T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2046 - 2026/541 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2046 KARAR NO : 2026/541 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2024 NUMARASI : 2023/1000 Esas - 2024/642 Karar DAVACI : REYSAŞ TAŞIMACILIK VE LOJİSTİK TİCARET AN…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2046 - 2026/541 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2046 KARAR NO : 2026/541 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2024 NUMARASI : 2023/1000 Esas - 2024/642 Karar DAVACI : REYSAŞ TAŞIMACILIK VE LOJİSTİK TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : OSCAR İNSAN KAYNAKLARI SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 17/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki personel tedarik konulu ticari hizmet sözleşmesi nedeni ile davacı Reysaş Taşımacılık ve Lojistik Tic. A.Ş.'nin ödemek zorunda kaldığı 13886735 sayılı ve 12.05.2023 tarihli 29.500,00-TL tutarlı idari para cezası ile ... sayılı 12.05.2023 tarihli 11.712,00-TL konulu idari para cezası toplamının davalı şirkete rücusu amacı ile Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2023/18989 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalı şirketin iş bu icra takibine yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali amacı ile eldeki davayı ikame etme zorunluluğu olduğunu, davacı adına Kocaeli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen İdari Para Cezası Tebligatı ile; "Bakanlığımız İş Müfettişleri tarafından düzenlenen 30.06.2022 tarihli ve 11056-PRG-18/, 11085/PRG-18 sayılı raporda, 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunu'nun 17. maddesine bulmaya aracılık yapılamaz ve geçici iş ilişkisi kurulamaz.) muhalefet ettiğinin tespit edildiği ifadelerine yer verilmek sureti ile aynı kanunun 20/b-3 maddesine göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17/7.maddesi gereğince 2021 yılı için 39.334,00-TL idari para cezası uygulandığını, şirket tarafından indirimden faydalanılarak ödendiğini, ayrıca Reysaş Taşımacılık ve Lojistik Tic.A.Ş. adına, Kocaeli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen İdari Para Cezası Tebligat ile "Bakanlığımız İş Müfettişleri tarafından düzenlenen 30.06.2022 tarihli ve 11056-PRG-18/, 11085/PRG-18 sayılı raporda, "4857 sayılı İş Kanunu'nun 7.maddesine muhalefet ettiğiniz tespit edilmiştir." ifadelerine yer verilmek sureti ile aynı kanunun 99/1-b maddesine göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17/7. maddesi gereğince, 04.01.1961tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranı dikkate alınarak; 2021 yılı için 15.616,00-TL idari para cezası uygulandığını, iş bu tutarın da indirimden faydalanılmak sureti ile ödendiğini, davacı şirketin, idari para cezasına maruz kalmasının, davalı şirketin yasal sorumluluğunu yerine getirmemesinden kaynaklandığını, arz ve izah edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin dava ve alacak hakları saklı kalmak kaydı ile; haklı davanın kabulü ile; davalı şirketin Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2023/18989 Esas sayılı dosyasına vaki haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptali ile takibin devamına, 41.212,50-TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından davaya cevap verilmediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlarının mahkemece kabul edilmediği ve değerlendirilmediğini; davacı şirketin, davalı şirketten gerekli evrakları istediği, gönderilen evraklar ve daha önce sunmuş oldukları mailler üzerinden verilen vaatler doğrultusunda geçici iş ilişkisi kurulduğunu, hal böyle iken; ortada yazılı bir sözleşme olmadığından davalıya rücu edilemeyeceği yönündeki mahkeme kararını istinaf ettiklerini, şirketin idari para cezasına yönelik muhatabının Türkiye İş Kurumu olduğunu ve idari para cezasını ödediğini, bilirkişinin cezaların şahsiliği ile ilgili yaptığı tespit ve değerlendirmelerin eldeki davanın konusu olmadığı; davacı şirketin, davalı şirket tarafından düzenlenen "iş gücü temin faturaları" konulu hizmet faturalarının karşılığını eksiksiz olarak ödediğini, karar kesinleşene kadar icranın geri bırakılması yönünde karar verilmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; verilmiş olan kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/09/2024 tarih, 2023/1000 Esas - 2024/642 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalının personel tedariki hususunda anlaşmalarının bulunduğu, Kocaeli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetimler sonucunda davalının özel istihdam bürosu izninin olmadığından davacıya 12.05.2023 tarihli ve 13886735 sayılı 29.500,00 TL ile 12.05.2023 tarihli ve 13886785 sayılı 11.712,00 TL olmak üzere toplam 41.212,50 TL idari para cezası uygulandığı, davacı tarafça anılan para cezalarının ödendiği ve