9. Hukuk Dairesi 2017/22674 E. , 2017/13965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı-karşı davalı, asıl davada; kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti ve ikramiye alacaklarının, davalı-karşı davacı ise; karşı davada, ihbar tazminatı ile sözleşmesel tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, rekabet yasağına ilişkin davanın tefrikine asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karşı dava hakkında olumlu-olumsuz karar verilmemiştir. Hüküm süresi iç
**9. Hukuk Dairesi 2017/22674 E. , 2017/13965 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı-karşı davalı, asıl davada; kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti ve ikramiye alacaklarının, davalı-karşı davacı ise; karşı davada, ihbar tazminatı ile sözleşmesel tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, rekabet yasağına ilişkin davanın tefrikine asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karşı dava hakkında olumlu-olumsuz karar verilmemiştir. Hüküm süresi içinde davalı-karşı davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı-karşı davalı vekili özetle; davacının davalı işverene ait işyerinde Şubat 2008 tarihinde satış direktörü olarak işe başladığını, 09.05.2012 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, 09.05.2012 tarihinde davalı ile arasındaki iş ilişkisinin istifa ile son bulduğunu, davacıya çalıştığı süre boyunca ücret zammı yapılmadığını, hizmet sözleşmesinde olmasına rağmen davalının şirketin net karı üzerinden hesaplanan %10 oranında ikramiyeyi davacıya vermediğini, bu şartlar altında davacının kendisine daha iyi şartlarda teklif edilen işi geri çevirmediğini, işyerindeki ücret durumunda iyileşme olmayınca ve kendisine taahhüt edilen ikramiyeler ödenmeyince işyerinden haklı sebeple istifa etmek durumunda kaldığını, davacının son aldığı aylık brüt ücretin 11.670,00 TL. olduğunu, davalı işyerindeki toplam çalışma süresinin 4 yıl 4 ay olduğunu, davacının kıdem tazminatına hak kazandığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacıya tanınan izin hakkının her sene 4 hafta olduğunu, davacının 4 sene için 16 hafta izin hakkı olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca toplam 19 gün izin kullandığını, 93 günlük izin ücreti alacağının olduğunu, davacı ile davalı arasında yapılmış iş sözleşmesinin ikramiye başlıklı ilk kısmında şirket net karının %10’u tutarındaki miktarı 1. Yıldan sonra ikramiye olarak vermeyi taahhüt ettiğini, davalı işverenin ikramiye ödemelerini yapmadığını iddia ederek; kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve ikramiye alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile özetle; davacının kendi isteği ile istifa ettiğini, kendi isteği ile istifa eden davacının kıdem tazminatı alacağından söz edilemeyeceğini, davacının haklı nedenleri olması halinde davalıya ihtarname göndererek bunların düzeltilmesini istemesi gerektiğini, oysa davacının başka bir ticari firmaya geçmesinden dolayı ayrılmak istediğini belirtir istifa dilekçesi verdiğini, davacı tarafın önce istifa ettiğini arkasından haklı sebep aramaya çalıştığını, davacı tarafın emekli olduğu hususunda gerçekleri yansıtmadığını, davacının istifa etmeden önce davalı şirkete emekli olduğuna dair resmi bir evrak ibraz etmediğini, davacının tüm izinlerini kullandığını ve bakiye izin ücreti alacağının olmadığını, davacı tarafın iş sözleşmesindeki maddeleri tamamen kendi lehine yorumladığını, davacının ikramiye kazanabilmesi için taahhüt ettiği performansa ve işi geliştirmesine bağlı olduğunu, davacının mutabık kalındığı üzere somut olarak kendi maharet ve birikimlerini ortaya koymayı taahhüt ettiğini, davacının bu taahhütlerini yerine getirmediği gibi aynı iş kolunda kendi şirketini kurup davalının müşterileriyle çalışmaya başladığını ve kendine menfaat sağladığını, davacının yönetimi döneminde şirketin kar etmediğini, zarardan kurtulamadığını, davacının iş akdini tek taraflı olarak feshettiğini, ihbar öneline uymadığını, 8 haftalık ihbar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının davalı ile 24.01.2008 tarihli sözleşme imzaladığını, bu sözleşmenin 10. maddesi uyarınca tek yanlı olarak istifa etmesi durumunda iki yıllık ücreti kadar tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davacının davalıya haber vermeden 22.08.2011 tarihinde NT Isıtma ve Soğutma ... adı altında bir firma kurduğunu ve davalı şirket ile aynı iş kolunda ısıtma ve soğutma cihazlarının alım satımı ticaretine başladığını, bu işleri çalıştığı şirkete haber vermeden gizli yaptığını, davacının bu bakımdan sözleşmede zikredilen 2 yıllık maaş tutarındaki tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu iddia ederek asıl davanın reddini, karşı davasında ise, ihbar tazminatı ve sözleşmesel tazminat alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemenin, asıl davanın ve karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce özetle ve sonuç olarak; “Dava, davacı işçinin imzaladığı iş sözleşmesinde “rekabet yasağı taahhüdü” ile işten ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl süreyle rekabet etmemeyi taahhüt etmesine karşın; akdin sona ermesinden sonra aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışması, müşteri ve işçi ayartması ve bu şekilde rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasına dayanmaktadır. Davaya dayanak alınan taahhüdün işçi ile işveren arasında düzenlenmiş olması, bu taahhüt nedeniyle çıkan uyuşmazlığın iş hukuku kapsamında kaldığını kabule yeterli değildir. Zira, bu taahhüt iş akdinin sona ermesi halinde yapılmaması gereken bir hususa ilişkin olmakla, iş hukukunun düzenleme alanı dışında kalmaktadır. Gerek davacı işçinin açıklanan taahhüdünün kapsamı, gerek davacının iş akdinin feshinden sonra, başka bir işyerinde çalışmaya başladığı iddiası ve gerekse de davalının istemi ile davanın açıklanan özelliğine göre; davacının rekabet yasağını ihlal eden davranışının açık biçimde iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğu; bu davranışın, hizmet akdinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. ve 447. maddeleri (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348.maddesi) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4/1-c. (mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3.) maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığında duraksama bulunmamaktadır. (HGK 27.2.1013 gün ve 2012/9-854 E. 2013/292 K.) Mutlak ticari davaların görülme yeri ise, açık biçimde ticaret mahkemeleridir. Somut uyuşmazlıkta, davalı-karşı davacı karşı dava ile, davacı-karşı davalının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan rekabet etmeme yasağına aykırı davranması nedeniyle cezai şart tazminatı talep etmiştir. Bu istemle ilgili, HGK'nun 27.2.2013 gün ve 2012/9-854 Esas 2013/292 Karar sayılı kararı gereğince. Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan, mahkemece tefrik kararı verilerek, mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görevine giren davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak rekabet yasağına bağlı cezai şart istemi bu davadan tefrik edilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir D) Temyiz: Kararı, davalı-karşı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı-karşı davacı şirketin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir 2-Mahkemece HMK’nun 297/2. maddesi uyarınca tüm talepler hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bozmadan önceki kararda, karşı dava hakkında da karar verildiği halde, bozmadan sonra karşı dava hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.