T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:09/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:13/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:09/06/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:13/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; müvekkilleri aleyhine Gazipaşa İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından her biri 24.04.2010 tanzim tarihli 31.05.2010, 30.07.2010, 30.09.2010, 31.11.2010, 30.01.2011, 30.03.2011, 30.05.2011, 30.07.2011 vade tarihli ve her biri 50.000,00 TL bedelli toplam 8 adet bono için icra takibi başlatıldığını, müvekkillerine kambiyo senetlerine mahsus örnek 10 ödeme emri tebliğe çıkarıldığını, icra takibine konu edilen senetlerin lehtarı gözüken kişinin ... adlı şahıs olduğunu, müvekkillerinin işbu şahsa takibe konu senetlerden dolayı borcu bulunmadığını, müvekkillerinin iradesinin hile yoluyla fesada uğratıldığını, davalı alacaklı tarafından müvekkilleri aleyhine açılan icra takibinin kesinleştiğini, takip karşısında müvekkillerinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacaklarını belirterek öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile işbu dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız olarak veyahut teminat mukabilinde icra takibinin durdurulmasına veya icra dosyasına gelen paraların alacaklıya verilmemesine, müvekkillerinin Gazipaşa İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi kapsamında borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacıların İcra Hukuk Mahkemesi'nde imzayı inkar ettiklerini ve Gazipaşa İcra Hukuk Mahkemesi'nde kambiyo senedi üzerindeki imzaların bu davanın davacılarına ait olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, İcra Hukuk Mahkemesi'nde iş bu davada senetlerin sahte olduğunu ileri sürdüklerini, bu iddialarının gerçek dışı olduğunun hukuken ortaya çıkınca sırf zaman kazanmak için müvekkilinin alacağını sürünmecede bırakmak amacıyla işbu davayı açtıklarını belirterek davacıların davasının reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine ve haksız dava nedeniyle %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Davacının Gazipaşa İcra Md. ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olduğu, takip dayanağının 24/04/2010 tanzim tarihli 8 adet bono olduğu anlaşılmış, dosyamızda davacıların imza inkarı bulunmaması nedeniyle imza incelemesi yaptırılmamıştır. Hukuki işlemlerde irade bozukluğu (hata, hile, ikrah) iddiası senetle ispat zorunluluğunun istisnasını teşkil ettiğinden davacı tarafın bildirmiş olduğu tanıklar dinlenmiştir. Tanıkların tamamı taraflar arasındaki senet alış verişine tanık olmadıklarını beyan etmişler, davalının ve senetlerin lehtarı olan ...'ın ekonomik durumunun iyi olmadığına dair tanıklık yapmışlardır. Dinlenen davacı tanıklarının davaya konu bonoların düzenlenmesine ilişkin görgüye dayalı, somut verilerle desteklenen bir bilgilerinin bulunmadığı, bu nedenle davacı tanıklarının beyanlarının davaya konu bonoların hile ile düzenlendiği iddiasını ispata elverişli olmadıkları, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine Gazipaşa İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından her biri 24.04.2020 tanzim tarihli 31.05.2010, 30.07.2010, 30.09.2010, 31.11.2010, 30.01.2011, 30.03.2011, 30.05.2011, 30.07.2011 vade tarihli ve her birinin bedelli 50.000,00TL olan toplam 8 adet bono için icra takibi başlatıldığını, müvekkillerine kambiyo senetlerine mahsus örnek 10 ödeme emri tebliğe çıkarıldığını, icra takibine konu edilen senetlerin lehtarı gözüken kişinin ... olduğunu, müvekkillerinin bu şahsa takibe konu senetlerden dolayı borcu bulunmadığını, müvekkillerinin iradesinin hile yoluyla fesada uğratıldığını, ...'ın müvekkili ...'ın yeğeninin çocuğu olduğunu, 1993-1994 yıllarında ailesi tarafından evden kovulması üzerine ... tarafından sahiplenilerek ailenin yanına alındığını, müvekkilleri ..., ... ve ...'un kendisini abi olarak benimsediğini, bu şahsın o dönemde malulen emekli maaşı dışında geliri olmadığını, ailenin yanına yerleştikten sonra çobanlığı bırakarak zamanla ailenin tüm parasal işleri ve idaresini üstlendiğini, müvekkili ...'ın evin yönetimini tamamen kendisine bıraktığını, 1997 yılında ...'ın babası ... rahatsızlanarak yatağa bağımlı hale geldiğinde gelini ...'a taşınmaz alım satım yetkisi için vekaletname verildiğini, ...'ın ...'