TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 24/06/2021 NUMARASI : 2018/501 Esas, 2021/527 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 30/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlen…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1395 KARAR NO : 2025/882 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 24/06/2021 NUMARASI : 2018/501 Esas, 2021/527 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 30/10/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında, satışını yapmış oldukları liftlerde kullanılmak üzere süregiden bir elektronik kart alımına ilişkin ticari ilişkinin var olduğunu, satın alınan kartlarda sürekli arızalar meydana gelmesinden dolayı müşterilerden sürekli şikayetler alındığını ve itibarlarının zedelendiğini, davacının kartlarda arıza olmadığını iddia etmesi nedeni ile kendilerinin kartları değiştirdiğini, kartların ayıplı olduğunu, bu nedenle kendilerinin iade faturası düzenleyerek davalıya gönderdiklerini, ancak davalının bu iade faturasını iade ettiğini, davalının TTK md.2l uyarınca 8 günlük süreye uymadığını, dolayısı ile zımnen de olsa iade faturasını kabul ettiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden 15.090,71 TL asıl alacak, 1.075,85 TL işlemiş faiz alacağı ve 175,12-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 16.341,68 TL'nin davalıdan tahsili için ilamsız icra takibi başlattıklarını belirterek, davalı tarafça bu takibe karşı yapılan itirazın iptaline ve davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ürünlerin yasal süresi içinde iade edilmediğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, ayıplı ifa iddiasının doğru olmadığını, ürünlerin davacı tarafından testleri yapılıp "test edilmiştir" ibaresi içeren etiket yapıştırılarak teslim alındığını, davacının ücretsiz aldığı numune ürünü dahi iade faturasında gösterdiğini ve müvekkiline iade ettiğini, iade edilen ürünlerden 13 adedinin müvekkiline ait ürünler olmadığını, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Taraflar arasında 2015 yılında başlayan ticari ilişki devam ederken, 2018 yılında son alınan ürünlerden dolayı tarafların ihtilafa düştükleri, davalı tarafından davacıya şimdiye kadar yaklaşık 250 adet elektronik kontrol cihaz satışının yapıldığı, en son gönderilen 50 adet cihazın 43 adedinde anlaşmazlık meydana geldiği, önceki 200 adet cihazın ise halen davacı tarafından satılan liftlerde kullanılarak sahada aktif olarak çalıştığı, taraflarca arızalı elektronik kartlar hakkında bir dizi toplantı yapıldığının dosyadaki mail yazışmalarından anlaşıldığı, böylelikle davacı şirketin davalı şirkete ayıp hakkında ihbarda bulunduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen iade faturasına konu 43 adet elektronik kartın 15.090,71 TL faturası ile birim fiyatının davalı şirketin düzenlediği satış faturası birim fiyatı ile uyumlu olduğu, 24/05/2021 tarihli son heyet bilirkişi raporunda; "Toplam 42 Adet Elektronik Kontrol Cihazı üzerinde yapılan incelemede, tamamının besleme gerilimini alarak çalıştığı, 3 tanesinin tüm fonksiyonlarını yerine getirerek çalıştığı, diğer 39 tanesinin ise “fark hatası” vererek Lift ayaklarının sınır anahtarına kadar hareket ettiği, yazılım ile belirlenen seviyede durmadığı, 5 tanesinin ayrıca hata ikazı verdiği ve bu hali ile sağlıklı çalışmadıkları tespit edilmiştir." şeklinde teknik değerlendirmelerde bulunulduğu, buna göre davalının satıma konu 42 adet ürünü ayıplı olarak teslim ettiği, davacının bu mallardan beklediği faydanın gerçekleşmediği, bu durumda davacının seçim hakkı olarak seçtiği satıma konu malın iadesi ile ödediği bedelin tahsilini talep edebileceği, 43 adet elektronik kartın fatura bedeli olan 15.090,71 TL orantılanarak 42 adet elektronik kartın 14.739,76 TL olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği, kusur durumunun belirlenmesinin muhakemeye ihtiyaç duyduğu hususu nazara alınarak davalı tarafın yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması beklenemeyeceğinden icra inkar tazminatına hükmedilmediği, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü anlaşılmakla davacının temerrüd faizine hak kazandığı gerekçesiyle, 1.Davanın kısmen kabulü ile, a-İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasındaki davalı borçlu itirazının 14.739,76-TL asıl alacak, 1.072,27-TL işlemiş faiz alacağı, 175,12-TL ihtarname alacağı olmak üzere toplam 15.987,25-TL alacak tutarı yönünden iptaline ve icra takibinin devamına, b-Fazlaya dair taleplerin reddine, c-İcra İnkar tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;1-)Ticari satışlarda ayıp ihbar sürelerinin TTK 25/3 maddesi gereğince 2 ve 8 gün olduğunu ve bu ihbar sürelerine uyulmaması halinde alıcının değişim, bedel iadesi gibi seçimlik haklarını kullanamayacağınını, somut olayda davaya konu ürünlerin 46 adedinin 22.11.2017 tarihinde, 4 adedinin ise 24.01.2018 tarihinde satılıp teslim edildiğini, davacının bu tarihlerden 7 ve 5 ay sonrasında 23/06/2018 tarihli 15.090,71 TL'lik iade faturasını düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, buna göre davacının kendisine tesliminden sonra yasal sürelere uymayarak iadede bulunduğunu, Mahkemenin kararda ayıp ihbarına gerekçe yaptığı Temmuz 2018 tarihli mail yazışmalarının da kanuni ihbar sürelerinden çok sonra (6-7 ay) yapıldığını,2-)24.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda 3 adet kartın tüm fonksiyonlarını yerine getirdiği ve ayıplı olmadığının belirtildiğini, buna göre mahkeme kararının gerekçesi ile bilirkişi raporunun çelişmekte olduğunu,3-)Alınan bilirkişi raporlarının hiçbirinde müvekkilinin tam kusurlu olduğunun tespit edilmediğini, davacının ilk raporda %90 kusurlu, diğer raporlarda da %50 kusurlu bulunmasına rağmen davanın kabulüne karar verildiğini,4-)Davacı tarafça ürünlerin test edilerek satın alındığını ve ürünlerin üzerine -OK Test Edilmiştir- etiketi yapıştırıldığını, bu durumun bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, davacı tarafından dava konusu ürünler çalışır vaziyette teslim alınmış olmasına rağmen yaklaşık 7 ay sonra müvekkiline iade edildiğini, dava konusu kart ürünlerinin üzerindeki -ok test edilmiş ibaresinin hangi şekil ve durumda kim tarafından kartlara yazıldığının, test edilip edilmediğinin davacı tarafa açıklatırılması ve isticvabının sağlanması gerektiğini,5-)Dava konusu ürünlerin yaklaşık 3 yıl önceki teknoloji ile üretildiğini, ancak bilirkişi incelemesinde bu kartların yeni teknolojisi olan lift makinesinde incelendiğini, ayrıca iadesi yapılan kartların yaklaşık 3 yıl boyunca beklediğini ve incelemesinin Mayıs 2021 tarihinde yapıldığını,6-)Davacı tarafın arızalı ve ayıplı olduğunu iddia ederek iade ettiği ürünlerden bir tanesinin numune ürün olup, müvekkili tarafından önceki bir tarihte incelenmesi ve denenmesi amacıyla ücretsiz olarak davacıya gönderildiğini, davacı tarafın numune olan ürünü dahi faturalandırdığını ve müvekkiline iade ettiğini, bu ürün görselinin mahkemeye sunulmuş olduğunu,7-)Davacı tarafın iade ettiği ürünler arasında yer alan 13 ürünün ise müvekkil ait olmayan ürünler olduğunu, müvekkiline ait ürünlerin teknik alt yapısı ile iç dizaynının iade edilen 13 üründen farklı olduğunu, müvekkili tarafından üretilen ve satılan kartların seri numaraları bulunduğunu, bu hususlar ile ilgili olarak ayrıntılı bir şekilde inceleme yaptırılması gerektiğini,8-)Davacıya satılmış olan dava konusu kartların davacının kendi müşterilerine yeniden satışı yapıldığı ve sahada ayıbın ortaya çıktığı düşünülse dahi davacının kendi müşterilerinden gelen şikayetler ile ilgili olarak müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek,kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde kararının bozularak yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Taraflar arasında "özellikleri belirlenen elektronik kartların davalı tarafından üretilerek davacıya teslimi" hususunda 