T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/313 Esas KARAR NO : 2026/490 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/01/2026 NUMARASI : 2025/418 Esas, 2026/7 Karar DAVA: İFLAS (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 03/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçe…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/313 Esas KARAR NO : 2026/490 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/01/2026 NUMARASI : 2025/418 Esas, 2026/7 Karar DAVA: İFLAS (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 03/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının müvekkiline olan ve havale dekontları ile sabit olan borcunu ödemediğini, bunun üzerine İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine iflas yolu ile takip başlattıklarını, iflas ödeme emrinin 08/02/2022 tarihinden davalıya tebliğ edildiğini, takibin itiraz edilmeden kesinleştiğini ileri sürerek alacağın ferileri ile birlikte ödenmesi için davalıya depo emri çıkartılmasını ve borcun ödenmemesi halinde İİK'nın 156/1 fıkrası gereğince davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın ödeme emrinin davalıya tebliğ tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde açıldığı, davacının iflas avansını yatırdığı, iflası istenen borçlunun diğer alacaklılarının davaya müdahale veya itirazda bulunmadığı, davalının depo emri tebliğine rağmen borcu ödemediği gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Dairemizin 2023/706 Esas, 2023/723 Karar sayılı kararı ile; davalının iflas ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği şikayetine dair İstanbul 34. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/255 Esas sayılı dosyasının sonuçlanmasının beklenmesi gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğine dair şikayetinin reddedildiği, kararın kesinleştiği, buna göre adi iflas takibinin itiraz edilmeden kesinleştiği, davalının depo emri tebliğine rağmen borcu ödemediği gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Dairemizin 2025/458 Esas, 2025/766 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin 07.11.2024 tarihli duruşmaya, Çorlu 2. Ağır Cezam Mahkemesinde aynı gün duruşması bulunduğu gerekçesiyle katılamayacağına dair mazeret dilekçesi sunduğu, mazeret dilekçesine anılan mahkemelerin duruşma tutanağını da eklediği, vekilin aynı gün ve saatlerde birden fazla mahkemede duruşması bulunması halinde hepsine ayrı ayrı katılması mümkün olmadığından, davalı vekilinin mazeretinin reddiyle davalı vekilinin yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm tesis edilmiş olmasının hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, kararın kaldırılmasından sonra yapılan yargılama sonucunda; adi iflas takibinin itiraz edilmeden kesinleştiği, davalının depo emri tebliğine rağmen borcu ödemediği gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının aynı alacak nedeniyle daha önce iflas yolu ile takip başlattığını, ancak itiraz üzerine bu takibin durduğunu, davacının itirazın iptali için dava açmak yerine tekrar ayrı bir takip başlattığını, taraflar arasında adi ortaklık olduğunu, adi ortaklık tasfiye edilmeden bir ortağın diğerinden alacak talep edemeyeceğini, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/584 Esas sayılı dosyasında açtıkları menfi tespit davası nedeniyle adi ortaklığın tasfiye süreci henüz gerçekleşmemiş olup, bu dava sonucunda hangi tarafın alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, iflas davasında menfi tespit davasının beklenmesine gerek olmamakla birlikte ödeme defi ve alacağın varlığına iliştin ciddi kuşkular varsa menfi tespit davasının beklenmesi gerektiğini, sundukları uzman raporuna göre takipte istenen işlemiş faizin hatalı hesaplandığını, bu nedenle depo emri tutarının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin borca batık da olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, İİK'nın 158. maddesi uyarınca kesinleşmiş icra takibi nedeniyle borçlunun iflası istemine ilişkindir. İİK'nın 155. maddesi; "Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur." hükmünü, aynı Yasa'nın 156/1 maddesi; "Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir." hükmünü düzenlemektedir. İİK'nın 158/1. maddesi uyarınca iflas takibi kesinleştiğinde İİK'nın 166. maddesinde belirtilen usulle ilan edilmesi gerekir. Somut olayda, davacının davalı şirket aleyhine toplam 2.180.476,89 TL asıl alacak ve işlemiş faizin tahsili için İstanbul 20. İcra Dairesi'nin... Esas Sayılı dosyasında iflas yolu ile adi takip başlattığı, ödeme emrinin 08.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun takibe itiraz etmediği, davacının ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde, 26.04.2022 tarihinde, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinden borçlunun iflasını talep ettiği mahkemece iflas takibinin kesinleştiğinin İİK'nın 166. maddesi uyarınca ilan edildiği, ancak davaya katılan olmadığı, davalıya çıkartılan depo kararına rağmen borcun ödenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece depo emri gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiş, davalı şirket hükmü istinaf etmiştir. 1-Davalı şirket, taraflar arasında adi ortaklığın tasfiyesi tamamlanmadan alacak talep edilemeyeceği, bu nedenle açtıkları menfi tespit davasının sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğini, ayrıca takipte istenen işlemiş faizin fazla hesaplandığını belirterek hükmü istinaf etmiştir. İİK'nın 158/2 maddesi uyarınca borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemişse, mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir. Şu halde, davalının takibe itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, usulüne uygun depo emrine rağmen borcu ödemediği, Yargıtay 19. HD'nin 10.03.2010 tarih, 12977/2514 karar ve 11.06.2009 tarih ve 5200/5642 sayılı kararlarında belirtildiği üzere iflas davasından sonra açılan menfi tespit davasının beklenmesine gerek olmadığı gözetildiğinde davalının istinaf nedeni yerinde değildir. Yine davalı takipte istenen işlemiş faizin fazla hesaplandığını savunmuşsa da, icra dairesince duruşma günü dikkate alınarak alacak hesaplanması ve davalıya alacağı ferileri ile birlikte gösterir depo emri çıkartılmasında isabetsizlik görülmemiştir. 2-Ayrıca davalı borca batık olmadıklarını belirterek iflas kararının kaldırılmasını istemiştir. İİK'nın 158/2 maddesi uyarınca borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemişse, mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir. Somut olayda davalının takibe itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, usulüne uygun depo emrine rağmen borcun ödenmediği, davacının iflas gideri ve iflas avanslarını da yatırdığı gözetildiğinde, Mahkemece davalının iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmayıp, davalı şirketin borca batık olup olmamasının İİK'nın 158/2 fıkrası kapsamında iflas kararı verilmesine etkisi bulunmamaktadır. Sonuç olarak davanın kabulü ile davalının iflasına dair ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/418 Esas, 2026/7 Karar sayılı ve 08/01/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.02/04/2026