T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1134 - 2025/2108 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1134 KARAR NO : 2025/2108 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2024 NUMARASI : 2022/481 Esas - 2024/204 Karar DAVACI : ... ... VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ..…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1134 - 2025/2108 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1134 KARAR NO : 2025/2108 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2024 NUMARASI : 2022/481 Esas - 2024/204 Karar DAVACI : ... ... VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ... - Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... : 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/09/2022 KARAR TARİHİ : 10/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 24/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket 29.01.2021 tarihinde mevcut plakası 54...606, motor no'su ..., şase no’su ... olan, BMW marka, 2020 model F1X tipi, metalik mavi renkli aracı davalı Öztorun Oto Servis ve Ticaret Limited Şirketinden satın aldığını, satın alma işlemi sonrasında aracı fiilen kullanan kişi aynı zamanda davacı müvekkili şirketin yetkilisi olan ... olduğunu, sıfır olarak alındıktan kısa bir süre sonra dava dilekçesinde detaylı olarak açıklanan arızaların araçta meydana gelmesi neticesinde müvekkili şirketin araçtan beklediği fayda ve menfaat gerçekleşmediği, gerçekleşme ihtimali de kalmadığı, arabanın satın alım işleminden yaklaşık beş ay sonra (Haziran 2021), araç park halinde iken sağ ön kapısına çarpılması neticesinde hasar meydana geldiğini, bahsedilen onarım işleminden kısa bir süre sonra şirket yetkilisi ... aracının ön camında geniş bir çatlak alanın olduğunu fark ettiğini ve durumu Öztorun Otomotiv Teknik Servis yetkililerine bildirdiği, yetkililer cam çatlağının taş vurması sonucunda oluştuğunu belirttiği ve ön camı değiştirmek suretiyle onarım gerçekleştirdiği, Cam çatlağının tamirinden kısa süre sonra (yaklaşık bir iki aylık süre içerisinde) ön camda tekrar çatlak oluştuğu ve oluşan bu yeni durum da gecikmeksizin teknik servise bildirildiği, Teknik servis görevlilerince, cam çatlağının taş vurmasına bağlı olarak meydana geldiği ve yeniden camın değişmesi gerektiği beyan edilerek cam değişikliği yapıldığı, Çatlak camın değişmesi için araç servise bırakıldığında aracın rutin bakım zamanı da gelmiş olduğundan otomobilin genel bakımı da yapılarak araç müvekkili şirket yetkilisine teslim edildiği, aracın rutin bakımı tamamlanıp camının da ikinci kez değiştirilmesi sonucu artık uzun bir süre teknik sorun yaşanmayacağı ümidiyle araç teslim alındığı, fakat yaklaşık on gün sonra Sapanca-Kocaeli istikametinde otobanda 120 km/saat hızla seyir halinde iken araç birdenbire ani bir biçimde yavaşlayarak durduğu, bu dakikadan itibaren de arabanın motoru çalışmadığı, bu durum gecikmeksizin Kocaeli Öztorun Otomotiv Teknik Servisi'ne bildirilmiş ve araç çekici marifetiyle teknik servise taşındığı, teknik servis, arızanın yakıt hortumu ile ilişkili olduğunu, bu parçanın değiştirilmesi gerektiğini, parçanın Almanya’dan sipariş edilerek ancak yirmi gün sonra değişimin yapılabileceğini bildirdiği, ancak daha sonrasında teknik serviste görevli Erdoğan Bey, şirket yetkilisi ...'ı aramış, arızanın siparişi verilen yakıt hortumu ile giderilemediğini, arabanın turbosunun dağıldığını, bunun sonucunda kırılan bir parçanın motora zarar vererek motorun devre dışı kalmasına sebep olduğunu, motorun komple değişmesi gerektiğini belirttiği, dava konusu aracın ayıpsız misli ile ücretsiz olarak değiştirilmesini, bunun mümkün olmaması halinde fark bedelinin davacı tarafça ödenmesi kaydıyla mevcut ayıplı aracın davalı tarafa iadesiyle birlikte sıfır araç ile değişiminin yapılmasına, bunun da mümkün olmaması halinde ayıp oranında satış bedelinden indirime ve indirilen bedelin aracın satın alındığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Öztorun Oto Servis ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde, aracın park halinde iken sağ ön kapısına başka bir aracın çarptığı belirtilmekte