşıldığı, bu hali ile konkordatonun başarıya ulaştırma imkanı olmadığı ve konkordato talebinde bulunan borçlunun kötüniyetli olduğu gerekçesi ile konkordato talebinin reddine karar verilmiştir. Bu durumda konkordato talep eden şirketin faaliyetini sonlandırarak işyerini terketmesi ve faaliyetini durdurması nedeniyle İİK 292/1 b maddesindeki konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması koşulu gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, komiser raporuna göre denetimlerin en sonuncusunda şirketin açık olmadığı ve akabinde de tüm iletişim kanalları dahilinde şirket yetkililerine ulaşılamadığı belirtilmiştir. Bu durumda, davacı şirketin komiser talimatlarına uymadığı gözetildiğinde, İİK 292/1c maddesindeki komiser talimatına uymama koşulunun da gerçekleştiği anlaşılmıştır.İİK'nın 292. maddesinin son fıkrası; "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder, diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmünü düzenlemektedir.İlk derece Mahkemesince, davacı şirket yetkilisinin İİK'nın 292. maddesi uyarınca duruşmaya davet edilmesine rağmen duruşmaya katılmamıştır. Buna göre Mahkemece İİK 292/ son maddesi kapsamında kanunun amir hükmünün yerine getirildiği anlaşılmıştır.Sonuç olarak, İİK'nın 292. maddesi gereği konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması ve borçlu şirketin komiserin talimatlarına uymaması halinde kesin mühletin kaldırılarak iflas kararı verilmesi gerektiği gözetildiğinde, mahkemece davacının iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla alacaklı ... ... ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/417 Esas, 2025/555 Karar sayılı ve 19/06/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan alacaklı ... ... Anonim Şirket vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı alacaklı ... ... Anonim Şirket tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Alacaklı ... ... Anonim Şirket tarafından fazla yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ile 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde alacaklı ... ... Anonim Şirkete İADESİNE,4-Alacaklı ... ... Anonim Şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/11/2025