T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1686 Esas KARAR NO : 2026/449 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2018 NUMARASI : 2016/146 Esas, 2018/1211 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ(Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GE…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1686 Esas KARAR NO : 2026/449 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2018 NUMARASI : 2016/146 Esas, 2018/1211 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ(Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkiline ait otel ve tesislerde kamp yapmak amacı ile müvekkili ile 08.06.2015 tarihinde konaklama sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye istinaden 19.07.2015-03.08.2015 tarihleri arasındaki konaklama ve sözleşmeye dahil olmayan ekstra harcamalara ilişkin müvekkili tarafından tarafından düzenlenen 14.08.2015 tarihli ve 105.000,00 TL tutarındaki faturayı tebliğ alıp itiraz etmeyen davalının, faturanın 25.000,00 TL bakiyesini ödemediğini, ihtarname ile de ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 8. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 08.06.2015 tarihli konaklama sözleşmesinden doğan borcunun tamamını ödediğini, bu kapsamda davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, 14.08.2015 tarihli, 105.000,00 TL tutarlı faturanın konaklama ile birlikte sözleşmeye dahil olmayan ekstra harcamalara ilişkin olduğu iddia edilmiş ise de, sözleşme kapsamında bulunmayan ekstra harcamaların neler olduğuna ve hangi ekstra harcamaların faturalandırıldığına dair herhangi bir açıklama yapılmadığını, bu husus destekleyecek bir belgenin de sunulmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla likit bir alacaktan bahsedilemeyeceğinden icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kabulü gerektiği gerekçelerine istinaden "Davacının davasının kısmen kabulü ile; davalının Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 59.441,85 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin icra takibindeki talep gibi devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine; alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 11.888,37 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Davacı vekili 02/11/2020 tarihli tashih talepli dilekçesi ile; hüküm kısmında maddi hata yapıldığını, zira dava konusu İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi olmasına rağmen Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik hüküm kurulduğunu, hükmün kısa karara uygun olarak düzenlenmesini talep etmiştir. Mahkemenin 25/02/2020 tarihli tavzih kararı ile, hüküm kısmında sehven yanlış yazılan 1. ve 2. maddenin tamamının kaldırılması ile hükmün "1-Davacının davasının KABULÜ İLE; Davalının İstanbul 8.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 25.000,00-TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin asıl alacağı yıllık %9 oranında yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, 2-Alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 5.000,00-TL' nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," şeklinde tavzihen düzeltilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın yasal 1 yıllık süresi içinde açılmadığından usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, sözleşme gereğince davacı taraftan aldığı hizmet karşılığında yapması gereken tüm ödemeleri eksiksiz yaptığını ve sözleşme çerçevesinde davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, 14.08.2015 tarihli, 105.000,00 TL tutarlı faturanın konaklama ile birlikte sözleşmeye dahil olmayan ekstra harcamalara ilişkin olduğu iddia edilmiş ise de, sözleşme kapsamında bulunmayan ekstra harcamaların neler olduğuna ve hangi ekstra harcamaların faturalandırıldığına dair herhangi bir açıklama yapılmadığını, buna ilişkin somut bir belgenin de sunulmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklı bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul 8. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında 25,000,00 TL asıl alacak ve 36,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.036,99 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla yazılan talimat üzerine düzenlenen bilirkişi raporu Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulmuştur. Akabinde davacının ticari defterlerinin incelendiği bilirkişiden rapor alınarak bilirkişi raporuna istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında, ... Kulübünün 19/07/2015-03/08/2015 tarihleri arasında davacıya ait otel ve tesislerde yapacağı kampın konaklama şartlarının düzenlendiği 08/06/2015 tarihli sözleşme akdedildiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Dava konusu takibe dayanak fatura, davacı tarafından davalıya düzenlenen "konaklama bedeli" açıklamalı, 14/08/2015 tarihli, ... numaralı, 105.000,00 TL bedelli fatura olup davacı bu faturanın, ödenmediğini iddia ettiği 25.000,00 TL'si için işbu takibi başlatmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, bu faturanın konaklama ile birlikte sözleşmeye dahil olmayan ekstra harcamalara ilişkin düzenlendiğini belirtmiştir. Davalı vekili ise, müvekkilinin sözleşme kapsamında aldığı hizmet karşılığında yaptığı ödeme sebebiyle borcunun bulunmadığını, ayrıca faturaya konu ekstra harcamaların dayanağının olmadığını savunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde ayrıntılı bir şekilde hükmün kapsamı düzenlenmiş olup hükmün hangi hususları kapsayacağı maddeler halinde ve açıkça belirtilmiştir. Bu maddenin 2. fıkrasına göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Ayrıca Kanunun 298. maddesinin 2. fıkrasında ise, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup HMK’nın 297/2. ve 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da imkansız kılmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3006 Esas 2022/5241 Karar Sayılı ilamı). Somut olayda, davacı İstanbul 8. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece tefhim edilen kısa kararda, davanın kabulü ile, anılan dosya yönünden itirazın iptaline karar verilmiş ise de, gerekçeli karara ilişkin hüküm fıkrasında bu dosya ile ilgisi bulunmayan bir hüküm tesis edildiği anlaşılmakla HMK'nun 298/2 fıkrasına aykırı şekilde çelişki yaratılmış olup bu şekilde tesis edilen karar usul ve yasaya uygun değildir. Ayrıca 6100 sayılı HMK'nun 305/2 fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile değiştirilemeyeceğinden davacının tashih talepli dilekçesi üzerine mahkemece hüküm fıkrasının, tefhim edilen kısa karara göre tavzihen düzeltilmesine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kabul şekline göre, mahkemenin, yasal düzenlemelerin aksine gerekçesiz şekilde oluşturduğu kararı bu yönden de usul ve yasaya uygun değildir. Şöyle ki, somut olayda, mahkemenin gerekçeli kararında bilirkişi raporları özetlendikten sonra sonuç olarak denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, kararda rapora hangi nedenle itibar edildiği hususunda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi iddia ve savunmanın değerlendirilmesi yönünden hangi tarafın haklı, hangisinin haksız olduğu hususunda da mahkemece herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Özellikle davalının ekstra harcamalara yönelik savunması hakkında, davacı vekilinin yargılama aşamasında ekstra harcamalara ilişkin sunduğu toplam 1.205,00 TL bedelli sipariş fişleri sözleşme hükümleri ile birlikte tartışılıp değerlendirilerek bir görüş ve kanaat ortaya konmamıştır. Öte yandan davalı borçlu icra takibine yönelik itirazında ayrıca icra dairesinin yetkisine de itiraz ederek Batman İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu ileri sürmesine rağmen Mahkemece hakkında bir değerlendirme yapılmayan bu itiraz da kesin olarak bir sonuca bağlanmamıştır. Bunun dışında icra inkar tazminatının neden kabul edildiğine yönelik karar gerekçesinde bir açıklama da bulunmamaktadır. Yasal düzenleme uyarınca, kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/146 Esas, 2018/1211 Karar sayılı ve 21/12/2018 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 426,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 305,05 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davalı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/04/2026