TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1166 KARAR NO : 2025/1672 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08/03/2022 NUMARASI : 2018/707 Esas - 2022/152 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 12/11/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/02/2016 ta…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1166 KARAR NO : 2025/1672 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08/03/2022 NUMARASI : 2018/707 Esas - 2022/152 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 12/11/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/02/2016 tarihinde ... plakalı minibüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yaptığı kaza sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin ağır yaralandığını belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kalıcı iş gücü kaybından doğan halihazırda ve geleceğe dönük maddi kayıpları için şimdilik 100 TL maddi tazminat ile çalışamayarak gelir kaybına uğrmasından dolayı şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalıya başvuru tarihini müteakip 8. iş günü bitimi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile 103.013,75 TL tazminatın 06/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili, dava konusu kaza 6/2/2016 tarihinde meydana gelmiş olup zamanaşımına uğradığını, istinafa konu kararda hatalı bir şekilde “Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre oluşturulan maluliyet raporunun esas alınamayacağını, davacının geçici iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebinin, müvekkil şirket sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunun hatalı hesaplandığını, dava konusu olayda hatır taşıması söz konusu olduğunu, davacının dava konusu kaza meydana geldiği esnada emniyet kemeri takılı olmuş olsaydı söz konusu kazayı ufak hasarlarla daha hafif bir sonuçla atlatabileceğini, hesaplamada 1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, yapılan ödemenin yeterli olduğunu, müvekkil aleyhine ticari faize hükmedilmiş olmasının mevzuata aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir. KTK'nin 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nin 86 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 06/02/2016 tarihi ile dava tarihi olan 31/07/2018 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.Bu nedenle; davacının davalının sorumlu olduğu ticari yolcu taşımacılığı yapan araçta yolcu olduğundan hatır indirimi yapılmaması yerindedir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun 52. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Somut olayda; yolcu olan desteğin müterafik kusur indirimi gerektiren eylemi ortaya konulamadığından müterafik kusur indirimi yapılmaması yerindedir. Davacının maluliyet durumunun, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin uygun yönetmelik hükümlerini gözeterek düzenlediği raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporun yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, bu konudaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur (TBK'nin md.162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder (TBK'nin md.163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir (TBK'nin md.163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK'nin md.166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. 2918 sayılı KTK'nin 91/1, 85/1 ve 85/son madde hükümlerinden de, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporuna göre; davalı sigorta şirketi tarafından davacıya dava açılmadan önce 12/02/2018 tarihinde 13.778 TL ödeme yapıldığı, güncel verilere göre bakiye 50.402 TL zararının bulunduğu; aktüerya raporunda da ödemenin hesaplanan bakiye daimi iş görmezlik zararından güncellenerek mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre; davalı sigorta şirketi ile davacı arasında davadan önce ödemeye bağlı olarak ibraname düzenlenmemiştir. Bu durumda davacının yapılan ödeme dışında kalan zararını talep edebileceği kuşkusuzdur. Davalı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği de açık olmakla birlikte, ödemenin davadan önce olması halinde, ödemenin, hesaplanan tazminattan güncellenerek tenzil edilmesi gerekir. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin, ödeme yapılması nedeniyle sorunluluklarının kalmadığı yönündeki istinaf itirazı kabul edilmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, geçici maluliyet süresi, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve tazminatın belirlendiği anlaşılmakla usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından bu hususlara değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında; "2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa Güvence Hesabı ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.Son olarak, davalının sorumlu olduğu aracın kullanım amacı "ticari" olduğundan, davacı için hükmedilen tazminat için, dava dilekçesinde belirtildiği üzere avans faize hükmedilmesi yerinde görülmüştür. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 7.036,87 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.760 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.276,87 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/11/2025