T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1901 KARAR NO : 2026/649 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30.03.2023 NUMARASI : 2022/168 E. - 2023/217 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 16.04.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16.04.2026 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2023 tarih 2022/168 E. - 2023/217 K. sayılı kararın …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1901 KARAR NO : 2026/649 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30.03.2023 NUMARASI : 2022/168 E. - 2023/217 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 16.04.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16.04.2026 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2023 tarih 2022/168 E. - 2023/217 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı şirket tarafından İzmir 23.İcra Müdürlüğünün 2021/8075 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin yabancı uyruklu olduğu için ve Türk yasalarını iyi bilmediği için süresinde itiraz hakkını kullanamadığını, ödeme emrinde ... Şirketi ile birlikte müvekkili ...'da borçlu gösterildiğini, müvekkilinin davalı .... Ltd.'ye bir borcunun bulunmadığını, icra takibi yapılırken borçlu olarak ... Şirketi ile birlikte ....Toptan Gıda'ya icra takibi yapılmadığını, müvekkili ...'ya kişisel olarak takip yapıldığını, çekteki imzaların müvekkile ait olmadığını, çekteki hesap sahibinin imzasının da sahte olduğunu, arabuluculuğa başvuru yapıldığını, davalı ile bir anlaşma zemini aranmış olmasına rağmen anlaşma olmadığını, kötü niyetle açılan takibin durdurulmasını ve iptalini, .... bankasına ait 27.05.2021 tarihli, 0116193 çek seri nolu 45.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya bir borcunun olmadığının ve çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve aralarında mevcut ve geçerli bir hukuki ilişkinin bulunmadığının tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla alacağın % 20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvvekile verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı taraf usulüne uygun olarak çıkartılan tebligatlara rağmen davaya cevap vermemiş, vekili aracılığıyla bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunduğu görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Bodrum Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevaplarında davacının 14/07/2020 tarihinde süt ürünleri üzerine faaliyetine başladığı, 14/06/2021 tarihinde faaliyetini terk ettiği, dosyaya sunulu deliller ve yapılan bilirkişi incelemesinden anlaşılacağı üzere, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında alışverişlerin olduğu ve davalı tarafça ...şirketi ...adına kesilen faturalar olduğu, Muğla VD. kayıtlarına göre; davacının mükellef olduğu, davacının eşi ....'ün 26/01/2022 tarihli tutulan şüpheli ifade tutanağında; emsal çekle ilgili ... ile aktif ticaret yapıldığı, yüksek cirolar ile çalışıldığı, ... sahibi ...'e çekin fotoğrafını gösterdiği, onun da çek istihbaratı yaptığı, tahsil edilebileceği anlaşıldığından kullanılabileceğinin bildirildiği, böylece çeki elden teslim ettiği, daha sonra işlerinin bozulduğu ve dükkanı kapatmak zorunda kaldığı, borcu ödeyemediği, taksitler halinde ödemeyi teklif ettiği...şeklinde beyanlarda bulunduğu, davacının 12/07/2021 tarihli Bodrum İcra Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu imzaya itiraz dilekçesinde ise senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı ve imzayı tanımadığının ileri sürüldüğü; davacı vekilince mahkememizdeki yargılamada davacının ticari defterleri bulunmadığından sunulamadığının bildirildiği, bilirkişi tespitlerine göre taraflar arasındaki ilişkinin 2019 yılına kadar uzandığı, faturalara karşılık ....şirketi tarafından çek verildiği, bankadan... hesabından havaleler yapıldığı, çekin 21/10/2020 tarihinde kayıtlara işlendiği, 01/07/2021 yılında çekin çıkışının yapıldığı, 31/12/2021 tarihi itibariyle ....şirketinden 3.238,04-TL alacağın olduğu, somut olaya göre davacının eşinin şirket ve davacı adına birtakım hukuki işlemler yaptığı, davacının bunları bildiği ya da bilmesi gerektiği, nitekim davaya konu çek tarihinin de 16/02/2021 boşanma tarihinden sonraki bir vadede olduğu ve ödenemediğinin anlaşıldığı, davacının İcra Hukuk Mahkemesindeki imzayı tanımadığı yönündeki beyanının ve yargılama kapsamındaki beyanlarının inandırıcı olmadığı gibi hayatın olağan akışına da ters olduğu, aksi haldeki kabulün kamuyu ve piyasayı aldatmaya yönelik hareketlere onay vermek anlamı taşıyacağı ve ticari hayatın akışını bozacağı, davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmediği gibi başkaca bir delile de dayanılmadığı bu kapsamda davacının iddialarını ispat edemediği ve çekten dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, dava konusu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu durumun delillerle ispat edildiğini, dava konusu çekin müvekkili ... tarafından keşide edilmediğini ve çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bilirkişi raporuna göre müvekkilinin davalı ....