Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirkete ait otel işletmesinde İş Teftiş Kurulu tarafından gerçekleştirilen teftiş sonrasında, çalışanlara fazla çalışma ücreti alacaklarını ödemediğine dair rapor düzenlendiğini ve ayrıca davacı aleyhine idari para cezası verildiğini, idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğinde açılan davanın derdest olduğunu, raporda yer alan tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, zira müvekkili Şirkete ait otelde fazla çalışma yapılması hâlinde karşılığı ücretlerin
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirkete ait otel işletmesinde İş Teftiş Kurulu tarafından gerçekleştirilen teftiş sonrasında, çalışanlara fazla çalışma ücreti alacaklarını ödemediğine dair rapor düzenlendiğini ve ayrıca davacı aleyhine idari para cezası verildiğini, idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğinde açılan davanın derdest olduğunu, raporda yer alan tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, zira müvekkili Şirkete ait otelde fazla çalışma yapılması hâlinde karşılığı ücretlerin bordrolara yansıtılarak ödendiğini, raporda yanlış hesaplama yapıldığını, mayıs ve haziran aylarında düşük kapasite ile çalışıldığını, bu aylara ait bordrolarında ek kazanç olarak ödenen fazla çalışma ücretlerinin dikkate alınmayıp hesap dışında tutulduğunu, oteldeki çalışma düzeninde işçilerin yaptıkları işlere uygun olarak farklı saat aralıklarında çalıştıklarını, bu çalışma saatleri dışında zaman zaman 30 dakika ile 1,5 saat arasında fazla çalışma yapıldığını, fazla çalışma yapılmış olması hâlinde bu fazla çalışma ücretlerinin %50 zamlı olarak kendilerine ödendiğini, 2017 yılı Ağustos ayından itibaren, teftiş sırasında davalı Kuruma sunulan çalışma saatlerinin, uygulanmaya ve puantaj tablosu yapılmaya başlandığını, davalı Kurumun iş müfettişleri tarafından gerçekleştirilen teftiş sonucu düzenlenen rapordaki tespit ve değerlendirmelerinin gerçeğe aykırı olduğunu ve fiilî durumu yansıtmadığını ileri sürerek müvekkili Şirket aleyhine olan kısımlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, taraf teşkili noktasındadır. Somut uyuşmazlıkta davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine dair 14.11.2018 tarihli ilk karar, Dairemizin 25.10.2023 tarihli ilâmıyla davacıya davasını doğru hasma yöneltme imkânı tanınmadan karar verilmesinin hatalı olduğu; davanın, iptali talep edilen teftiş raporunu düzenleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile isimleri tespit olunabilen şikâyetçi işçilere yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacıya davasını kimlik bilgileri tespit olunabilen işçileri belirleyerek davaya dâhil etmesi için süre verilmiş, davacı tarafça ara karar gereği yerine getirilmediği için davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç usul ve kanuna aykırıdır. Mahkemece verilen kesin süre üzerine davacı vekili, gerek Bakanlığa gerekse Mahkemeye hitaben çeşitli tarihlerde yazdığı beyan ve başvuru dilekçelerinde davaya dâhil edilmesi istenen işçilerin isimlerinin kendilerine bildirilmesini talep etmiş ancak söz konusu talepleri reddedilmiştir. Oysa dosyada mübrez iptale konu 6029-İNC-48/7153-İNC-50 sayılı teftiş raporunun incelenmesinde; davacı Şirket çalışanı işçiler; ... ve .... ile isimlerinin gizli tutulmasını isteyen ve Alo 170 hattına ihbarda bulunan işçilerin şikâyetleri üzerine teftişin başlatıldığı ve yapılan inceleme sonucunda davaya konu teftiş raporunun düzenlendiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi gerek teftiş raporunda gerekse rapor eklerinde şikayetçi işçilerin isimlerine yer verilmiştir. Bu durumda Mahkemece bozma sonrası yargılamada, davacı tarafa ihbarda bulunan işçilerin kimlik bilgilerinin tespiti için usulüne uygun olmayan şekilde kesin süre verilmesi ve kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir. Şikâyetçi veya ihbar eden işçilerin isim ve bilgilerinin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından adı geçen işçiler ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının davaya dâhil edilmesi için davacı tarafa usulüne uygun olarak süre verilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu yön gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde ret kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olmuştur.