T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1198 - 2025/2146 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1198 KARAR NO : 2025/2146 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2024 NUMARASI : 2023/592 Esas - 2024/197 Karar DAVACI : 1- ... : 2- ... VEKİLLERİ : Av. ...…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1198 - 2025/2146 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1198 KARAR NO : 2025/2146 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2024 NUMARASI : 2023/592 Esas - 2024/197 Karar DAVACI : 1- ... : 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALI : TÜRKİYE İŞ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 06/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin hissedarı olduğu Özel Kaynak Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş.'nin davalı bankadan kullandığı ve taşınmaz ipotekleri ile teminatlandırılmış olan genel kredilerine kefil olduğunu ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında söz konusu şirkete ve tüm malvarlığına el konulduğunu, bu arada davalı nezdindeki hesaplarda nakit olarak bulunan 2-2,5 milyon lira civarında (bankadaki tüm risklerin en az 3-4 katı kadar bir) nakit paraya da el konulduğunu ve alacaklı kendi alacağını dahi bu paradan almadan parayı olduğu gibi hazineye aktardığını, müvekkilinin kefil olurken hem taşınmaz ipoteklerine hem de şirketin nakit döngüsüne güvenerek imza attığını, el koyma işleminden sonra da Ohal KHK hükümleri ile "borçların el koyan devlet tarafından ödeneceğine dair açık bir düzeleme yapıldığı için müvekkillerinin yine kendileri açısından bir risk görmediklerini ve davalı banka ile bir temasa bile geçmediklerini, ancak davalı banka, taşınmaz ipoteklerinin paraya çevrilmesi ve kendi nezdindeki nakit paradan alacağını tahsil etme yollarını kullanmadan, üstüne bir de Ohal komisyonuna alacağın ödenmesi için başvuru yapmadan ya da yaptığı başvuru sonucunu beklemeden doğrudan kefiller aleyhinde icra takibi başlattığını, bu arada kefiller çeşitli defa Ohal Komisyonunda başvuru yaparak borçların ödenmesini talep ettiğini, buna rağmen 6-7 yıl boyunca borç ödenmediğini, gelinen son aşamada Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/16736 Esas sayılı cira takip dosyasından müvekkiller aleyhind ehaciz işlemleri yapılmış hatta bir müvekkilin tek evi konumundaki aile konutuna bile haciz konularak satış işlemleri başlatıldığını, bunun üzerine müvekkiline Ohal komisyonu nezdinde yeniden girişimlerde bulunması sonucunda davalının alacakları, Defterdarlık KHK İşlemleri Bürosu tarafından 1.229.269,68-TL. Ödendiğini, bu ödeme sonra Defterdarlık KHK İşlemleri Bürosu tarafından müvekkiline hitaben 28.08.2023 tarihli bir yazı yazılarak bankanın Kocaeli İcra Müdürlüğünün 20212/16736 E. sayılı dosyasına konu asıl alacağının yasal faizle birlikte ödendiğinin bildirildiğini, alacaklı kendisine yapılan ödemeleri icra takip dosyasına bildirmediğini, l koyma işlemi sonrasında Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı tarafından KHK bürosuna ibraz edilen 13.03.2017 Tarih ve 2017-A-256/16 sayılı İnceleme ve Değerlendirme Raporuna göre İş Bankasının alacağının ödenmesi hususunun uygun bulunduğunu, idare tarafından zamanında bir ödeme yapılmadığını alacaklı da alacağını buradan tahsil etme konusunda ısrarcı olmadığını, bunun yerine kolay lokma olan müvekkillere icra takibi başlatıldığını, hal böyle iken bile kefillerin girişimleri sonucu alacağın ödendiğini, dosya borcunun büyük bir çoğunluğu nakit olarak ödendiğini, alacaklı tarafından şayet bir bakiye borç kaldığı iddia ediliyor ise bile kalan bakiye için dosyada yeterli miktarda hacizli mal da bulunduğunu, bu haliyle dosya borcunun her şekilde garantide olduğunu beyan ile; öncelikle, Kocaeli İcra Müd.nün 2021/16736 E.sayılı icra takip dosyasının müvekkilleri açısından teminatsız şekilde iş bu davanın sonuna kadar tedbiren durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya dair tüm talep, dava ve beyan hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle dava konusu yapılan Koceli İcra Müd.'nün 2021/16736 E. sayılı dosyasının müvekkillerimiz açısından teminatsız şekilde durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalıya Kocaeli İcra Müd.nün 2021/16736 E. sayılı dosyası sebebiyle veya Özel Kaynak Eğitim Hizmetleri San Tic. A.