T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/889 KARAR NO : 2025/1829 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2023 NUMARASI : 2021/532 E. 2023/233 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 18.05.2020 KARAR TARİHİ : 17.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.03.2023 tarih 2021/532 E. 2023/…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/889 KARAR NO : 2025/1829 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2023 NUMARASI : 2021/532 E. 2023/233 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 18.05.2020 KARAR TARİHİ : 17.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.03.2023 tarih 2021/532 E. 2023/233 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davacının, davalı bankanın müşterisi olduğu, davalı banka nezdinde TR..... nolu vadesiz hesabı bulunduğunu, daha sonra TR..... nolu ikinci hesap açtırdığını ancak bu ikinci hesabı kullanmadığını, kapattırmak için bankaya beyanda bulunduğunu, başka bir bankadan kredi çekmek istediğinde.....bank Yeni Gıda Çarşısı Şubesinden kredi kullanıldığını söylediklerini, banka ile yapılan görüşmede banka ATM' den 50.000,00-TL kredi çekildiğinin banka görevlilerince bildirildiğini, müvekkilinin bankadan kredi kullanmadığını, müvekkilinin bilgisi dışında kredi işlemlerinin yapıldığını belirterek ..... nolu hesabın bloke edilmesini 50.000,00-TL kredi kullanılması sebebiyle bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, görev itirazında bulunulduğu, tüketici mahkemesinin görev konusunda kararını vermiş olduğu, esasa ilişkin olarak davacının davalı bankanın müşterisi olduğunu, ... - .... - ... nolu mevduat hesapları bulunduğunu, davacı yanın internet bankacılığı kullandığını, internet bankacılığı kullanması sebebiyle bankacılık işlemlerinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, ATM ortamından kredi kullanmanın ancak komplike ve ayrıntılı işlemlerden sonra yapılabildiğini, davacının basiretli olması gerektiğini, mobil telefonuna gelen banka mesajlarını uyması gerektiğini, elektronik posta ile bildirimler yapıldığını, özensiz davranışlarından davacının kendisinin sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı bankanın müşterisi olduğu, davalı banka nezdinde .... . nolu vadesiz hesabı bulunduğunu, daha sonra .... nolu ikinci hesap açtırdığını ancak bu ikinci hesabı kullanmadığını, kapattırmak için bankaya beyanda bulunduğunu, başka bir bankadan kredi çekmek istediğinde ....bank Yeni Gıda Çarşısı Şubesinden kredi kullanıldığını söylediklerini, banka ile yapılan görüşmede banka ATM' den 50.000,00-TL kredi çekildiğinin banka görevlilerince bildirildiğini, müvekkilinin bankadan kredi kullanmadığını, müvekkilinin bilgisi dışında kredi işlemlerinin yapıldığını belirterek .... nolu hesabın bloke edilmesini 50.000,00-TL kredi kullanılması sebebiyle bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği, davacının, davalı banka nezdinde vadesiz hesap olarak ....., ..., ... ve vadeli ...... nolu hesabının bulunduğu, davalı bankaya ait ATM cihazından 50.000 TL bedelli kredi tanımlaması yapılarak davacının .... nolu hesabına aktarıldığının belirtilmiş olduğu ancak,03/01/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının b bendinde belirtildiği şekilde "kredi kullanımı öncesinde .... isimli şahsın GSM numarasına vb. Kredi kullanımına ilişkin onay şifre bilgisinin gönderilmediği anlaşılmıştır. Bu sebeple ....bank isimli bankanın yatırılan 50.000 TL kredi kullanımı (veri değişikliği ) işleminde teknik sorumluluğun/eksikliğinin bulunduğunun değerlendirildiği" bu durum itibariyle bankacılık işlemlerinde bankanın davalı yönünden gerekli bildirimlerde bulunmadığı bu yönden sorumlu olduğu, ayrıca hayatın olağan akışına göre kredi ihtiyacı olan kişinin talep ettiği herhangi bir kredi onaylandığında kredi miktarını alıp kullanması gerektiği, krediden faydalanması gerektiği, aksi bir şekilde onaylanan krediyi tekrar kendisinin diğer hesabına aktararak burada bekletmesi ve faizli bir şekilde onaylanan krediden ödemesinin yapılması yetmediği takdirde diğer hesaptan ödeme yapılmasına kimsenin rıza göstermeyeceği anlaşıldığından; davanın kabulü ile, davacının, davalı bankanın İzmir Gıda Çarşısı Şubesinden 03.05.2019 tarihinde 50.000-TL kredi kullanmadığının ve bu sebeple davalı bankaya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, kredinin davacının şahsi banka kartı kullanılarak alındığı, kartın çalındığı yönünde bir ihbar ve bildirimin bulunmadığı, banka kartının bizzat kendisine teslim edildiği, işlemin banka kartları şifresi ile yapıldığı, banka kartı ve hesaplarının davacı yanca aktif olarak kullanıldığı, internet bankacılığının davacı tarafça kullanıldığı, bilirkişi kök ve ek raporundaki teknik tespitlere aykırı karar verildiği, kredi kullanıldığının davacının kendisine hem sms olarak hem de e-posta olarak gönderildiği, 1,5 yıl boyunca kredinin ödemesinin yapıldığı, davacının davalı nezdinde bulunduğu TR.... nolu hesabından kredi kullanıldıktan sonra davacının denetiminde olan hesapta kredi miktarının uzunca bir süre kaldığı ve taksitlerin buradan ödendiği, hesaptaki miktarın bitmesi ile başka hesaptan kredi taksitinin tahsil edildiği durumunda davacının bundan bilgisinin olmadığının söylenemeyeceği, kredi borcunun davadan sonra 05/04/2021 tarihinde kapandığı, dolayısıyla borcun olmadığının tespiti yönündeki davacı talebinin esasen konusuz kaldığı, bu durumun mahkemece değerlendirmesinin yapılamadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davalı bankaya kayıtlı hesaptan kredi kartı kullanılmak suretiyle hesaptan kullanılan 50.000,00 TL'den kaynaklanan borçtan davalının sorumlu olmadığı hususunda açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 818 sayılı Borçlar Kanununun 99/2 ve 100/3. maddeleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 115/3 ve 116/3. maddeleri gereğince, bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/2 maddesi gereğince, tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (Yılmaz, Süleyman; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara, 2010, s. 152.) Bankalar bankacılık işlemlerinde işlem yapan gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı bunları önleyici gerekli alt yapıları sağlamalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3563 Esas, 2019/5115 Karar ) Banka gerçekleşmesi muhtemel riskleri öngörülebilmek ve gerekli önlemleri almak durumundadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2391 Esas, 2020/539 Karar) Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). "Mevduat"; ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. 818 sayılı BK’nın 306 ve 307. maddeleri, 6098 sayılı TBK’nın 386 ve 387. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı, eğer kararlaştırılmışsa faiziyle birlikte iadeye mecburdur. 818 sayılı BK’nın 472/1. maddesi, 6098 sayılı TBK’nın 570/1. maddesi uyarınca da "usulsüz tevdi" halinde paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. (Yargıtay 11. HD'nın 20.02.2018 tarih ve 2016/7711 E. - 2018/1256 K.) Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. (Yargıtay 11. HD'nın 19.11.2012 tarih 2011/12036 E, 2012/18600 K ). Bankalar internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, önleyici gerekli altyapıyı sağlayarak güvenlik önlemlerini almak zorundadır. Bu nedenle, üçüncü kişilerin eyleminin bankaya karşı gerçekleştirildiğinin ve bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağının kabulü gerekir. (Yargıtay 11. HD'nın 09.09.2019 tarih ve 2018/3563 E. 2019/5115 K.) Somut olayda mahkemece dosya bankacı bilirkişi ile bilişim uzmanı bilirkişiye tevdi edilmekle alınan 26/01/2022 tarihli raporda davacının davalı banka nezdindeki hesabı üzerinden banka kartı kullanılmak suretiyle 03/05/2019 tarihinde 24 ay vadeli 50.000 TL'lik kredi kullanıldığı, hesaba geçen meblağın hiç kullanılmadığı ve aylık 2.793,71 TL'lik taksitlerin düzenli olarak bu hesaptan tahsil edildiği, ATM cihazı üzerinden aynı hesaptan aynı gün 1.000 TL tutarında para çekme işleminin yapıldığı, kredi kullanım başvurusuna ilişkin bilginin bankadan sorulması gerektiği, kazandırılan bilgi ve belgelere göre gsm hattına gelen herhangi bir bilgi ya da onay mesajı olmadığından bankanın bu nedenle sorumlu olduğu yönünden görüş bildirilmesi üzerine mahkemece bankaya yazılan müzekkere cevabı ve yapılan itirazları karşılar mahiyette ek rapora tevdisi üzerine sunulan 03/01/2023 tarihli ek raporda ise ATM den kredi kullanma işleminin şifre ile yapıldığı bankaca davacının kayıtlı gsm operatörüne bilgi kısa mesajının gönderildiği kredi kullanımına ilişkin onay bilgi şifresinin gönderilmediği bu nedenle işlemde sorumluluğun bankada olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmesi üzerine bu kapsamda davanın kabulü yönünde karar verildiği anlaşılmıştır. Toplanan tüm bu deliller ile açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosya kapsamına kazandırılan ve hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda davalı yana atfedilen sorumluluğun kredi kullanım öncesinde davacının gsm numarasına kredi kullanımına ilişkin onay bilgi şifresinin gönderilmediği yönündeki işlemdeki kusuruna dayandığı anlaşılmakla birlikte davacının hesabına geçen kredinin davacı tarafı tahsis edilmekle birlikte şifresi sadece davacı tarafça bilinmesi gereken banka kartı kullanılmak suretiyle ATM den kredi kullanılması suretiyle yapıldığı, kredi kullanıldıktan sonra davacının sistemde kayıtlı hattına kullanılan kredinin hesaba geçtiği bilgisinin gönderildiği, kredinin hesaba geçmesinden uzunca bir süre aylık taksitler halinde kredi taksit tutarının bu hesaptan ödendiği, hesapta para bitince de bu hesaptan tahsili suretiyle kredi borcunun bankaca tahsil edildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde İDM değerlendirmesinin aksine sorumluluğun davacı yanda olduğu bankanın bu işlemde sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen karar doğru bulunmamış ne var ki uyuşmazlık konusuna yönelik toplanan deliller yeterli görülmekle belirtilen hususların yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak, bu yönüyle yerinde görülen davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yerel mahkememe kararının kaldırılmasına ve bilirkişi raporu kapsamında esas hakkında aşağıdaki gibi yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/03/2023 tarih, 2021/532 esas ve 2023/233 karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2- Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; DAVANIN REDDİNE, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının davanın mahiyeti gereği başlangıçta alınmadığından DAVACIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine, Davalı tarafından yapılan 108,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalının kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 492,00-TL başvurma harcı olan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.