olup, bu hususun müvekkili ile hiçbir ilgisinin olmadığını, yine anlatımda bu kaza sonrası araçta 2 kez cam değişikliği yapıldığı belirtilmiş ise de, iş bu cam değişikliklerinin nedeni cama taş çarpması sonucunda meydana geldiği açıkça ortada olduğunu, bu husus kullanıcı kaynaklı olmakla müvekkiline ayıp iddiası yüklenmeye çalışılması kabul edilemez olduğunu, davacının sahibi olduğu araçta, garanti süresi içinde meydana gelen motor arızası ile müvekkili servise başvurması ve ana ithalatçı olan diğer davalının komple motor değişimine onay vermesi üzerine bu durum davacı tarafa bildirildiğini, dava dilekçesinde belirtilen ve kabul edilen şekilde davacını motor değişikliğini onaylaması üzerine, davacıya ait aracın motoru orijinal ve komple 19.04.2022'de garanti kapsamında bedelsiz olarak değiştirilerek, sorun çözüldüğünü, araçta yapılan motor değişimi komple olması yanı sıra garanti süresinde ortaya çıkması sonucu arıza kaynağının araştırılmasına dahi gerek duyulmaksızın garanti kapsamında orijinal olarak değiştirilmesi araçta en ufak bir değer kaybına yol açmadığını, hal böyle olmasına rağmen, motor değişimi sonrası davacı yetkilisi bu araçtan soğuduğu beyanı ile aracının 2 el olarak kabulü ile satın alınarak, başka bir model yeni bir otomobil satın alma isteğini müvekkiline iletmiş ve yeni alacağı araç bedelinde indirim talebinde bulunduğunu, müvekkilinin davacının bu talebini ana ithalatçı Borusan Otomotiv İth. ve Dağıtım A.Ş.'ne iletmesi ile aralarında bir kısım görüşmeler yapılmış ise de bu aşamada Mahkemedeki iş bu dava açıldığını, dava konusu otomobil ile ilgili işlemler, ekli sunulan müşteri teyit formu veya iş emirlerine dayacının imzası ve onayı alınarak yapıldığından, müvekkilinin aleyhinde açılan haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı Borusan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmamış olduğunu, bu nedenle de dava hakkı ortadan kalktığını, menkul mallara ilişkin satım sözleşmelerinde, alıcı yönünden, malı muayene ve ihbar yükümlülüğü öngörülmüş ve anılan yükümlülüğe uyulmaması durumunda, satılan malın olduğu gibi kabul edildiği ve dava hakkının ortadan kalkacağı kabul edilmekte olduğunu, Ticari alım-satım işlemlerinde alıcının ihbar ve ayıp yükümlülüğü uyarınca mevzuatta belirtilen süre içerisinde ve usulüne uygun olarak satıcıya ayıp ihbarının yapılması gerektiği aksi halde dava hakkının ortadan kalkacağı Yargıtay içtihatlarınca da sabit olduğunu, davacının ihbar süresi aracın teslim alındığı 2021 yılında başlamakta olup taraflarına süresi içeresinde usulüne uygun bir ihbarda bulunulmadığını, davacı tarafın talepleri terditli olup kanun uyarınca seçimlik haklardan birinin belirlenmesi ve hasredilmesi gerektiğini, ayıp iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla diğer yandan fark bedelinin ödenerek sıfır araç teslimi gibi bir seçimlik hak mevcut olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinin talep kısmında misli ile değişim, bedel iadesi ve bedelden indirim talep ettiğini, davacı tarafın talepleri terditli ve belirsiz olup, açıklattırılması gerektiğini, davacı taraf hem misli ile değişim talep etmekte hem de HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası açtığını, davanın işbu sebeple reddi, sayın mahkeme aksi kanaatte ise eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, müvekkili şirket dava konusu aracın üreticisi ya da satıcısı olmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmamakta olup davacının “ayıp” olarak nitelendirdiği hususlar kullanım hatasına ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, dava konusu aracın hangi şartlar altında ve ne şekilde kullanıldığı belirsiz olup, kullanıcı hatası/dış etken faktörlerinin göz ardı edilmemesi gerektiği, dava konusu araç, yetkili servis nezdinde onarılarak müşteriye teslim edilmiş olduğu, ücretsiz onarım seçimlik hakkının kullanılmış olması sebebiyle davanın reddi gerektiği, davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullandığı ve yetkili servis tarafından orijinal parçalarla yapılan motor değişim sebebiyle araçta değer kaybının meydana gelmeyeceği hususları bir arada değerlenidirildiğinde