852 Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi https://doi.org/10.33712/mana.1313516 Yıl: 2023, Cilt: 6, Sayı: 3, ss.852-862 Biyokorsanlıkla Mücadelenin Taşra Teşkilatı Boyutu ile İncelenmesi: Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Örneği1 Examining the Provincial Organization Dimension of Fighting Biopiracy: The Case of Bartın Nature Conservation and National Parks Erdal GÜLER Makale BaĢvuru Tarihi: 12.06.2023 Dr. Öğr. Gör., Bartın Üniversitesi
852 Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi https://doi.org/10.33712/mana.1313516 Yıl: 2023, Cilt: 6, Sayı: 3, ss.852-862 Biyokorsanlıkla Mücadelenin Taşra Teşkilatı Boyutu ile İncelenmesi: Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Örneği1 Examining the Provincial Organization Dimension of Fighting Biopiracy: The Case of Bartın Nature Conservation and National Parks Erdal GÜLER Makale BaĢvuru Tarihi: 12.06.2023 Dr. Öğr. Gör., Bartın Üniversitesi, Ulus MYO, Makale Kabul Tarihi: 07.10.2023 Büro Yönetimi ve Sekreterlik Bölümü, ***@***.*** Makale Türü: AraĢtırma Makalesi https://orcid.org/0000-0002-4787-4800 Can BILDIR Önlisans Öğrencisi, Bartın Üniversitesi, Ulus MYO Büro Yönetimi ve Sekreterlik Bölümü, ***@***.*** https://orcid.org/0009-0008-5077-721X ÖZET 1990’’lı yılların başında biyoteknolojideki gelişmelerle beraber gen kaynaklarının ve biyoçeşitliliğin öneminin artmasıyla piyasaya yeni ürün sürmek isteyen küresel tohum, ilaç ve endüstriyel şirketler için biyolojik veya doğal kaynaklar cazip hale gelmeye başlamıştır. Bu şirketler, bir ülkenin kaynaklarını izinsiz olarak yurt dışına çıkartarak (biyokaçakçılık) ve yeni gen türleri ekleyerek daha dayanıklı veya verimli kimyasal, tıbbi, zirai ilaçlar üretmektedir. Bu tür şirketlerin, gen kaynaklarını veya biyoçeşitliliğe dayalı geleneksel bilginin asıl sahibi olan ülkeye herhangi bir tazminat ödemeden mülkiyetini ele geçirmesi (patent) biyokorsanlık olarak adlandırılmaktadır. Biyokaçakçılıkla mücadelede, arazide yabancıların izinsiz tür toplama ve araştırma yapmalarını engellemek esastır. Ancak biyokorsanlar, bu türleri sahadan topladıktan sonra laboratuvar ortamında analiz etmektedir. Daha sonra biyoçeşitliliğe dayalı geleneksel bilginin ve gen kaynaklarının izinsiz patentlenmesi ile mülkiyet el koyma süreci yaşanmaktadır. Dolayısıyla bu kaynaklara sahip yerel halk ve ülke kaynakları ekonomik, kültürel, ekolojik erozyona uğramaktadır. Türkiye, biyoçeşitlilik bakımından tüm kıta ülkelerinde 9. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda Türkiye, “kocakarı ilaçları” olarak adlandırılan geleneksel bilgiye de sahiptir. Biyokorsanlıkla ilgili ülkemizde, fayda paylaşımı ile ilgili mevzuat düzenlenmemiş ve biyoçeşitlilik yasası yürürlüğe girmemiştir. Biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilirliği açısından kamu yönetiminde birçok kurum ve kuruluş arasında yetki ve sorumluluk çatışması yaşandığı bilinmektedir. Biyokorsanlıkla mücadelede yönetsel, idari ve hukuki sorunlar bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, biyokorsanlıkla mücadelede geleneksel bilginin kayıtlanması çalışmalarını ve denetimine ilişkin faaliyetleri taşra teşkilatı (il düzeyinde) boyutuyla incelemektir. ABSTRACT At the beginning of the 1990s, with the developments in biotechnology and the increasing importance of gene resources and biodiversity, biological or natural resources have become centers of attraction for global seed, pharmaceutical and industrial companies that want to introduce new products to the market. These companies produce more durable or efficient chemical, medical, pesticides by taking a country's resources abroad without permission (biosmuggling) and adding new gene types. The seizing of gene resources or traditional knowledge based on biodiversity by such companies without paying any compensation to the country that is the original owner (patent) is called biopiracy. The priority in the fight against biosmuggling is to prevent foreigners from making unauthorized species collection and research on the land. However, biopiracy examines these species in the laboratory after collecting them from the field, and the process of property seizure is experienced with the unauthorized patenting of traditional knowledge and gene resources based on biodiversity. Therefore, local people and country resources with these resources are subject to economic, cultural and ecological erosion. Turkey ranks 9th in all continental countries in terms of biodiversity, traditional knowledge called "husband drugs". In our country regarding biopiracy, the legislation on benefit sharing has not been regulated and the biodiversity law has not entered into force. It is 1 Bu çalıĢma, yazarlar tarafından hazırlanan 1919B012208052 numaralı TÜBĠTAK 2209-A projesinin sonuç raporundan üretilmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Biyokorsanlık, Doğa Koruma ve Mlli Parklar, Bartın, Keywords: Biopiracy, Nature Conservation and National Parks, Bartin, Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, 2023, C.6, S.3, ss.852-862 853 known that there is a conflict of authority and responsibility between many institutions and organizations in public administration in terms of the protection and sustainability of biodiversity. There are administrative, administrative and legal problems in the fight against biopiracy. The aim of this study is to examine the efforts of recording traditional knowledge in the fight against biopiracy and with the provincial organization (provincial level) dimension. Önerilen Alıntı (Suggested Citation): GÜLER, Erdal ve BILDIR Can (2023), “Biyokorsanlıkla Mücadelenin Taşra Teşkilatı Boyutu ile İncelenmesi: Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Örneği”, Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, S.6(3), ss.852-862, Doi: https://doi.org/10.33712/mana.1313516 1. GİRİŞ Türkiye, biyoçeĢitlilik açısından küçük bir kıta özelliği göstermektedir. Türkiye, coğrafi konumu itibariyle üç farklı kıta Avrupa, Asya ve Afrika arasında bir geçiĢ konumundadır ve bu her üç kıtanın farklı özelliklerini, değiĢik derecelerde taĢıyan orman, dağ, step, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemlerine sahiptir. Türkiye’nin ekosistemi, yüksek endemizm ve genetik çeĢitliliği de sağlamaktadır (Karagöz vd., 2010). Türkiye’de biyolojik ticaret, biyoteknoloji ve genetik çalıĢmalar, sağlık ve kozmetik sanayi, hayvan koleksiyonculuğu, avcılık ve bilimsel