ın kardeşleri ile sorunlu olduğu dönemi fırsat bilerek müvekkillerini kardeşlerinin kendilerini mağdur edeceği yönünde kandırıp, taşınmazları muvazaalı olarak devretmeleri halinde geri vereceği vaadiyle ikna ettiğini, bu yolla ... Bey ve ... Bey'e ait ev, muz bahçesi ve arazi niteliğindeki taşınmazları ...'a devrettiklerini, ...'ın 1998 Ağustos ayında vefat etmesiyle ...'ın kardeşleri ve annesi ...'ın taşınmaz satışlarını öğrenerek dava açtıklarını, bu davalarda resmiyette ... Bey ve ... Hanım'ın taraf görünmesine rağmen tüm dava sürecini ve bilgileri ...'ın yönettiğini, ailenin kendisine duyduğu aşırı güven nedeniyle herhangi bir sorgulama yapmadığını, ...'ın okuma yazma bilmemesi ve ...'ın çekingenliği nedeniyle bu işlerle ilgilenemediğini, 2007 yılında ...'ın Ankara'da okuyan ... ve ...'a, "dava için gerekli" diyerek bazı evrakları imzalattığını, takibe konu senetlerin de bu evraklar arasında yer aldığını, müvekkillerinin neye imza attıklarını bilmediklerini, tüm aile fertlerinin bu belgelerin dava veya başka bir işlemle ilgili olduğunu düşünerek imza attıklarını, senetlerin düzenleme tarihi olan ... tarihinde tüm müvekkillerinin farklı illerde ikamet ettiklerini, bu durumun ceza dosyasındaki HTS kayıtlarıyla da doğrulandığını, 2010 öncesinde ...'ın birçok borcu olduğunu ve ...'ın mesleğine başladıktan sonra bu borçları ödemek için kredi çektiğini, tefecilere ödeme yaptığını ve senetleri ödediğini, şahsın ailenin güvenini kazanarak parasal işlerini yürüttüğünü ve hile yoluyla boş senetler imzalattığını, müvekkillerinin icra takibine kadar imzaladıkları belgelerin içeriğini bilmediklerini, Gazipaşa İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında imzaya itiraz davası açıldığı ancak davanın reddedilerek kararın temyiz edildiğini ve dosyanın Yargıtay'da bulunduğunu, ayrıca Gazipaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulması üzerine ... Soruşturma sayılı dosyada takipsizlik kararı verildiğini, bu kararın kesinleşmesiyle ...'ın şikayeti üzerine müvekkiller aleyhine açılan iftira davasında Gazipaşa Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında hüküm kurulduğunu, senetle ispat (HMK m. 200) ve senede karşı senetle ispat (HMK m. 201) kurallarının istisnalarını düzenleyen HMK m. 203/ç'ye göre hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarının miktar ve değerine bakılmaksızın her halde tanıkla ispat edilebileceğini, ispat sınırını aşan hukuki işlemlerin senetle ispatının zorunlu olması ve miktar ve değerine bakılmaksızın senede bağlanmış her türlü işleme karşı tanıkla ispat yasağı kuralına hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarının tanıkla ispat edilebileceği yönünde bir istisna getirilmesinin sebebinin maddi imkansızlık olduğunu, bu hükümde düzenlenen istisnanın genelde HMK m. 201’de düzenlenen senede karşı senetle ispat kuralının istisnası olarak uygulandığını, çünkü ortada yazılı bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmeye karşı hata, hile, gabin ve ikrah iddialarının senetle değil tanıkla ispat olunabildiğini, somut olayda icra takibine dayanak bonoların müvekkillerinden hile yoluyla alındığını, müvekkillerinin borçlanma iradesinin olmadığını, irade sakatlığının yanı sıra müvekkilinin bu denli bir borçlanma iradesinin olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ispat yükünün yer değiştirdiğini ve senede karşı tanıkla ispat yasağının somut olayda geçerli olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun daha sonra yerleşik hale gelen bir kararında bir kimsenin kendi mali durumunun çok üstünde bir miktarı borç almaya ihtiyacı olmayacak miktarda malvarlığı olan birine borç vermesi ve bununla ilgili bir senedi ileri sürmesi durumunda senede karşı senetle ispat mecburiyetinin olmadığını ve bir istisna durumunun söz konusu olduğunu belirttiğini, böyle bir borcun hayatın normal akışına uygun olmadığı yolunda bir tecrübe kuralına aykırılığın senedin karşılıksız veya muvazaalı olarak verilmiş bulunduğu fiili karinesini kabul ettiğini, mali durumu ancak kendisini geçindirebilecek olan kişinin çok yüksek meblağda borç vermiş olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğini ve senedin karşılıksız ya da muvazaalı olduğuna dair bir karine teşkil edeceğini ve bu karineyi HUMK 292 ( HMK 202) kapsamında görmek ve tanıkla ispat edebilmek gerektiğini, hayatın olağan akışı kavramının fiili karine teşkil etmediğini, fiili karinelerin ve yaşam tecrübelerin değerlendirilmesi ve ispat faaliyetine dâhil edilmesi konusunda doktrinde çeşitli görüşler bulunduğunu, fiili karinelerin