9. Hukuk Dairesi 2026/593 E. , 2026/1144 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3249 E., 2024/3714 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/295 E., 2024/501 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor din…
9. Hukuk Dairesi 2026/593 E. , 2026/1144 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3249 E., 2024/3714 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/295 E., 2024/501 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2002-2019 tarihleri arasında havalandırma formeni olarak 2.650,00 USD aylık ücret ile davalı Şirketin yurt dışındaki işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davada husumet yöneltilen şirketin, işçinin hangi ülkelerde ne kadar süreyle çalıştığının belli olmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre dava konusunun değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşme bulunan dönem bakımından Rus hukuku uygulandığı belirtilerek bu dönemin zamanaşımından reddine, sözleşme olmayan dönem bakımından ise hukuk seçimi yapıldığından bahsedilemeyeceğinden Türk hukuku uygulanması gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre davacı işçi, davalı Şirketin ...’da bulunan şantiyelerinde 12.10.2006-10.12.2018 tarihleri arasında aralıklı olarak çalıştığı, bu dönem bakımından taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığına dair dosyada sözleşme bulunmadığı, sadece 20.01.2018-10.12.2018 dönemini kapsayan ve bu çalışma dönemine ilişkin olduğu anlaşılan yurt dışı iş sözleşmesi düzenlendiği, davalı işverenin yurt dışı projelerinde çalıştırılmak üzere istihdam edilen davacı işçinin ...'da çalıştığının sabit olduğu, davacıya çalıştığı dönemlerde ücreti USD olarak ödendiği, daha sıkı ilişkili hukukun tespitinde sadece işçi ve işverenin Türk olması tek başına belirleyici kriter kabul edilemeyeceği, buna göre, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan ve daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşılan tüm çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğu, sözleşme bulunan dönem için uygulanması gereken hukukun ... hukuku olacağının da açık olduğu, davacının iş sözleşmesinin sonlandığı tarihin 10.12.2018, dava tarihinin 13.08.2020 olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu’nun 392. maddesi kapsamındaki mahkemeye başvuru sürelerinin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren 1 yıl olduğu kanaatine varılması durumunda, davanın 1 yıllık süre içerisinde açılmadığının görüldüğü, bu nedenle Mahkeme kararının kaldırılarak davanın ... İş Kanunu 392. maddesi uyarınca zamanaşımı sebebiyle reddine karar vermek gerektiği, Yargıtayın önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olduğu, bu nedenle davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı tarafın istinaf dilekçesinde uygulanan hukuka itiraz etmemesi nedeniyle uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanacağının kesinleştiğini, 2. Davalı yan cevap ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5-10 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürdüğünü bu hususa ilişkin usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini, 3. Davalı işverenin işbu uyuşmazlığın Türk hukuku uygulanarak çözüme kavuşturulması hususunda seçimlik hakkını kullandığını, 4. Matbu sözleşmelere dayanılarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığından bahsetmenin mümkün olmayacağını, 5. Taraflarınca yapılan yargılama gideri ve arabuluculuk ücretinin de davalıya yükletilmesi gerektiğini ileri sürülmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve zamanaşımına ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince 12.10.2006 - 10.12.2018 tarihleri arasındaki hizmet süresi dikkate alınarak Rus hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmekle; hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 20.01.2018-10.12.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından Rus hukukunun uygulanması yerinde olmuştur. Davacının diğer çalışma dönemleri bakımından ise taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğuna dair dosyada herhangi bir sözleşme veya başkaca delil bulunmamaktadır. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Bu hâlde daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacının 15.02.2017-23.02.20 17... .06.2017-10.01.2018 tarihleri arasında geçen çalışma dönemi bu çerçevede değerlendirildiğinde; mutad işyerinin ...'da bulunduğu sabit olup mutad işyerine nazaran daha sıkı ilişkili hukuk da bulunmadığından ilgili çalışma döneminde uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku olan Rus hukukun uygulanması yerindedir. Diğer yandan 12.10.2006-08.05.2007, 21.08.2007-22.07.2010, 09.04.2011-06.10.2011, 28.08.2013-05.05.2015 tarihleri arasında geçen dönemleri bakımından ise; ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 12.10.2006-08.05.2007, 21.08.2007-22.07.2010, 09.04.2011-06.10.2011, 28.08.2013-05.05.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.