çalıĢmalar için uluslararası kaçakçılığa maruz kalmaktadır (Yorulmaz, 2014). Türkiye, sahip olduğu biyolojik zenginlik nedeniyle bilimsel araĢtırma, koleksiyon ve ticari amaçlar için birçok ülkenin vatandaĢları tarafından biyolojik malzeme deposu olarak hedef konumundadır. Biyokorsanların Türkiye’yi tercih etmelerinin en önemli sebeplerinden biri de birçok türün kayıtlanmamasıdır (Polat, 2016). Öte yandan Türkiye, biyoçeĢitlilik açısından zenginliği ile birlikte biyokorsanlığın önlenmesine yönelik caydırıcı cezalar olmamasıyla hedef ülkeler arasında yer almaktadır. Biyolog Okan Külköylüoğlu’na göre, biyokaçakçılığın Evliya Çelebi'nin "Seyahatnamesi"nde bahsedildiği Çağ Gölü etrafında eğirotu olduğu ve eğirotunun yurt dıĢına kaçırıldığını not aldığını belirtmiĢtir. Bununla birlikte Külköylüoğlu’na göre, biyokaçakçılığa karĢı yeterli yaptırımların olmadığı vurgulanırken bir endemik türün kaçırılmasıyla maddi açıdan ceza karĢılığının bulunmadığı belirtilmiĢtir (II. BiyoçeĢitlilik ve Biyokaçakçılık ÇalıĢtayı, 2015). Son zamanlarda bazı çaresiz hastalıkların artıĢ göstermesiyle geleneksel bitki karıĢımları ve tedavi yöntemlerinin Batı usulü tıp eğitimi almıĢ bilim insanları ve doktorları tarafından kullanıldıkları görülmektedir. Fakat bu yolla elde edilen kazancın da herhangi bir yöre, kuruluĢ veya geleneksel bilginin asıl sahipleri ile paylaĢıldığı hakkında bilgiye ulaĢılamamıĢtır (Oğuz, 2009). Biyokorsanlık, Türkiye’de kamu yönetimi tarafından kullanılan yeni bir kavramdır. Bu kavram, Türkiye’de akademik çalıĢmalara yeni konu olmaya baĢlamıĢ, geliĢmekte olan ülkelerdeki gibi sivil toplum örgütlerince veya siyasal partilerce kullanılarak popülerlik kazanmamıĢtır. Bu kavram, Ġngilizce literatürde biyokorsanlık (biopiracy) olarak tanımlanmıĢ ve 1990’lı yıllardan itibaren birçok çalıĢmaya konu olmuĢtur (Güler, 2022). Türkiye’de biraz geç bir tarihte olmakla birlikte biyokorsanlık kavramı geniĢ Ģekilde iĢlenmeye baĢlamıĢtır. Literatürde biyokorsanlıkla ilgili bazı çalıĢmalar, arazide hangi türün, ne kadar ve nerede kaçırıldığına yönelik iken (BaĢaran, 2017; Aydemir, 2019) bazı çalıĢmalar da biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilginin fikri mülkiyetle iliĢkisine odaklanmaktadır (Oğuz, 2009; Semiz, 2015; Soysal, 2019; Güler ve Mutlu, 2021). Bununla birlikte biyokaçakçılığın/biyokorsanlığın üniversite öğrencilerinde farkındalığına yönelikte çalıĢmalar da yapılmaya baĢlamıĢtır (Akın, 2019; ÖztaĢ, 2019). Türkiye’de 2002 yılında biyokorsanlıkla ilgili kavramın geniĢ kapsamlı tanımı ve içeriği “Yerli Halklar ve Çevresel Adalet” adlı çalıĢmada yer alması son derece önemlidir (ġatıroğlu, 2002). Bu çalıĢmada biyokorsanlık, geliĢmiĢ ülkeler tarafından geliĢmekte olan ülkelere yapılan çevresel adaletsizliğin bir boyutu olarak ileri sürülmüĢtür. Söz konusu çalıĢmada, Türkiye’de biyokorsanlığın durumu, sonuçları ve etkileri iĢlenmemiĢtir. Öte yandan biyoçakaçılıkla ilgili konuların farklı boyutlarda literatürde iĢlendiği görülmektedir. Gülizar Çakır Sümer (2016) tarafından “Çevresel ve Milli Güvenlik Boyutları Açısından Biyolojik Çeşitlilik ve Tehlikeler” adlı çalıĢmada, biyokaçakçılığın milli güvenlikle iliĢkisi biyoçeĢitliliği tehdit eden bir unsur olarak değerlendirmiĢtir. Birben ve Gençay (2019), “Türkiye’de Biyokaçakçılık” adlı çalıĢmada, literatür taramasına dayalı olarak Türkiye’deki biyoçeĢitliliğin önemini ve biyokaçakçılığın nedenlerini tespit etmiĢtir. ÇalıĢmada, Türkiye’de biyokaçakçılıkla ilgili uluslararası antlaĢmalar, ulusal yasal düzenlemeler ve yönetmelikler tespit edilmiĢtir. Güler ve Mutlu (2018) tarafından biyokaçakçılık sorunu, Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar özelinde denetim ve faaliyetler incelenmiĢtir. Ancak çalıĢmada, biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilginin kayıtlanma süreçleri incelenmemiĢ, biyokorsanlık kavramına fikri mülkiyet boyutuyla yaklaĢılmamıĢtır. Orhan Kurt vd. (2019) tarafından gerçekleĢtirilen “Türkiye’de Biyoçeşitliliği Tehdit Eden Biyokaçakçılık” adlı çalıĢmada, Türkiye’de çevre bilincinin arttırılmasına yönelik önerilere yer verilmiĢtir. Güler ve Mutlu (2022), Türkiye’de biyokorsanlığın yönetsel boyutunu politika belgelerini inceleyerek değerlendirmiĢlerdir. Bu kapsamda GÜLER, Erdal ve BILDIR, Can - Biyokorsanlıkla Mücadelenin TaĢra TeĢkilatı Boyutu ile Ġncelenmesi: Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Örneği 854 biyokorsanlıkla ilgili ulusal biyoçeĢitlilik stratejisi eylem planları, kalkınma planları, özel ihtisas komiyonu raporları, tabiat ve biyoçeĢitliliği koruma kanun tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı tutanakları, hükümet programları incelenmiĢtir. Ayrıca, siyasal partilerin programları, seçim beyannameleri de değerlendirilerek biyokorsanlıkla ilgili politika kaynakları tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Bu çalıĢma, biyokorsanlıkla mücadele yönetiminde yer alan geleneksel bilgi kayıtlanma projesini il bazında değerlendirmeyi konu edinmektedir. ÇalıĢmada, geleneksel bilgi ve fikri mülkiyet sorunu açıklandıktan sonra Türkiye’de geleneksel bilginin kayıtlanma projesi açıklanmıĢtır. Son olarak çalıĢmada, geleneksel bilgi kayıtlanma projesini tamamlayan Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Ģube müdürlüğünde alan araĢtırması gerçekleĢtirilerek yönetim faaliyetleri değerlendirilmiĢtir. 2. GELENEKSEL BİLGİ VE FİKRİ MÜLKİYET SARMALI Geleneksel bilgi, biyosferde yaĢamak için insanlar tarafından kullanılan bir stratejidir. Bu bilgi türü, baĢlangıçtan günümüze geliĢtirilirken modern toplumun da taleplerine yanıt vermektedir. Günümüzde, geleneksel bilginin korunmasına daha çok ihtiyaç olduğu ileri sürülmektedir. Çünkü ticari çıkarlar için fikri mülkiyet hakları aracılığıyla yerli halkın hakları ihlale uğramaktadır (Mathem, 2013:203). Geleneksel bilgi, kültürel ve manevi kimliğin bir parçasını oluĢturan nesilden nesile aktarılan bilgi, yetenek, pratikler ve teknik bilgi olarak ifade edilmektedir. Geleneksel bilgi kapsamına geleneksel kültürel açıklamalar, geleneksel bilgi ile bağlantılı ayırt edici iĢaretler ve semboller ile biyoçeĢitliliğe iliĢkin bilgiler, bilimsel, teknik, tarımsal, tıbbi ve ekolojik bilgiler dahil edilmektedir (URL-1). Geleneksel bilgi, yerli toplumlar tarafından söylem yoluyla aktarılmaktadır. Genellikle, bu bilgiyi paylaĢanlar, alım gücü zayıf olan geliĢmekte olan ülkelerdeki kiĢilerdir. Özellikle bu bilgi türü, geleneksel tarım uygulamalarıyla bitki yetiĢtirme