Şti.ne bir borcu olmadığını, müvekkilinin eski eşi ...'den Bodrum Aile Mahkemesinin 2021/132 E. - 2021/161 K. Sayılı ilamı ile boşandığını, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, takip talebine konu çekten kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davalı tarafından davacı ve dava dışı keşideci aleyhine İzmir 23. İcra müdürlüğünün 2021/8075 esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip konusu çek yönünden imza inkarı ile borcun varlığı yönünden de ileri sürülen inkar kapsamında açılan iş bu davada mahkemece davalı yan yönünden mali kayıtlar incelenerek ve takip konusu kambiyo altındaki imza yönünden davacı beyanı ile davacının eski eşi tarafından şirkete adına yapılan işlemlerde davacının bilgisi ve rızasının olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek yukarıdaki gerekçeler ile esasen illetten mücerretlik ilkesi dışında değerlendirilen takip konusu çek yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İzmir 23. İcra müdürlüğünün 2021/8075 esas sayılı dosyasının şekli incelenmesinde; .... Şubesine ait 0116193 seri nolu, 27/05/2021 keşide tarihli, 45.000,00 TL bedelli çekin keşideci ... Şti tarafından lehtar sıfatıyla ....Toptan Gıda'ya verildiği, ...Toptan Gıda ... tarafından cirolanmakla ... Şti'ye verildiği, sonra ... Şti'ye oradan da .... Şti'ye verildiği yasal süresi içinde ibraz ile karşılıksızlık işlemine tabi tutulduğu anlaşılmıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi davacı yanca hem borcun varlığı hem de takip konusu çek üzerindeki imza inkarında bulunulmakla birlikte mahkemece varılan kanaat göz önüne alındığında inceleme yapılmadan evvel öncelikli olarak ispat kuralları üzerinde durulmasında fayda görülmüştür. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595). Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 6100 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 190 ıncı maddesinde yer almakta olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Bu hüküm, 4721 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 6 ncı maddesinde yer alan; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; 6100 sayılı Kanun'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Yukarıda bahsedilen ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2021 tarihli ve 2017/(13)3-3146 Esas, 2021/1051 Karar; 07.12.2021 tarihli ve 2018/(13)3-979 Esas, 2021/1589 Karar; 28.12.2022 tarihli ve 2021/3-978 Esas, 2022/1944 Karar; 01.03.2023 tarihli ve 2022/11-221 Esas, 2023/134 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait olup, alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçlu tarafından, aynı mahiyette bir belgeyle borçlu olunmadığının ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda senet üzerinde yer alan imzalar yönünden davacı yanca imza inkarında bulunulmuş ise de imzanın davacı yana ait olup olmadığı noktasında herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi taraflar arası münasebet yönünden senede karşı senetle ispat kuralı aksine (somut olayda senede karşı senetle ispat yasağının istinasnası gibi bir durum da olmadığı görülmekle) inceleme ve değerlendirme yapılarak sonuca gidilmiş olması eksik incelemeye sebebiyet verdiği gibi hatalı denetlemeye de neden olduğu anlaşılmakla eksik ve hatalı inceleme sebebiyle bir karar verilemeyeceğinden belirtilen durumun aksine değerlendirme sonucu hüküm kurulması yerinde görülmemiş, davacı yan istinaf isteminde haklı olduğu anlaşılmıştır. O halde senet üzerinde yer alan imzalar yönünden davacı yanca imza inkarında bulunulduğundan mahkemece yapılacak iş davacının tatbike medar bol miktarda, huzurda imza örnekleri de alınmak sureti ile, davacı yan yönünden dava konusu çekin ciro tarihine yakın tarihlerdeki (bu kapsamda çekin ileri bir tarihli olduğunun anlaşılması halinde mali kayıtlardaki verilerin de değerlendirmeye alınabileceği) resmi kurum ve kuruluşlar, bankalar, noterler vb. yerlerde bulunan imza örnekleri asıllarının toplanılarak dosyanın çek aslı ile birlikte imza incelemesine esas olmak üzere ATK veya Polis-Jandarma Kriminal Laboratuarı'nda uzman bilirkişilere tevdi ile dava konusu çekin arka yüzündeki ....Toptan Gıda .... yönünden atılı imzanın davacı eli ürünü olup olmadığı noktasında rapor aldırılmasından, gerektiğinde bu yönden kazandırılacak rapora itirazların da giderilmesinden sonra imza dvacıya ait değil ise oluşan bu durum kapsamında bir değerlendirme yapılması, imzanın davacıya ait olduğunun net bir biçimde anlaşılması halinde ise borcun varlığına yönelik yapılan inkar karşısında bu yönden ileri sürülen iddiada ispat yükünün davacıya ait olduğunun kabulü ile senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde borçlu olunmadığına dair bildirilen delillerin değerlendirilmesi gerekmesine karşın, Mahkemece tüm bu hususlara değinilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle davacı tarafın istinaf itirazları doğrultusunda kararın HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/03/2023 tarihli, 2022/168 esas ve 2023/217 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.