Ş.'nin davalı banka nezdindeki diğer borçları sebebiyle bir borcu olmadığının tespitine, haksız icra takibi sebebiyle alacaklı tarafın icra takip dosyasına konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 23/07/2016 tarihli resmi gazetede yayınlanan 667 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 2. maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne aidiyeti, iltisakı ve irtibatı belirlenen bir kısım kurum ve kuruluşların kapatılmasına karar verildiği, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Genelge'nin 14 maddesinde başvurulan Defterdarlıklar ve varsa Defterdarlıklar nezdinde kurulmuş İl KHK İşlemleri Bürosuna yapılacağının belirlendiğini, ilgili hükümler doğrultusunda müvekkili banka tarafından talep dilekçesi ile Kocaeli Defterdarlığı İl KHK Bürosu'na başvuru yapıldığını, toplam 473.954,66 TL tutarındaki kredi alacaklarının anapara alacağına 17/10/2026 tarihinden itibaren sözleşmede belirtilen oranda işleyecek temerrüt faizi ve BSMV ile birlikte bankaya ödenmesi, toplam 32.250,00 TL tutarındaki gayri nakdi kredi riskinin açılacak olan bir hesapta adlarına depo edilmesini, üye işyeri olan firmadan mal veya hizmet satın alan kart hamillerinin mevcut itirazları nedeniyle bankanın kart hamillerine iade borcunun doğması veya ihtimaline istinaden toplam 98.562,00 TL tutarındaki işlem bedelinin açılacak bir hesapta adlarına depo edilmesi talebinde bulunulduğunu, söz konusu başvurularının 11/04/2018, 14/07/2020 ve 15/08/2023 tarihlerinde yinelendiğini, davalıların borçlu sıfatıyla yer aldığı Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/16736 Esas sayılı dosyası (eski Kocaeli 2. İcra Müdürlüğünün 2016/12687E.) sayılı dosyasında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi işlemlerine başlatıldığını, söz konusu takibe davacılar tarafından yapılan itirazlar neticesinde Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/107 Esas sayılı dosyasından itirazın iptali davası görüldüğünü, iş bu dosya kapsamında kefillerin de borç nedeniyle sorumluluklarının devam ettikleri yönünde gerekçeyle takibin devamına karar verildiğini, 25/08/2023 tarihinde banka hesabına "Çevre ve Şehircilik ve İklim Değiş. Bak. Mer. Say. Müdr. 20230825 Tarih ve ... sayılı ödeme emri" açıklaması ile 1.229.269,68-TL gönderildiğini, söz konusu ödemenin yapılmasından yaklaşık 4 ay sonra ise ilgili idare tarafından ödemenin fazla yapıldığı belirtilerek bir kısım tutarda iade talep edilmesi üzerine müvekkili banka tarafından 487.950,00 TL Kocaeli Defterdarlığı hesabına iade edildiğini, dava dışı Özel Kaynak Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş firmasından olan alacakları için Kocaeli Defterdarlığı KHK İl Bürosu tarafından bankaya 741.319,63 TL tutarında ödeme yapıldığını, davacı tarafın dilekçesinde dava değerini dava açılış tarihi itibariyle dosya kapak hesabı tutarı olan 1.965.244,59 TL olarak belirlemiş ancak dosyada mübrez dava tevzi formunda ve Uyap Avukat Portaldan tespit edildiği üzere 33.561,47 TL peşin harç ödediğini, menfi tespit davalarında varlığa inkar edilen kısım üzerinden nispi harç uygulandığını, davacı tarafın harcı eksik yatırdığını, davacılar vekilinin takip dosyasının teminatsız şeklide durdurulmasına yönelik tedbir talebinin kabulünün mümkün olmadığını, menfi tespit davasına konu iş bu alacağın davacıların takibe itirazı neticesinde itirazın iptali yargılamasına konu edildiğini, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/107 Esas sayılı dosyasından verilen kabul kararının maddi anlamda kesin hüküm ettiğinden müvekkili bankaya karşı menfi tespit davası açılamayacağını belirterek davacının haksız ve mesnetsiz tüm taleplerinin ve neticeten davanın usulden ve esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf 09.01.2024 tarihli cevap dilekçesinde ortada kesinleşmiş bir karar yok iken kesin hüküm itirazında bulunmuş, yerel mahkeme de her ne kadar kesinleşmiş bir hüküm yok