tekniklerinin ortak paylaĢımı ve güçlü bir mirasın eseri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bilgiler fikri mülkiyete alınmamakta, bilgelik toplum tarafından paylaĢılarak herkes tarafından korunmaktadır. Geleneksel bilgiyi korumak sadece yerli halkın refahı için değil aynı zamanda kültürel mirasın, çevrenin korunması ve biyokorsanlığın engellenmesi için önemlidir. Bu bilgi türü, kolektif olarak ifade edilir ve topluluğun mülkiyetine aittir (Drahos ve Frankel, 2012:1). Geleneksel bilginin Ģuanki fikri mülkiyet sistemi dâhilinde korunması pek mümkün görülmemektedir. Çünkü geleneksel bilginin sahibi kiĢiler değil, topluluklardır. Fikri mülkiyet sisteminde ise kiĢisel koruma modeli benimsenmektedir. Patent hukukunda buluĢun korunması için yenilik ve teknik niteliğe haiz Ģart aranmaktadır. Ancak geleneksel bilgi, hem yeni değildir, hem de uzun bir geçmiĢe sahip olarak teknik niteliğe haiz değildir. Geleneksel bilginin patent ve ıslahçı hakları, telif hakları, ticari sır, coğrafi iĢaret gibi fikri mülkiyet araçları ile korunmasında bazı sorunlar bulunmaktadır (Soysal, 2019:1632-1634). GeliĢmekte olan ülkelerin biyokorsanlığa karĢı öncelikli amacı Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet AntlaĢması (TRIPS) 27. maddesinde, patent baĢvurusunda geleneksel bilginin kaynağının kökeninin açıklanmasıdır. Yani kaynağın kökenine sahip ulusal otorite tarafından izin alınması ve ticari kazanç dağılımına iliĢkin beyanlar istenmektedir ancak bu konuda değiĢiklik yapılmamıĢtır (Soysal, 2019:1636). Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), geleneksel bilgi sahibi toplulukların haklarına saygı gösterme, onların ekonomik, kültürel ve sosyal çıkarlarına katkıda bulunma ile fikri mülkiyetin yeniliği ve yaratıcılığı teĢvik edici yanının uyumlaĢtırarak uygun bir koruma mekanizması oluĢturması beklenmektedir (Soysal, 2019:1635). Tablo 1. Hint Geleneksel Bilgilerine Dayalı Biyokorsanlık Olayları Ortak Adı Yerli Kullanımı Patent No. Patent Sahibi Kullanım Amacı Turmeric (Zerdaçal) Kızarılık, piĢkinlik, yara iyileĢtirici US Patent 5401504 University of Missisipi Medical Center, Mississipi Yara iyileĢtirici etken Basmati Pirinci EĢsiz aroma ve lezzet US Patent 5663484 RiceTec Yeni çeĢit basmati Manjistha Cilt, deri hastalıkları US Patent 6258344 The Procter& Gamble Company, Cincinnati Deriyi aydınlatma ve birleĢenleri Karela, Jamun, Brinjal Diyabet kontrolü US Patent 5900240 Cromak Research Inc. Anti-diyabet özelliği Aswagandha Depresyon, uykusuzluk, kasılma EP 1906980 Natreon Inc. US Multinational Stres yönetiminde tedavi Kaynak: Gupta, 2015:82. Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, 2023, C.6, S.3, ss.852-862 855 Tabloda görüleceğe üzere yerli halkın yüzyıllara ait kullanımına ait geleneksel bilgilerin patent Ģirketleri tarafından kayıtlandığı görülmektedir. Bu patentlerin yenilikten yoksun olduğu ve kollektif bilgi olduğundan özel mülkiyet konusu olmayacağı gerekçisiyle itiraz edilmiĢtir. Dolayısıyla Hindistan’ın biyokorsanlıkla karĢılaĢtığı ve baĢarılı Ģekilde patent iptallerini gerçekleĢtirdiği örneklerden bir kaçı tabloda verilmiĢtir (Gupta, 2015:82). Geleneksel bilginin korunması için WIPO ve geliĢmekte olan ülkeler tarafından uluslararası toplantılar ve görüĢmeler yapılmıĢ ve bu konuda ortak politikalar geliĢtirilmeye çalıĢılmıĢtır. Dünya’da geleneksel bilginin korunması ve biyokorsanlıkla etkin mücadele etmek için yaygınlaĢan model “Geleneksel Bilgi Dijital Kütüphane” uygulamasıdır. Bu kütüphane, elektronik ortamda veriler toplanarak ilaç-tedavi pratik bilgilerin sınıflandırılmasına dayanan bir Hint veri tabanıdır. Bu veri tabanın amacı, geleneksel bilginin biyokorsanlıkla karĢılaĢmasını önlemek ve izin dıĢı patent baĢvurularını tespit etmektir. Bu sistem Dünya’da geleneksel bilgiyi korumak için makul görülen en uygun araçların baĢındadır. Bu kütüphane veri tabanı, patent baĢvuruları süreçlerinde geleneksel bilgi ile ilgili küresel patent ofislerince taraması yapılarak patentler verilmeden önce tedbir alınmıĢ olacaktır (Güler, 2022). Biyokorsanlıkla mücadele eden Dünya’da örnek ülkelerden Hindistan’daki “Geleneksel Bilgi Dijital Kütüphanesi” modeli esas alınarak Türkiye’de veri tabanı sistemini 2017 yılında oluĢturmaya baĢlamıĢtır. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı (Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü), bu projeyi 2023 yılında 81 ilde tamamlamayı hedeflemektedir. Böylelikle bazı ülkelerin patent kurumları ile iĢbirlikleri çerçevesinde biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilgilerin izinsiz fikri mülkiyete dönüĢütürülmesinin önüne geçilmiĢ olacaktır. 3. TÜRKİYE’DE GELENEKSEL BİLGİ YÖNETİMİ VE BİYOKORSANLIK YÖNETİMİ Biyokorsanlıkla mücadelede Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı hizmet birimi olan Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) müdürlüğü önemli bir kuruluĢtır. DKMP müdürlüklerinin, her ilde Ģube müdürlüğü bulunurken bazı illeri de kapsayarak onbeĢ bölge müdürlüğü Ģeklinde örgütlenmektedir. Genel müdürlük merkezi teĢkilatı, bir Genel Müdürlük, dört Genel Müdür Yardımcılığı, yedi Daire BaĢkanlığı ve kırk ÇalıĢma Grubu Ģeklindedir. Yedi Daire BaĢkanlığı içinde Milli Parklar, Doğa Koruma, Hassas Alanlar, Yaban Hayatı, Av Yönetimi, BiyoçeĢitlilik, Yönetim Hizmetleri Daireleri yer alırken biyokorsanlıkla doğrudan iliĢkili olan biyoçeĢitlilik dairesidir. BiyoçeĢitlilik Dairesi BaĢkanlığı’nın (BÇDB) görevleri ile diğer daireler görevleri kıyaslandığında BÇDB biyokaçakçılık kavramını kullanan tek dairedir (Güler, 2022). DKMP il Ģube müdürlükleri görevlerinde ise “biyokaçakçılığın önlenmesi ve denetime yönelik faaliyetleri yürütmek”, “biyolojik çeşitlilik ve tabiatın korunmasını sağlamak maksadıyla gerekli iş ve işlemleri yapmak veya yaptırmak” yer almaktadır. Türkiye, geleneksel bilgi açısından da oldukça zengin bir ülkedir. Tarihçesi, binlerce yıl önceye dayanan halk ilaçlarında kendini bu birikim göstermektedir. Günümüzde, “kocakarı ilaçları” olarak adlandırılan geleneksel tıp, binlerce yıldır Anadolu’da hastalıklara Ģifa olarak kullanılmıĢtır. Örnek olarak çam kozalağı antik çağlarda mide hastalıklarının tedavisinde kullanılırken Hititler, günümüzden 4 bin yıl önce zeytin ağacından ilaç yaptıkları tespit edilmiĢtir. Aspirin modern tıp tarafından 19. yüzyılda keĢfedilmesine rağmen Anadolu’da aksöğüt ağacından, iltihaplı yaralara karĢı halk ilacı yapılmıĢtır (Torlak, 2010:87). Son zamanlarda bazı