Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Başkanlığında itfaiye eri olarak çalıştığını, Türkiye Belediyeler ve Genel Hizmetleri İşçileri Sendikası (Belediye İş Sendikası) üyesi olması nedeniyle Sendika ile ... arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmeleri hükümlerinden yaralanması gerektiğini, davacının haftanın yedi günü gündüz vardiyasında 08.00-16.00 saatleri arasında, gece vardiyasında ise 16.00-08.00 saatleri arasında çalıştığını, aylık ücreti, hafta tatili üc…
Uyuşmazlık, davacının üyesi olduğu sendika ile davalı taraf arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı ile hafta tatili ve yemek ücreti talebi konusunda davacı tarafça usulüne uygun bir feragat beyanının bulunup bulunmadığı konularına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Feragat, 6100 sayılı Kanun'un 307. maddesinde, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 310. maddesinde ise hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebileceği açıklanmıştır. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Usul hukukumuzda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat edilebilir ve bir usul hukuku kavramı olarak feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması, kanun gereğidir. 6100 sayılı Kanun'un 309. maddesi; "1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı gereği düzenlenen bilirkişi raporuna dayanarak 30.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi vermiş ve söz konusu raporda hesaplanan fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma alacağına ilişkin talebinin bilirkişi raporunda hesaplanan tutarda arttırdığını belirmiştir. Nitekim 27.11.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, "yemek yardımı alacağı yönünden herhangi bir görevlendirme bulunmadığı için hesaplama yapılmadığı, dosya mevcuduna göre hafta tatili alacağının hesaplanamadığı" açıklanmıştır. Başka bir anlatımla raporda, yemek yardımı alacağının "0" olarak yer alması, hesaplama yapılarak alacağın bulunmadığından değil, bu hususta herhangi görevlendirme olmadığından hesaplama yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan konuya ilişkin yasal düzenlemeler çerçevesinde, taraflarca talep sonucundan feragat edildiğinin kabulü için feragat beyanının, tereddüte mahal bırakmayacak biçimde açık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince, ıslah dilekçesinde yer alan bir belirlemeye dayalı olarak, yorum yoluyla davacının yemek yardımı ve hafta tatili alacağı hususundaki alacak taleplerinden feragat ettiği sonucuna ulaşılması usul ve kanuna açıkça aykırı olmuştur. Şu hâlde yapılması gereken iş, yemek yardımı ve hafta tatili alacak taleplerine yönelik olarak dosya kapsamı ve mevcut delil durumu gözetilerek usule uygun hüküm tesis edilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararıyla taraflar yönünden oluşan usuli kazanılmış hakların göz ardı edilmemesidir. Bu yön gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.