İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Bölge müdürlüğü işletme ve bakım sorumluluğunda bulunan 170 Kv İstanbul ... A-... ... yüksek gerilim kablosunun 17.07.2023 tarihinde B faz toprak arızası sinyali ile enerjisiz kalmış olduğunu, 18.07.2023 tarihinde yapılan arıza kontrolünde bilgileri ve n…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/4395 KARAR NO : 2026/362 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/10/2024 NUMARASI : 2023/1121 Esas - 2024/984 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Bölge müdürlüğü işletme ve bakım sorumluluğunda bulunan 170 Kv İstanbul ... A-... ... yüksek gerilim kablosunun 17.07.2023 tarihinde B faz toprak arızası sinyali ile enerjisiz kalmış olduğunu, 18.07.2023 tarihinde yapılan arıza kontrolünde bilgileri ve nezaretleri dahilinde devam eden ... ... ... Şube Müdürlüğü ... ve İçme Suyu Bakım Onarım Çalışması dışında herhangi bir kazı tespit edilmemiş ve havai hat bölümünde de problem görülmemiş olup hatta tekrar enerji verildiğini ancak aynı sinyalle hattın yine enerjisiz kalmış olduğunu, yapılan kontrolde yüklenici firma ... ... tarafından bilgileri dahilinde olmayan ve yüksek gerilim kablosunun açığa çıkarıldığı bir kazı yapıldığının tespit edildiğini, firma ile yapılan istişarede kepçe kazısı esnasında kablodan kıvılcım çıktığının öğrenildiğini, kazı alanı incelendiğinde kablonun zarar gördüğünün tespit edildiğini, zarar gören kabloların fotoğraflanmış olduğunu ve mühendisleri tarafından saha tespit tutanağı düzenlendiğini, konu olan arızanın can güvenliği yaratması nedeni ile acil giderilmesi gerektiğini, bu nedenle hasara ilişkin olarak Mahkeme kanalı ile delil tespiti yaptırılmış olduğunu, bu tespit raporu için masraflar yapılmak zorunda kalınmış olunduğunu, devamında kurumları tarafından bu tür kazı işleri ile ilgili tüm kurumlara bölgedeki kazı çalışmaları esnasında kurumlarının görüşünün alınması ve çalışmalarda gözlemci talep edilmesi ile ilgili yazı gönderildiğini, kurumları tarafından muhatap ... Genel Müdürlüğüne gönderilen 21.07.2023 tarihli yazı ile tehlike arz eden kazı çalışmasının ivedi olarak durdurularak bölgenin tamamen eski durumuna getirilmesi aksi halde meydana gelecek olumsuz sonuçlardan sorumlu olacakları ve tespit edilen arızanın kurumlarınca onay verilecek firma tarafından çalışmaların başlatılacağı bilgilendirmesinin yapılmış olduğunu, arızanın giderimi için kurumlarınca ... ... Elektrik Taahhüt şirketi ile sözleşme imzalandığını, bu şirkete kurumlarınca toplam 1.624.000 TL ödeme yapıldığını, kurumlarınca konu olan arızanın tespiti ve giderimi için yapılan tüm masrafların davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili gerektiğini belirtmişler ve de sonuç ve istem olarak da açıklanan sebepler ile 17.07.2023 tarihinde meydana gelen ve davalıların asli kusurlu olduğu kazaya bağlı olarak; yüklenici firmaya ödenen 1.624.000 TL hasar bedeli ile tespit dosyası masrafları 4.715,10 TL'nin toplamı olan 1.628.715,10 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; Haksız fiilden mütevellit zararların tazminini düzenleyen B.K. m.49 a göre zararın tazmini için kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının oluşmamış olduğunu, dava konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebinin muhatabının müvekkili idare olmadığını, müvekkili idarenin eylem ve işlemlerinden doğan bir zarar bulunmadığını, müvekkilinin hukuken bir sorumluluğunun da bulunmamakta olduğunu, Borçlar Kanunu 66. maddesi gereği adam çalıştıran sıfatıyla müvekkili idareye husumet tevcih edilemeyeceğini, müvekkili idarenin B.K. 66. maddesi anlamında bir denetim ve gözetim yetkisinden bahsedilemeyeceğini, çünkü müvekkili idarenin bir kamu kuruluşu olup ... işleri ile uğraşmadığı için bu işi ihale yönetmeliğine uygun olarak gerekli yeterlilik belgelerini ibraz ederek ihaleyi alan firmaya verdiğini, bu işi yapacak kişilerin idarenin gözetim ve denetiminde olmadıklarını, müvekkilinin sadece işin teknik şartlara uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleyebilecek olduğunu, bunun dışında bir denetim ve gözetimin söz konusu olmadığını, müvekkilinin müteahhidin çalıştırdığı elemanlara hiçbir şekilde bir talimat verme ve onları denetleme durumunun söz konusu olmadığını, müvekkili idarenin denetim işinin bu firma tarafından işin eser sözleşmesine uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlemek olduğunu, müteahhit firmanın işi kendi elemanları ile yapmakta olduğunu, bu sebeplerle B.K. 66. madde gereği müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin müteahhit firma tarafından verilen zarardan sorumlu tutulamayacağının Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları ile sabit olduğunu, konu olan hatta zarar