çaresiz hastalıkların artıĢ göstermesiyle geleneksel bitki karıĢımları ve tedavi yöntemlerinin Batı usulü tıp eğitimi almıĢ bilim insanları ve doktorlar tarafından kullanıldıkları görülmektedir. Fakat bu yolla elde edilen kazancın da herhangi bir yöre, kuruluĢ veya geleneksel bilginin asıl sahipleri ile paylaĢıldığı hakkında bilgiye ulaĢılamamıĢtır (Oğuz, 2009). Biyokaçakçılık, biyokorsanlığın birinci basamağını oluĢturmaktadır. Bazı biyoteknolojik, zirai, kimyasal Ģirketler, bir ülkenin kaynaklarını izinsiz olarak yurt dıĢına çıkartarak (biyokaçakçılık) ve yeni gen türleri ekleyerek daha dayanıklı veya verimli kimyasal, tıbbi, zirai ilaçlar üretmektedir. Bu tür Ģirketlerin, gen kaynaklarını veya biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilginin asıl sahibi olan ülkeye herhangi bir tazminat ödemeden mülkiyetini ele geçirmesi (patent) biyokorsanlık olarak adlandırılmaktadır. Hindistan’ın 1990’lı yıllarda baĢlattığı “Biyoçeşitliliğe Dayalı Geneleksel Bilginin Kayıtlanma Projesini” Türkiye’de 2017 yılında DKMP Genel Müdürlüğü baĢlatmıĢ ve il düzeyinde bu tür projeler yer almaya baĢlamıĢtır. Bu projeyle yerel halkın doğal biyolojik kaynaklardan faydalanarak geliĢtirdiği ilaç, maya, boya gibi geleneksel ürünlere iliĢkin bilgilerin derlenmesi ve ulusal geleneksel bilgi veri sistemi oluĢturulmak amaçlanmaktadır. Özellikle proje ile geleneksel bilgiler koruma altına alınmaktadır. Dolayısıyla geleneksel bilgilerin ana kategorileri, sağlık, beslenme, endüstriyel ve tarım-hayvancılık amaçlı geleneksel kullanımlarından oluĢmaktadır. Türkiye’de 81 ildeki projenin 2023 yılı sonunda bitmesi hedeflenmiĢtir. Bu kapsamda projenin sonucuna göre, Türkiye'nin biyolojik çeĢitliliğine dayalı geleneksel bilgileri kullanılarak, ürünlerin patentinin yabancılar tarafından alınması GÜLER, Erdal ve BILDIR, Can - Biyokorsanlıkla Mücadelenin TaĢra TeĢkilatı Boyutu ile Ġncelenmesi: Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Örneği 856 önlenebilecek ve geleneksel bilgilere dayalı katma değeri yüksek yeni ürünlerin geliĢtirilmesine yönelik Ar-Ge faaliyetleri için veri ve bilgi sağlanmıĢ olacaktır. Türkiye yurt dıĢından baĢvuru yapılan biyokorsanlık faaliyetlerine karĢı da yasal önlem almıĢtır. 2016 yılında kabul edilen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 90. maddesinde: “buluş, genetik kaynağa veya genetik kaynaklarla bağlantılı geleneksel bilgiye dayanıyorsa bu kaynağın nereden alındığına ilişkin açıklamaya, patent başvurularında yer verilir” hükmü yürürlüğe girmiĢtir. Türkiye’de taslağı 2002 yılından beri gündemde olan ve TBMM komisyonun görüĢülen “biyoçeĢitlilik yasası” taslağında biyokaçakçılık tanımında geleneksel bilgi de dahil edilmiĢ ve bu kapsamda envanter çalıĢmaları hızlanmıĢtır (Güler ve Mutlu, 2022). 4. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ VE UYGULANMASI 4.1. Araştırma Alanın Tanıtımı Karadeniz’de Bartın ve Kastamonu il sınırları içinde yer alan Küre Dağları Milli Parkı (KDMP), 2000 yılında milli park ilan edilerek Türkiye’nin 42 milli parkından biri olmuĢtur. Küre Dağları, dünyanın ve Türkiye’nin “ölmeden önce görülmesi gereken yerler” listesinde yer almaktadır. Toplam 37.000 hektar alanı olan milli parkın yaklaĢık %52'si Bartın ilinde kalmaktadır ve 80.000 ha alan da tampon zon olarak ayrılmıĢtır. KDMP, barındırdığı 157 endemik bitki türü ve bunlar içinde nesli tehlike altında olan 59 bitki taksonu ile WWF (Dünya Doğa Koruma Vakfı)’in dünyada doğa koruma açısından belirlediği 200 ekolojik bölge arasında yer almaktadır (URL-2). Milli Park alanı WWF tarafından ormanları korumada öncelikli alanlardan biri olarak kabul ederek genetik kaynakların sürekliliğin ve çeĢitliliğin korunması, kaynak değerleri ile bilimsel ve eğitsel çalıĢmalara kaynak oluĢturması, kültürel kaynak değerleri ve rekreasyonel yönden önem taĢıması ve topoğrafik, jeolojik yapı, iklimsel özelliklerden, toprak kalitesi, peyzaj özellikleri ile sürdürülebilir kalkınma amacıyla milli parkın korunması gerekmektedir (Öztürk, 2003; Albükrek vd., 2012). KDMP yakın çevresinde geleneksel yaĢam biçimlerinin bozulmadan sürdürüldüğü görülmektedir. Öte yandan baĢta yapı tarzı olmak üzere birçok el sanatları ve yok olmaya yüz tutmuĢ, geleneksel kültür yaĢatılmaya devam etmektedir (Öztürk, 2005:141). 4.2. Araştırmanın Önemi Biyokaçakçılıkla mücadelede en önemli kuruluĢ Tarım ve Orman Bakanlığının merkezi birimler arasında yer alan Doğa Koruma ve Mili Parklar Genel Müdürlüğü’dür. Dolayısıyla, biyokorsanlığa karĢı merkezi yönetimin taĢra birimlerindeki DKMP Ģube müdürlükleri de bu tür sorumlulukları bulunmaktadır. Fakat DKMP il Ģube müdürlükleri biyokaçakçılıkla ilgili ihbarlarda doğrudan sorumlu kuruluĢ olmasına rağmen bu tür görevi yerine getirecek alt birimi bulunmamaktadır. Öte yandan il müdürlüklerinde uzman personel yetersizliği, bu konuda mevzuat düzenlemesinin yetersizliği ve karmaĢıklığı, yerel halkın bilgilendirilmemesi, taĢradaki birimler arasında yetki ve sorumluluk çatıĢması, merkezi yönetim tarafından geleneksel bilginin kayıtlanması çalıĢmalarında ihale süreçlerindeki yaĢanan gecikmeler bu konunun incelenmesini zorunlu kılmıĢtır. Dolayısıyla biyokorsanlıkla mücadeleye yönelik geliĢtirilen politika araçlarının bu bölgede tespit edilmesi önemlidir. ÇalıĢmada, Türkiye’de biyokorsanlıkla mücadelenin merkezi yönetimin taĢra örgütlenmesi boyutuyla incelenmektedir. Bu çalıĢma, Türkiye’deki biyolojik kaynakların, geleneksel bilgilerin korunmasına yönelik yönetsel araçlar geliĢtirmesine katkı sağlaması açısından önemlidir. Ayrıca çalıĢma, Türkiye’de literatürde geleneksel bilginin kayıtlanması ve biyokorsanlıkla mücadelenin il düzeyinde incelenmesi açısından ilk olacağından da önemlidir. 4.3. Araştırmanın Örneklemi ve Örneklem Yöntemi 2000 yılında ilan edilen KDMP Batı Karadeniz Bölgesi’nde idari olarak milli park çevresindeki ilçe merkezleri Azdavay, PınarbaĢı, Ulus, KurucaĢile, Amasra ve Cide’dir (Albükrek vd., 2012:60). Bartın ili yaklaĢık olarak milli parkın yaklaĢık %52'sini kapsamaktadır. 2019 yılında ise biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilgi projesini tamamlamıĢtır. Son zamanlarda bazı ülkeler turizm gelirlerini arttırmak ve yoksulluğu azaltmak amacıyla turizme yönelmiĢlerdir (Kumara, 2016:36). KDMP, ekoturizm, biyoçeĢitlilik veya rekreasyonel açıdan birçok özellikleri itibariyle turizm merkezlerinden biri konumundadır. Fakat son yıllarda turizm kalkınmanın ve geliĢmenin önemli adımlarıdan biri olsa da biyokaçakçlıkla iliĢkisi bulunmaktadır. Ekoturizm faaliyetlerinin geliĢmesiyle değerli flora ve fauna biyokaçakçılığın aynı oranda arttığı ve böylelikle sosyo-ekonomik, sosyo- kültürel sorunların da yaĢandığı bilinmektedir (Kumara, 2016). Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, 2023, C.6, S.3, ss.852-862 857 Türkiye’nin sahip olduğu ekosistem, tür çeĢitliliği ve diğer özellikleri ile hem yaban hayatı turizmi hem de diğer turizm çeĢitlerinde yüksek potansiyele sahip olduğu görülmektedir (Eren ve Seven, 2022:150). Öte yandan KDMP, ekosistem özellikleri yanında mevcut potansiyeli ile “Mağara Milli Parkı” olarak da adlandırılmaktadır (Albükrek vd., 2012:60). Bu kapsamda KDMP bölgesinde ekoturizm veya yaban hayatı turizmi teĢvik edilmeye çalıĢırken biyokaçakçılıkla da karĢı karĢıya kalma olasılığı yüksek görülmektedir. ÇalıĢmada, amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıĢtır. Nitekim DKMP Ģube müdürlüğünde biyokaçakçıklıkla ilgili birçok personel bulunmaktadır. Ancak çalıĢmanın amacına uygun olarak biyokorsanlıkla mücadele araçlarından olan geleneksel bilginin kayıtlanma projesinde görevli yüksek orman mühendisi bir kiĢiye ulaĢılmıĢtır. GörüĢmede kiĢinin adı açıklanmamıĢ, çalıĢmanın detaylandırılması amacıyla kiĢi katılımcı (K) olarak kodlanmıĢtır. GörüĢme yaklaĢık 120 dakika olarak yüzyüze gerçekleĢtirilmiĢtir. Katılımcı ise DKMP il müdürlüğünde “Bartın İlinin Biyoçeşitliliğe Dayalı Geleneksel Bilginin Kayıt Altına Alınması Projesi” kapsamında yüksek orman mühendisi “İhale Kontrol Komisyonu” üyesidir. 4.4. Araştırmanın Veri Toplama Yöntemi ÇalıĢmada, araĢtırma tekniği nitel yönteme dayalı olarak mülakat tekniği tercih edilmiĢtir. Kurumdaki yüksek orman mühendisinin ilgili bakıĢ açılarını anlamak ve yorumlamak amacıyla görüĢme tekniği kullanılmıĢtır. Stewart ve Cash görüĢmeyi, “önceden belirlenmiş ve ciddi bir amaç için yapılan, soru sorma ve yanıtlama tarzına dayalı karşılıklı ve etkileşimli bir iletişim süreci” olarak tanımlamıĢlardır (Yıldırım ve ġimĢek, 2013:148). GörüĢme ile veriler toplanırken “görüşme formu” yaklaĢımı kullanılmıĢtır. Bu sayede görüĢmeci, önceden hazırladığı konu ve alanlara sadık kalarak hem önceden hazırladığı soruları sorabilmekte hem de daha ayrıntılı bilgi almak amacıyla ek sorular sorma özgürlüğüne sahip olabilmektedir (Yıldırım ve ġimĢek, 2013:150). ÇalıĢmanın sınırlılığı kapsamında görüĢme, 2023 Haziran ayında yapılmıĢtır. GörüĢme formu ile edilen veriler, ses kayıt cihazı ile elde edildikten sonra dijital ortama aktarılmıĢtır. Verilerin rapor haline getirilmesinde “betimsel analiz yaklaşımı” kullanılmıĢtır. Bu analiz tekniği ile görüĢülen kiĢinin görüĢlerini çarpıcı bir biçimde yansıtmak amacıyla doğrudan alıntılara sık sık yer verilmektedir. Bu tür analizde amaç, elde edilen bulguların, düzenlenmiĢ ve yorumlanmıĢ biçimde okuyucuyla paylaĢmaktır (Yıldırım ve ġimĢek, 2013:256). 5. ARAŞTIRMANIN BULGULARI Türk kamu yönetimi örgütlenesinde biyokaçakçılığa karĢı önleme, denetim ve izleme çalıĢmalarında merkezi yönetim düzeyinde Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iken taĢra yönetiminde illerde DKMP il Ģube müdürlükleri sorumludur. DKMP müdürlükleri ile biyokaçakçılık vakalarında önleyici hizmet olarak kimlik ve delil tespitinde jandarma, polis, sahil güvenlik ve gümrük muhafaza görevlileri de yetkilidir. Kolluk kuvvetleri olarak ilgili kurumların görevlileri, ihbar yoluyla bazı Ģahısların doğadan bitki, böcek vb. materyal topladığını öğrenirse, bu kiĢilerin DKMP Genel Müdürlüğü’nden alınmıĢ izin belgelerine bakılmaktadır. Eğer araĢtırma izin belgeleri materyal toplayacak izin verilen miktarda alıp almadığı, araĢtırmanın izin verilen türler üzerinde yapılıp yapılmadığı tespit edilmektedir. Yurt dıĢı sınır kapılarında yolcuların posta-kargo gönderilerinde herhangi bir canlı türü bireyine veya genetik materyal içeren parçalarına rastlanılırsa materyal transfer anlaĢması, Nesli Tehlike Altında Olan Yaban Bitki ve Hayvan Türlerinin Uluslararası Ticaretine ĠliĢkin SözleĢmesi (CITES) belgesi, avına izin verilen geçici avcılık belgesi kontrol edilmektedir. Bu tür süreçlerde izin olmayan kiĢilerin tür kaçırma giriĢimleri biyokaçakçılık vakası olarak değerlendirilmektedir (Güler, 2022). Bu kapsamda Türkiye’de DMKP verilerine göre, 2007-2013 tarihleri arasında 49 biyokaçakçılık olayı yaĢanırken, 2014 yılında 6, 2015 yılında 8, 2016 yılında 4, 2017 yılında 3, 2018 yılında 1, 2019 yılında 8 ve 2020 yılında 1, 2021 yılında 2 biyokaçakçılık olayı tespit edilmiĢtir (URL-3). Ġl yönetiminde DKMP Ģube müdürlükleri “Biyoçeşitliliğe Dayalı Geleneksel Bilginin Kayıt Altına Alınması Projesi” kapsamında ihaleye çıkmaktadır. Bartın DKMP Ģube müdürlüğü ise 2019 yılı nisan ayında ihaleye çıkmıĢ ve Mayıs ayında projeye baĢlamıĢtır. Ġhale sürecinde Ģirketler eğer usul çerçevesinde hareket etmezse ihale fesih edilebilmektedir. DKMP Genel Müdürlüğünce, il yönetimi kapsamında biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilginin kayıt altına alınması projesinde köy köy dolaĢılarak veri tabanı sistemi için 1 etnobotanikçi, 1 biyolog, 1 sosyolog ve botanikçi olmak üzere 4 kiĢilik ekibin (1’i kadın olma şartıyla) kurulduğu belirtilmiĢtir (Çevre Komisyonu Toplantı Tutanağı, 2018:8). Bartın’da ise DKMP müdürlüğü kapsamında projede, 1 botanik uzmanı, 1 halk sağlığı uzmanı, 1 zooloji uzmanı ve 1 farmakolog (eczacı) geleneksel tamamlayıcı alternatif tıp uzmanı olarak yer almıĢtır. Bu projenin koordinatörü ise bir tıp uzmanı olmuĢtur. Dolayısıyla katılımcı, bu GÜLER, Erdal ve BILDIR, Can - Biyokorsanlıkla Mücadelenin TaĢra TeĢkilatı Boyutu ile Ġncelenmesi: Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Örneği 858 projenin özellikle il sağlık müdürlüğü tarafından yönetilebileceğini ve DKMP Ģube müdürlüğünde görevlilerin ise komisyonda yer alabileceğini belirtmiĢtir. Bartın ilinde proje yaklaĢık yedi ay sürmüĢtür. Projenin yaklaĢık 60 günü saha çalıĢması olarak geçmiĢ ve tutanak ile kayıt altına alınmıĢtır. Proje ihale sürecinde geleneksel bilginin kayıtlanması için takvim sürecinde hangi köylere gidileceği önceden belirlenmektedir. Bu saha çalıĢmasında ise arazinin biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilginin kayıtlanmasını DKMP il müdürlükleri belirlemektedir. Bartında bu proje gerçekleĢtirilirken 6-8 kiĢi arasında uzman köylere gitmiĢtir. Bu projede yer almak için en az doktora eğitimi mezunu kiĢiler yer almaktadır (Güler, 2022). Bu uzman kiĢilerle beraber araĢtırmacı