T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1451 - 2026/103 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1451 KARAR NO : 2026/103 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2024 NUMARASI : 2022/576 Esas - 2024/219 Karar DAVACI : EFET GIDA ELEKTRİK İNŞAAT SANAYİ TİCA…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1451 - 2026/103 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1451 KARAR NO : 2026/103 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2024 NUMARASI : 2022/576 Esas - 2024/219 Karar DAVACI : EFET GIDA ELEKTRİK İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : GÖLCÜK ÖNCÜ DÖNER GIDA LOKANTA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/11/2022 KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket, davalıya satmış olduğu mallar karşılığında 14.02.2022 tarihli 9.785,43 TL’lik, 07.02.2022 tarihli 13.729,80 TL'lik, 12.01.2022 tarihli 16.264,70 TL'lik, 29.12.2021 tarihli 11.275,80 TL'lik, 24.11.2021 tarihli 11.639,56 TL'lik faturalar keserek davalıya ilettiğini, davalı tarafça faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalının iş bu fatura bedellerini süresinde ödememesi üzerine davalı aleyhine Gölcük İcra Dairesi'nin 2022/1045 E. sayılı dosya ile icra takibine başlandığını, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, bu sebeple takibin durduğunu, dava konusu belirlenebilir, likit alacak olduğunu, müvekkilin alacağının temini bakımından yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ileride verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini, fazlaya ilişkin dava ve hakları saklı kalmak üzere davalı yanın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu(davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dosyasına konu olan faturalardan ödenmiş olan faturaların mevcut olduğunu, davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu, 2004 Sayılı İİK m.67/2 hükmü uyarına davalı müvekkilinin lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafından haksız ve kötü niyetlerle açılan mezkur davanın reddinin gerektiğini belirterek, haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddi ile davacının haksız ve kötü niyetle dava açması nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1- Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalının Gölcük İcra Müdürlüğünün 2022/1045 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 62.695,29 TL asıl üzerinden takip talebinde talep edilen faiz oranı üzerinden takibin devamına, Alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 62.695,29 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu ticarî defterlere ilişkin kayıtların sahibinin lehine delil olarak kabul edilebilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesindeki şartları taşıması gerektiğini, bu tahsilat makbuzları ile ilgili yeminde de bu ödemelerin başka bir borca ilişkin olduğu iddia edilmiş ancak bununla ilgili hiçbir bilgi ve belge ibraz edilmemesine rağmen ve ticarî hayatı akışına aykırı olarak "başka borç" kavramının ne olduğu tespit edilmeden salt olarak bu hususlar üzerinden anılan tahsilat makbuzu ödemelerinin değerlendirmeye alınmamasının da hukuka aykırı olduğunu, davalı ile davacı arasında zaten cari hesaba dayalı bir ticaret anlayışı olduğundan, anılan tahsilat makbuzlarının da şirket çalışanı ... tarafından alındığı ve yeminde de bu hususun kabul edildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarih, 2022/576 Esas - 2024/219 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının iddiasına göre davacı ile davalı arasında dava ve takibe konu edilen 5 adet faturadan kaynaklanan satış ilişkisi bulunduğu, davacı tarafından gönderilen faturaların davalı tarafından tebliğ alındığı, faturalara itiraz edilmediği gibi ödeme de yapılmadığı, fatura bedellerinin tahsili için başlatılan takibe itiraz ettiğinden eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça 12.01.2022 tarihinde 7.500,00 TL, 14.02.2022 tarihinde 15.000,00 TL ödeme yapıldığı, borcun bu şekilde ödendiği, davacının kötüniyetli olduğundan bahisle davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde) Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar) Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar ) İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar) 6098 sayılı TBK'nın 101. maddesine göre; "Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır." Aynı Kanun'un 102. maddesine göre de; "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır." Ödeme olgusu borcu söndüren sebeplerden olduğundan bu nitelikte bir belge sunulmuş ise, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.02.2016 Tarih, 2014/22-735 Esas, 2016/166 Karar) Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacı tarafından davalı aleyhine Gölcük İcra Müdürlüğünün 2022/1045 esas sayılı dosyası ile 5 adet faturadan kaynaklı alacak talebiyle takip başlatıldığı, takibe dayanak faturaların takip talebinde ve ödeme emrinde açıkça belirtildiği görülmüştür. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.) Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21. maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu kapsamda dosyaya alınan bilirkişi raporlarına ve göre; davacının defterlerinin usulüne uygun açılış ve kapanış kayıtlarının olduğu, defterlerin birbirini doğruladığı, 6100 sayılı yasanın 222/3.maddesi gereği davacı lehine delil vasfını taşıdığı; davalının defterlerinin ise kapanış tasdiklerinin bulunduğu, ancak açılış kapanış ve bakiye tutarlarının uyumsuz olduğu, ödemeye ilişkin kayıtların uyumsuz olduğu dolayısıyla 6100 sayılı yasanın 222/4.maddesi gereği davalının aleyhine delil vasfında olduğu görülmüştür. Gerek davacının defterlerinde ve davalının aleyhe delil olan defterlerinde taraflar arasında dava konusu faturadan kaynaklanan ilişkinin bulunması, gerek ise davalı tarafın 29.12.2021 tarihli ve 24.11.2021 tarihli faturalar yönünden ödeme iddiasında bulunarak ispat yükünü üzerine aldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan 12.01.2022 tarihli 7.500,00 TL’lik ödemenin ve 14.02.2022 tarihli 15.000,00 TL bedelli ödemenin 29.12.2021 tarihli ve 24.11.2021 tarihli faturalara ilişkin olduğu davalı tarafından iddia edilmiş, mahkemece bu hususta davalıya yemin delili kullandırılmıştır. Davacı temsilcisi talimat mahkemesinde yemini ifa etmiştir. Yeminli beyanında önce “Davaya konu olan 65.596,83-TL bedelli borcun bir kısmını oluşturan 29.12.2021 tarihli 11.275,80-TL bedelli fatura ve 24.11.2021 tarihli 11.639,56-TL bedelli faturanın, şirket ortağı ... tarafından 12.01.2022 tarihli ... seri numaralı 7.500,00-TL bedelli tahsilat makbuzu ve 14.02.2022 tarihli 1735 seri numaralı 15.000,00-TL bedelli tahsilat makbuzu ile ödendiğine,” dair beyanda bulunmuş, devamında ise “ şirket ortağı olan ... tarafından bir ödeme yapıldığına ancak bu ödemenin faturalara karşılık değil, cari hesap ilişkisine istinaden yapıldığına, dava konusu faturalara karşılık bir ödeme yapılmadığına,” şeklinde beyanda bulunarak yeminli beyanında çelişki yaratmış, öncelikle ödemelerin anılan faturalara ilişkin olduğunu beyan etmiş, sonra ise ödemelerin anılan faturalara ilişkin olmadığını söylemiştir. Bu nedenle anılan yemin delili kendi içinde çelişkili hale gelmiştir. Ayrıca taraflar arasında davaya ve takibe konu faturaların olduğu dönemde davaya konu edilmeyen başka faturaların ve ödemelerin de olduğu, gerek anılan ödemelerde, gerek ise davalı tarafından sunulan ödeme makbuzlarında ödemelerin hangi borca ilişkin olduğu açıkça yazmadığı gibi, davacı alacaklı tarafından düzenlenen makbuzlarda da bu yönde bir açıklık yoktur. Ayrıca anılan ödemelerin davacının defterlerinde de kayıtlı olduğu ve açık hesap ilişkisindeki toplam borçtan mahsup edildiği görülmüştür. Ancak yukarıda açıklandığı üzere itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı olduğundan takibe konu edilen fatura bedellerinin ödenip ödenmediğini tespiti gerekmektedir. Bu bağlamda davalının yaptığı ödemelerde açıklık olmadığı, davacı tarafından düzenlenen makbuzlarda da açıklık bulunmadığı anlaşıldığından bu durumda anılan ödemelerin 29.12.2021 tarihli ve 24.11.2021 tarihli faturalara ilişkin olup olmadığının tespiti için davalının ödemeyi hangi borca ilişkin olduğunu ... sayılı yasanın 101/1. maddesi gereği açıklamadığından, yine aynı maddenin 2.fıkrasına göre alacaklı da makbuzda hangi borca ilişkin olduğunu açıkça yazmadığından eldeki olayda aynı yasanın 102.maddesine göre yapılması gerekmekte olup, taraflar arasındaki tüm ilişki değerlendirilerek, davalı tarafından yapılan ödemelerin 102.maddedeki sıraya göre borçlardan mahsubunun sağlanarak davaya ve takibe konu edilen faturalardan 29.12.2021 tarihli ve 24.11.2021 tarihli fatura bedellerinin ödenip ödenmediğinin tespiti yapılarak bir karar verilmesi gerekirken bu hususlara uyulmaması hatalı olmuştur. O halde mahkemece yapılacak iş; dosyanın davalının defterlerinde ödemelere ilişkin tüm kayıtlar bulunmadığından, davacının defterlerini inceleyen bilirkişiye yeniden verilerek, taraflar arasındaki tüm açık hesap ilişkisi dikkate alınarak davalı tarafından yapılan tüm ödemelerin, 6098 sayılı yasanın 102.maddesindeki sıraya uygun şekilde mahsuplarının yapılarak davaya ve takibe konu edilen faturalardan 29.12.2021 tarihli ve 24.11.2021 tarihli fatura bedellerinin ödenip ödenmediğinin tespitinin istenilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalının istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarih, 2022/576 Esas - 2024/219 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*