davalıdan rücusu için eldeki davaya konu takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. Borçların kaynakları sorumluluk hukuku olarak da adlandırılan borçlar hukukunda düzenlenmiştir. Sorumluluk hukukunun amacı öncelikle zarar görenin zararının giderilmesidir. Sorumluluk hukuku zarar gören ve zarardan sorumlu olan arasındaki menfaat çatışmasında yitirilen adaleti yeniden tesis işlevine sahiptir. Zarar görenin zararının tazmin edilmesi, ayrıca toplumun adalet sistemine olan güvenini arttırıcı etkiye de sahiptir. Buna ek olarak, sorumluluk hukuku zarara yol açan davranışa benzer davranışların sergilenmesini, dolayısıyla başka benzer tür zararların ortaya çıkmasını önleme işlevine de sahiptir. Çünkü bir kişiyi yol açtığı zararı tazmine zorlamak, benzer şekilde davranabilecek kişileri sonraki faaliyetlerinde tazminat ödeme baskısı altında tutarak daha dikkatli olmaya sevk eder (Franz Werro, Erdem Büyüksağiş, Sorumluluk Hukuku, İstanbul 2025, s. 5). Türk Borçlar Kanunu'nun Borç İlişkisinin Kaynakları başlığı altında, sözleşmeden doğan borçlar (md. 1–48) ile haksız fiilden doğan borçlar (md. 49–76) düzenlenmiş; yine aynı başlık altında, borçların üçüncü genel kaynağı olarak sebepsiz zenginleşmeye (md. 77–82) yer verilmiştir. Bunların dışında bir de kanundan doğan borçlar bulunmaktadır. Özetle, hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/6-149 esas 2025/722 karar sayılı ilamı) 4857 sayılı Yasanın 7.maddesine göre geçici iş ilişkisi, özel istihdam bürosu aracılığı ile ya da holding bünyesinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yapılmak suretiyle kurulabilir. Aynı yasanın 99/1-b maddesine göre yasanın 7.maddesinde öngörülen ilke ve yükümlülüklere aykırı olarak geçici işçi çalıştıran işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için idari para cezası uygulanacağı düzenlenmiştir. 4904 sayılı yasanın 17/9.maddesine göre; Kurumdan izin almaksızın bir işyerinde veya 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununda yazılı araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayın araçları ile iş ve işçi bulmaya aracılık yapılamaz ve geçici iş ilişkisi kurulamaz. Kurumdan izin almamasına veya yetkisi iptal edilmesine rağmen geçici iş ilişkisi düzenleyen gerçek veya tüzel kişilere elli bin Türk lirası, fiilin tekrarı hâlinde yüz bin Türk lirası, bu kapsamda hizmet alan işverenlere yirmi bin Türk lirası idari para cezası verilir. (4904 sayılı yasanın 20/1-b maddesi) Somut olayda; dava dışı Türkiye İş Kurumu tarafından yapılan denetimlerde davalı şirketin kurumdan izin almadan geçici iş ilişkisine aracılık ettiğinin tespit edildiği, bu kapsamda davacı ve davalıya ayrı ayrı idari para cezası uygulandığı görülmüştür. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; hukukumuzda borçların kaynağı; sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir kanun hükmü olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/6-149 esas 2025/722 karar sayılı ilamı) Davacının davaya konu ettiği 12.05.2023 tarihli ve ... sayılı 29.500,00 TL ile 12.05.2023 tarihli ve ... sayılı 11.712,00 TL olmak üzere toplam 41.212,50 TL idari para cezasının kaynağının kanun hükmü olduğu, 4904 sayılı yasanın 20/1-b ve 4857 sayılı yasanın 99/1-b maddeleri gereği davacıya verilen idari para cezasının sorumlusunun özel istihdam izni olmayan davalıdan hizmet alan davacının olduğunun kanunda açıkça belirtildiği görülmektedir. Bu durumda davacının anılan idari para cezasının davalıdan tahsilini isteyebilmesi, yani davalıyı sorumlu tutabilmesi için az yukarıda sayılan borcun kaynaklarından birine dayanabilmesinin gerektiği açıktır. Kanuni düzenlemelere göre sorumlunun davacı olduğu, yasal düzenleme içeriği ve taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme hükümlerinin eldeki olayda uygulama yerinin olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin sözlü olarak kurulduğu ve davaya konu edilen işlemden davalının sorumlu olacağına dair bir anlaşma olduğuna dair bir delil de sunulmadığı, sözleşmeye aykırılığa ilişkin 6098 sayılı yasanın 114/2 maddesi atfıyla aynı yasanın 49 vd maddelerinin uygulanabileceği düşünülse bile 6102 sayılı yasanın 18/2.maddesi gereği basiretli tacir olan davacının çalışacağı kişinin özel istihdam izni olup olmadığını araştırmayarak zararın doğmasına kendisi de sebep olduğundan 6098 sayılı yasanın 52.maddesi dikkate alındığında anılan idari para cezalarının davalıdan tahsilini talep edemeyeceği kanaatine varılmış olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca hâkim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurur. Bu dava konusu itibariyle özel ve teknik bilgiyi gerektirmediği gibi tarafların defterlerinin incelenmesi de davayı çözümlemeye yaramayacaktır. Ancak bu husus sonuca etkili olmadığından eleştirmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*