olarak yüksek lisans ve doktora öğrencilere de saha araĢtırmasına katılmıĢlardır. Proje kapsamında, bilimsel yayınlar derlenmekte, diğer taraftan her ilde coğrafi özellikleri, tarihi geçmiĢi ve kültürel zenginlikleri dikkate alınarak belirlenen köylerde özellikle yaĢlı nüfusla (65 yaĢ ve üstü) uzman kiĢiler yüz yüze görüĢmeler yapılarak geleneksel bilgiler kayıt altına alınmaktadır. Proje sonucunda geleneksel bilgi veri tabanı uluslararası patent uzmanlarına açılarak Türkiye’ye ait biyolojik çeĢitliliğe dayalı geleneksel bilgiler kullanılarak geliĢtirilen ürünlere yabancılar tarafından patent alınması önlenmiĢ olacaktır. DKMP müdürlüğünce, yaĢlı insanların, kadınların erkeklere bilgi vermediği tespit edilmiĢtir. Bu kapsamda bu bilgiyi alabilmek için köy köy dolaĢırken Bartında uzman dört kiĢiden biri de kadın olarak yer almıĢtır. Özkaya’ya göre “Tohumları saklayan insanlar genellikle çok yaşlıdır ve her gün onlardan bir kısmını kaybediyoruz. Onlarla birlikte bu tohumlar ve bilgiler de yok olmaktadır”, ifadesini kullanmaktadır (URL-4). DKMP uzmanına göre, “Genç nüfus geleneksel bilginin farkında değil. Çünkü köylerde aile hekimleri kurulmakta dolayısıyla günümüzde ilaca ulaşmak kolaylaştığı için doğal yöntemlerle tedavi yöntemlerini aramaya yönelmemektedirler”. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı’nın stratejik planına göre biyokaçakçılığın politik, ekonomik, sosyal, teknolojik, yasal ve çevre analizi (PESTLE Matrisi) yapılmıĢ ve tehdit unsurları ise biyokaçakçılık, genetik kaynaklar ve bağlantılı geleneksel bilgiler üzerindeki hakların korunmasındaki eksiklikler, “yaşlı nüfusun azalması” ve “göç nedeniyle geleneksel bilgiye ulaşılamaması” sayılmıĢtır. Dolayısıyla katılımcı, proje kapsamında köylerin belirlenmesinde DKMP il müdürlükleri yönlendirici olurken bazı köylerde yaz ayları döneminde yeterli nüfusun olmaması sebebiyle baĢka köylere yöneldiklerini belirtmiĢtir. Katılımcıya göre Bartın ilinde “merkeze yakın köylerde daha az geleneksel bilgiye ulaşırken iç kesimlere gittikçe daha fazla geleneksel bilgiye ulaştığımızı gördük. Bu bilgilerin daha çok insan ve hayvan sağlığı konusunda iyileştirici bilgiler” olduğu belirtilmiĢtir. Dolayısıyla gidilemeyen iç kesimlerdeki köylerde ulaĢılamayan geleneksel bilgiler olabilir. Katılımcı, “gidemediğimiz köylerde geleneksel bilgilerle ilgili neler var bilmiyoruz, gönül ister ki tüm ili gezelim ama bütçe ile arazi, araç, gereç, yemek, konaklama hepsi bir bedel gerekiyor” ifadelerini belirtmiĢtir. Dolayısıyla geleneksel bilginin kayıt altına alınması yerel halkın farkındalığı arttırılması ile ilgili biriminin veya yerel yönetimlerde sorumlu kuruluĢun kurulması sayesinde sürdürülebilirliği/izlenebilirliği sağlanacak ve bütçe sınırlılığı sorunu ortadan kalkmıĢ olacaktır. Doğadan izinsiz, bitki ve hayvan örnekleri toplamak üzere gelen yabancılar kültür-turizm, iĢ ya da bilimsel amaçlı toplantılara katılım gibi baĢka faaliyetlerle asıl amaçlarını gizleyerek elde ettikleri örnekleri yurt dıĢına çıkarmaktadırlar. Bu nedenle DKMP, muhtarlardan yerel yönetimlere, jandarmaya ve yöre halkına kadar biyokaçakçılığa karĢı arazi arazi dolaĢarak bilgilendirme toplantıları gerçekleĢtirmektedir (Güler, 2022). Köy Kanunu 36. maddesinde muhtarın göreceği devlet iĢleri baĢlığında “köye gelip gidenlerin niçin gelip gitmekte olduklarını anlamak ve bunlar içinde şüpheli adamlar veyahut ecnebiler görülürse hemen yakın karakola haber vermek” belirtilmektedir. Dolayısıyla muhtara verilen bu görev, köyde bitki veya böcek türleri toplamak, incelemek için gelen yabancıları tespit ederek asayiĢ birimlerine bilgi vermesi biyokaçakçılıkla mücadele de önemli bir adımdır. Bu kapsamda DKMP Genel Müdürlüğü, biyokaçakçılıkla mücadele de muhtarları önemli bir aktör olarak kabul etmiĢ ve bilgilendirme, seminer toplantılarına davet etmiĢlerdir (Güler, 2022). Katılımcıya göre, DKMP Ģube müdürlükleri köyleri belirledikten sonra köylerde muhtarlar aracılığıyla bilgi alınarak geleneksel bilgiye sahip toplulukların belirlendiği tespit edilmiĢtir. Katılımcı: “çalışma yaparken muhtarlara bilgi verilmektedir ayrıca DKMP müdürlüğünün resmi aracıyla köylere gidiyoruz ki güven duysunlar, insanlar rahat olsunlar; muhtarlar, geleneksel bilgi hakkında deneyim sahibi kişilerin seçilmesinde kolaylık sağlamaktadırlar; köylerde muhtarlar oldukça önemli rol oynamaktadır”, ifadelerini kullanmıĢlardır. Katılımcıya göre, Bartın ilinde 2019 yılından beri biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilginin kayıt altına alınmadığı ve izlenmediği belirtilmiĢtir. Dolayısıyla Türkiye’ de 2017 yılından 2023 yılına kadar yapılan geleneksel bilginin kayıtlanması projesinin belirli tarihlerde (yaklaĢık 12 ay) gerçekleĢtikten sonra izlenmesi Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, 2023, C.6, S.3, ss.852-862 859 gerçekleĢmemektedir. Bu kapsamda katılımcıya göre, “biyoçeşitlilikle ilgili projelerde o bölgedeki üniversitedeki akademisyenlerle çalışırken doğal olayların izlenmesi daha sağlıklı olabilir. Projenin devamlılığı açısından bölgemizdeki akademisyenlerimiz katkı sağlayabilirler” ifadelerini kullanmıĢtır. Katılımcıya göre, DKMP Ģube müdürlüklerinde tüm personel biyokaçakçılıktan sorumludur. Arazi denetimleri personeller tarafından gerçekleĢtirilmekte ve ihbarlara göre köylere gidilmekte, köylerdeki kahvelerde bu konuda bilgilendirmeler yapılmaktadır. KDMP’nın biyokaçakçılığa karĢı yerli ve yabancı turistlere karĢı korunmasında “alanın geniş olması” ve “biyolog, veteriner gibi uzmanların istihdamının olmaması” nedeniyle yeterli mücadele araçlarının geliĢtirilmediği ileri sürülmüĢtür. Katılımcıya göre, il yönetiminde biyokaçakçılıkla ilgili en çok iĢbirliği yapılan kuruluĢ av yönetimi kapsamında kolluk kuvveti olarak jandarmadır. Bununla birlikte tarım il müdürlüğü, kültür turizm müdürlüğü, sahil güvenlik gibi kuruluĢlar sayılmıĢtır. Nitekim katılımcıya göre, DKMP Ģube müdürlüklerinde hayvan ve bitki türlerinin tespit edilmesi hususunda orman mühendislerinin yanında detaylı Ģekilde incelemek amacıyla biyolog, veteriner, zoolog gibi uzmanların yer alması gerektiği ileri sürülmüĢtür. 