TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO : 2023/915 KARAR NO : 2025/1787 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/12/2022 NUMARASI: 2021/516 Esas - 2022/1026 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 02/12/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/04/2014 …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO : 2023/915 KARAR NO : 2025/1787 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/12/2022 NUMARASI: 2021/516 Esas - 2022/1026 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 02/12/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/04/2014 tarihinde, davalı ...'ın idaresindeki, davalı... adına tescilli ve ... Şti'ne sigortalı ... plakalı aracın davacıya çarptığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile artırılmak üzere 1.000 TL tutarındaki maddi tazminatın davalıların tümünden, 15.000 TL manevi tazminatın ... ve...müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar... vekili ile ... Şti vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ticari dava olmadığını, asliye hukukta mahkemesinin görevli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davalı AŞ yönünden açılan davanın reddine, davalılar ... ve Sigorta Şirketi yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı tarafın maddi tazminat talebinin kabulü ile geçici iş göremezlik için 1.858,62 TL, kalıcı iş göremezlik nedeni ile 40.604,68TL maddi tazminatın davalı ...'den kaza tarihi olan 26/04/2014 tarihinden, davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 7.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firma ile .... AŞ ünvanlı firma arasında akdedilen araç kira sözleşmesinin herhangi bir resmi kurum, noter tarafından düzenlenmediğinden işbu sözleşmenin 3. kişileri bağlayıcı nitelikte addedilemeyeceğini, araç kiralama sözleşmesi yalnızca sözleşmenin tarafları açısından bağlayıcılığı olduğundan davalı firmanın tazminat sorumluluğundan kurtulmasının da mümkün olmadığını, kaldırma kararının ardından yeni bir yargılama yapıldığını, bu nedenle aleyhe bozma yasağından bağımsız yeni bir hüküm verilmesi gerekeceğini, manevi tazminat talebinin kısmen reddinin açık bir ölçüsüzlük olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili; tanıkların ifadeleri dikkate alındığında ve ceza dosyasındaki fotoğraflara dikkat edildiğinde, aracın sağ çamurluğunun üst kısmının hasar aldığını, bu da müvekkilin davacıya çarpmadığını açıkça ispatladığını, müvekkilinin davacıya önden çarptığı şeklinde iddiasına yönelik davacı tarafından sunulmuş tek bir somut delil bulunmadığını, aksine, davacı tarafın müvekkilin aracına çarptığı, üstelik bu çarpmanın önden değil, araca yandan çarptığına ilişkin birçok somut delil bulunduğunu, alınan raporlarda maluliyet oranı yanlış tespit edildiğini, ancak bu konudaki itirazların da dikkate alınmadığını, davacının söz konusu kazaya ilişkin dinletmiş olduğu tanığın kazayı görmeyerek yalnızca davacının anlatımlarına dayalı bilgi verdiğini, davacı lehine kısmen hükmedilen manevi tazminatın da hukuka aykırı olduğunu, aleyhe bozma yasağının uygulanması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece alınan 26/08/2022 tarihli uzman bilirkişi raporuyla davalı Şirketin kira sözleşmesinin, uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olduğunun tespit edildiğinden Mahkemesince davalı Şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Mahkemece, alınan ATK Trafik İhtisas Diresinin raporuna göre, davacı yayanın %75, davalı sürücünün % 25 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağı ve ceza yargılaması aşamasında alınan bilirkişi raporu ile uyumlu, olayın meydana gelmesine neden olan kusur durumları dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacının maluliyet durumunun ve süresinin Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi'nin uygun yönetmelik hükümlerini gözeterek düzenlediği raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporun yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki itirazları da kabul edilmemiştir. Davacının kaldırma kararı öncesinde bedel belirleme dilekçesi sunduğu göz önüne alındığında davanın ikinci kez ıslah edildiği yönündeki istinaf itirazı yerinde değildir. Ayrıca, davacının kaldırma kararı öncesi mahkemenin kararını katılma yoluyla manevi tazminat miktarı yönünden istinaf ettiği göz önüne alındığında, aleyhe bozma yasağı nedeniyle kazanılmış haklara riayet edilerek mahkemenin sürekli iş görmezlik tazminatını ilk verilen karardaki gibi 40.604 TL olarak hükmetmesi yerindedir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'de manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/1. maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."Anılan madde gereğince hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 3.378,84 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 844,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.534,13 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/12/2025