TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/06/2021 NUMARASI : 2020/475 Esas, 2021/519 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınır…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/3519 KARAR NO : 2025/1279 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/06/2021 NUMARASI : 2020/475 Esas, 2021/519 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından haksız olarak itiraz edildiği iddiasıyla açılan itirazın iptali davası olup, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı davalı yan istinaf etmiştir.Davacı vekili özetle, müvekkili ile davalı şirket arasında Bağcılar/İstanbul adresinde bulunan bir adet 8 duraklı 625 kg 3300 Schindler, bir adet 8 duraklı 2000 kg 5500 Schindler model asansörün temin ve tesisi için sözleşme yapıldığını, işin müvekkil şirket tarafından yapıldığını ve tesliminin gerçekleştirildiğini, sözleşmede toplam iş bedelinin yalnız 60.000,00 USD+ KDV olarak belirlendiğini, kesilen faturadaki 10.800,00-USD KDV ile toplam fatura bedelin 70.800,00-USD olduğunu, 13.03.2018 tarihli fatura kesildiğini, kesilen bu faturaya istinaden davalı tarafın bir kısım ödemeler yaptığını, ancak kalan 10.888,86 USD borcunu ödemediğini, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve dayanaksız olarak itiraz ederek icra takibini durduğunu belirterek davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle, davacı tarafından davaya konu olan davanın süresinde açılmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, 13.09.2018 tarih ve 30534 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 12.09.2018 tarih ve 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na (85 sayılı Karar) ilişkin Türk Parasını Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ilişkin Tebliğ ‘de değişiklik yapılmasına dair 2018-32751 Nolu Tebliğ 6.10.2018 tarih ve 30557 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini ve müvekkil şirketin davacı şirket ile ilgili sözleşmeden kaynaklı borç bulunması halinde Tebliğ’ belirtilen ve 02/01/2018 tarihinde gösterge niteliğindeki TCMB efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan TL cinsinden ödenmesinin talep edilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ile birlikte davacı yanın asansör yapım ve montaj işlemleri ayıplı olduğu gibi aynı zamanda eksik ifa içerdiğini, bahsedilen ayıp ve eksik ifadan ötürü müvekkil şirketin dava konusu edilen asansör yapım işini başkaca bir yükleniciye yaptırmak zorunda kaldığını belirterek davanın reddini, alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmiştir.Mahkemece 29/06/2021 tarihli karar ile, davacı tarafın davalı tarafa iki adet asansör imalatı gerçekleştirdiği ancak davalı tarafın bakiye borcu ödemediği, yapılan icra takibine borcu olmadığından bahisle itiraz ettiği, icra takibine itiraz üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu taraf ticari defterlerinin 10.840,91 USD borç - alacak yönünden birbirini doğruladığı, yapılan asansörlerin sorunsuz ve kusursuz olarak çalıştığının tespit edildiği, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:...)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/52)'in dava ile bir ilgisinin bulunmadığı gerekçeleriyle 10.840,91 USD asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça bilinebilir ve likit olan borç için yapılan takibe ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, icra takibine 01.3.2019 tarihinde itiraz edildiğini, 28.6.2019 tarihinde son arabuluculuk tutanağı imzalandığını, her ne kadar dava dilekçesinde 11.6.2020 tarihi yazılı ise de tevzi formunda dava açılış tarihinin 02.9.2020 olduğunu, bu nedenle 1 yıl içinde dava açılmadığından davanın reddi gerektiği, dava dilekçesinin müvekkiline usulsüz yapıldığını, davacının işi eksik ve ayıplı olarak ifa ettiğini, arızaların müvekkilinin taşeronlarına gidertildiği, Türk Parasını Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ilişkin Tebliğ'de değişiklik yapılmasına dair 2018-32751 Nolu Tebliğ'in uygulanması gerektiğini, emredici düzenleme gereğince müvekkil şirketin davacı şirket ile ilgili sözleşmeden kaynaklı borç bulunması halinde Tebliğ’de belirtilen ve 2/1/2018 tarihinde gösterge niteliğindeki TCMB efektif satış kurunun esas alınması gerektiğini ve bu nedenle takip talebindeki döviz kuruna itiraz