TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO:2022/1599 KARAR NO:2026/159 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:17/02/2022 NUMARASI:2016/1178 Esas - 2022/117 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat KARAR TARİHİ:17/02/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/05/2016 tarihinde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO:2022/1599 KARAR NO:2026/159 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:17/02/2022 NUMARASI:2016/1178 Esas - 2022/117 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat KARAR TARİHİ:17/02/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/05/2016 tarihinde ... plakalı sigortasız motosiklet üzerinde yolcu olan davacının geçirdiği kaza sonucu ağır şekilde yaralandığını beyanla, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000 TL kalıcı maluliyet nedeniyle maddi tazminatın, davalıya yapılan başvuru tarihinden 8 işgünü itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın tazminat haklarından feragat ettiğini, temlik alan sıfatıyla dava açan ...'ın da taleplerinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; "alacağı kısmen temlik eden davacı ...'ın dava dilekçesindeki talebine konu 1.000 TL ile ıslah talebine konu 239.000 TL olmak üzere toplam 240.000 TL sürekli iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminatın;alacağı kısmen temlik alan davacı ...'ın ıslah dilekçesine konu olan 70.000 TL sürekli iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminatın, davalı Güvence Hesabından davalının teminat limiti olan 310.000 TL ile sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 01/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ayrı ayrı tahsili ile ayrı ayrı davacılara verilmesine karar" verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; davacı ...'ın, diğer davacı ...'tan alacağı temlik aldığını, temlik alacağının reddi gerektiğini, davacı ...'ın velisi olan babasının daha önce müvekkiline başvuru yaptığını, ancak ...'ın reşit olmasından sonra davadan feragat ettiğini bildirdiğini, dava öncesinde yapılan başvuru neticesinde, eksiklikler olduğunun tarafa bildirildiğini, eksikler giderilmeden dava açıldığından başvuru şartının yerine getirilmediğini, aracın tescil belgesi ve cinsi araştırılmadığından, sigorta yapılması zorunlu araçlardan olup olmadığının tespit edilmediğini, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların değerlendirilmediğini, maluliyetin uygun yönetmelik hükümlerine göre hesaplanmadığını, tazminat raporunun teknik faiz esas alınarak hazırlanması gerektiğini belirtmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir.Davacı vekili, 19/08/2016 tarihinde davalıya başvurusunu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açtığına göre KTK'nin 97. maddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulünde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. 7251 sayılı Kanun'un 57. md. ile 5684 Sigortacılık Kanunu'na eklenen ve 28/07/2020 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren ek 6/2. maddesi uyarınca "Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez." hükmüne yer verilmiştir. Ancak eldeki davada davacı alacağının bir kısmını, anılan yasal düzenlemeden önce noterde düzenlenen ve dava dilekçesine ekli belge ile 10/08/2016 tarihinde (dava tarihin olan 01/12/2016 tarihinden de önce) ... adlı kişiye temlik etmiştir. Bu nedenle davacı tarafça dosyaya sunulan temlikname (10/08/2016 tarihli) ile alacağın temlik edildiğinin kabul edilmiş olmasında isabetsizlik yoktur.Somut olayda, kazaya yol açan motosikletin silindir kapasitesinin 50 santimetreküpten fazla olduğunun mahkemece belirlenmesi ve bunun aksinin davalı tarafça ispat edilememesi karşısında davalı vekilinin bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan "İbraname, Feragatname ve Makbuz" başlıklı 03/10/2020 tarihli belgenin incelenmesinde, dava konusu kaza nedeniyle haklarından feragat ettiğini belirtildiği anlaşılmıştır.6098 sayılı TBK'nin 131 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve borcun sona ermesi hallerinden biri olan ibra; borçluyu borcu ifa etmeden borçtan kurtarmak hususunda alacaklı ile borçlunun anlaşmasıdır. Diğer bir ifade ile ibra alacaklının borçlu ile yaptığı bir akit ile alacağından vazgeçerek borçluyu borçtan kurtarmasıdır.Nitekim TBK'nin 132. maddesinde ibra ve sözleşmenin düzenlenme biçimi; "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." biçiminde düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesinde ise “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; davacının imzaladığı ibraname tarihinden sonraki iki yıllık hak düşürücü sürede davanın açılmış olmasına göre, herhangi bir tazminat ödemesi de olmadan, sorumluluğu ortadan kaldıran bu anlaşma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacının maluliyet durumunun, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin uygun yönetmelik hükümlerini gözeterek düzenlediği raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporun yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu konudaki istinaf itirazları da isabetli görülmemiştir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.Bu durumda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, asgari ücret üzerinden geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği anlaşılmakla usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında ve buna göre davalının poliçe limitiyle sorumluluğuna karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından bu hususlara değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 21.176,10 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.295 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.881,1 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3.Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/02/2026