var olduğu durumlarda ispat yükünün veya delil gösterme yükünün karşı tarafa geçtiği ya da ispata artık lüzum olmadığı gibi görüşlerin doktrinde öne sürüldüğünü, tarafların ekonomik durumu, aralarındaki ilişki, borç miktarı, borcun vadesi ve kaynağı göz önüne alındığında her yönüyle işbu borçlanmanın hayatın olağan akışında izahının mümkün olmadığını, Yargıtay'ın sözü edilen kararda göstermiş olduğu üzere bu durumda senede karşı hem tanık dinlenmesinin mümkün olduğunu, hem de ispat yükünün yer değiştireceğini, bu durum karşısında davalının sırf senede dayanmakla ispat faaliyetini yerine getirmiş sayılamayacağını, senetlerin takibe konulduğu Gazipaşa İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde takip alacaklısı ...'ın takip talebinde ...'ın ismi yazılı olmasına rağmen ona yönelik işlem yürütmediğini, ...'ın iyi niyetli olmadığını, olayları baştan itibaren bilen ve bilebilecek durumda olan ...'ın da kardeşi olduğunu, gerek tarafların ekonomik durumu, aralarındaki ilişki, borç miktarı, borcun vadesi ve kaynağı göz önüne alındığında her yönüyle işbu borçlanmanın hayatın olağan akışında izahının mümkün olmadığını, somut olayda taraflar arasında böyle bir borç ilişkisinin hayatın olağan akışında izahının mümkün olmadığını, Yargıtay'ın sözü edilen kararda göstermiş olduğu üzere bu durumda senede karşı hem tanık dinlenmesinin mümkün olduğunu hem de ispat yükünün yer değiştireceğini, bu durum karşısında davalının sırf senede dayanmakla ispat faaliyetini yerine getirmiş sayılmaması gerektiğini, borç ilişkisini ayrıca hayatın olağanına uygun bir şekilde ispat edilmesi gerektiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, davalı tarafın alacaklı olduğunu ispat edemediğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. 6098 sayılı TBK'nın 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. TBK’nın 39. maddesinde “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.” düzenlemeleri yer almaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf dava dilekçesinde hile hukuksal nedenine dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunmuş olup davacıların dayandığı dava konusu bonoların iradeleri fesada uğratılarak alındığı iddiası ile ilgili olarak; TBK'nın 39. maddesine göre iradeyi sakatlayan yanılma veya aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürede sözleşme ile bağlı olunmadığı bildirilmez ise sözleşme onanmış sayılır. Onanmış sayılan sözleşme için mahkemede bu sebebe dayalı olarak dava açılamaz. Davalı tarafça dava konusu kambiyo senetlerine dayalı olarak davacılar aleyhine takip yapılan Gazipaşa İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasında ödeme emrinin davacılar ... ve ...'a 27/12/2011 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların tamamının Gazipaşa İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında imzaya itiraz ederek takibin iptali istemiyle dava açtıkları, davacıların en geç Gazipaşa İcra Hukuk Mahkemesi'nde dava açtıkları 30/12/2011 tarihinde takipten ve takibe konu senetlerden haberdar oldukları, işbu davanın açıldığı 11/10/2021 tarihi itibariyle yukarıda bahsedilen bir yıllık sürenin geçtiği ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi isabetsizdir. Bu açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda anılan değişik gerekçe doğrultusunda yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2022 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, a-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE; b-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şatları oluşmadığından reddine, c-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davacılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, d-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf edenin sıfatı ve kazanılmış hak ilkesi gözetilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 36.450,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, f-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilgili tarafa İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacıların istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan istinaf karar haçlarının talepleri halinde davacılara İADESİNE, b-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinaf kararının içeriğine göre davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacılar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce ilgili tarafa İADESİNE, 4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.13/02/2026 ...