2015 yılından beri süregelen sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kurulmuş olup, bu sözleşme gereğince davalı yüklenici tarafından en son 50 adet Elektronik Kart 2018 yılında yapılmış ve davacı işsahibine teslim edilmiştir.Davacı iş sahibi davaya konu takipte, bu sözleşme ilişkisi kapsamında en son teslim edilen elektronik kartların 43 adedinin ayıplı olarak imal edildiği gerekçesiyle sözleşmeden dönme hakkına dayanarak bu kartlar için ödemiş olduğu 15.090,71 TL bedelin davalıdan tahsilini talep etmiş olup, davalı tarafın cevabına göre aralarındaki uyuşmazlık, davalı tarafından yapılan bir kısım elektronik kartların ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı ve davacının sözleşmeden dönerek ödediği bedeli talep edip edemeyeceği hususlarındadır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında önce Elektronik ve Haberleşme Mühendisi ile Mali Müşavirden oluşan 2 kişilik bilirkişi heyetinden kök ve 2 adet ek raporlar, daha sonra ise yeni oluşturulan 2 Elektrik-Elektronik Mühendisi ve 1 Makine Mühendisi bilirkişiden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden kök ve 1 adet ek rapor alınmış ise de, söz konusu kök ve ek raporların içerikleri göz önünde bulundurulduğunda, somut uyuşmazlığı kesin bir şekilde çözüme kavuşturmaya, ihtilaf konusu ürünlerdeki ayıpların niteliğini ve süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunmadığını açıklığa kavuşturmaya yeterli olmadıkları gibi, raporlar arasında tam bir uyum da bulunmadığı, raporlarda sonuç olarak ayıpların ortaya çıkmasında taraflara eşit kusur verilmiş ise de ilk bilirkişi heyeti tarafından bu sonuca tarafların kusurlarının bu şekilde belirlendiği belirtilerek varılırken, ikinci bilirkişi heyeti tarafından bu sonuca ayıbın meydana gelmesine hangi tarafın kusurunun etkili olduğunun tam olarak belirlenememesi sebebiyle bu şekilde kusur belirlendiğinin belirtildiği, kaldı ki Mahkemece, raporlardaki bu eşit kusur görüşleri dikkate alınmadan, tespit edilen ayıplara ilişkin tüm sorumluluk davalıya yüklenerek karar verildiği, ayrıca raporların ürünlerdeki ayıpların açık mı yoksa gizli mi oldukları bakımından da çelişkili oldukları, ilk heyet tarafından tespit edilen ayıpların gizli olmadığı belirtilirken, ikinci heyet tarafından hemen fark edilemeyecek nitelikte olduklarının belirtildiği, ayıp ihbarının süresinde olup olmadığının da eser sözleşmesi düzenlemeleri göz önünde bulundurularak tam olarak belirlenmediği, Mahkemece de gerekçeli kararda bu yönde bir değerlendirme yapılmayıp sadece ayıp ihbarında bulunulduğunun belirtildiği, ayrıca davalı tarafça istinaf dilekçesinde olduğu gibi aşamalarda da ileri sürülen, ayıplı olduğu tespit edilen 13 adet ürünün kendisine ait olmadığı itirazının ilk heyet raporunda değerlendirilip bu husus belirlenemez denilirken, ikinci heyet kök ve ek raporlarında bu itirazın değerlendirilmediği, gerekçeli kararda da buna dair bir değerledirme yer almadığı, yine aynı şekilde ileri sürülen numune ürünün ücretsiz olmasına rağmen iade faturasına konu edildiği itirazının da ne raporlarda ne de gerekçeli kararda değerlendirilmediği, buna göre Mahkemece eksik tahkikat ve değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden, iddia edilen ayıpların varlığına, niteliğine (açık-gizli ayıp), davacının makul sürede ayıp ihbarında bulunmuş kabul edilip edilemeyeceğine, bu ayıpların kimden kaynaklı olarak ortaya çıktığına, tarafların bundan sorumluluğuna dair ve davalı tarafça ileri sürülen; ayıplı olduğu tespit edilen 13 adet ürünün kendisine ait olmadığı ve numune ürünün ücretsiz olmasına rağmen iade faturasına konu edildiği itirazlarının da değerlendirildiği denetime elverişli, önceki raporlar arasındaki çelişkili görüşleri de giderecek yeni bir rapor alınarak sonucuna göre davanın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/06/2021 tarih, 2018/501 Esas, 2021/527 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.