ettiklerini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına ve nispi avukatlık ücretine hükmedilmesinin haksız olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davacı, davalıdan alacaklı olduğu iş bedeli için icra takibi yaptığını, davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, itirazın iptali davasının süresinde açılmadığını, ayrıca işin eksik ve ayıplı yapıldığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Dosyaya getirtilen İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine 14/02/2019 tarihinde 10.888,86-USD asıl alacak üzerinden 7 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 26/02/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu vekili tarafından 01/03/2019 tarihine ödeme emrine, borca ve tüm fer'îlerine itiraz edildiği, yapılan itirazın süresinde olduğu görülmüştür. 12/03/2021 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle, davacı ile davalı arasında 12.07.2017 tarihinde Asansör Temin ve Tesisi Sözleşmesi imzalanmış olduğu, davacı tarafından 60.000,00 USD + KDV fatura düzenlenmiş olduğu, davacının alacağın bir kısmını tahsil ettiği, 10.840,91 USD tutarın hala alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerinin davacı ticari defterlerini teyit ettiği, davalı yan kayıtlarına göre de davacının 10.840,91 USD alacaklı olduğu, dava konusu asansörlerin sorunsuz ve kusursuz olarak çalıştığının davalı vekili tarafından beyan edildiği belirtilmiştir.Davalı vekili her ne kadar itirazın iptali davasının 1 yıllık sürede açılmadığını iddia etmiş ise de, icra takibine yönelik itirazın davacıya tebliğ edilmediği, davacı beyanına göre arabuluculuğa başvurulduğunda itirazın öğrenildiği, davacının bu beyanının aksini gösterir bir delilin dosyada bulunmadığı, Covid-19 salgını nedeniyle 7226 Sayılı Kanunla dava açma sürelerinin 13.3.2020-30.4.2020 tarihleri arasında durdurulduğu, sonrasında yapılan düzenlemeler ile bu sürelerin 01.5.2020-15.06.2020 tarihleri arasında da uzatıldığı, dolayısıyla arabuluculuk son tutanağından itibaren başlayan dava açma süresinin 13.3.2020-15.6.2020 tarihleri arasında durması nedeniyle duran bu sürelerin 16.6.2020 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, davanın 02.9.2020 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Diğer taraftan davalı vekili Türk Parasını Koruma Hakkında 32 sayılı Karar ilişkin Tebliğ'de değişiklik yapılmasına dair 2018-32751 Nolu Tebliğ'in uygulanması gerektiğini, emredici düzenleme gereğince müvekkil şirketin davacı şirket ile ilgili sözleşmeden kaynaklı borç bulunması halinde Tebliğ’de belirtilen ve 2/1/2018 tarihinde gösterge niteliğindeki TCMB efektif satış kurunun esas alınması gerektiğini ve bu nedenle takip talebindeki döviz kuruna itiraz ettiklerini belirtmiş ise de, söz konusu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden bu yönüyle de davalı istinaf gerekçesine itibar edilmemiştir.Davalı tarafça, her ne kadar ayıp ve eksik iş iddiası ileri sürülmüş ise de, buna ilişkin ispat edici bir delil dosyaya sunulmamıştır. Davalı tarafça keşif sırasında bilirkişiye söz konusu ayıbın kendi taşeronlarına gidertildiği, bu nedenle elde fatura vs belge olmadığının söylendiği, yine keşif tarihi itibariyle asansörde bir sorun olmadığı belirtildiğinden mahkemece eksik ve ayıplı iş iddiasının ispat edilemediğine dair kararı yerinde görülmüştür.Davalı tarafça her ne kadar icra inkar tazminatına ve nispi avukatlık ücretine hükmedilmesine yönelik hükmün de hatalı olduğu iddia edilmiş ise de, alacak miktarının davalı tarafça bilinebilir olması, eksik ve ayıplı işe dair değerlendirme yapılmasını gerektirir hiçbir somut delil ibraz edilememesi ve bu hususta soyut iddiadan öteye geçilmemesi karşısında alacağın likit olduğuna dair mahkeme kararı isabetli bulunmuştur. Öte yandan alacağın para borcu olduğu görülmekle nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir usulsüzlük görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davalı istinafının reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/06/2021 tarih ve 2020/475 Esas, 2021/519 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 6.467,82 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.617,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.850,82 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.