6. SONUÇ Biyokorsanlık, biyoçeĢtliliğe dayalı kaynakların ve yerli toplumların nesilden nesile aktardıkları geleneksel bilgilerin ilaç, tarım ve gıda, kozmetik Ģirketlerinin fikri mülkiyet hukuku ile izinsiz ve tazminat ödenmeden tekeline alma giriĢimleridir. Biyokorsanlık, söz konusu kaynaklar açısından zengin ancak yeterli farkındalığa, ekonomik güce ve hukuki-yönetsel altyapıya sahip olmayan geliĢmekte olan ülkeler bakımından yükselen bir sorundur. Geleneksel bilginin veri envanterine kayıtlanma çalıĢmaları Türkiye’de bakanlık düzeyinde devam etmektedir. YaĢlı nüfus sayısının giderek azalması, ihale süreçlerinde yaĢanan teknik sorunlar ile geleneksel bilgi kullanımının azalması ve kırdan kente göçün etkisiyle böyle bir projenin sonuçlanması giderek zorlaĢmaktadır. Kolektif bilginin ve verilerin toplanması sürecinin hızlandırılması gereklidir. Ayrıca, ihale süreçlerinin iyileĢtirilerek geleneksel bilgilerin sürdürülebilirliği ve izlenebilirliğinin sağlanması önemlidir. Yapılan araĢtırma sonucuna göre illerde DKMP müdürlükleri biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilginin kayıtlanması ihale süreçleri ile belirli bir döneme sıkıĢtırılmıĢtır. Dolayısıyla Türkiye genelinde bu bilginin izlenmesi, yenilenmesi gibi teknik ve yönetsel araçlar geliĢtirilmesi gereklidir. DKMP müdürlüklerinde biyokaçakçılıkla etkin mücadelede araçlarını geliĢtirmek amacıyla biyolog, zoolog ve veterinerler gümrük kapılarında görevlendirildiği gibi Türkiye genelinde de görevlendirilebilir. Türkiye’de biyokaçakçılıkla ilgili çalıĢan akademisyenlerin, DKMP müdürlükleri iĢbirliği çervesinde daha nitelikli çalıĢmalar gerçekleĢtirilebilir. Biyokaçakçılıklar için köyler özellikle hedef bölgelerdir. Bu bağlamda köy muhtarlarına bu konuda farkındalık oluĢturmak amacıyla kahvehanelerde toplantılar yapılmaktadır. Ancak yerel seçimlerle birlikte köy muhtarlarının da değiĢmesi göz önüne alındığında bu tür eğitimler periyodik dönemlerde gerçekleĢmesi gereklidir. Geleneksel bilginin kayıtlanma sürecinde köylerde muhtarların belirleyici bir role sahip oldukları görülmektedir. Dolayısıyla 1924 yılında çıkarılan köy kanununda biyokaçakçılıkla etkin ve yerinde mücadele edilecek Ģekide muhtarların görevlerinde iyileĢtirmeler yapılabilir. Bununla birlikte yöre halkınında biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilginin ülkenin ekonomik, kültürel, toplumsal kazanımı ve araĢtırma-geliĢtirme faaliyetlerine katkı sağlayacak bir bilgi kaynağının önemli olduğu belirli periyotlarla eğitimler, toplantılar aracılığıyla anlatılmaya devam edilmelidir. Yöre halkının biyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilgisini gönüllü paylaĢabileceği bir yerel kamu otoritesi kurularak bu bilgiyi paylaĢan yerel halka ödüllendirme ve teĢvik sistemi kurulabilir. Sonuç olarak biyokorsanlığın kamuoyunda daha konu olması, gündeme getirilmesi ve tedbirlere yönelik çalıĢtayların yapılmasına ihtiyaç olduğu görülebilir. GÜLER, Erdal ve BILDIR, Can - Biyokorsanlıkla Mücadelenin TaĢra TeĢkilatı Boyutu ile Ġncelenmesi: Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Örneği 860 YAZAR(LAR) BEYANI / AUTHORS’ DECLARATION: Bu makale AraĢtırma ve Yayın Etiğine uygundur. Beyan edilecek herhangi bir çıkar çatıĢması yoktur. Bu çalıĢma TÜBĠTAK 2209 A-Projesi kapsamında TÜBĠTAK Kurumundan finansal destek almıĢtır. Yazar(lar), dergiye imzalı “Telif Devir Formu” belgesi göndermiĢlerdir. Bu araĢtırmanın yapılması ile ilgili olarak Bartın Üniveritesi Etik Komisyonundan 21/09/2022 tarih ve 22 sayılı “Etik İzni Belgesi” alınmıĢtır. / This paper complies with Research and Publication Ethics, has no conflict of interest to declare, and has received no financial support. The author(s) sent a signed "Copyright Transfer Form" to the journal. Regarding the conduct of this research, an “Ethics Permission Certificate” dated 21/09/2022 and numbered 22 was obtained from the Ethics Committee of the University of Bartın. YAZAR KATKILARI / AUTHORS’ CONTRIBUTIONS: KavramsallaĢtırma, orijinal taslak yazma, düzenleme – Y1 ve Y2, veri toplama, metodoloji, resmi analiz – Y1 ve Y2, Nihai Onay ve Sorumluluk – Y1 ve Y2. / Conceptualization, writing-original draft, editing – Y1 and Y2, data collection, methodology, formal analysis – Y1 and Y2, Final Approval and Accountability – Y1 and Y2. TEŞEKKÜR(LER) / ACKNOWLEDGEMENT(S): Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar ġube Müdürlüğüne bulguların oluĢturulmasında katkılarından dolayı teĢekkür ederiz. / We would like to thank the Bartın Nature Conservation and National Parks Branch Directorate for their contribution to the creation of the findings. KAYNAKÇA AKIN, Hilal Yiğit (2019), “Fen Bilimleri Öğretmen Adaylarının Biyolojik Kaçakçılık Kavramına Yönelik Görüşleri”, Yüksek Lisans Tezi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Burdur. ALBÜKREK, Metin, AYTAN, Ali, TAYLAN, Mehmet Sait, USULOĞLU, Ender ve SIVACIOĞLU, Ahmet (2012), “Küre Dağları Milli Parkı Mağaralarının Biyoçeşitlilik ve Turizm Potansiyeli Yönünden Değerlendirilmesi”, Kastamonu’nun Doğal Zenginlikleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 16-17 Ekim 2012 - Kastamonu, ss.60-66. AYDEMĠR, Yunus (2019), “Artvin’deki Biyokaçakçılığın Durumu ve Önlenmesi”, Yüksek Lisans Tezi, Artvin Çoruh Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Artvin. BAġARAN, Gamze (2017), “Türkiye’de Biyokaçakçılık”, Yüksek Lisans Tezi, Dumlupınar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Kütahya. BĠRBEN, Üstüner ve GENÇAY, Gökçe (2018), “Bio-Smuggling in Turkey”, Crime, Law and Social Change, S.71, ss.345-364. EREN, Ferhat ve SEVEN, Erdem (2023), “Biyokaçakçılığın Turizm ile İlişkisi: Turist Görünümlü Biyokaçakçılık!”, Journal of Current Debates in Social Sciences, S.6(1), ss.147-160. GUPTA, Avantika (2015), “Bio-Piracy in Indıa: A Decline Culturel Values”, Interneational Resecarh Journel of Environment Sciences, S.4(9), ss.80-82. GÜLER, Erdal (2022), “Çevre Politikası ve Yönetimi Bakımından Türkiye’de Biyokorsanlık Sorunu”, Doktora Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Samsun. GÜLER, Erdal ve MUTLU, Ahmet (2018), “Türkiye’de Biyokaçakçılık Sorunu: Küre Dağları Milli Parkı Örneği”, 12. Uluslararası Kamu Yönetimi Sempozyumu, 25-27 Ekim 2018, Kırıkkale, ss.500-514. Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, 2023, C.6, S.3, ss.852-862 861 GÜLER, Erdal ve MUTLU, Ahmet (2021), “Geleneksel Bilgi ve Fikri Mülkiyet Çıkmazında Biyokorsanlık Sorunu”, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uluslararası Sosyal Bilimler Konferansı, 5-6 Temmuz 2021, Çanakkale, ss.103-111. GÜLER, Erdal ve MUTLU, Ahmet (2022), “Biyokorsanlık Sorunu ve Türkiye’de Biyokorsanlığa Yönelik Politikalar”, Yönetim Bilimleri Dergisi, S.