T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/850 Esas KARAR NO : 2026/219 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/11/2021 NUMARASI: 2019/592 Esas, 2021/794 Karar DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesi ile; dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/850 Esas KARAR NO : 2026/219 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/11/2021 NUMARASI: 2019/592 Esas, 2021/794 Karar DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesi ile; dava dışı...ve ...'a ait 31 ve 34 nolu işyerlerinin müvekkili şirket nezdinde ayrı ayrı sigortalandığını, sigortalı işyerlerinin bulunduğu işhanında elektrik kofrasında davalı ...'a ait ana elektrik hat kablosunun yanması sonucu yangın çıktığını ve sigortalı işyerlerinde hasar oluştuğunu, ekspertiz incelemesi sonucu 34 nolu işyeri için 4.610,90 TL, 31 nolu işyeri için 5.387,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, davalının hasardan sorumlu olması nedeniyle her bir ödeme için İstanbul .... İcra Dairesi'nin..... Esas ve ...... Esas sayılı dosyalarında takip başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takiplerin durduğunu, itirazların haksız olduğunu, olayın aynı eylemden kaynaklanması nedeniyle usul ekonomisi açısından her iki icra dosyasında itirazın iptali için tek dava açıldığını belirterek davalının icra dosyalarına itirazlarının ayrı ayrı iptali ile ile takibin devamına, her bir icra dosyasında alacağın % 20 'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında; davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, gerek davacının gerekse sigortalının mevzuat gereği zararın giderilmesi için müvekkili kuruma başvurmadığını, davacının hasarın dağıtım şebekesinin işletilmesinden kaynaklandığını ispatlaması gerektiğini, hasarın sigortalıların mülkiyeti ve sorumluluğunda bulunan tesisatta meydana geldiğini, tazminat tutarının fahiş olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak davanın reddine ve davacının % 20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; yangının kofradan kaynaklı olarak çıktığı, davalı ile dava dışı sigortalılar arasındaki sözleşme hükümlerine göre kofranın abonenin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle yangının çıkmasında davalının bir kusuru olmadığı, nitekim faz-faz, faz-nötr gerilim kayıtlarının yüksek akım niteliğinde olmadığı ve yangının meydana geldiği mahaldeki şebeke kullanıcıları tarafından herhangi bir arıza bildirimi ve ihbarı yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, itfaiye raporu ve ekspertiz raporuna göre yangının davalı şirketin ana elektrik hat kablosunda oluşan kısa devrenin kablo izolelerini tutuşturması sonucu çıktığını ve binanın ana kofrasına sıçradığını, yangının çıkış sebebinin kofra olmadığını, davalı kurumdan istenilen belgeler getirtilmemesine rağmen kararda herhangi bir arıza bildirimi ve ihbarı olmadığının belirtildiğini, itfaiye raporuna göre yangının sigortalı işyerlerinin bulunduğu binanın elektrik tesisatı ile ilgisi olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, sigortalılara ödenen hasar tazminatının hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalı kurumdan rücuen tahsili için yapılan takiplere itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı sigortacının yangın nedeniyle oluşan hasar nedeniyle aynı binada bulunan sigortalıları 34 nolu işyeri için 4.610,90 TL, 31 nolu işyeri için 5.387,00 TL ödeme yaptığı, 34 nolu işyeri için ödenen 4.610,90 TL hasar tazminatı ile 152,35 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 4.763,35 TL'nin rücuen tahsili için İstanbul .... İcra Dairesi'nin ....Esas sayılı dosyasında, 31 nolu işyeri için ödenen 5.387,00 TL hasar tazminatı ve 433,03 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 5.820,03 TL'nin tahsili için İstanbul .... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasında davalı hakkında takip başlattığı, davalının takiplere itirazları üzerine, itirazların iptali ile takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, hasarda davalının sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Sigorta şirketinin farklı poliçeler ile birden fazla sigortalıya ödeme yapıp, bunları tek bir davada rücuen tazminini talep etmesi durumunda her bir sigortalı için talep edilen tazminat miktarının ayrı ayrı dikkate alınması gerekir. Sigortalının haklarına halef olarak hasar sorumlusundan rücuen tazminat talebinde bulunan sigorta şirketinin her bir sigortalının uğradığı zarar ve sigortacının ona yaptığı ödeme hukuki olarak bağımsız bir alacak doğurmaktadır. Davacının haklarına halef olduğu sigortalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğundan, kesinlik sınırının da her bir sigortalı yönünden dava konusu edilen değere göre belirlenmesi gerekir.6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir. Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." şeklinde düzenlenmişken 04/06/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir. Somut davada, kararın verildiği 16.11.2021 tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası gereğince parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınacaktır. Buna göre, yeniden değerleme sonucunda 2021 yılı için kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur. HMK'nun 352. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda karar verilecek haller sayılmış olup bu hallerden birisi de kararın kesin olması olarak gösterilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği belirtilmiştir.Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre, somut olayda itirazın iptali davasına konu İstanbul .... İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasında asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı toplam 4.763,35 TL iken, diğer itirazın iptali davasına konu İstanbul .... İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasında asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı 5.820,03 TL'dir. Karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının 5.880,00 TL olduğu nazara alındığında, her bir itirazın iptali talebinde dava değeri kesinlik sınırının altında kalmaktadır. Bu nedenle ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davacının istinaf hakkının olmadığı anlaşılmakla karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352/1-c maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden USULDEN REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. ve 362/1a Maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/02/2026