misli ile değişim kararının satıcıyı daha ağır zarara uğratacağı, emsal mahiyetteki yargı kararları ve raporlar uyarınca yetkili servis bünyesinde orijinal parçalar kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen onarımlar araçta herhangi bir değer kaybı meydana getirmemekte hatta ve hatta aracın kullanım ömrünü uzattığını, misli ile değişim kararı verilmesi hakkaniyete aykırı olacağı, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla her ne kadar davanın reddine karar verilmesi gerekirse de mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının araç kullanımından elde ettiği faydaları ve hasarlar nedeniyle meydana gelen değer kaybını iade etmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Ayıp oranında satış bedelinden indirim talebinin REDDİNE, Ayıp nedeni ile araçta oluşan 88.173,00 TL değer kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı Borusan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil Borusan Otomotiv İthalat Ve Dağıtım Anonim Şirketi, dava konusu aracın ithalatçısı olup, satış bedelini tahsil eden taraf olmaması itibari ile bedel iadesi ve tazminat gibi mali yükümlülükleri bulunan taleplerin müvekkil şirkete yöneltilmesi doğru olmamakla birlikte yerel mahkeme tarafından husumet itirazları doğrultusunda esasa girilmeden davanın reddine hükmedilmesi gerekirken hüküm kurulmuş olması hatalı olduğunu, ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullandığı ve yetkili servis tarafından orijinal parçalarla yapılan motor değişim sebebiyle araçta değer kaybının meydana gelmeyeceği hususu Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, dava konusu araçta iddia edildiği gibi herhangi bir değer kaybı meydana gelmediği gibi değişen parçalar sebebiyle aracın kullanım ömrü dahi uzadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili Öztorun Oto Servis ve Tic. Ltd. Şti. istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu aracın müvekkil yetkili serviste orijinal parçalar kullanılarak, komple motor ve sair parçaların ücretsiz değişimi suretiyle onarılmış, emsal mahiyetteki yargı kararları ve raporlar uyarınca yetkili serviste orijinal parçalar kullanılarak, gerçekleştirilen onarımlar veya motor değişimleri araçta herhangi bir değer kaybı meydana getirmediği, aksine kullanım ömrünü uzattığı yer almakta olduğunu beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 27/03/2024 Tarih - 2022/481 Esas - 2024/204 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; hukuki niteliği itibariyle ayıplı mal nedeniyle oluşan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Davacının 29.01.2021 tarihinde sıfır km olarak satın aldığı BMW marka, 2020 model araçta, satın alım işleminden yaklaşık beş ay sonra (Haziran 2021), araç park halinde iken sağ ön kapısına çarpılması neticesinde hasar meydana geldiği, bahsedilen onarım işleminden kısa bir süre sonra şirket yetkilisi ... aracının ön camında geniş bir çatlak alanın olduğunu fark ettiği ve durumu Öztorun Otomotiv Teknik Servis yetkililerine bildirdiği, yetkililer cam çatlağının taş vurması sonucunda oluştuğunu belirttiği ve ön camı değiştirmek suretiyle onarım gerçekleştirdiği, Cam çatlağının tamirinden kısa süre sonra (yaklaşık bir iki aylık süre içerisinde) ön camda tekrar çatlak oluştuğu ve oluşan bu yeni durum da gecikmeksizin teknik servise bildirildiği, Teknik servis görevlilerince, cam çatlağının taş vurmasına bağlı olarak meydana geldiği ve yeniden camın değişmesi gerektiği beyan edilerek cam değişikliği yapıldığı, yaklaşık on gün sonra Sapanca-Kocaeli istikametinde otobanda 120 km/saat hızla seyir halinde iken aracın arızalanması nedeniyle motoru çalışmadığı, motorun komple değişmesi gerektiğini belirttiği, aracın motorunun değiştirildiği, bu nedenle eldeki davanın açıldığı, Mahkemece değer kaybına karar verildiği, kararın davalılar tarafından istinaf edildiği görülmektedir. Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu'nun 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3) 6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nın 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK'nın 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 223/2. madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur. 6098 Sayılı TBK'nın 231. maddesinde "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamaz." Satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. TBK'nın 223. maddede belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. İğfal (ağır kusur) halinde ise zaman aşımından söz edilemeyeceği 6098 sayılı TBK'nın 231/son maddesinde hükme bağlanmıştır. TBK'nın 231/son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması sebebiyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla malın sonradan ayıplı olduğunun saptanması ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi tek başına iğfal olarak değerlendirilemez. Öncelikle ayıp ihbarı bakımından Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere aracın ayıp niteliğinde olduğu iddia edilen arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesi, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi, 11.05.2015 tarih, 2015/5501 Esas, 2015/6929 Karar). Somut olayda; aracın davacı tarafından davalılardan Öztorun Oto Servis ve Ticaret Limited Şirketinden 29/01/2021 tarihinde satın alındığı, diğer davalının araca garanti veren olduğu ve ithalatçısı olduğu, bu nedenlerle davalılardan Öztorun Oto Servis ve Ticaret Limited Şirketinin satıcı olarak, diğer davalının da garanti veren sıfatıyla ayıplardan sorumluluklarının bulunduğu, bu nedenlerle davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Tarafların anlatımları ve kabulleri, bilirkişi raporları ve servis kayıtlarına göre; davacının motor arızası için davalı satıcıya başvurduğu, diğer davalının garanti veren olarak motor değişimine onay verdiği, davacıya ait aracın motorunun 19/04/2022 tarihinde değiştirildiği görülmektedir. Bu durumda davacı tarafından TBK.m.227'de sayılan seçimlik haklardan ücretsiz onarım hakkını seçtiği ve kullandığının kabulü gerekmektedir. Davacı bunun üzerine motor değişimi yapılması nedeniyle aracında meydana gelen değer kaybını talep etmiştir. TBK.m.227'de alıcının seçimlik hakları tek tek sayılmıştır. Davacı bu durumda ücretsiz onarım hakkını kullanmış ve tüketmiştir. TBK.m. 227/2'ye göre alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Ancak davacı tarafından TBK.m.227'ye göre motor değişimi yapılmasına rağmen, bir de bedel de indirim talep edilmiş, ilk derece mahkemesince bedelde indirim talebinin reddine ve değer kaybı tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince kabulüne karar verilen değer kaybı tazminatı TBK'nın 227/2. Maddesinde belirtilen genel hükümlere göre istenebilecek tazminatlardan değildir. Bu durumda, alıcı seçimlik haklardan yalnız birini kullanabileceğine göre, ücretsiz onarım hakkını kullandıktan sonra ilk derece mahkemesince kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde bedelde indirim talebinin reddine ve aynı nitelikteki değer kaybı tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davalıların ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE, KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/03/2024 tarih, 2022/481 Esas ve 2024/204 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a)Davanın REDDİNE, b)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.586,48 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 971,08 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, c)Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ç)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d)Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, e)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, f)6325 sayılı HUAK'ın 18/A-11 maddesi uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harçlarının hazineye irad kaydına, b)İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalılara iadesine, c)Davalılar tarafından yapılan 1.507,00-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma masrafının davacıdan tahsili ile istinaf eden davalılara ayrı ayrı verilmesine, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d)Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, e)Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*