(Özel Sayı), ss.271-300. KARAGÖZ, Alptekin, ZENCĠRCĠ, Nusret, TAN, Ayfer, TAġKIN, Tuncer, KÖKSEL, Hamit, SÜREK, Muzaffer, TOKER, Cengiz ve ÖZBEK, KürĢad (2010), “Bitki Genetik Kaynaklarının Korunması ve Kullanımı”, Türkiye Ziraat Mühendisliği VII. Teknik Kongresi Bildiriler Kitabı, 11-15 Ocak 2010, Ankara, ss.155-175. KUMARA, Chaminda (2016), “Challenges of Biopiracy: Implementing Community Based Ecotourism (CBET) in the Sri Lankan Context”, Journal of Tropical Forestry and Environment, S.6(2), ss.36-49. KURT, Orhan, ÇELĠK, Nurya, GÖRE, Merve ve KURT, Haydar (2019), “Türkiye’de Biyoçeşitliliği Tehdit Eden Biyo-kaçakçılık”, Türk Tarım - Gıda Bilim ve Teknoloji Dergisi, S.7(2), ss.46-51. MATHEW, B. Basıl (2013), “Traditional Knowledge Mısappropriation and Biopiracy in Indıa: A Study on the Legal Measures to Protect Traditional Knowledge”, International Journal of Marketing, Financial Services &Management Research, S.2(12), ss.202-210. OĞUZ, Arzu (2009), “Fikri Mülkiyet Hakları ve Geleneksel Bilgi (Yerel) ve Folklorun Hukuki Korunması”, FMR, S.9(3), ss.10-52. ÖZKAYA, Tayfun (2020), “Belediyeler Yerel Tohumların Korunmasında Etkili Olabilirler Mi?”, Yeni İnsan Yayınevi Kurumsal Web Sayfası (E-Haber), https://yeniinsanyayinevi.com/belediyeler-yerel- tohumlarin-korunmasinda-etkili-olabilirler-mi-tayfun-ozkaya/ (EriĢim Tarihi: 04.04.2022). ÖZTAġ, Zeynep Saraç (2019), “Biyoçeşitliliğe ve Biyokaçakçılığa Yönelik Farkındalık Ölçeklerinin Geliştirilmesi ve Üniversite Öğrencilerinde Farkındalık Düzeyleri”, Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Samsun. ÖZTÜRK, Sevgi (2003), “Kastamonu - Bartın Küre Dağları Milli Parkı’nın Kaynak Değerleri ve Yönetimi Açısından İrdelenmesi”, Yüksek Lisans Tezi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Zonguldak. ÖZTÜRK, Sevgi (2005), “Kastamonu - Bartın Küre Dağları Milli Parkı’nın Rekreasyonel Kaynak Değerlerinin İrdelenmesi”, Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, S.2, ss.138-148. POLAT, Nazmi (2016), “Biyokaçakçılıkta Balıkçılığın Yeri ve Önemi”, 23. Ulusal Biyoloji Kongresi Bildiriler Kitabı, 5-9 Eylül 2016 - Gaziantep, Gaziantep BüyükĢehir Belediyesi Yayını, Gaziantep, ss.20-21. SEMĠZ, Özgür (2015), “Geleneksel Bilgi, Folkloar ve Fikri Mülkiyet Hukuku: Yerel Kollektif Bilginin Hukuki Korunması”, Fikri Mülkiyet Hukuku Yıllığı 2013 (Ed. Tekin MemiĢ), Yetkin Yayınları, Ankara, ss.377-402. SOYSAL, Tamer (2019), “Bir Fikri Mülkiyet Hak Kategorisi Olarak Geleneksel Bilgi ve Geleneksel Bilginin İstismarı Olarak Biyolojik Korsanlık”, Terazi Hukuk Dergisi, S.14(156), ss.1630-1644. SÜMER, Gülizar Çakır (2016), “Çevresel ve Milli Güvenlik Boyutları Açısından Biyolojik Çeşitlilik ve Tehlikeler”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İBBF Dergisi, S.11(1), ss.207-224. ġATIROĞLU, Ġrge (2002), “Yerli Halklar ve Çevresel Adalet”, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ankara. TORLAK, Hasan (2010), Türkiye’nin Endemik Bitkileri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayını, Ankara. TÜRKTOB – TÜRKĠYE TOHUMCULAR BĠRLĠĞĠ (2021), “II. Biyoçeşitlilik ve Biyokaçakçılık Çalıştayı”, TÜRKTOB Kurumsal Web Sayfası (E-Haber), https://www.turktob.org.tr/tr/2-biyolojik-cesitlilik-ve- biyokacakcilik-calistayi/21118 (EriĢim Tarihi: 09.06.2021). YILDIRIM, Ali ve ġĠMġEK, Hasan (2013), Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri, Seçkin Yayıncılık, Ankara. YORULMAZ, Tarık (2014), “Biyolojik Kaçakçılık ve Omurgalı Hayvanlarımız”, Tabiat ve İnsan Dergisi, S.187, ss.3-12. GÜLER, Erdal ve BILDIR, Can - Biyokorsanlıkla Mücadelenin TaĢra TeĢkilatı Boyutu ile Ġncelenmesi: Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Örneği 862 URL-1, https://www.wipo.int/tk/en/tk/ (EriĢim Tarihi: 04.04.2023). URL-2, https://www.wwf.org.tr/ne_yapiyoruz/doga_koruma/doal_alanlar/kure_daglari/, (EriĢim Tarihi: 01.10.2023). URL-3, Türkiye’de Tespit Edilen Biyokaçakçılık Vakaları Yıllara Göre Dağılımı, https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP (EriĢim Tarihi: 01.10.2023). URL-4, Belediyeler Yerel Tohumların Korunmasında Etkili Olabilirler Mi?, https://yeniinsanyayinevi.com/belediyeler-yerel-tohumlarin-korunmasinda-etkili-olabilirler-mi-tayfun- ozkaya/, (EriĢim Tarihi: 04.04.2022). Kişisel Görüşme, Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar ġube Müdürlüğü (GörüĢme Tarihi: 12.05.2023). EK 1: BİYOKORSANLIKLA MÜCADELENİN TAŞRA YÖNETİMİ İLE İLGİLİ MÜLAKAT SORULARI Bu araĢtırma formu, BARTIN DOĞA KORUMA VE MĠLLĠ PARKLAR ġube Müdürlüğü’nde biyoçeĢitliliği koruma ve biyokaçakçılıkla mücadele araçlarının tespit edilmesi ve geliĢtirilmesi hakkında bilgi edinmek amacıyla hazırlanmıĢtır. Mülakat sırasında sunulan bilgiler (Tübitak 2209-A Öğrenci Projesi) bilimsel araĢtırma maksadıyla kullanılacaktır. Mülakat görüĢmesinde, kimlik bilgileri açıklanmayacak bundan dolayı samimi ve doğru cevaplar vermeniz beklenmektedir. Ġlginiz ve samimiyetinizden dolayı teĢekkür ederiz. 1) Biyokaçakçılık ve biyokorsanlık kavramlarını nasıl tanımlıyorsunuz? 2) Geleneksel bilginin önemi nedir? Yöre halkında bu konuda farkındalık oluĢturmak için neler yapıyorsunuz? 3) Geleneksel bilginin kayıtlanması veya biyoçeĢitliliğin korunmasında arazi veya köylerin tespitini nasıl gerçekleĢtiriyorsunuz? Hangi kuruluĢları bu tespiti gerçekleĢtirmektedir? 4) BiyoçeĢitliliğe dayalı geleneksel bilgi kayıtlanma süreci kaç ay/yıl sürmüĢtür?Bu süre biyokorsanlıkla mücadele açısından yeterli midir? Süre ne kadar olmalıdır? 5) Geleneksel bilgi projesi özel Ģirketlere ihale ile verilmesi hususunda ne düĢünüyorsunuz?Bu yöntemin verimli olduğunu düĢünüyor musunuz? 6) Geleneksel bilginin kayıtlanma projesinde baĢka hangi kamu/özel veya STK kuruluĢları yer alabilir? 7) Biyokorsanlıkla mücadele amacıyla istihdam edilen personel sayısı yeterli midir? Hangi alanda uzman personel istihdam edilmelidir? 8) Biyokorsanlıkla mücadele amacıyla il (mülki) idare yönetimi kapsamında hangi kurum ve kuruluĢlarla iĢbirliği yapıyorsunuz?Örnek verebilir misiniz? 9) Biyokaçakçılık konusunda yerel halkın yeterli farkındalığa sahip olduğunu düĢünüyor musunuz? Bu farkındalığın oluĢması için neler yapılabilir? 10) Küre Dağları Milli Parkı’nda turizm faaliyetleri yaygınlaĢırken biyokaçakçılık mücadelede yabancı ve yerli turistlere karĢı ne tür koruyucu önlemler alınmaktadır? 11) Biyokorsanlıkla mücadelede ayrı bir birim kurulmalı mıdır? Bu kurumda hangi teknik donanıma sahip uzmanlar olmalıdır? 12) Geleneksel bilginin korunması için hukuki-idari ve yönetsel açıdan neler önerirsiniz?