İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin, ülkenin çeşitli bölge ve illerinde “...” unvanı ile kahve-gıda (içecek, yiyecek vs) ve türevlerinin satışının yapıldığı işyerlerinin işletmecisi olduğunu, davaya konu ... şubesinin ise “... Mah. ... Cad. 6A Bağcılar/İstanbul” adresinde f…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/595 KARAR NO : 2025/3607 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/11/2023 NUMARASI : 2022/788 Esas - 2023/1003 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin, ülkenin çeşitli bölge ve illerinde “...” unvanı ile kahve-gıda (içecek, yiyecek vs) ve türevlerinin satışının yapıldığı işyerlerinin işletmecisi olduğunu, davaya konu ... şubesinin ise “... Mah. ... Cad. 6A Bağcılar/İstanbul” adresinde faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin ise müvekkili şirketin komşu işyerlerinden biri olarak kafe işletmesi bulunduğunu, davalının faaliyet gösterdiği kafede yer alan pergola ve tentelerin, 29.11.2021 tarihinde müvekkili şirketin mağazası üzerine doğru devrildiğini, davalının işletmesinin içerisinde yer alan masa, koltuk ve muhtelif eşyaların müvekkili davacı şirketin mağazası üzerine uçtuğunu, söz konusu olay nedeniyle mağazanın bahçe alanının oldukça büyük zarar gördüğünü, bahçe içerisinde yer alan şemsiyeler, masa, sandalye, aydınlatma ve ısıtıcıların kırıldığını ve olayın gerçekleştiği sırada bahçede bulunan müvekkili şirketin çalışanlarının yaralanarak, tıbbi müdahale görmek zorunda kaldığını, kaza sonrasında ilgili alana itfaiye ekipleri tarafından gerekli müdahalelerin yapıldığını, konuya ilişkin olarak 29.11.2021 tarihli “İtfaiye Olay Raporu” düzenlendiğini, ilgili raporda da Muhatap’ın işletmesinden uçan pergola ve tentelerin müvekkili davacı şirketin mağazasında yer alan eşyalara zarar verdiği hususunun tutanak altına alındığını, konuya ilişkin olarak davacı şirket tarafından yapılan araştırma sonrasında; davalının söz konusu olayın gerçekleşmesinde kusurlu olduğu, davalıya ait kış bahçesinin gerekli ve yeterli dayanıklılığa sahip olmadığı, olayın gerçekleştiği gün aynı alanda yer alan başkaca işletmelerde benzer durumların meydana gelmediği, ilgili alanda kış bahçesi kurulması ile ilgili gerekli yasal ve idari izinlerin bulunmadığının tespit edildiğini, davalının taşınmazı kullanırken yasal sınırlar içindeki kurallara uygun kullanmaması, kendi taşınmazından rüzgar etkisiyle çıkan ürünlerin müvekkili davacı şirkete ait iş yerine girmesi ve davalının bu zararın meydana gelmesine engel olmaması sonucu davacı şirketin uğradığı zararın tazmin edilmesi sorumluluğunun davalıya ait olduğunu, ancak huzurdaki uyuşmazlığa konu bu davada davalının kendi işletmesinde bulunan pergola ve tentelerin bakımını ve montajını gereğine uygun yapmadığı için rüzgarın etkisi sonucu, adı geçen bu cisimlerin davalının işletmesinden davacı şirketin iş yerine uçarak girdiğini, bu olayın hem davacı şirketin çalışanlarının tıbbi müdahale geçirecek şekilde yaralanmasına hem de iş yerinde bulunan şemsiyelerin, bahçe aydınlatmalarının ve ısıtıcıların kullanılamaz hale gelmesine sebep olduğunu, kullanılamaz hale gelen bu eşyaların yeniden temininin yanı sıra bu olay sonrası elektrik altyapısının yenilenmesi ve oluşan yıkıntı ve molozların kaldırılması ve temizlenmesinin de gerektiğini, ayrıca iş yerinin kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle davacı şirket tarafından mahrum kalınan zararın da söz konusu olduğunu, tüm bunlar birlikte düşünüldüğünde davacı şirketin uğradığı bu büyük maddi zararın davalı tarafından tanzim edilmesi gerektiği iddia ederek; fazlaya dair hakları saklı olmak üzere davacı şirketin maddi zararından şimdilik 1.000,00-TL'sinin davalıdan ticari temerrüt faizi ile tazminine, ihbar olunan sigorta firmasına dava dilekçesinin tebliğine karar verilmesi talep etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 124.928,34 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemece davalı şirkete 07.09.2022 tarihinde UYAP üzerinden tebligat zarfı hazırlanarak tensip zaptı, dava dilekçesi ve eklerinin tebliğe çıkarıldığını, UYAP sisteminde 15.09.2022 tarihli tebliğ mazbatası isimli evrakta görüleceği üzere PTT memurunun el yazısıyla normal olarak tebliğe çıkan evrağın üzerine "Adreste kimsenin olmaması sebebiyle komşusu .... sorulmuş ve sözlü beyanla muhatabın iş takibine gittiğinin beyan edilmesi üzerine ... ... İmzadan imtina etmesi üzerine ... Mahallesi muhtarlığına teslim edilmiş, 2 no'lu haber kağıdı kapıya yapıştırılmıştır." şeklinde beyanı mevcut olduğunu, iş bu tebligatın usule ve yasaya aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, davacı yanın tazminat talebinin haksız ve hukuka aykırı olup müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı tarafça 29.11.2021 tarihinde yaşanan olay her ne kadar davalı şirketin kusuru nedeniyle yaşandığı beyan edilmiş olsa da o tarih itibariyle İstanbul genelinde doğal bir afet olduğunun izah ve beyan etmekten kaçındığını, davacı yanın dosyaya sunmuş olduğu itfaiye raporunda da görüleceği üzere fırtına nedeniyle müvekkili şirkete ait pergola