ise de salt bir davanın varlığını dikkate alarak karar verdiğini ancak her ne kadar bahse konu türden bir dava ve karar var ise de bu hem kesin hüküm teşkil etmekte hem de iş bu davanın açılmasına engel olmadığını; zira bahse konu davalar, sebep ve hukuki dayanak anlamında birbirinden farklı olduğunu, ilk dava kefalet hükümlerine dayanırken eldeki bu dava maliyenin borcu üstelenmiş ve ödeme yaparak fiilen borçlu olduğunu kabul etmesine dayanmakta, yani, ilk dava daha çok BK-TTK hükümlerine dayanırken eldeki bu dava ise daha çok Ohal KHK hukukuna dayanmakta olup ilk dava karara çıksa bile bu dava açısından kesin hüküm niteliğinde olmadığını, yerel mahkemenin kararı ancak aynı sebep ve hukuki dayanağa sahip davalar söz konusu olduğunda doğru olabileceğini; ayrıca, somut dosya ve ilişkide davalı banka açıkça kötü niyetli olup hem tahsilatı hem de Ohal KHK hükümlerini yok saydığını, özellikle, yapılan el koyma işlemleri olağanüstü bir işlem olup esasen kefalet dahil her türlü sair sorumluluğu da ortadan kaldırdığını, bu konuda Ohal KHK'larında açık bir düzenleme bulunmasa da hukukun genel işleyiş ve kaidelerine bakıldığında bu sonuca ulaşamamak için hiçbir sebep bulunmadığı ancak davalı banka, bahse konu türden bir düzeleme olmamasını fırsat bilip yasal olarak tahsil etmesi gerelen rakamdan çok daha fazlasını tahsil etme peşine düşmüştüğünü, oysa ki davalı banka da çok iyi bilmektedir ki bu borç, şirketlere ve onun tüm mallarına el koyan devlet ödemek zorundadır ve ödediğini, buna rağmen ısrarla müvekkillerden tahsilat yapmaya çalışmak kötü niyet taşıdığını, şayet varsa bir borç veya bakiye alacak, bu dahi borcu kabul edip ödeme yapmış olan maliyeden istenmesi gerekmesine rağmen yerel mahkeme, hem beyanlarını hem somut ilişkiyi hem de dosyaların somut durumlarını özellikle Ohal KHK hukukunu yok sayarak hatalı bir karar verdiğini beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/16736 E. sayılı dosyası sebebiyle veya Özel Kaynak Eğitim Hizmetleri San Tic. A.Ş.nin davalı banka nezdindeki diğer borçları sebebiyle bir borcu olmadığının tespiti ile haksız icra takibi ve işlemler sebebiyle alacaklı tarafın icra takip dosyasına konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava dışı Özel Kaynak Eğitim Ve Sosyal Hizmetler A.Ş. firmasına kefaletinden kaynaklı olarak müvekkil bankaya karşı sorumlu olduğu yönündeki açıklamaları tekrarla Ohal Komsiyonu tarafından ödendiği iddia edilen tutar kefalet sorumluluğunu sona erdirmeyeceği ve yerel mahkeme kararının kaldırılmasına sebebiyet vermeyeceğini, Komisyon tarafından ödenen kısmi ödemenin müvekkil/banka alacağının tamamını karşılamadığı dolayısıyla ise kefillerin bakiye alacak yönünden sorumluluklarının devam ettiği dolayısıyla menfi tespit davası açılamayacağını beyan ile davacı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, talep etmiştir. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2024 Tarih - 2023/592 Esas - 2024/197 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE karar verilmiş karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacıların hissedarı olduğu Özel Kaynak Eğitim Hizmetleri San. Tic. A.Ş.'nin davalı bankadan kullandığı ve taşınmaz ipotekleri ile de teminatlandırılmış olan genel kredilerine kefil olduğu, ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında söz konusu şirkete ve tüm malvarlığına el konulduğu, kefil olarak kendilerine karşı takip yapıldığı, gelinen son aşamada Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/16736 Esas sayılı cira takip dosyasından aleyhlerinde haciz işlemleri yapıldığı, bunun üzerine Ohal komisyonu nezdinde yeniden girişimlerde bulunması sonucunda davalının alacaklarının, Defterdarlık KHK İşlemleri Bürosu tarafından 1.229.269,68-TL olarak ödendiği, bu ödemeden sonra Defterdarlık KHK İşlemleri Bürosu tarafından 28.08.2023 tarihli bir yazı yazılarak bankanın Kocaeli İcra Müdürlüğünün 20212/16736 E. sayılı dosyasına konu asıl alacağının yasal faizle birlikte ödendiğinin bildirildiği, alacaklı kendisine yapılan ödemeleri icra takip dosyasına bildirmediği, bu nedenle eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece, ''her