İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının, eğlence ve kültür ürünlerini ziyaretçilerle buluşturan ... sahibi tüzel kişilik olduğunu, davalı şirketin ise www.....tr internet sitesinin yayın hakkı sahibi olan şirket olduğunu, davalı şirkete ait web sitesinde "...'da ......" başlıklı gerç…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/995 KARAR NO: 2026/1611 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/05/2025 NUMARASI: 2023/725 Esas - 2025/428 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının, eğlence ve kültür ürünlerini ziyaretçilerle buluşturan ... sahibi tüzel kişilik olduğunu, davalı şirketin ise www.....tr internet sitesinin yayın hakkı sahibi olan şirket olduğunu, davalı şirkete ait web sitesinde "...'da ......" başlıklı gerçek dışı, yanıltıcı, haksız ve davacı şirkete hiçbir dayanağı olmayan isnatlarda bulunan bir haber yayınlandığını, söz konusu yayın da davacı ... mağazaları hakkında iftira içeren, yanıltıcı ve yalan bilgiler verilmekte olup, kamuoyunda yanlış algı yaratmaya ve böylelik le davacının ticari itibarının zedelenmeye çalışıldığını, yayının gerçek dışı olup, hukuka uygunluk kriterlerine haiz olmadığını, söz konusu haberde her ne kadar davacı çalışanlarıyla konuşulduğundan bahsedilmişse de bu hususun büyük şaibe yarattığını, zira söz konusu haberde bahsi geçen şekilde davacının mağazalarda hiçbir kitaba ........ uygulamadığı gibi, çalışanlara da ..., kaldı ki davacıya karşı böyle bir iddia ile açılmış iş davası vb.davanın da bulunmadığını, yayının, görünür gerçeklik ilkesine uygun olmadığını, yayının, davacının haklarını v ticari itibarını ağır surette etkilediğini, davacı tarafından birçok internet sitesine karşı da erişimin engellenmesi talebinde bulunulduğunu, İstanbul 1.Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2018/... D.İş sayılı dosyası ile verilen kararla haberlerin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek, erişme engelleme kararı verildiğini, dava konusu yayında öz ve biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, dava konusu habere karşı yaptıklarını erişimin engellenmesi talebinin kabul edildiğini beyanla, haksız yayın sebebi ile 50.000TL manevi tazminatın, yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu ifadelerin hukuka aykırılığının tespiti ile ve masraflarının davalılardan alınmak suretiyle kararın tirajı en yüksek ulusal gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalılardan ...'ın müdürlüğünü yaptığı diğer davalı .........'nin haber sitesi ......sahibi olduğunu, ancak .....'ın .......... ile haber içeriklerinin hazırlanması veya editörlüğü gibi bir sorumluluk üstlenmediğini, dava konusu haber ile hiç bir ilgisi olmadığını, bu sebeple bir sorumluluğunun da bulunmadığını, haberin herhangi bir hareket içerdiğini kabul etmemekle birlikte, söz konusu haberden 5651 sayılı Kanun'a göre haberi oluşturan içerik sağlayıcıların sorumlu olduğunu, davalı ...'ın şirketin hiçbir borcundan şahsen sorumlu olmadığını, bu sebeple bu davalı hakkında husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu yazının davalı .....tarafından hazırlanarak yayımlandığını, söz konusu yazıda ...'da çalışan işçilerle yapılan röportaja yer verildiğini, söz konusu röportajda belirtilen hususlara ilişkin benzer iddiaları çeşitli yayınevleri ve yazarların da dile getirdiğini, haberde kullanılan kitaplara ...... uygulandığı iddiasının işçi emekçiler tarafından dile getirilirken, aynı iddiaların yazarlar ve yayınevleri tarafından da dile getirildiğini, aslında davacının dilekçesinde belirttiğinin aksine görünür gerçekliğin haber içeriğinde mevcut olduğunu, bu anlamıyla ....... iddiası ile haberde kullanılan ifadelerin birbiri ile uyumlu olduğunu, söz konusu haberde geçen davalıların yorumlarının ise, röportajda geçen bilgiler ile uyumlu olduğunu, üstelik röportajın yapılması ve yayınlanmasının birbiri ile yakın zamanlı ve güncel olduğunu, yazının bütünü ile incelendiğinde, davalıların kimseye hakaret etme, karalama kastı bulunmadığının görüleceğini, haberin ise kişilik hakkı ihlali olarak değil, fikir ve düşünce özgürlüğünün bir parçası olan basın özgürlüğü kapsamında yer alması gerektiğini, nitekim kişinin ifadelerden rahatsız olmasının manevi tazminat talep etmesi için yeterli olmadığını, bir yayın kuruluşu olan davacının, bir haber sitesine yapılan haber hakkında dava açmasının dahi, basın etiğinden habersiz olduğunu ve.... uygulamalarına devam ettiğinin en önemli göstergesi olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Her ne kadar davalılardan ... husumet iddiasında bulunmuş ve mahkememiz kararı bu davalı yönü ile inceleme yapılmadığı sebebi ile kaldırılmış ise de; gelen kayıtlardan, davalının şirket ortağı ve yetkilisi olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda; Davalı şirketin yayın hakkı sahibi olduğu "www.....tr" web sitesinde "...'