9. Hukuk Dairesi 2025/9318 E. , 2026/467 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1908 E., 2025/1725 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/523 E., 2025/291 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara iliş…
9. Hukuk Dairesi 2025/9318 E. , 2026/467 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1908 E., 2025/1725 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/523 E., 2025/291 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dairemiz uygulamasına göre temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. 6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü uyarınca alacağın tamamının dava edilmesi hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti, yargılama giderleri veya gerekçeye yönelik temyizi de incelenmez. Ancak, talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmamakla birlikte, temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşması hâlinde, dava değerine ilişkin kesinlik sınırı kıyas yoluyla uygulanarak temyiz incelemesi yapılabilir (..., Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, ..., İlaveli Beşinci Bası, 1991, s. 4217). Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un 362/2 açık hükmü karşısında; davanın kabulüne dair karar davacı bakımından, reddine dair karar ise davalı bakımından kesindir. Ancak tarafların, kesinlik hesabında dikkate alınmayan vekâlet ücreti, yargılama gideri, icra inkar tazminatını veya gerekçeyi temyiz konusu yapmaları hâlinde, davanın değerinin (dava konusu edilen alacak veya tazminatın tamamı) veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Bu iki durumdan birinin gerçekleşmesi hâlinde 6100 sayılı Kanun'un 361/1 hükmüne göre hukuki yararın mevcut olup olmadığı incelenebilir. Böylece davada haklı çıkmış olan tarafın da dava değerinin veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin tek başına kesinlik sınırını aşması kaydıyla, temyiz hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. Davacı tarafça manevi tazminat ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine yönelik iki ayrı dava açılmıştır. Manevi tazminat davası bakımından, davanın esastan reddine karar verilmiş olup dava değeri, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Tespit davasına ilişkin olarak ise davalılar vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... nezdinde diğer davalı ... Şirketine (Şirket) bağlı olarak çalışırken müvekkili hakkında hiçbir delil bulunmadan iş sözleşmesine 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II-(e) hükmü kapsamında son verilip çıkış kodu olarak (46) kodunun bildirildiğini, bildirilen kod sebebiyle bütün çalışma hayatının etkilendiğini, bildirilen kodun müvekkilinin bundan sonra başlayacağı bütün işlerde çok kötü bir referans olacağını, belki de uzun yıllar istediği işe ve mesleğe girememesine neden olacağını ileri sürerek davalı tarafça yapılan feshin haksız olduğunun tespiti ile işten çıkış kodunun düzeltilmesine ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Belediye çalışanı olmadığını, Belediye bakımından davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının iş etiğine uymayan davranışlarda bulunduklarını, bu hususta şikâyet edildiğini ve savunmasının alındığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işveren tarafından davacının sürekli olaylar ve gündemler yaratarak iş etiğine uygun olmayan davranışlar sergilediği ve iş huzurunu, düzenini bozduğu belirtilmiş ise de davacının hangi davranışlarının iş etiğine uygun olmadığı ve ne şekilde iş huzurunu ve düzenini bozduğunun belirtilmediği, yine davacının davalı tanıklarınca beyan edilen eylemlerinin doğruluğu kabul edilse dahi bu eylemlerin ancak geçerli nedenle fesih kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılarak davacının davalı işveren tarafından 09.11.2021 tarihli iş sözleşmesinin feshi için haksız olarak bildirilen Kod (46) (işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması) çıkış kodunun (04) kodu olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ve manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkili Belediye bakımından davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, b. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde; a. Eksik inceleme ve hatalı değerlenme ile karar verildiğini, b. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını ayrıca işe başladığı günden beri fazla çalışma arkadaşları ile uyumsuz, görevlerine ilgisiz ve iş etiğine aykırı davranışlarda bulunduğunu, dosyadaki tüm belge ve bilgiler ile disiplin kurulu kararından da anlaşıldığı üzere davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilen işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Şirket vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2. Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olup, davacı işçinin işten çıkış kodu davalı Şirket tarafından SGK'ya bildirilmiştir. Bu nedenle, davalı asıl işveren Belediyenin, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi hususunda yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu hâlde davalı ... bakımından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Manevi Tazminat Davası Yönünden Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Tespit Davası Yönünden 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.