9. Hukuk Dairesi 2007/30184 E., 2008/33378 K. 9. Hukuk Dairesi 2007/30184 E., 2008/33378 K. - İBRA - İBRA SÖZLEŞMESİ - İŞ İLİŞKİSİ - KIDEM TAZMİNATI- 4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 120 ] - 1475 S. İŞ KANUNU ( 14. maddesi yürülükte ) [ Madde 14 ] "" Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ünal tarafı…
9. Hukuk Dairesi 2007/30184 E., 2008/33378 K. **9. Hukuk Dairesi 2007/30184 E., 2008/33378 K.** **- İBRA - İBRA SÖZLEŞMESİ - İŞ İLİŞKİSİ - KIDEM TAZMİNATI**- 4857 S. İŞ KANUNU [ Madde 120 ] - 1475 S. İŞ KANUNU ( 14. maddesi yürülükte ) [ Madde 14 ] **"İçtihat Metni"** Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ünal tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davalıya ait yurt dışı işyerinde 02.06.1999- 22.11.2003 tarihleri arasında aralıklı olarak 3 dönem çalışan davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla mesai ve hafta tatil ücret alacağının davalı işverenden tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren vekili, davacının aralıklı her dönem çalışmasının bir yıldan az olması nedeni ile kıdem tazminatına hak kazanmadığını, ayrıca her dönem sonunda davalı işvereni ibra ettiğini ve ibraname düzenlendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, savunmaya değer verilerek, sunulan ibranamelere göre davacının çalıştığı dönemler için işvereni ibra ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında, düzenlenen ibranamenin geçerli olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. İbra sözleşmesi, İsviçre Borçlar Kanununun 115. maddesinde düzenlendiği halde Türk Borçlar Kanununa bu madde alınmamıştır. Bir kanunda ana kurallar ve kurumlar oluşturulurken ibra gibi önemli bir kuruma yer verilmemiş oluşunun ancak hata sonucu olabileceği öğretide ileri sürülmüştür(Berki, Şakir: Borçların Sukutu, AÜHF, Cilt XII. s. 237). Bununla birlikte gerek öğretide gerek uygulamada ibraname, bir borcun tam ya da kısmen ifa edilmeden sona ermesini sağlayan özel sukut nedeni olarak kabul edilmektedir (Feyzioğlu, F.N: Borçlar Hukuku Umumi Hükümler, Cilt II, İstanbul 1969, s. 351). Bu noktada ibra sözleşmesinin bir ödeme yönünde bir anlaşma olmadığı, borcun kısmen ya da tamamen tatmin edilemeyen sona erme şekillerinden biri olduğu belirtilmelidir. İş Hukukunda ibra sözleşmesi ibraname adıyla yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır. İbra sözleşmesinin tanımı, şekli ve hükümlerinin Borçlar Kanununda düzenlenmesi gerekliliğinin ötesinde, İş Hukukunun işçiyi koruyucu özelliği sebebiyle İş Kanunlarında normatif hüküm olarak ele alınması gerektiği açıktır. İşçi, emeği karşılığında aldığı ücret ve diğer parasal hakları ile kendisinin ve ailesinin geçimini temin etmektedir. Bu açıdan bakıldığında bir işçinin nedensiz yere işvereni ibra etmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. İş Hukukunda ibra sözleşmeleri dar yorumlanmalı ve borcun asıl sona erme nedeni ifa olarak ele alınmalıdır. Borcun tatmin edilemeyen sona erme şekillerinden biri olan ibra sözleşmelerine İş Hukuku açısından sınırlı biçimde değer verilmelidir.