verildiğinin ... tarafından müvekkiline yazı ile tebliğ edilmiş, müvekkilinin bunun yine yazı ile yüklenici firmaya bildirmiş olduğunu, ayrıca çalışma başlamadan evvel ...’ye kazı ruhsatı başvurusunda bulunulmuş ve verilen ruhsat üzerine kazı yapılmış olduğunu, verilen ruhsatta diğer altyapı kurumlarına görüş açılmasına rağmen ...’a görüş açılmadığı görüldüğünü, yüklenici firmanın da cevabi yazısında çalışma bölgesinde yüksek gerilim hattını işaret eden bir uyarıcı işaret, levha, pano vs. bulunmadığı beyanında bulunduğunu, davaya konu hasarın meydana gelmesinde davacının karşılıklı kusur durumunun da araştırılması gerektiğini, davacıya ait altyapı tesislerinin de projesine uygun olarak yapılıp yapılmadığının da araştırılması gerektiğini, sonuç olarak davaya konu hasarda idare bakımından kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının bir arada bulunmadığı dikkate alınarak müvekkili idare bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmişler ve de netice-i talep olarak da açıklanan sebepler ile idare aleyhine açılan davanın öncelikle usulden ve esasa girilmesi halinde yersiz ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... ... Elektrik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin projeye ve idare tarafından verilen ruhsata uygun olarak çalışmalarına devam ederken 18.07.2023 tarihli çalışmada ... hattının zarar gördüğünü, oluşan bu zararın ardından müvekkili tarafından Mahkeme kanalı ile zarara ilişkin tespit yaptırılmış olduğunu, işi için çalışma yapmadan önce idare tarafından müvekkili şirkete alana ait altyapı planlarına ilişkin çalışma ruhsatında davacı yanın yer almamakta olduğunu, müvekkili şirketin davalı idare tarafından verilen çalışma ruhsatında yer alan alt yapısı bulunan kurumlar ile görüşerek çalışmalarına başladığını, ruhsatta davacı yanın alt yapısı yer almadığından dolayı müvekkili şirketin davacı yan ile görüşmemiş olduğunu, müvekkili şirketin böyle bir yükümlülüğü de bulunmamakta olduğunu, müvekkilinin en fazla 10 metrelik bir alanda çalışma yaptığını, davacı yanın iddia etmiş olduğu kazı çalışmalarında yer alıyorsa uyarı levhalarının müvekkili çalışma alanı dışında olduğunu, davalı idare tarafından verilen çalışma ruhsatında davacı kurumun bilgilendirmesi bulunmadığından dolayı müvekkilinin davacı kurumun altyapısı bulunmadığı bilgisiyle çalışmalarını yürütmüş olduğunu, müvekkili şirketin davacı yan ile davalı ... arasında kurum yazılarını bilecek pozisyonda olmayıp kendisine verilen ruhsata istinaden çalışmalarını yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin uhdesinde olan işi idarenin görüşü ile yürütmekte olduğundan idarenin vermiş olduğu bilgilere istinaden çalışmalarını gerçekleştirmekte olduğunu, müvekkilinin kendisine verilen ruhsatta bulunmayan kurumlar ile görüşmemekte olduğunu, davacı yanın altyapı tesislerinin projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenmediği ihtimalinin yüksek olduğundan, davacının altyapı tesislerinin projelerine ve yapı tekniğine uygunluğunun incelenmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı ...’nin çalışma ruhsatına istinaden çalışmalarını yürütmekte olduğunu, çalışma ruhsatında yer almayan altyapı kurumlarını müvekkilinin bilmesi mümkün olmadığından, müvekkili şirkete yüklenecek bir kusur bulunmadığını, dava konusu olayın müvekkili şirketin kusurundan oluşmadığı ve kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının bir arada bulunmadığından bahisle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmişler ve de netice-i talep olarak da açıklanan sebepler ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince; "...Davacı tarafından “Bölge müdürlüğü işletme ve bakım sorumluluğunda bulunan 170 Kv İstanbul ... A-... ... yüksek gerilim kablosunun 17.07.2023 tarihinde B faz toprak arızası sinyali ile enerjisiz kalmış olduğunu, 18.07.2023 tarihinde yapılan arıza kontrolünde bilgileri ve nezaretleri dahilinde devam eden ... ... ... Şube Müdürlüğü ... ve İçme Suyu Bakım Onarım Çalışması dışında herhangi bir kazı tespit edilmemiş ve havai hat bölümünde de problem görülmemiş olup hatta tekrar enerji verildiğini ancak aynı sinyalle hattın yine enerjisiz kalmış olduğunu, yapılan kontrolde yüklenici firma ... ... tarafından bilgileri dahilinde olmayan ve yüksek gerilim kablosunun açığa çıkarıldığı bir kazı yapıldığının tespit edildiği, ... Genel Müdürlüğü'ne gönderilen 21.07.2023 tarihli yazı ile tehlike arz eden kazı çalışmasının ivedi olarak durdurularak bölgenin tamamen eski durumuna getirilmesi aksi halde meydana gelecek olumsuz sonuçlardan sorumlu olacakları ve tespit edilen arızanın kurumlarınca onay verilecek firma tarafından çalışmaların başlatılacağı bilgilendirmesinin yapılmış olduğunu, arızanın