sisteminin uçtuğunu, 29.11.2021 tarihindeki hava kayıtları incelendiğinde doğal afet lodos uyarılarının tüm İstanbul genelinde yapıldığını, dolayısıyla yaşanan olayın özelinde davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davaya temel teşkil eden müvekkili şirketin pergola ve tente sisteminin yıkılmasının sebebinin 29.11.2021 tarihinde yaşanan doğal afet niteliğindeki fırtına olduğunu, mücbir sebepten kaynaklanan iş bu olay üzerinden müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğinı, müvekkili şirket açısından davaya konu olayın öngörülmez ve kaçınılmaz olduğunu, zira müvekkili şirketin yasal şartlara ve standartlara uygun olarak inşa ettirmiş olduğu sistemi dava dışı ... Site Yönetiminin onayı ile yapmış olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu Bakırköy 14. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülen 2022/404 Esas sayılı dosyanın iş bu davanın konusu ile alakası da bulunmadığını, zira mezkur davanın müvekkili şirketin pergola sisteminden sonraki tentesiz yeni yapılan yer ile alakalı olup dava dışı ... Yöneticiliğinin açmış olduğu davaya gerekli cevabi beyanların zaten sunulduğunu, öte yandan 29.11.2021 tarihindeki doğal afet neticesinde uçan pergola sisteminin site yöneticiliğinin onayı dahilinde yapılmış olup diğer tüm ticari alanlarda da mevcut olan bir sistem olduğunu, dolayısıyla doğal afet nedeniyle uçan pergola sisteminin site yöneticiliğinden izinsiz olması gibi bir durum söz konusu olmadığını, davalı şirkete ait olan işletmenin ... Sigorta A.Ş. tarafından en kapsamlı şekilde sigortalanmış olduğu savunarak; davanın ... Anonim Türk Sigorta Şirketi'ne ihbarına, usule ve esasa ilişkin itirazlarının gözetilerek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, tanık beyanları, hasar dosyası, 05/07/2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davanın maddi zararın tahsili nedeniyle alacak istemine ilişkin olduğu, 29/11/2021 tarihli 3363 sayılı İtfaiye Olay Raporunda da belirtildiği üzere olay tarihi olan 29/11/2021 tarihinde meydana gelen şiddetli rüzgar nedeniyle davalıya ait iş yeri önünde bulunan kış bahçesinin (pergola ve tentelerin) uçarak yan iş yeri olan davacıya ait iş yerine devrilmesi sonucunda davacı iş yerinde hasar meydana getirdiği, yukarıda özetlenen, gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli kusur ve hasara ilişkin 05/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; davalı şirketin iş yerinin önüne yaptırdığı bu kış bahçesinin bölgenin aldığı rüzgarı da hesaba katarak yere sağlam bir şekilde monte edilmesinden ve yine kış bahçesindeki alüminyum doğramaların birbiri ile sağlam bir şekilde sabitlenmesinden sorumlu olduğu, başka iş yerleri önünde bulunan benzer yapılar aynı rüzgar yükü altında hasar görmez iken davalıya ait iş yeri önündeki yapının rüzgar sebebiyle uçarak maddi hasar ve yaralanmaya sebebiyet vermiş olduğu, bu büyüklükteki bir yapının uçmasının daha büyük zararlara da yol açabileceğinden davacıya ait iş yerinde meydana gelen hasardan davalının sorumlu olduğu, davalı tarafın mücbir sebep itirazlarının yerinde olmadığı, elektrik, mobilya ve inşaat yönünden yapılan incelemelerde toplam hasar bedelinin olay tarihi itibariyle 124.928,34 TL olduğu hususları da dikkate alınarak davalıya ait iş yeri önünde bulunan kış bahçesinin davacıya ait iş yerine devrilmesi sonucunda davacı iş yerinde hasar meydana geldiği, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olacağı sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla; davanın kabulüne....124.928,34-TL alacağın 1.000,00-TL'sinin dava tarihi olan 02.09.2022 tarihinden itibaren, 123.928,34-TL'sinin ise ıslah tarihi olan 24.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin faiz isteminin reddine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, dava dilekçesi ve eklerinin usule aykırı olarak tebliğ edildiğini, davacının davasını ispat edemediğini, somut olayda, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, olayın mücbir sebepten kaynaklandığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Davacı tarafından, davalının kusurlu davranışları nedeniyle uğradığı zararların tazmini talepli tazminat istemine ilişkindir.Davalı tarafça, dava dilekçesi ve eklerinin usule aykırı olarak tebliğ edildiği iddia edilmişse de tebliğ evrakında "Adreste kimsenin olmaması sebebiyle komşusu ... ... Sorulmuş ve sözlü beyanla muhatabın iş takibine gittiğini beyan edilmesi üzerine ... .. İmzadan imtina etmesi üzerine ... Mahallesi muhtarlığına teslim edilmiş, 2 no'lu haber kağıdı kapıya yapıştırılmıştır." şerhinin mevcut olduğu, davalının davaya süresi içerisinde cevap verdiği, buna göre;İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.TBK.m.49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman heyet bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/788 Esas 2023/1003 Karar sayılı 01/11/2023 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.533,85 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.133,46 TL'nin mahsubuyla bakiye 6.400,39 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 08/10/2025