.. ..." şeklinde haber yapıldığı, haber içeriğinde kesin bir dil kullanılarak davacıya ait ...mağazasın da .......... uygulandığının belirtildiği, ancak ... mağazasında ... uygulandığına dair bir delil bulunmadığı, tanık beyanlarının bu hususu ispata yeterli olmadığı, bu itibarla davaya konu haberin yayın tarihi itibariyle güncel, görünür gerçekliğe ve genel yayın ilkelerine uygun olmadığı, haberin TMK'nın 24 ve 25. Maddesinde korunmuş olan kişilik haklarını ihlal ettiği, bundan dolayı 5187 sayılı Basın Kanunun 13. Maddesine göre davalı şirket ile en üst yöneticisi konumundaki davalı ... ve eser sahibi olan diğer davalı .......'ın da hukuken sorumlu olduğu, haber içeriği ve tarafların sosyal konumları dikkate alındığında 15.000,0-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmakla, bu miktar üzerinden ve yayım tarihi olan 30/04/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek sureti ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile 15.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 30/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 15.000,00-TL vekalet ücretinin müştereken ve müselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,....." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, Mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili ...'ın söz konusu haber sitesinde herhangi bir görevi olmayıp sorumluluğu olmayıp, yalnızca davaya konu sitenin sahibi olan şirketin sahibi olduğunu, müvekkili ...'ın hazırladığı haberin, görünürde gerçek olma koşulunu sağladığını, dava konusu yayının basın ve ifade özgürlüğü sınırları kapsamında kaldığını, eldeki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde, doğrudan olgu isnadı biçiminde kesin yargı içeren haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi, davalı tarafça dosyaya isnadını ispata yarar kesin ya da kanaat uyandırıcı somut bir delil sunulmadığı, dava konusu ifadelerin küçük düşürücü nitelikte, ağır ve rencide edici olduğu, objektif sınırlar içinde kalınmayarak ölçülülük ilkesinin aşıldığı, bu itibarla yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamını aşıp, doğrudan davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bulunduğu, somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 58.maddesindeki manevi tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülme miştir. Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan istinaf istemine gelince;6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. o halde bu tazmin -atın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. bunlar her olaya göre değişebil -eceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda; Yayının içeriği, haberde kullanılan ifadelerin ağırlığı, haberin davacı üzerindeki etkisi, haber tarihi, talep miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın olay tarihindeki alım gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığın da davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir.23/05/2007 Tarihinde Resmi Gazetede Yayınlanarak Yürürlüğe Giren 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde bu Kanunun amaç ve kapsamının; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullan -ım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerin -den mücadeleye ilişkin esas ve usûllerin düzenlenmesi olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 3, 4, 5 ve 6. maddelerinde ise içerik sağ -layıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcının sorumlu olduğu durumlar ve sorumluluk esasları gösterilmiştir. Mevcut düzenlemeler gereğince internet ortamında yapılan yayınlara ilişkin şirket ortağı veya yetkilisinin sorumluluğuna ilişkin mevcut bir düzenleme bulunmaması sebebiyle davalılardan ... yönünden pasif husumet yokluğu mevcut olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerindedir.Vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık As -gari Ücret Tarifesi gereğince; Madde 10 (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.şeklindeki düzenlemeye istinaden yerel mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesine rağmen davalı lehine karşı taraf vekili için takdir edilen vekalet ücretinden fazla vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerindedir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince taraf vekillerinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. maddeleri gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/.. Esas 2025/.. Karar sayılı, .../05/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/04/2026