giderimi için kurumlarınca ... ... Elektrik Taahhüt şirketi ile sözleşme imzalandığı iddiası ile bu şirkete kurumlarınca toplam 1.624.000 TL ödeme yapıldığını, kurumlarınca konu olan arızanın tespiti ve giderimi için yapılan tüm masrafların tahsilinin talep edildiği görülmektedir.Dosyaya mübrez belgelerden yer altında hasar gören yüksek gerilim kablosunun varlığına işaret eden iki adet 19 ve 17 nolu işaret plakasının asılı olduğu, ikaz direklerinin bulunduğu, 17 nolu ikaz direğinin arıza noktasının 50 metre kuzey doğusunda ISISO sanayi yolu caddesi girişinde bahçe duvarında olduğu, 19 nolu işaret plakasının ise kaza noktasının güneyinde sanayi caddesinde 80 metre geride olduğu, ikaz direklerinde “Bu yolda 154.000Voltluk yüksek gerilim elektrik kablosu vardır. ... tan izin alınmadan kazı yapılmaz” yazılı plakaların mevcut olduğu, tespitlerinin yapıldığı, buradan davacı tarafın gerekli işaret plakalarını güzergah boyunca yerleştirmiş olduğunun anlaşıldığı,davalı ... tarafından temin edilen altyapı tesis çalışma ruhsatı tek bir nokta için alınmadığı, ruhsat bedeli hesaplama modül bilgilerinden, 90 metre yatay sondaj kazı talepli altyapı tesis çalışma ruhsatı düzenlendiğinin anlaşıldığı, ruhsat içeriğinde UYARILAR bölümünde “altyapı kazı çalışmasının, yapılacağı güzergahta bulunan mevcut altyapı tesislerine zarar verilmeden yapılması kaydıyla iş bu altyapı tesis çalışmasına ruhsat verildiği” belirtildiği,buna rağmen davalı yüklenicinin gerekli özeni göstermeyerek kusurlu davranışı ile davacıya ait elektrik kablolarına zarar verdiği, davalı ... / yüklenicisi diğer davalı ... ... Elektrik San. ve Tic. A.Ş. “nin olayın meydana gelmesinde tam kusurlu oldukları, her ne kadar hasara sebep çalışma davalı ... tarafından diğer davalı şirkete taşere edilmişse de, Yargıtay 3.Hukuk dairesinin E.2007/16515 ve K.2007/17740 sayılı 22.11.2007 tarihli Emsal ilam gereği davalıların müşterek müteselsil sorumluluklarının olacağı,davacı tarafından yapılan ödemenin kadri maruf olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davacı tarafından ödenen 1.624.000,00.-TL'nin haksız fiil tarihi olan 17/07/2023 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,davacı tarafından yaptırılan tespite ilişkin masrafların dava değeri olarak dava edilemeyecek olup dava sonunda yargılama gideri olarak davanın kabul ve ret oranına göre tahsili gerektiğinden davacının bu kısma ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;1.624.000,00.-TL'nin haksız fiil tarihi olan 17/07/2023 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı ... Genel Müdürlüğü vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin bulunmadığını,somut olayda, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihi ve türünün hatalı olduğunu, huzurdaki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Davacı tarafından, davalıların kusurlu eylemi sebebiyle uğradığı zararların tazmini talepli tazminat istemine ilişkindir. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 16/9/2024 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman heyet raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın ve tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı,davalının BK'nın 55. maddesi gereğince adam çalıştıran sıfatıyla kusursuz sorumlu olduğu, işi istisna sözleşmesi ile diğer davalıya devretmesi nedeni ile sorumluluktan kurtulamayacağı, aksine müteselsilen sorumlu olmaya devam edeceği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf isteminin reddi gerekir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Taraflarca talep edilmesi halinde bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Bu duruma göre İlk Derece Mahkemesince faiz başlangıç tarihi olarak haksız fiil tarihinin esas alınması usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir (Emsal nitelikte Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/11851 Esas- 2023/13357 Karar, 2021/2332 Esas-2022/9291 Karar sayılı ilamları). 3095 sayılı Yasa’nın 2/3. maddesi gereğince gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dâhil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C. ... Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.Davanın niteliği, tarafların tacir olması ve yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında haksız eylem tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi doğrudur.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1121 Esas 2024/984 Karar sayılı 17/10/2024 günlü kararına yönelik davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 110.935,44 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 27.733,86 TL'nin mahsubuyla bakiye 83.201,58 TL harcın davalı ... Genel Müdürlüğü'nden tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/01/2026