ne kadar davacı vekili Kocaeli İcra Müd.nün 2021/16736 E. sayılı dosyasından dolayı iş bu menfi tespit davasını açmış ise de mahkeme 2016/107 E sayılı dosyasında Kocaeli 2. İcra Dairesinin 2016/12687 E sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin devamına karar verildiği, Kocaeli İcra Müd.'nün 2021/16736 E. sayılı dosyası ile 2. İcra Dairesinin 2016/12687 E sayılı dosyasının aynı olduğu, menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılmış olması nedeniyle davacıların iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, hukuki yararın varlığı dava şartlarından olup, mahkemece de bu hususun resen dikkate alınması gerekmekte olup (Yargıtay 19.HD nin E:2018/1702 K : 2020/1048 sayılı ilamı)itirazın iptali davasından sonra menfi tespit açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gibi itirazın iptali davasından sonra yapılan ödemelerin infaz kısmında dikkate alınması gerektiğinden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, kararı davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6). Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılmış olması nedeniyle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, zira menfi tespit davasında ileri sürülebilecek hususların itirazın iptali davasında da ileri sürülebileceği, hukuki yararın varlığının dava şartlarından olup mahkemece de bu hususun re'sen dikkate alınması gerektiği söylenebilir ise de, davacının bu davaya konu ettiği, 25.08.2023 tarihli ödeme "Çevre ve Şehircilik ve İklim Değiş. Bak. Mer. Say. Müdr. 20230825 Tarih ve 103470064 sayılı ödeme emri" açıklaması ile 1.229.269,68-TL olarak yapılmış olup, bu ödeme Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/107 Esas sayılı dosyasının 13.02.2018 olan karar tarihinden sonra olduğu ve davacının itirazın iptali davasında ileri sürebileceği bir savunmaya dayanarak değil, karardan sonra ortaya çıkan ödemeye dayanarak eldeki davayı açtığından ilk derece mahkemesinin red gerekçesi yerinde görülmemiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 71/1 hükmüne göre borçlunun, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden isteyebilecektir. Eldeki davada davacı tarafından icra takibinden sonra borcun "Çevre ve Şehircilik ve İklim Değiş. Bak. Mer. Say. Müdr. 20230825 Tarih ve 103470064 sayılı ödeme emri" açıklaması ile 1.229.269,68-TL olarak ödenmek suretiyle ortadan kalktığı iddia edildiğine göre, davacının talebinin İİK 72/1 hükmünde yazılı menfi tespit davası olarak kabul edilmesi olanaklı değildir. Davacının yapıldığı iddia edilen ödemeyi hakkında başlatılan icra takibi yönünden ilgili icra müdürlüğüne bildirerek işlem yapma imkanı varken bu yola başvurmadığı gözetildiğinde İİK'nın 72/1 hükmü uyarınca menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Davanın bu gerekçe ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenlerle hatalı gerekçe ile verilen kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; 1-) Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2024 Tarih - 2023/592 Esas - 2024/197 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, b-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 33.561,47-TL peşin harcın mahsubu ile artan 32.946,07-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacılara iadesine, c-6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden İstanbul Arabuluculuk Bürosu 2023/1018 numaralı dosyasında ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücreti, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde haksız çıkacak taraftan tahsil olunacağı düzenlendiğinden davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, d-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, e-Davacılar tarafından yapılan masraflarının davacının üzerinde bırakılmasına, f-HMK 120. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından karar kesinleşene kadar yapılacak masraflar mahsup edilerek arta kalan miktar olduğu taktirde karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına, ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine, d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*